AŞKIM "Geç..." dedi bileğimden kavrayarak. Tutuşu, bir kardeşin sıcaklığı değil, bir celladın kesinliğiyleydi. Sürükledi, beni bilmediğim, tanımadığım bir salonun ortasına fırlattı. Halıya dizlerimin üzerine düştüm. Ayaklarım kaydı, bileğim acıdı, ama asıl yanan içimdi. Ağlamaya başladım. Sessizce. İçimden. Kırıldığım yerden. Ona değil, tam olarak neye ağladığımı bilmiyordum. Kızgınlığa mı, şaşkınlığa mı, yoksa gerçeğin tokat gibi suratıma çarpmasına mı? Gözlerimden yaşlar dökülürken, bir şeyi fark ettim: Bana bunu yapan... benim ikizimmiş. Kanım dondu. "Neden beni buraya getirdin?" diye fısıldadım. Sesim çıkmasa da gözlerim bağırıyordu. Bana baktı. Yüzü bana benziyordu. Ama o bakış… başka bir şeydi. Onda bir soğukluk vardı. Yabancı, acımasız bir karanlık. "Çünkü artık biraz beniml

