Marcus gittikten sonra kendini toparlayan Rose duşunu aldıktan sonra üstünü değiştirerek aşağıya indi. Kafasında bin bir tane soru dönerken "Elena" diye seslendi. Elena üst kattan koşarak inip "buyurun efendim" diyerek karşısında durduğunda "bana Mark'ı çağır" diyen Rose düşünceler arasında boğuluyordu. "Tabi efendim" diyen Elena arkasını dönüp Mark'ı bulmak için salondan çıktığında Rose öfkeli adımlarla salonun içinde dolanmaya başladı. Marcus'un bu kadar inatçı olacağını tahmin etmemişti. Evet, kolay bir şekilde ondan kurtulacağını da düşünmemişti ama bu kadarını hayal etmemişti. Biraz kavga ederler sonra onu artık nişanı sürdürmenin saçma olduğuna ikna ederim diye düşünmüştü. Marcus'un hala saplantılı bir şekilde onu elinde tutma çabasında olduğunu hesaba katmamıştı. Mark "beni istem

