Rose kiliseden içeri girdiğinde iki taraftaki sıralar insanlarla doluydu. Yer bulamayanlar ise ayakta duruyordu. Bernard en önde rahibin yanda durmuş taziyeleri kabul ediyordu. Rose gözlerini onların arkasındaki tabuta çevirdi. İnanılması mümkün değildi ama Marcus o tabutun içinde yatıyordu. Sıraların arasındaki koridor boyunca ilerlerken etraftaki insanlar fısıldamaya başladı. Herkes Marcus'un hayatını nasıl kaybettiğini biliyordu. Kolunda hissettiği rahatlatıcı dokunuşla kafasını çevirip Steven'a baktı. Gözleri buluştuğunda biraz daha iyi hissediyordu. İnsanların fısıltıları Bernard'ın dikkatini kapıya yönlendirirken yaklaşan Rose'u görmüştü. Rose, Bernard ile göz göze geldiğinde herhangi bir nefret izi bekledi ama yoktu. Bernard'ın karşısına geçtiğinde onun iki günde on yıl yaşlanmış

