Ben artık ona bunu söylemekten yorulmuştum ama o anlamak istemiyordu. Kafasının içinde neler vardı bilmek istiyordum.
Keşke şuan düşüncelerini görebilmenin bir yolu olsaydı ama yoktu. Arabayı sürmeye devam ederken köy meydanına gelmiştik.
Köy düğünü böyle olurdu hele ki ağa oğluysan. Bütün köy ve akrabalar buraya toplanmıştı. O kadar kalabalıktı ki halayın ne başını görüyordum ne sonunu. Normal kınalar gibi değildi. Herkes oynuyordu. Kadın ve erkek herkes burda kınayı beraber yakarlardı.
Kına meydanında otururken ben şahine bakıyordum. O ise etrafına.Sonra adamlarından biti gelip kulağına bir şey söyledi. Söyledikten sonra babasının yanına doğru geri gitti. Adamı büyük ihtimalle babası göndermişti.
“Ne oldu “ dedim yanına yaklaşarak. O an keşke bu kadar yaklaşmasam diye düşündüm. Kafasını çevirince birbirimize aşırı yakın olduk dudaklarımız değecek seviyeye gelmişti.
Kokusunu bu kadar yakından hissetmek de benim için pek iyi olmamıştı.
“Babam haber yolladı. Birazcık gülmemi istiyor.” Dedi.
Anladım der gibi başımı salladım yüzümde örtülmüş bir tül vardı.
“ nefret ettiğin birinin yanında oturunca kolay olmuyor o işler “ dedi ve önüne dönüp yalandan gülümsemeye başladı.
Göz yaşlarım artık kendilerini tutamayıp akmaya başladılar. Allahtan yüzümde tül vardı yoksa herkes görecekti.
Onun bana bu şekilde davranması artık beni yıldırmıştı.
Bir şey demek için aniden tülü kaldırınca ağlayan halimi gördü.
Ağlama nedenimi anlamıyor hiç bir zaman da anlamayacaktı.
“Ne oldu” dedi dümdüz bir sesle.
“Hiç “ dedim. Tül ikimizinde kafasının üstünde durmuş biz tülün altında sohbet ediyorduk.
“Emin misin” dedi tek kaşını kaldırarak.
Daha çok ağlamaya başlamıştım hıçkıra hıçkıra ağlıyordum. Bu hayatta en çok istediğim şey oluyordu ama ben hüngür hüngür ağlıyordum.
Ellerini yüzüme yaklaştırıp göz yaşlarımı sildi.
Ama ben ağlamaya devam ediyordum.
“Hazan” dedi.
Bana hazan demişti sonunda kabul etti belki de.
“Ne olur ağlama” dedi. Kolay değildi bana böyle davranırken hiç kolay değildi.
Banane der gibi omuzlarımı silktim.
“Korkma insanlar kınam yanıyor ailemden ayrılıyorum diye ağlıyorum sanırlar” dedim.
Bana biraz daha yaklaştı
“Peki sen neden ağlıyorsun buna ağlamıyorsan”
“Bana olan bu davranışlarına ben sana bir şey yapmadım. İhanet etmedim ama sen herşeyin cezasını bana kesiyorsun. Ben çok mu mutluyum“ dedim ağlamaya devam ederek.
Sonra yanımıza doğru gelerek bizi ortaya aldılar bizi kına yakmak için. yan yana oturduk şahin ile. Kına yandıkça ben ağlamaya devam ediyordum. Sol elime kına yanarken artık insanların dışardan net duyacağı kadar ağlamaya başlayınca şahin sağ elimi tuttu.
O elimi tutunca ondan tarafa baktım. Bana destek olur gibi tutuyordu. Sonra ona da kına yanınca bizi tekrar yerimize alıp oynamaya başladılar şu kına bir an önce bitsin istiyordum.
Kına bitti herkes eve dağılmıştı bir an önce şu üstümdekinden kurtulup duş almak istiyordum.
Eve gidip duş alıp yatağa doğru geçtim yarın düğünüm vardı ve ben mutsuzluktan ölmek üzereydim.
Ne yapacaktım düğün belki halledilir.
Düğünden sonra akşam olunca şahinle ben nasıl o işi yapacaktım. Şimdiye kadar bu kısmı düşünmemiştim ama yumurta kapıya dayanmıştı.
Daha önceden ima ettiği şeyden anladığım kadarıyla bu iş olacaktı. Bunları düşünürken uykunun kollarına bıraktım kendimi.
Sabah uyandığımda bu evde son sabahım olmasından dolayı içim biraz buruktu. Odanın kapısını açıp bahçeye doğru indim. Annemler kahvaltı hazırlıyorlardı. Akrabalarımız gelmişti. Bütün aile burdaydı. İşin en güzel yanı onlar bile benle hazalı ayırt edemiyorlardı.
Kuföre gitmek için hazırlandım. Şahin araba ile beni almaya gelmişti. Dün akşamdan sonra hiç konuşamadık. Hala keyifsiz duruyordu.
Yanına doğru yaklaşıp
“Günaydın” dedim.
“Günaydın “ dedi suratıma bile bakmadan. Onu beklemeden arabanın kapısını açıp ben kendim bindim. Sinirle de arabanın kapısını sert çarptım artık bu tepkilerimi anlamasını istiyordum.
Kuaföre kadar hiç konuşmadı benimle.
Hazırlanmak için içeri girdim. Benden başka gelinler de vardı ve aşırı mutlulardı ben ise yüzüm sirke satar bir şekilde hazırlanmayı bekliyordum.
Hazırlandıktan sonra şahin beni almak için geldi.
Hazalın denediği gelinliği giydiğim için yüzü düşmüştü. Bende çok mutlu değilim bu durumdan ama mecburdum.
Önünde durdum güzel bir söz söylesin diye ya da yüzüme baksın diye ama yok nefretle bakmaya devam ediyordu. Şu düğün bir an önce bitsin istiyordum.
***
Sonunda düğün bitmişti. İmam nikahımız kıyılıp gidecektik. Bu tantananın bitmesini istiyordum. Ama evde olacaklar için de ayrıca korkuyordum.
Köy meydanından eve doğru çıkarken kıyılacak nikah için ikimizi bir odada bıraktılar.
O ana kadar konuşmayan şahinden ses çıktı.
“ Sana söylemeyi unuttuğum bir şey var” dedi. İmalı bir şekilde gülümseyerek.
“Nedir” dedim ona doğru dönüp.
“Bu evde annemlerle yaşayacağız.”
“Nasıl yani “ dedim.
“Konaktaki dışardaki oda bizim için ayarlandı. Yemekler beraber yenecek. Kahvaltılar beraber yapılacak. Burada yaşayacağız yani “ dedi.
Benim için daha iyiydi. En azından annemlere yakın olurdum şahin bana her gün nefretle baktığı bir evde yalnız kalmaktansa burda onlarla yaşamayı tercih ederdim . Burası çok güzeldi serin ve yeşillik. Adananın merkezi gibi sıcak ve egzoz dumanı dolu bir yer değildi.
“Anladım “ dedim sessizce önüme dönerek.
“Kıyameti koparmayacak mısın” dedi bana doğru kafasını uzatarak.
“Hayır neden koparayım. Ev evdir sonuçta hem ben şehiri sevmiyorum çok gürültülü.”
İyice çenem düşmüştü ilk defa bu kadar uzun konuşmuştum yanında.
“Açıkçası bende çok sevmiyorum burası daha serin.”
“Aynen hem yalnız da kalmam sen işe gidince “ dedim.
Onaylar gibi kafa salladı.
“Hem yemek yapma derdin de olmaz sonuçta sen de artık gelin ağa sayılırsın.” Dalga geçer gibi söylediği için göz devirdim.
“Aynen yemek de yapmam bütün gün evde oturur yollarını beklerim kocacım.” Dedim bende dalga geçerek.
“Merak etme o günler de gelecek.” Dedi.
Hala bana karşı nefret eder gibi konuşuyordu.
“Şahin ben sana birşey soracam” dedim ama sormaya korkuyordum. Bu gece gerdeğe girecek miyiz diye nasıl sorabilirim ki.
Eveleyip gevelememden ne soracağımı anladı mı bilmiyorum ama o sırada içeri imam geldi nikahımızı kıymak için. Birazdan iki cihanda da kocam olacaktı. Düzelir miydik ya da bana karşı davranışları düzelir miydi bilmiyorum hazala karşı daha doğrusu bana karşı nefreti biter miydi bilmiyorum ama şu an onun yanında olduğum için mutluydum.
Sevmese de beni kocam olarak yanımdaydı. En azından yanımda olacaktı benimle uyuyacaktı. Elbet bir gün severdi beni.Başıma beyaz örtüyü atıp yanımıza oturdu ailemizde. Nilüfer teyze bir köşede Allaha dua ediyordu gelini olduğum ve oğlunun bu günlerini gördüğü için.
Nikahta kıyılınca artık bir şey kalmamıştı. Altın kemerimden trabzon hasırına akıtmasına kadar takılan bütün altınlarla beraber kuyumcu dükkanı gibi odaya giriyordum.
Konaktan çıktık kendi odamıza gitmek için konağın bahçesinde küçük dublex bir oda. Oda demeye bin şahit ister bu bildiğimiz villaydı.
İçine girdiğimde kocaman bir salona açılıyordu. Koltuk takımı televizyon ve amerikan mutfağı vardı. Merdivenler ile yatak odasına çıkılıyordu. Yukarda sadece bir yatak vardı. Yatak odasının da içine banyo ve tuvalet yapılmıştı. Evi o kadar çok beğenmiştim ki beğendiğimi gizleyemiyordum.
Şahin arkamdan seslendi.
“Beğendin mi”
Ona dönüp kafamı salladım.
“Beğendim çok güzel burası” dedim.
“Ben yaptım “ dedi. Mimar olduğunu unutmuştum. Mühendis arkadaşları ile beraber 1 ayda yapmışlar ve harika olmuş.
“Mimar olduğunu unutuyorum bazen baya başarılı bir minarsın. “
Bana gülümseyerek etrafa bakındı tekrar.
O da susuyordu.
Ben de susuyordum.
“Yukarıya da bakacak mısın” dedi.
Kafamı salladım. Pencerelerin bütün perdeleri kapalıydı. Dışarıdan içerisi görünmüyordu. Belki de büyük an gelmişti.
Merdivenleri çıkarken şahin de arkamdan geldi heyecandan ellerim titriyordu.
Arkamı döndüm. Bana doğru yaklaştı o da. Yatağın önünde durmuş birbirimize bakıyorduk.
“Yardım edeyim mi “ dedi.
Neye diye sormaya korkuyordum. Yutkunarak başımı salladım ve ellerim titriyordu.
Altınları çıkarmama yardım etti önce. Altınların hepsini çıkarıp bir kutuya koyduktan sonra duvağımı çıkarmama da yardımcı oldu. Ben ise giderek yanmaya devam ediyordum. Ateş basıyordu sanki.
Sonra ellerimden tutup beni ayağa kaldırdı. Arkamı döndürdü ve gelindiğin arka iplerini çözmeye başladı. Çözüp de gelinliği aşağı indirince içinden çıktım ama hala titriyordum. Ayaklarımdan bariz belli oluyordu.
Gelinlik üzerimden düşünce sadece beyaz iç çamaşırları ile kalmıştım. Put gibi durmuş konuşamıyor ve hareket edemiyordum.
Şahinse gözlerini bana doğru dikmiş bakıyordu. Damatlıkla yakışıklıydı ama şu an daha da yakışıklı görünüyordu. Yüzüm artık kıpkırmızı olmuştu.
Şahin damatlığın ceketini gözüme baka baka çıkarmaya başkadı. Birşey desin istiyordum konuşsun istiyordum ama konuşmuyordu.
“Şahin” dedim sesim bile titriyordu.
“Şşş “ dedi baş parmağını dudağımın üstüne koyarak ve ardından boynumdan beni kendine doğru çekip öpmeye başladı. İlk öpücüğümdü. Ve son olsun istiyordum.