Jiyan Dilşad Aslan’ın kolları hala sımsıkı belimdeydi. İçimde fokurdayan öfkeyi biraz olsun dizginleyebiliyorsam, bu sadece onun sıcak ve koruyucu tutuşu sayesinde oluyordu. Ama hala sinirden titriyordum. Banu’nun söyledikleri, onun kurduğu bu sahte oyun ve şimdi içine düştüğü durum… Her şey midemi bulandırıyordu. En çok da onun kendini mağdur gösterme çabası. Ama beni asıl şaşırtan şey Aslan olmuştu. Benim yanımda durmuştu. Beni savunmuştu. Beni suçlamamıştı. Beklemiyordum. Gerçekten, hiç beklemiyordum. Bunca zaman ona hep “Aslan nasıl olsa beni suçlu bulur” diye alışmıştım. Hep suçlanan, hep günah keçisi ilan edilen kişi ben olmuştum. Ama şimdi... şimdi beni koruyordu. Bu yeni bir şeydi. Ve beni korkutuyordu. Çünkü Aslan’a güvenmek, benim en büyük hatam olabilirdi. Ama kalbim o an

