Kalbim atmıyordu. Ya da atıyordu ama atan kalp bana ait değildi. Nefes alıp verdiğimden bile emin değildim o an. Sahi ben şuan yaşıyor muydum? Daha da önemlisi okuduklarım doğru muydu? KARAN BANA MI AŞIKTI?! YILLARCA BANA MI AŞIKTI?! Titreyen ellerimle klavyeye dokundum ama yazacak bir şey bulamamıştım. O kadar beklemiyordum ki bu itirafı... Aklım durmuştu sanki. Tam da o an dışarıdan gelen sağnak yağmur ve gökgürültüsü sesi beni irkilerek kendime getirdi. Hızla telefonda yazan saate baktım. 23:29 Karan'ın doğum gününe otuz bir dakika kalmıştı. Yüzümde aptal bir tebessüm oluşurken mesaj bölüme girdim tekrar. Artık onunla yüzleşme zamanıydı. 053*: Doğum gününe son otuz bir dakika kaldı. 053*: Arka mahalledeki parkın oraya gel. 053*: Hediyeni vereceğim. 053*: Ve sonra hayat

