Buğra salon da dertli tavuk gibi düşünmeye başlamıştı. Köşeye sıkıştığnı biliyordu. Buğra’nın içinde hamsiler bile horon ediyordu. Çağla’da ondan farksızdı, içeriden çantasından nikah cüzdanını alıp “vermezseniz vermeyin o benim tapulu kocam” dememek için zorlanıyordu. Irmak Vural’a dönüp “Vuraaal! Rahat dur” diye uyardı. Vural aldığı emirle sus pus oldu. Çünkü ne kadar rütbeli de olsa, karısı onun hep bir adım önündeydi. Buğra’nın annesi daha fazla dayanamayıp, yanında ki kocasına rağmen Vural’a dönüp; “Ula benim hamsi kafali zaten heyecanlı, üstüne gitmeyin da yeter” diyip ortamı bir nebze de olsa yumuşattı. Ayten Hanım, Çağla ve Tuğçe’yi de alıp mutfağa geçti. İsteme kahvesinin sırası gelmişti. Çağla’nın heyecandan kalbi yerinden çıkacaktı. Elleri titriyordu. “Sen nası

