Bölüm 3 - GEÇMİŞ

719 Kelimeler
AYLAR ÖNCE Barlas Daha önce çalıştığımız firmaların çok daha alt klasmanında bir firmaya bunaltıcı ısrarları yüzünden bir şans vermiştim. Zaman kaybı olacağını tahmin ettiğim bir toplantıydı. Henüz plazaya girerken dahi acemilikleri gözüme batıyordu, fazla heyecanlıydılar. Toplantı odasına girdiğimizde beş kişilik bir ekip karşıladı. Tam ortalarında zümrüt yeşili elbisesiyle zarif bir kadın vardı. Sanki tüm oda onun etrafında dönüyordu. Etrafındaki herkesi bastırıyordu enerjisi. İncecik belini sarmıştı elbisesi, dolgun vücut hatlarını zarifçe ortaya seriyordu. Gözlerimi ondan kaçırmak öyle zor gelmişti ki bir daha göz göze gelmeye dikkat etmeye çalıştım. İncecik elini uzattı bana doğru ve soğuk tenine değdim. Muhtemelen toplantının heyecanından dolayı buz kesmişti. Yerime oturduğum andan itibaren işime odaklandım, odaklanmaya çalıştım. Çok düşük bir beklentiyle gelmiştim ama daha girişlerinde bile beni etkilemeyi başarabildiler. Yanımda Tümer ve Borayla gelmiştim. Hızlıca onlara baktığımda onlarında fazlasıyla memnun olduklarını gördüm. Sunum devam ettikçe Beliz’in rahatladığını farkettim. Hem rahatlıyordu hemde daha güvenle oturuyordu. Dikkatle beni izlediğini hissediyordum, bir tepki vermemi bekliyordu. Muhtemelen firmaları büyük bir sınavdı. Eğer onlarla çalışmaya karar verirsem seviye atlayacaklardı. Herşey benim iki dudağımın arasındaydı. Nihayet toplantı sona erdiğinde son kez onu görmek istedim. Rahatsız edici güzelliğine son bir kez baktım ve teşekkür ettikten sonra kalktım. Prensip gereği tekrar detaylı değerlendirme yapacak olsamda projelerini çok beğenmiştim ve kafamda onaylamıştım. Tek korkum bu küçük firmanın tecrübesizliğinin başıma nasıl işler açabileceğinin bilinmezliğiydi. Arabaya binmeden önce kafamı kaldırıp son kez baktım. Büyük camın önünde beni izleyen Beliz’i gördüm. O mesafeden dahi güzelliği büyüleyiciydi. O çekildikten sonra arabaya bindim ve bunu unutmayı umarak gaza bastım. Beliz Toplantı neredeyse bitmek üzereydi.. Karşımızdaki holdingin bizim şirketimizden çok daha büyük, deneyimli olduğunu bildiğimden son birkaç ayımı gece gündüz çalışarak geçirmiştim. Şimdi bu emeklerimin karşılığını beğeni dolu gözlerle alıyordum. Projem beğenildikçe kendime güvenim artıyordu. Herkes sohbete katılırken Barlas bey sadece sessizce izliyordu. Toplantı boyunca ancak birkaç kez göz göze gelebildik. Genel olarak insanların yüzüne bakmıyordu sanki. Biriyle konuşurken veya dinlerken elindeki dosyalara ya da projeksiyonda ki görsellere bakıyordu. Bu egolu tavrı fazlasıyla rahatsız edici olmakla birlikte ilgimi de çekiyordu. İstemsizce gözlerim sürekli ona gidiyordu. Toplantı biterken kafasını kaldırıp bana baktı. “Teşekkürler” dedi ve ayaklandı. Ses tonu heyecanlandırdı. Belki de bir öğretmenin onayını almak gibi olduğu için heyecanlanmıştım. O kalkar kalkmaz tüm çalışanları da ayaklandı. Çalışanlarının yanında patronluğunu bir kenara bırakırsak iri cüssesi ve uzun boyuyla da dikkat çekiyordu. Giydiği takım muhtemelen özel dikimdi. Kalkar kalkmaz ceketini çekiştirdi ve bir düğmesini ilikledi. Hızlıca masadaki herkese göz gezdirdikten sonra onun için açılan kapıya döndü ve sert adımlarla çıktı. Onlar çıkar çıkmaz bu gergin toplantının etkisiyle herkes sandalyeye kendini bıraktı ve derin bir nefes verdi. “Bence iyi geçti” dedi Sinem. “Bence de, birkaç güne geri dönüş yaparlar” dedim dosyaları toparlayarak. “Barlas bey pek suratsızdı ama diğerlerinin beğendiği çok belliydi” dedi Kenan. “Suratsız değilde tepkisiz diyelim” dedim. “Teşekkürler” diyip taklidini yaptı Kenan ve hepimizi güldürdü. “Ama sesin onun ses tonundan çok uzak” dedim. “Evet” dedi Sinem. Etkilendiğini belli eden bir tonla. Bilgisayarı kapatırken hemen yanında duran telefonum çaldı. Aşkım “Alo?” “Alo nasıl geçti toplantı canım?” dedi Semih. “Güzel bence epey güzel” dedim ve bilgisayarımı kapattım. Semih sessiz kaldı, güzel geçmesini beklemediğini biliyordum. Benden beklentisi düşüktü. Herkes çıkmaya başladı tek tek ve toplantı salonunda yalnız kaldım. “Barlas ekstra birşey söyledi mi?” “Aslında hiçbirşey söylemedi denebilir” “Ben İstanbul’a döndüğümde görüşürüm onunla” “Umarım seninle konuşur. Ne zaman geliyorsun?” “İki gün sonra” “Sensiz iki gün daha.. Çok özledim daha erken bitiremez misin işlerini?” “Bende özledim ama sanmıyorum” “Anladım, tamam bitanem. Ben ofise geçiyorum, sana kolay gelsin. İşlerini hızla bitirebilmen dileğiyle” diyince güldü Semih. “Çok öpüyorum canım” diyip kapattı. Pencereye doğru yaklaştım. Kapının önünde aracını bekleyen Barlas’ı gördüm yine. Üzerindeki ceketi çıkarttı ve yanındaki adamlardan birine verdi. Geriye dönüp plazaya baktı gergince. Toplantı odası ikinci katta olduğundan görebileceği bir mesafedeydim ve öylede oldu. Gözleri plazanın tepesinden aşağı doğru kayarken toplantı odasında beni gördü. Aynı toplantıdaki gibi donuktu. Bakışlarını üzerimden çekmeyince dayanamayıp ben geri çekildim. Aynı anda aracıda gelmişti. Arka koltuğa geçmesini beklerken ön tarafa geçti. Arabaya binmeden önce son bir kez dönüp baktı ama görebileceği bir açıda değildim. Araba gaza basıp gittikten sonra arkasından baktım. Heyecanla tuttuğum nefesi bıraktım. Durup arkasından bakma saçmalığına son verip eşyalarımı toplayıp odama döndüm.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE