Aynanın karşısında hem son hazırlıklarımı tamamlıyor hem de dün akşamdan şu saate kadar olanları düşünüyordum.
Dün akşam Ali Cesur’dan gelen mesajı okuduktan sonra ne halt ettiğini sormak için defalarca aramıştım ama asla telefonlarımı cevaplamamış ve geri dönmemişti. Tamam, benimde isteğim buydu tabii ki ama bu yaptığı işleri tamamen karıştırmıştı. Benim isteğim sadece bir yemekti sonrası zaten belliydi ama şuan da dünden beri gündemden düşmüyorduk üstüne tüm akrabalarımız babamı arayarak tebrik ediyor benim ne kadar doğru bir eş adayı bulduğumdan falan bahsediyorlardı. Yani işler biranda çok fena ciddileşmişti ve bu da demek oluyordu ki bu işten artık o kadar kolay sıyrılamayacaktım.
Aklımı kurcalayan bir diğer soru da önce teklifimi kabul etmeyip şimdi neden kabul etmişti. Üstelik bu kadar yaygara yapacak bir açıklama yapmasına gerek bile yoktu ben sadece aksi bir açıklama yapmayalım öyle kalsın demiştim eminim ki oda bu açıklamanın işleri ciddileştireceğinin farkındaydı. Peki, neden böyle bir şey yapmıştı?
Madem böyle olacaktı beni ne diye yerden yere vurmuştu. Odasında olanlar aklıma geldikçe delirecek gibi oluyordum, beni küçümser bakışları kurduğu ‘’ Siz bana ne verebilirsiniz ki ‘’ cümlesi aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Bende Helinsem, madem yola geldiniz Ali Cesur bey o cümlelerin hesabını sormadan burnundan getirmeden rahat etmek yoktu bana.
Üzerimde siyah renk tek omuzu düşük göğüs kısmı salaş etek kısmı kruvaze bağlamalı dar mini siyah bir elbise ayaklarımda ise ten rengi tek bantlı sivri topuklu ayakkabılarım vardı. Saçlarımı da dalgalandırıp hafif bir makyaj yapmış ve her zamanki kırmızı rujumu sürmüştüm.
Mini elbise ve ayakkabılarımın ten rengi olmasıyla bacaklarım olduğundan da uzun görünüyordu. Fit bir vücudum vardı ama öyle sosyetik kızlar gibi onu bunu yemem demezdim yemek benim için ayrı bir zevkti açlığa asla tahammülüm yoktu ben fit olmamı spora borçlu olanlardandım.
Görüntümden oldukça memnun bir şekilde çantamın içine gerekli eşyaları koydum ve soğuk olma ihtimaline karşı siyah renk blazer ceketimi omuzlarıma atıp çıkmak üzere aşağıya salona geçtim. Annem, babam ve Hazel yemek masasında sohbet ederek yemek yiyorlardı.
‘’İyi akşamlar hepinize ben çıkıyorum çok geç kalmam’’ dedim babama hitaben
‘’ Maşallah nasıl da güzelsin prenses kızım benim ‘’ dedi annem gözleri parlayarak.
‘’ Çirkin şansı da vermediyse bu Ali Cesur ablama nasıl baktı acaba ‘’ bak bak laflara bak. Gel abla saçımı başımı yol diyor resmen. Yaşımdan beklenmeyecek şekilde Hazel’e dil çıkardım ve annemle babama cici kız gülümsemesi yaparak arkamı dönüp çıkışa doğru yürümeye hazırlanıyordum ki babamın seslenmesi ile arkamı döndüm.
‘’ Ali Cesur’a selamlarımızı ve yaptığı açıklama için teşekkür ettiğimizi ilet en kısa zamanda yemeğe beklediğimizi de söylemeyi unutma kızım ‘’ ah birde şu açıklama sonrası babamın gözünde Ali Cesur tam evlenilecek damat adayı konumuna gelmişti. Neymiş de tam bir delikanlı gibi davranmış görüştüğü kadının arkasında durup onu millete malzeme etmemiş. Ah babacım ah sen birde onun bana dediklerini bilseydin.
‘’ Tamam, babacım ‘’ dedim ve çıktım.
Arabama binip Ali Cesur’un öğleden sonra konum bilgilerini gönderdiği restorana doğru yola çıktım.
Yarım saat kadar bir süre sonra restorana geldim ve yan koltuğa koyduğum ceketi omuzlarıma attım ve çantamı da alarak araçtan indim. Arabamın anahtarını valeye uzatana kadar oldukça iri yarı bir adam yanıma geldi.
‘’ Merhaba Helin Hanım ben Alaz, Cesur Bey’in sağ kolu ve yakın korumasıyım anahtarı verin lütfen aracınızı bizim çocuklar park etsin ‘’ dedi ve anahtarı elimden alarak yanındaki çocuğa uzatıp ‘’ Buyurun Cesur Bey’in yanına kadar ben eşlik edeceğim size ‘’ dedi ve gösterdiği yönden ilerleme başladık. Yalnız adım attığım her yerde koruma vardı ve ben geçtikçe sanki özellikle bana bakmaya çekinir gibi hepsi yüzünü aşağıya indiriyordu. Allah aşkına bu adam tamam iş adamı olabilirdi ama bu kadar korumaya gerek var mıydı?
Sonunda lobi kısmını geçip restoranın içine girmiştik, benim içeri girmemle Alaz hariç tüm korumalar arkasını dönmüştü. Cam kenarında bir masada oturan Ali Cesur’la göz göze geldik ve yine o lanet olasıca kalp çarpıntım anında başladı. Neydi beni etkileyen bu adamda; yakışıklı olması desem onun kadar olmasa da bir sürü yakışıklı adam tanımıştım, zengin olması desem bok gibi para bende de vardı, ciddi duruşu desem ben hoşlanmazdım ki öyle tiplerden ben eğlenceli ortamlar severdim gülen insanlar severdim neydi peki neydi.
Gözlerimizin temasını kesmeden yavaş ama kendinden emin bir şekilde masaya doğru yürümeye başladım. Ali Cesur da ayağa kalkarak benim oturacağım sandalyeyi çekti ve bende hafif bir baş selamı ile sandalyeye doğru yöneldim. Kokusu yine her tarafımı sarmıştı. Hafif sigara karışımlı sert odunsu ama etkileyici bir kokusu vardı ve bende gözlerimi kapatıp kokusunu içime çekme istediği uyandırıyordu.
Oturmama yardımcı olmak adına sandalyeyi öne doğru biraz ilerlettiğinde saçlarımda belli belirsiz nefesini hisseder gibi oldum. Yine kızarmak üzereydim adam resmen beni öyle bir etkiliyordu ki bu işin sonunda üzerine atlamam an meselesiydi.
Benim yerime yerleşmem ile oda hızlıca kendi yerine geçti. Omzumdaki ceketi çıkartarak sandalyenin arkasına astım ve boğazımı temizleyip hafif alaycı bir tavır takındım yüzüme.
‘’ Mekân kapatmak bizim için biraz fazla romantik olmuş sanki ‘’ dedim imalı bir gülüşle.
‘’ Romantiklik olsun diye değil Helin konuşacaklarımızı kimse duysun istemediğim için ‘’ şimdi alaycı surat ifadesi ve piç gülüş onun yüzündeydi. Bazen gerçekten de düşünmeden konuşuyordum ve karşımdaki adam öyle tanıdığım adamlara pek benzemiyordu. Durmadan onun tarafından rencide ediliyordum o yüzden beş kez düşünüp bir kez konuşmam lazımdı. İyi de bu adam yanında benim beyin fonksiyonları tek bir yere çalışıyordu.
‘’ Haklısınız, dün yaptığınız ‘muhteşem’ açıklama sayesinde tüm gözleri üzerimize çektiniz. Allah aşkına ben sizden böyle bir şey istemedim ki sadece yalanlamayın olduğu gibi kalsın dedim. Böyle bir şova gerek var mıydı? Ayrıca ne oldu da birden teklifi kabul etmeye karar verdiniz Ali Cesur Bey ‘’ dedim tek kaşımı kaldırıp peş peşe sıralamaya başlayarak.
‘’ Öncelikle Ali ismini kullanmıyorum sadece Cesur de lütfen ayrıca siz biz olayını da artık geçtik bence hangi çift birbiriyle böyle konuşur’’ yok valla ben aldım başıma belayı. Şu tavırlara bak tavırlara ben ne diyorum adam hala gayet rahat Cesur de bana diyor ayrıca Ali ismi daha güzeldi bence hıh.
‘’ İşlerin ciddiyetinin biraz farkına varır mısın lütfen, sence burada şuan önemli olan senli benli konuşmak mı? Tekrar soruyorum neden böyle bir şey yaptın ‘’ sesim iyice sert çıkmaya başlamıştı çünkü ciddi anlamda germişti beni umursamazlığı.
‘’ Biraz düşününce kabul etmeye karar verdim. Ayrıca ben yararıma olmayacağını düşündüğüm hiçbir işe bulaşmam benim de çıkarlarım var tabi bu işten ‘’ dedi ardından biraz arkasında duran Alaz’a seslendi yemek servisine başlamaları için.
‘’ Demek biraz düşününce kabul ettin ‘’ sinirle kafamı aşağı yukarı sallamaya başladım.
‘‘ Ya ben babama gerçekleri anlatsaydım peki o zaman ne olacaktı bunu da düşünebildin mi ‘‘ ?
‘’ Anlatmayacağına emindim en azından dün akşam için ‘’ çarpık bir gülümseme eşliğinde arkasına yaslandı. Tam çemkirmeye başlayacakken kaşlarıyla servis yapan personelleri gösterip beni susturdu. Çorba servisinden sonra çekilen personelin ardından
‘’ Madem her şeyi çok biliyorsun ya bizi bu işten en kısa sürede en az zararla nasıl kurtaracağının planını da yapmışsındır o zaman ‘’ dedim iğneleyici bakışlarla.
‘’ Şöyle ki öyle bir plan yok çünkü bir süre bu iş devam edecek ‘’ elimdeki çorba kaşığı gürültüyle çorba kâsesinin içine düştü.
‘‘ Pardon da sen ne dediğinin farkında mısın? Ben geldim sana durumu anlattım ve sen benim teklifimi reddederek kovdun üstüne üstlük benimle alay ettin. Ardından kendini bir muhabir ordusunun önüne atıp şovlar içinde sevgili olduğumuzu dünya âleme duyurdun. -Ki benim istediğim asla böyle bir şey değildi- Şimdi de gelmiş bana bir süre sevgili taklidi yapacağımızı söylüyorsun. Ha daha karşılığında ne istediğini söylemedin bile ‘’ artık sınırımın sonuna gelmiştim. Hayatımın kontrolü resmen elimden gidiyor gibi hissediyorum.
‘’ Bak Helin söylediklerinin bir kısmında haklısın sana kaba davrandım kusura bakma lütfen. Ama söylediklerin ilk başta çok saçma geliyordu hala da saçma olan olaylar. Ama sonuçta bu olaylar oldu sen bir yalan söyledin ve bana geldin benden yardım istedin bende sana senin istediğin şekilde olmasa da yardım ediyorum işte çünkü bu durum benim işime de yarayacak. ‘’ tamam, biraz hak veriyordum babama yalan söyleyip işleri bu duruma getiren bendim. Ama işler biranda o kadar ciddileşip kontrolüm dışına çıkmıştı ki ister istemez bende hırçınlaşıyordum.
Birkaç dakika bir cevap vermeden sakinleşmeye çalıştım o ara diğer yemekler servis edildi ardından beyaz şarap doldurdu kadehlerimize Ali Cesur. Şaraptan bir yudum aldım. Daha fazla sorgulamaya suçlamalara gerek yoktu bu işe girmiştik bir kere.
‘’ Peki, birincisi bu durum senin ne işine yarayacak ikincisi benden karşılığında ne isteyeceksin.’’
‘’ Eroğlu şirketler grubu olarak Avrupa ve Amerika’da çok sayıda şirketlerimiz, güçlü bağlantılarımız var. Şimdi işleri bir üst seviyeye çıkararak Asya pazarına da gireceğiz ve oradaki önde gelen şirketlerle bağlantılarımızı kurduk sadece imza ve birkaç formalite iş kaldı. Asyalılar belki bilirsin aile yaşantısına geleneklerine çok bağlı bir millet ve tam bu son aşamada benim bu haberlerle gündemde olmam hoş olmadı. Tabi ki tersi bir açıklama yaparak durumu bir şekilde toparlayabilirdim ama bu bizim imajımızı zedelerdi ve bende böyle bir şeyi pek istemiyorum açıkçası ‘’ şarabından bir yudum alarak arkasına yaslandı. Ardından sağ başparmağını dudaklarında gezdirerek
‘’ Senden ne isteyeceğime gelecek olursak ‘’dedi ve bekledi. Nefesimi kesiyordu yine aklım olmadık düşüncelere gidiyordu. Aramızda onun ofisine gittiğim ilk an hissettiğim çekim devreye girmiş mantığım devre dışı kalmıştı. Mesela şuan o işaret parmağının yerinde benim dudaklarım gezinse nasıl olurdu nasıl hissederdim. Ya da o parmağı benim dudaklarımda gezinse ardından ağzımın içine doğru itse ve bende dilimle okşasam o nasıl hissederdi. Edepsiz düşünceler içinde kasıklarım sızladı sanki bir alev topu midemden aşağıya yakarak kasımlarıma inmiş ve beni kıvrandırmaya başlamıştı. İşte yine yanaklarım kızarıyordu ve derin bir nefes vererek kuruyan dudaklarımı dilimle ıslatmaktan kendimi alamadım. Karşılığında ise Ali Cesur kaşlarını çatmış ve gözleri dudaklarımda sesli bir şekilde yutkunmuştu. Bir insanın adem elması bile seksi olur muydu yarabbi sen aklımı koru bu adam benim sonum olacak gibi hissediyordum..