Celasun, Zoya ile yaptığı konuşmanın ardından hemen Hera ve Ares’in bulunduğu gizli karargaha doğru hızla ilerledi. İçeride, Hera ve Ares strateji hakkında konuşuyorlardı. Celasun içeri girer girmez konuşmaya başladı.
Celasun:Hera, Ares. Zoya bana yardım etmeyi teklif etti. Mustafa’nın planları hakkında bilgi sızdırmayı kabul etti. Bu savaşta bize casusluk yapacak."
Ares bir an duraksadı, gözlerinde bir endişe ve şüphe belirdi. Ardından ciddi bir şekilde Hera’ya döndü.
Ares:O kıza güvenebilir miyiz, Hera?
Hera:Evet, baba. Zoya, Celasun için bu riski göze alır. Ona güvenebilirsin.
Celasun, Hera'nın desteğinden memnun, biraz daha ileriye adım attı.
Celasun:Zoya’nın temiz bir kalbi var. Onun bize yardım edeceğine eminim. Bu savaşın kaderini değiştirebilir.
Ares, kısa bir sessizlikten sonra Sandu’ya döndü ve kararını verdi.
Ares:Sandu, o kızın tüm bilgilerini al. Ona yeni bir kimlik ve pasaport hazırlayın. Bu olaydan sonra burada güvende olamaz. İşler yatışana kadar yurt dışına gitmesi daha mantıklı."
Celasun:Haklısın . Onu korumak zorundayız.
Sandu, Ares’in talimatlarını başıyla onayladı ve hızla odadan çıkarak hazırlıklara başladı. Ancak, odada sessizlik çökerken, herkesin unuttuğu bir şey vardı...
**Ceycey’in Günlüğü Okuması**
Ceycey, savaş yaralarından dolayı odasına çekilmiş, bir süre dinlenmek zorunda kalmıştı. Ancak aklı sürekli Melis Demiroğlu’nun evinden getirdikleri küçük defterdeydi. Elini yavaşça günlüğe uzattı ve ilk sayfayı çevirdi. Yazılar Melis’in zarif el yazısıyla yazılmıştı.
Melis’in Günlüğü:
Bu defterde yazdıklarım, yalnızca benim için bir sır olarak kalacak. Sandu ile tanıştığım gün, hayatımın değiştiği gündü. Onu ilk gördüğümde, kalbimde bir sıcaklık hissettim, bu duygu zamanla sevgiye dönüştü. Sandu, bana karşı her zaman nazik ve sevgi doluydu. Ancak bizim ilişkimiz gizli kalmak zorundaydı. O dönemde ailemin baskıları, Demiroğlu ailesiyle evlenmem gerektiğini söyleyen herkes... Bu aşkın gizli kalmasını gerektirdi.
Ceycey, sayfaları çevirdikçe Melis ve Sandu arasındaki tutkulu ama yasak aşkı hissetmeye başladı. Melis, Sandu’nun ona verdiği her küçük hatırayı, her sözü büyük bir dikkatle yazmıştı.
Melis’in Günlüğü:
"Aşkımızın yoğunlaştığı, hayatımın en güzel günlerini geçirdiğimiz o zamanlar... Ama kader bize güldü mü yoksa bizi cezalandırdı mı, hâlâ bilemiyorum. Sandu ile son kez birlikte olduğumuz o geceyi, asla unutamayacağım. Onun sıcaklığı, kokusu... Fakat ertesi gün, kaderin bizi ayırdığını biliyorduk. Ailemin Demiroğlu ailesiyle yapacağı evlilik anlaşması, her şeyi mahvetti. Sandu ile yollarımızı ayırmak zorunda kaldık. Mecburi bir ayrılık... Bir daha birbirimizi asla göremeyeceğimizi bilerek, onu son kez öptüm."
Ceycey, bu satırları okurken gözleri dolmuştu. Ancak, bir sonraki sayfaya geçtiğinde yazılanlar onu tamamen sersemletti.
Melis’in Günlüğü:
"Evlendiğimde, Tanrım, bu sırrı nasıl saklayacağımı bilemiyordum. Hekta, bana karşı her zaman şüphe doluydu. Ama ona en büyük sırrımı asla söyleyemedim. Evlendiğim gece, Sandu ile son kez birlikte olduk. O gece, aşkımızın son tohumu Reha oldu. Reha, Sandu’nun oğluydu ama bunu kimse bilmiyor. Reha, Hekta Demiroğlu olarak doğdu ve büyüdü. Bu sırrı sadece ben biliyorum ve bu deftere yazıyorum."
Ceycey, günlüğü elinden düşürecek gibi oldu. Gözlerine inanamıyordu. Reha, aslında Sandu’nun oğluydu! Bu gerçeği öğrenmek, onun için şok ediciydi. Ancak Melis’in sırrı burada bitmiyordu.
Sayfaları hızlıca çevirdi, daha fazla ne bulacağını merak ederek. Ve sonra...
Melis’in Günlüğü:
"O gece, her şey cehennem gibi yanarken, Hekta odama kucağında bir bebekle geldi. Tanrım, daha 2 aylık oğlumu ona açıklayamazken, bu kız bebeği nereden çıkmıştı? O gece öğrendiklerim beni yerle bir etti. Bu bebek, Hekta’nın takıntılı bir sevdayla bağlı olduğu Zeyna Kurtoğlu’nun bebeğiydi. Yangından sadece onu kurtarabilmişlerdi."
Ceycey’nin elleri titremeye başladı. Melis’in günlüğünde yazanlar, sadece Reha’nın gerçeğini değil, aynı zamanda bu gizemli bebeğin kimliğini de ortaya çıkarıyordu. Bu sır, Demiroğlu ailesinin derinlerdeki karanlık gerçeklerini açığa çıkarmaya başlıyordu.
Ceycey (kendi kendine):Bu... Bu imkansız. Reha, Sandu’nun oğlu... Ve bu kız bebek... Zeyna Kurtoğlu’nun kızı yani ,yani Hera'nın ikizi.. Bu sırrı saklayamayız.
Derin bir üzüntü ve şaşkınlıkla Ceycey, yatağından hızla kalktı. Bu gerçekleri Hera ve Ares’e bildirmek zorundaydı. Bu bilgiler, savaşın seyrini tamamen değiştirebilirdi. Kalbi hızla çarparken, odadan çıkmaya hazırlandı. Ancak, bu sırların açığa çıkması, hem kendisi hem de tüm aileler için büyük bir yıkım olabilirdi..
Ceycey salona adım atar atmaz, karşısında bekleyen grubun dikkatini çekti. Ancak ne söyleyeceğini düşündükçe içinde bir korku büyümeye başladı. Bildiklerini açıklamak istemediğine karar verdi; bu bilgilerin yaratacağı kaosun önüne geçemezdi. Bu yüzden, konuyu değiştirmeye karar verdi.
Ceycey:Aslında... Size katılmak istiyorum. Savaşa... Biliyorum, bu belki de beklenmedik bir istek ama sizinle birlikte mücadele etmek istiyorum."
Grup şaşkınlıkla birbirine baktı. Ceycey'nin bu ani talebi, onların da kafasını karıştırmıştı.
Bu sırada, Zoya evine döndüğünde, babası Hekta onu salonda bekliyordu. Hekta’nın yüzünde bir zafer ifadesi vardı, ama Zoya'nın yüzündeki mutluluğu görünce daha da keyiflendi.
Hekta:Dediklerimi yaptın mı kızım?
Zoyababasının sorusuna güvenle cevap verdi, sesi titremeden ve kararlı bir şekilde
Zoya:Evet baba, bana inandı.
Hektagururla gülümsedi, planının kusursuz işlemiş olmasından memnundu.
Hekta:Başaracağından emindim kızım. Celasun, seni ona atmamın sadece bir oyun olduğunu asla anlayamadı. Her şey tam da planladığımız gibi ilerliyor.
Zoya babasının bu zafer dolu sözleri karşısında içindeki heyecanı gizleyemedi.
Zoya:Ona mazlum ve ezik kız rolü oynamak o kadar da zor olmadı. Celasun’u Herada’dan uzaklaştırarak senin eline güçlü bir koz vermiş oldum. Onunla oyun oynarken çok zevk aldım.
Hekta derin bir nefes aldı, gözleri Zoya'nın üzerine dikildi. Şimdi, asıl büyük planı için gerekli olan son adımı atma zamanı gelmişti.
Hekta:Yarın, tüm liderler ve varisler büyük bir toplantı yapacağız. Senin de orada olmanı istiyorum.
Zoya'nın gözleri büyüdü, şaşkınlıkla babasına baktı.
Zoya:Ama baba, senin varisin Reha abim..."
Hekta kızının sözünü keserek devam etti:
Hekta:Evet, Reha varis. Ama artık senin de sorumluluk almanı istiyorum. Bazı işler senin eline geçmeli kızım. Artık zamanın geldi.
Zoya duydukları karşısında adeta dondu kaldı. Babasının ona duyduğu güven ve verdiği bu onur, kalbinde büyük bir coşkuya sebep oldu. Zoya, çocukluğundan beri babasına yardımcı olmuştu, ama şimdi babasının gözünde gerçek bir müttefik haline gelmişti. Kendi kanından olan Reha'ya karşı babasının yanında durma fikri, Zoya'ya inanılmaz bir güç verdi.
Ertesi gün, Hektave Zoya, büyük salona girdiklerinde herkesin gözleri onların üzerindeydi. Zoya, her zamankinden daha kararlı ve güçlü görünüyordu. Hekta, kızının omzuna hafifçe dokunarak ona cesaret verdi.
Hekta:Bugün burada, bu odada, tüm dengeleri değiştirecek bir karar vereceğiz. Zoya, ailemizin gücünün en büyük kanıtı olarak, kendi kardeşi Reha'ya karşı bizimle birlikte mücadele edecek. Bizim olanı alacağız ve ailemizi zirveye çıkaracağız.
Salondaki herkes, Zoya'nın babasının yanında durmasını hayretle izliyordu. Zoya, Reha’ya ihanet etmeyi göze almış, Hekta'nın en büyük planının bir parçası olmuştu.Çünkü Reha ,Aresin kkzı Hera'ya aşıktı ve zaafı vardı ..küçük bir hata sonucu savaşı kazanmalarını engellemek için Hekta en güçlü kozu ,,Kızını" ortaya koymuştu ve bundan Reha'nın haberi bile yoktu..
Bu an, Zoya’nın kendi geçmişine ve düşmanlarına karşı duyduğu öfkenin, sonunda onu bir ihanet yoluna sürüklediği andı. Artık geri dönüş yoktu; babasının güvenini kazanmış, onun gözüne girebilmişti. Zoya, ailesinin geleceğini şekillendirecek kişi olacaktı.