2.BÖLÜM

1896 Kelimeler
Kırmızı Range Rover’ımı uygun bir yer bulup yavaşça park ettim ve çıkmadan aynadan son kez yüzümü kontrol ederek kırmızı rujumu tazeleyip indim.Danışmaya ulaştığımda kendimi tanıttım ve Ali Cesur Eroğlu ile görüşmem olduğu söyledim.Karşımdaki kadın imalı bir gülümseme ile bir yere telefon etti ve karşıdan gelen onay ile bana asansörlerin olduğu tarafı göstererek: ‘’ Bu taraftan ilerleyin Cesur beyin odası 36. Katta girişte Zeynep Hanım size yardımcı olacaktır ‘’ dedi bende teşekkür ederek üzerimdeki gözlerin ağırlığı ile ilerledim ve asansöre bindim. Asansördeki aynadan kendimi şöyle bir boydan süzdüm. Üzerimde vücudumu saran siyah kumaş pantolonum içimde dantellerden oluşan beyaz bir büstiyer ve pantolonun takımı olan ceketim vardı. Açık karamel rengi saçlarımı dalgalandırıp açık bırakmış ve mavi gözlerimi öne çıkaran hafif bir makyaj yapmıştım bugün ve bence gayet iyi görünüyordum. Konuşmayı nasıl başlatsaydım acaba ve nasıl bir profil çizmeliydim. Tek çaremin bu olduğunu hissettirmeli miydim yoksa umursamaz mı takılmalıydım. Düşünceler içinde boğulurken kata geldiğimizi belirten ses ile olduğum yerde dikleştim ve kapının açılması ile yürümeye başladım. Direk karşıda büyük bir masa vardı ve gözlüklü orta yaşlarda bir kadın oturuyordu. Danışmadaki kızın bahsettiği Zeynep bu kadındı yüksek ihtimalle. Topuklu ayakkabılarımın zeminde çıkardığı ses ile kadın ilgiyle baktığı bilgisayardan bakışlarını bana çevirdi ve anında ayağa kalktı. ‘’ Helin Aldinç efendim değil mi ‘’ dedi saygılı bir tonlama ile; ‘’ Evet Ali Cesur Bey ile görüşmem vardı saat 3’de ‘’ masanın arkasından çıkıp yanıma ulaştı ve hafifçe kolunu kaldırarak ‘’ Buyurun efendim bu taraftan Cesur Bey’de sizi bekliyordu’’ dedi ve büyükçe bir kapıya doğru yürüdük. Kapıyı çaldı ve içeriden güçlü ve tok bir ‘ Gel’ komutuyla kapıyı benim geçmem için açtı. Kapıdan içeri girdiğim anda etrafımı saran koku ile biran başım dönecek gibi oldu ama kendimi toparladım ve kendinden emin bir duruşla kafamı kaldırıp tam karşıya baktım. Tam o sırada karşımdaki adam da gözünden gözlüklerini çıkarıp bana baktı ve gözlerimiz buluştu. Gözlerimiz kesiştiği anda bir an nefes alamayacak gibi hissettim. Karşımdaki adama yakışıklı demek yeterli ve doğru bir kelime olamazdı asla. Düzgün taranmış koyu saçları beni yakacak gibi bakan ela gözleri dolgun etli dudakları ve kemikli yüz hatlarıyla resmen aklımı başımdan almıştı. Gözlerimi adamın gözlerinden çekemediğim yetmediği gibi bakışlarım ara ara dudaklarına kayıyordu ve Allah kahretsin ki deli gibi o dudakların tadına bakmak delicesine öpmek dudaklarım onun dudakları ile ezilsin hırpalansın istiyordum. Aklımdan geçen ıslak ve oldukça edepsiz düşüncelerle yanaklarımın ısındığını hissettim yoksa birde kızarıyor muydum ben. Hayatımda bir kere bile kızarmayan ben şimdi şuan sadece aklımdan geçen birkaç düşünce ile mi bu hale gelmiştim yani, üstelik hafiften de ıslanmıştım sanki kendine gel Helin kendine gel ! Ben saçma sapan duygular içinde kendimi kaybetmişken karşımdaki adam koltuğundan kalktı ve ciddi bir yüz ifadesi ile bana doğru yöneldi. Allahım ayağa kalkmasa daha mı iyiydi sanki birde ben kendime uzun derdim 1.72 boyumla ben uzunsam bu adam neydi yarabbi. Öyle sıska bir uzunluk da değildi gayet best modellere taş çıkaracak kaslı kuslu heybetli bir vücudu vardı. Göz temasımızı kesmeden bir iki adımla yanıma ulaştı odaya girdiğim anda başımı döndüren koku daha yakınıma geldi ve istemsizce derin bir nefes aldım. Başım büyük beladaydı ömrü hayatımda şöyle bir durum içine düşmemiştim ağzımı açıp tek kelime edecek gücü bulamıyordum kendimde. Ben hala yaşadığım duygu yoğunluğu içinde karşımdaki elalara bakarken Ali Cesur hafifçe kaşlarını çattı. ‘’ Helin hanım iyi misiniz ‘’ dedi ve bekledi. Benden bir cevap alamayınca elini hafifçe koluma dokundurmasıyla hafifçe irkilip kendime geldim. Gözlerimi kapadım kafamı sağa sola salladım kendime gelmek istercesine. Ardından derin bir nefes aldım ve gözlerimi ona doğru çevirdim. ‘’Çok pardon ben biran yani biraz başım döndü biran kafamı toparlayamadım ara ara oluyor bana böyle kusura bakmayın lütfen ‘’ elimi uzattım hemen sonrasında ve baştan alalım dercesine ‘’ Helin Aldinç ‘’ diye ekledim oda oyunuma devam ederek ‘’ Cesur Eroğlu ‘’ dedi ardından elini çekerek masanın karşısındaki koltukları gösterdi; ‘’ Şöyle buyurun lütfen ne ikram edeyim size ‘’ dedi göz temasımızı tekrar kurarak. ‘’ Teşekkürler ama bir şey almasam daha iyi ‘’ kafasını sallayıp arkasını döndü ve tekrar ofis koltuğuna geçti. ‘’ Açıkçası çok vaktim yok normalde bugün için ama magazine düşen haber sonrası sizden gelen görüşme talebini de geri çevirmek istemedim ‘’ yakışıklı olduğu kadar da kibar maşallah. ‘’ Evet, maalesef benim için çok kötü oldu bu haber hem defileme gölge düşürdü bu olay hem de aile içi bazı sıkıntılara sebep oldu. Aslında bende…’’ devam edemeden sözümü kesti hızlıca. ‘’ Ben gerekli her türlü talimatı verdim merak etmeyin akşama doğru uygun bir açıklama yapılarak konuyu uygun bir şekilde kapatacağız hiç şüpheniz olmasın’’ dedi kendinden emin bir şekilde. İşte şimdi zurnanın zırt dediği yere gelmiştim konuya nasıl girecektim nasıl anlatacaktım kendimi doğru kelimeleri seçmeliydim rezil olacağım kesindi ama bari yanlış anlaşılmasaydım. Hafifçe sıkıntılı bir şekilde yerimde kıvrandım ve derin bir nefes aldım. ‘’ Bakın aslında…’’ dedim ama devamını getiremedim sıkıntıyla ellerimle saçlarımı düzelttim ve ne olacaksa olsun deyip konuşmaya başladım. ‘’ Aslında ben bu konuyla ilgili açıklama yapılmasını istemiyorum yani göründüğü gibi anlaşıldığı gibi kalsın istiyorum’’ kafası karışmış bir şekilde kaşlarını çatarak devam et dercesine bekledi. ‘’ Şöyle ki bakın size karşı açık olacağım, söyleyeceklerim çok saçma gelecek biliyorum ama inanın ki başka çarem yok olsa kendimi asla böyle bir durumun içine düşürmem ‘’ biraz bekledim ardından devam ettim; ‘’ Ben aile şirketlerimizden bağımsız bir şekilde kendi istediğim işi yapıyorum ve bu aşamaya gelebilmek benim için hiç kolay olmadı çok şey ile mücadele ettim ama sonunda bir şekilde başardım ve şimdi bunu kaybetmek üzereyim ‘’sonlara doğru sesim titredi ve gözlerimin dolmasına engel olamadım. Göz temasımızı kestim ve kendimi toparlamaya çalıştım. Kendimi biraz iyi hissettiğimde gözlerimi tekrar gözleriyle buluşturdum ve Ali Cesur sözü benden aldı; ‘’ Tam olarak bunları neden bana anlatıyorsunuz sizi anlayamıyorum ve başta da dediğim gibi çok zamanım yok o yüzden bana hızlı ve açık olmanızı rica edeceğim ‘’ ‘’ Bakın daha önce birkaç kez (tamamen yalan) magazinsel haberlerim çıktı ve ailem bu durumdan hep şikâyetçiydi. Bende onlara tekrarı olmayacağını ve böyle bir şey olursa markayı kapatıp aile şirketine geçeceğimin sözünü verdim aslında zorunda kaldım desek daha doğru olur. Ve de öyle oldu uzun bir süre işim harici gündeme gelmedim tabi dün akşama kadar ‘’ sustum ve gözlerinden düşündüğünü anlayabilmeye çalıştım ama hiçbir şey anlaşılmıyordu adam duvar gibi ifadesizdi maşallah. ‘’ Şimdi bende bu haber çıkınca babama bir yalan söyledim çünkü mecburdum gerçekten mecbur olmasam böyle bir şey yapmazdım. Markamı kapatamazdım uğruna bu kadar şey feda etmişken bunu yapamazdım anlıyorsunuz beni değil mi ‘’ dedim ve gerçekten beni anlasın istedim onun gözünde yalancı bir kadın gibi görünmek istemedim. Nedeni neydi bunun bilmiyordum ama sorgulamak istemedim. Yaslandığı koltuktan hafifçe öne doğru eğildi ve sanki ne yalan söylediğimi anlamış gibi sert bir şekilde sordu; ‘’ Ne yalanı söylediniz Helin Hanım ‘’ Allahım sen bana acı ne olursun. Gözlerimi kapattım çünkü alacağım tepkiden çok korkuyordum. Rezil olmamı hiç saymıyorum bile! ‘’ Sizinle görüştüğümüzü ve birbirimizi tanımaya çalıştığımızı kısacası birlikte olduğumuzu ‘’ tek seferde kurduğum cümle sonunda bekledim bekledim hiçbir yanıt gelmeyince yavaşça gözlerimi açtım ve elalarına odaklandım ve orada gördüğüm öfke yemin ederim oturduğum yerde dizlerimi titretti ama zalımın oğlunun bu hali bile alev ateşti. ‘’ Siz şaka mısınız Helin Hanım bu nasıl bir saçmalıktır. Söylediğiniz yalanın ne gibi sonuçları olabileceğini hiç mi düşünmediniz kaç yaşındasınız siz 10 mu ‘‘ ? Kafasını sakinleşmeye çalışırcasına bir sağa bir sola çevirdi ‘’ Her şeyi olduğu gibi anlatsaydınız ya ne diye böyle çocukça yalanlara başvurdunuz ‘’ ‘’ Bakın haklısınız ama ben her şeyi olduğu gibi anlatsam da babam asla inanmazdı ‘’ utanarak devam ettim ‘’ O an bir çözüme ihtiyacım vardı ve bana en mantıklı şey bu gibi geldi bir kere de ağzımdan çıkmış bulundu sonrasında da toparlayamadım. Dedim en kötü bir iki hafta sonra birbirimize uygun olmadığımızı fark ettik ayrıldık derim olay kapanır sorun çözülür ama babam sizi yemeğe getirmemi isteyince ‘’ ah ulan baba beni soktuğun şu durumlara bak. ‘’ Ha sizde onun üzerine ben bir gideyim bakayım Cesur benimle sevgicilik oynar mı ‘’ parmaklarıyla burun kemerini sıktı ardından saçlarının arasından geçirdi. ‘’ Yok, siz bana şakasınız değil mi? bugün önce saçma sapan magazin haberiyle uğraştığım yetmemiş gibi üstüne siz gelmişsiniz bana neler diyorsunuz ‘’ sonlara doğru sesi iyice yükseldi ben birde bu adama kibar demiştim değil mi hah halt etmişim. ‘’Pardon da haber sadece benim yüzümden çıkmış gibi beni suçlamayı keser misiniz? Keşke bıraksaydınız beni de düşseydim o zaman böyle bir sorunumuz olmazdı’’ sabır sabır da bir yere kadardı canım. ‘’ Çok haklısınız suçun büyüğü bende zaten insanlık yapalım dedik başımıza gelmeyen kalmadı. Böyle olacağını bilseydim tutmayı bırak yaklaşmazdım bile ‘’ Delirmeme son iki dakika kaldı. Ben gergince ayağımı sallamaya başlamışken devam etti; ‘’ Helin hanım bakın benim sizin gibi çocukça saçma sapan şeylerle uğraşacak vaktim yok. Ben sizin aksine koca bir şirket grubu yönetiyorum ve inanın yeterince vakit ayırdım size. Bence siz olayın doğrusunu babanıza anlatın ve bir yetişkinin yapması gerekeni yapıp sonuçlarına katlanın. ‘’ çok fazla oluyordu ama artık bu. Ah ben sana muhtaç olmayacaktım var ya neyse Helin sakin ol kızım bak son şansın bu her şey markan için. ‘’ Bakın siz beni anlamıyorsunuz. Diyorum ki size zor durumda olmasam zaten bende böyle bir şey yapacak burada bu konuşmaları yapacak bir kadın değilim ama mecburum siz bir şirket yönetiyor olabilirsiniz ama benimde bir markam bir şirketim yüzlerce çalışanım var. Biraz benim açımdan bakarsanız anlayacağınıza inanıyorum siz de şirketiniz elinizden gitmesin diye neleri göze alırdınız bir düşünsenize ‘’ ve umutla gözlerine baktım. Yerinden kalktı yavaş adımlarla benim oturduğum koltuğa doğru gelmeye başladı ardından ellerini ceblerine sokarak tüm heybetiyle tam karşımda durdu. Bende oturduğum yerde kafamı ona doğru kaldırdım ve göz temasımızı kesmedim. ‘’ Şöyle ki ben şirketimi asla bir pazarlık konusu yapmazdım o yüzden buyurun çıkış bu taraftan ‘’ dedi ellerinden birini cebinden çıkarıp kapıyı göstererek. Koltuktan çantamı alarak kalktım ve kafamı kaldırıp dibine kadar geldim neredeyse nefeslerimiz birbirine karışıyordu. Aramızdaki elektrik çok net hissedilir durumdaydı şuan, gözleri bir an dudaklarıma kayar gibi oldu ama hemen toparladı kendini. Aklınca etkilendiğini göstermemeye çalışıyordu ama bizde biliyorduk bir şeyler herhalde. Dilimle hafifçe dudaklarımı yaladım ve karşımdaki adamın adem elması anında hareketlendi. ‘’ Peki, bu teklifimin karşılığında size bir şey versem ‘’ bakışları dudaklarım ve gözlerim arasında gidip geliyordu işte şuan istediğim kıvama gelmişti kafasını karıştırmıştım. Hemen ekledim ‘’ Hem bu çok uzun sürecek bir şey de değil sadece bir yemek sonrasında veya öncesinde görüşmemize gerek bile yok Ali Cesur Bey ‘’ ben cümlemi bitirir bitirmez kaşları sertçe çatıldı ve bakışları eski soğukluğuna döndü. Ne oldu şimdi bu adama tam da kıvama getirmişken! Bir adım geriye attı ve aramıza mesafe koyarak beni aşağıdan yukarıya şöyle bir süzdü ardından; ‘’ Pardon ama siz bana ne verebilirsiniz ki ‘’ dedi alaycı bir gülüş eşliğinde. Ama bu kadarı da yeterdi artık daha fazla kendimi rezil edecek değildim. Gözlerimden ateş çıkararak gözlerine baktım ve ‘’ Hadsiz’’ dedim ve tek kelime daha etmeden hızlıca kapıya doğru yürüdüm. Ardımdan adımı seslendi ve yarım bir şekilde arkamı döndüm ‘’ Aklıma isteyeceğim bir şey gelirse aradım ‘’ dedi. Seni adi piç kurusu. Ah sana neler yapmak vardı ya neyse. Küçümseyici bir şekilde ‘hıh’ dedim ve saçlarımı savurdum ve topuklarımla zemini eze eze odadan çıktım. Çıktım çıkmasına da şimdi ne bok yiyecektim ben.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE