Koşar adım aşağıya indim, sanki kurtulacakmışım gibi. Yuvarlanırcasına son merdiveni de atlattıktan sonra kapıya doğru koşmaya başladım bu arada zil bir kere daha çalmıştı. Ben kapıya kan ter içinde ve soluk soluğa varınca Serdar çoktan kapıyı açmış ve küçük bir çocuğun getirdiği poşetleri içeriye taşıyordu. Yavaşça kapıya yaklaşırken Serdar mutfağa diye tahmin ettiğim yere poşetleri koymuş geri geliyordu. “Hayatım bu Emir, bu sitenin görevlisinin oğlu,” Ona ters ters bakarak Emir’e yaklaştım. Serdar ise kaçacağıma ihtimal bile vermediğinden poşetleri içeriye taşımaya devam ediyordu. “Merhaba Emir, kaç yaşındasın bakalım,” diye sevecen tuttuğum ses tonuyla onun hizasına kadar eğildim. “Merhaba, ben 11 yaşındayım,” Çocuğun nerede oturduğunu keşke bilseydim! “Hım bu poşetlerin heps

