Robert hissizleşmişti. Sanki midesine bir boks maçında sert bir yumruk yemiş, sanki biri canlı canlı göğsünü bir keskiyle yarıp geçmişti. Joanne’nin baygın yüzüne bakarken kararmış gözlerine yüklenen tek duygu öfkeydi. O adi adamı karısının üzerine debelenirken görmek, hele Joanne’nin çığlıklarını duymak o güne değin hiç olmadığı kadar öfkelendirmişti onu. Bir insanın nasıl olur da başkasını öldürecek seviyeye gelebileceğini az önce bizzat tecrübe etmişti. Ve eğer karısı yetişmeseydi o hantal cansız beden şu an bu odanın ortasında yatıyor olurdu. Kızın tüy gibi hafif bedenini yatağa bırakırken Joanne’nin acı çeker gibi bükülmüş kaşları genç adamın içini ezip geçti. Dokunmaya bile kıyamıyormuş gibi kızın göz kapaklarını ve şakaklarını okşadı. “Jo, sevgilim lütfen uyan” diye fısıldadı nefe

