Boston üniversitesi

1216 Kelimeler
Cenk içeri girdi. Beraber kahve içtiler. Sonra da aşağı da biraz müzik çalıştılar. Conroy müziğin ritmine kaptırarak tek başına keman çalmaya başlayınca o kadar güzel ve akıcı çaldı ki Cenk hayran hayran bakarak onu izlerken uyuya kaldı. Conroy çocuğu uyuduğunu farkedince "seni sevimli şey" diye gülümsedi ve onu rahatsız etmemek için bir battaniyeyle üstünü örterek bir süre izledi. Bu yeni çocuk çok değişik biriydi aynı anda hem karizmatik hem sempatik hem tatlı hem şapşal olmayı başarıyor du. Kendi hayallerine gülümsedi ve karşı kanepeye uzanarak uykuya daldı . Sabahın ilk ışıkları Cenk'in gözlerine vurunca uyanan Cenk bir müddet nerde olduğunu anlamaya çalıştı. Sonra aklına gelen anılar la yüzünde aptal bir gülümseme takınarak kendi kendine 'Hadi lan ordan rüya görmüşsundur' diyerek olduğu yerde gerindi. Gözleri etrafı taramaya başlayınca şuuru gerçekliğe kavuştu ve aslında dün gecenin bir rüya olmadığını karşı koltukta uyuyan Conroyu görünce anladı. kendine gelip gerçekliğe döndüğünde ise kalbi hızla atmaya başladı. Öyle ki resmen bütün odada yankı yapıyordu. Yerinden sessizce kalkıp pamukların arasında kanatsız melek misal uyuyan öğretmeninin yanına doğru gitti o kadar sessiz oldu ki kalp atışı, nefes alışı duyulur hale geldi. İyice yaklaştığında ise nefesini tuttu. Neredeyse nefes almaz oldu ve Conroyun yanında onun uyumasını seyretmeye başladı. Bir süre o şekilde bekledi. Bir cesaret edip daha yakınına geldi Neredeyse dudaklarının üstünde. Onun her detayını ezberler gibi bakmaya başladı. Burnu, hafif kirli sakalındakı sarışın tüyleri, adem elması, kalın kıvrak kirpikleri, uyurken yüzüne doğru düşen bir kaç yaramaz sarı tutamlar, aldığı nefes, kahve kokan o nefesi Cenk'in genzini doldurdu. Sonra o kokuyu asla unutmamak için iyice içine çekti ve Nefes almasını durdurdu. Sanki bu koku ciğerlerini bir daha tarketmesini istemez gibi o nefesi içinde tuttu ve gözlerini kapayarak hissetmeye çalıştı. O sirada Conroy da gözlerini açtı ve ikisi göz göze geldiler. Bir kaç saniye bir birlerine öylece baktılar İlk çekilen cenk oldu "Şey kusura bakma sadece yakından bakmak istedim. Neden yaptım bilmiyorum ama güzel uyuyordun. Nasıl açıklayacağım bilemiyorum" dedi utançtan kıpkırmızı kesilerek "Açıklama yapmana gerek yok. Sen ya çok şapşal birisin, ya da sapık buna sonra karar vereceğiz." dedi yüzüne hain sırıtış yerleştirerek. "Şey öyle değil ben sadece yakından bakmak istedim bazen yeni notalar bu şekilde canlanıyor kafamda. Zaman durunca ve dünyada eşi benzeri olmayan bir şey görünce..." Sonlara doğru sesi neredeyse yok oldu ama Conroy çoktan onu duymuş o hain sırıtışı çoktan geniş gülümseme olmuştu "Haydi kahvaltı hazırlayalım da senin şoför gelip seni alsın. Bugün okullarda ilk gun. İlk günden geç kalma" "T-tamam." "Orda öylece dikilicekmisin?! Yardım et bana. Yoksa öğretmenini çalıştıracak misin?!" "Ha-hayir geliyorum" Beraber kahvaltı hazırlarken sohbet ettiler. Lezzetli pastırmalı yumurta ve kızartılmış ekmek. Sonrada Stefan'i arayıp öğretmenin evinden almasını rica etti ve ordan almasını rica etti Stefan'in gelmesi biraz zaman aldı. "Bugün çok şık görünüyor sun adamım. Ama anlamadığım birşey var burası ne iş neden burdasın" dedi tek gözü kırparak "Sonra anlatırım eve gidip üstümü değiştirmem lazım sonra okula gideceğiz ayrıca sen benden daha şık olmuşsun asıl sen ne iş" dedi aynı şekilde göz kırparak "Evet, bugün senin ilk okul günün." dedi gururla. "Peki bundan sana ne?" dedi Cenkte müzip bakışla "İyi görünmek istedim. Belki takılmak için bir kaç liseli buluruz" "Hahaha. Bunu kesinlikle yapamazsin. Amelia seni diri diri doğrar güveç yapar dağıtır." "Amelia o kadar geri kafalı değil" daha kısık sesle kendi bile bu dediğine inanmazken "ayrıca grup sekslerinede bayılıyor" "Bu kadar özelinizi ulu orta paylaşmanızı taktır etmiyorum Bay Perribow" dedi Conroy tam ingliz beyefendisi gibi davranarak. Ağzının içinden 'sıçtığımın sosyetesi' diye homurdandı "Haklısınız Profesör Mikelson izninizle en yakın kankami okuluna yetiştirmem lazım " diyerek arkasını dönüp arabay doğru yürüdü. "Tamam, hade gidelim ilk günden geç kalmayalım, görüşürüz profesör Mikelson" dedi neşeyle cenk Elindeki kahve bardağıyla şerefe kaldırmış gibi hareket yapıp "Görüşürüz Cenk" diye içeri girdi. Cenk yeni okuluna gitmek için sabırsızlanıyor du. Eve gidince hemen yukarı çıkıp üstüne Üniversite için önceden hazir edilmiş özel kiyafetlerini giydi. ayağına da beyaz sneaker ayakkabılarini giyip aceleyle arabaya koştu ilk gün için epey heyecanlıydı. Üniversitenin ilk gününde çok heyecan doluydu. Cenk eskiden hayatı sadece siyah beyaz gören sadece müzik için yaşayan basit bir öğrenci iken şimdi ise rengarenk dünyanın tadını çıkarmaya başlayan bir hayalperest olmuştu. İlk günden şık bir okul kıyafeti pahalı saati ve bir o kadar da pahalı çantasıyla üniversitenin yolunu tutmuştu. Kapıdan dışarı çıkıp gördüğü manzara karşısında dona kaldı. Stefan aşırı şık ve pahalı deri ceket giymiş giydiği siyah ayakkabısı da kendine çok yakışmış ve seksi göstermişti yuvarlak kalçalarını ön plana çıkaran pantalonu ise Cenkin burda bayılmasına yetecek kadar güzel duruyordu. Gece siyahı saçlarını salık sekilde karişik bırakmış tam bir mafyatik havada orda araba kaputuna yaşlanmış bekliyordu. Hafif gülümsemeyle Cenk'e baktı "Salyaları sil kardeşim çünkü gördüğün bu manzara birazdan ava çıkacak " dedi poposunu sallayarak "Aaa şey ne ara üstünü değiştin. Ne kadar da şık olmuş sun. Tebrik ederim kardeşim Şu alnının tam ortasına da 'p***y MAGNET' yaz da tam olsun" dedi Cenk gülerek " Ha ha çok komik hadi atla" dedi ve arabaya binip yola koyuldular "Ee, nasılsın genç adam ilk gün heyecanını yaşıyor sun sanırım peki ne zaman anlatacaksin" "Neyi?" dedi bilmezden gelerek "Sabahın köründe seni Conroyun evinden toplamami diyorum" "Evet dostum şey ya , ama senin bu haller de neyin nesi" dedi konuyu dağıtmak için "Sonuçta yeni insanların arasına gireceğim. Belki liseli kızları düşürürum diye düşündüm. Belki sana da buluruz kalbindeki o şeytani uyandira bilen birini. de sen siktiret konuya dön" dedi Cenk yenilmiş bir tavırla bikkinca nefes alıp verdi. "Dün ben Profesör Mikelsonun keman yayını yanlışlıkla almışım sonra o bana mesaj attı. bende getirdim zaten evi yakın di. Neyse işte bir beraber biraz çalıştık derken ben uyuya kalmışım sabah uyanınca da zaten seni aradım " "Bana keman yayı bahane gibi geldi da neyse hakkında hayırlısı diyelim " dedi müzip sırıtarak " Dön önüne" diye sahte kızgınlıkla dürttü arkadaşını Cenk Ama o da biliyordu ki Bu Mikelson denen adam Onun kalbinde uyuyan şeyleri çoktan uyandırmış ti. Ama bunu kimseye söyleyemezdi. Çünkü bu hisleri yaşatan insan onun öğretmeniydi ve hayal ettiğinden daha imkansız biriydi. "Hade ama Amelia bu halini duyarsa nolur biliyorsun değil mi?" " ne olurmuş " dedi tek kaşını havaya kaldırarak. "Ben en iyi arkadaşımdan yapılmış bir etli turta yemek zorunda kalacağım " dedi kahkaha atarak. "He he çok komik. çokmu düşündün bu şakayı " dedi homurdanarak. Garip garip sırıttı Cenk ve arabaya atlayıp yeni okulu yolunu tuttular. Yolda ağaçların arasında parıldayan güneşin ışıkları gözlerine geliyor cıvıl cıvıl öten kuşların sesi tam bir orkestra sesi gibiydi. Yaprakların sesleri kuşların cıvıl cıvıl ötüşü arabaların sesi hepsini kalbinin derinlerinde hissettip müziğe dönüştürüyordu. Kafasında güzel notalar dizilişi sanki büyüleyiciydi. Ve bu büyülü ortamı bozan Stefan'in ani freni oldu. "Gözüne baksana adamım. Senin sorunun ne kırmızı ışıkta niye geciyorsun" Bağırış çağırışlar polisin düdük sesi Cenk bunların hepsine göz devirdi ve tekrardan kendi aleminde seyahat etmeye daldı. Artık dünyadan tekrar kopup yine hayal alemine daldı. Ve tekrardan yola koyuldular. Nihayet bir kaç dakika sonra üniversite önünde duruyordu giriş kapısına bakınca oranın büyüklüğü altında ezilip kalacak gibi hissetti. Ve nedense içinde garip bir karanlık oluştu karnına kramplar girmeye başladı. "Sorun ne Cenk? iyimisin Rengin değişti. Hayalet görmüş adama döndün resmen!? "Yok, her şey yolunda. Merak etme sadece heyecanlıyım" "İçeride insan yemiyorlar ya. Merak etme yani bilemem Umarım öyledir. aksi halde fena boku yedin kardeşim" dedi ortamı yumuşatmak ister gibi Cenkte tatlı bir gülümseme sunarak arabadan indi. Ve üniversite kapısına doğru adım attı . (Dik dur. Derin nefes al. Her şey iyi olacak. Kendine güven.)
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE