Erken kalkan erken yol alır hesabından bende kalkmış, kahvaltımı yapmış şimdi ise üstümü giyiniyordum. Bugün okula gidecektim. Birkaç evraka imza atmam ve okulu incelemem gerekiyordu. Havalar daha soğumadığı için çokta kalın giyinmeyecektim. Yani ortalama 2 ay sonra buralar bembeyaz gelinlik giyerdi. Bende karı çok severdim tabi soğu dışında. Daha fazla oyalanmadan seçtiğim kıyafetleri üzerime geçirdim.
Bol paça mavi jen pantolonumu ve kare yaka kol kısımları bileklerime kadar uzun siyah bluzumu giydim. Ayakkabı olarak da kombine biraz şıklık katacak topuklularımı giydim. Çantama gerekli malzemeleri attıktan sonra boyun ve bilek kısımlarına parfüm sıktım.
Bence ilk görüşme içim gayet uygun olmuştum hem çok spor değil hem de abartı değildi. Son kontrollerden sonra evden çıkmıştım. Kapıyı güzelce alttan üsten kilitleyip anahtarı çantama atmıştım. Ve sonunda evden çıkmıştım. Koridorda topuklu ayakkabımın sesi yankılanıyordu. Ve ben bu sesi çok seviyordum tam öz güvenli kadın yürüyüş sesiydi bu ah en sevdiğim ses...
Merdivenlerden inerken karşı dairenin kapısı açılmıştı. Komşu olmak için iyi fırsat derken evden çıkan kişi Kadirdi. Demek alt dairemde kalıyordu. İlk gün Mehmet bey söylemişti. Bakışları beni bulunca beni yine süzmüştü. O böyle yaparsa bende böyle yaparım hesabından bende onu süzmüştüm. Üstünde asker üniforması vardı.
Vücudunu tamamen sarmış ve ah o eller kollar her yerini belli ediyordu. Kamuflaj pantolonu ah tamam daha bakma yoksa adamı eve atacaktım. Sanırım dün ona sapık iması yapmıştım Ama asıl sapık benmişim resmen ya yeni fark ediyorum.
Merdivenleri inip yanına gittim. Aslında gitmedim bir alt kata inmem için mecbur gitmem gerekiyordu. Merdivenlere yakın durmuştum. "Günaydın Öğretmen Hanım" Ah sert sesi içim eriyor ya ben bu adama sinir olmamış mıydım en son hangi ara ona hayran olmuştum.
" Günaydın Yüzbaşı"
Ona böyle hitap etmem hoşuna gidiyordu. Ne yalan diyeyim bana da Öğretmen Hanım demesi hoşuma gidiyor. "Size ismimi söylemiştim öyle hatırlıyorum."
"Ah evet söylediniz Kadir Bey Ama sanki benimde ismimi biliyorsunuz. Eğer ki unuttuysanız söyle-"
"Nazlı değil mi Nazlı" Bir an resmen boşluğa düştüğümü hissetim Ay sakin ol sadece ismini söyledi adam ne haller bu bakayım kendine gel Nazlı! "Evet unutmamışsınız"
Yüzündeki gülümsemesi iyice büyümüştü. Arkasını dönüp evin kapısını çekmiş be kilitlemişti. "Unutmak mümkün mü" Ne şimdi iyi manada mı yoksa kötü manada mı söylemişti. Yanımdan geçip merdivenlerden iniyordu. Bende daha fazla burada kabak gibi dikilemeyeceğine göre bende arkasından gittim. "Sanki bu topuklular buraya uymamış"
Dediği ile aniden ona dönmüştüm. Benim topuklularıma laf mı etmişti. "Neden uymasın gayet de uyudu hem çok rahat ve şık bir kere." Bana cevap olarak başını iki yana sallayıp yine her zamanki gibi gülümsemişti. Ve içimdeki buz dağını ona karşı tekrar eritmişti.
Binanın dışına geldiğimizde gözlerim ile etrafı taradım. Mehmet bey ile binanın önünde buluşacaktık. ''Birini mi bekliyorsunuz" Bana doğru yönelttiği soru ile ona döndüm. "Evet Mehmet beyi bekliyorum." Sanırım bu cevap ona yetmemiş olmalı ki bana bakıyordu. "Okula gidecektik beraber Ama sanırım daha çıkmadı evden"
"Gelir o birazdan neyse ben gidiyorum. Görüşürüz öğretmen hanım" Bana öğretmen hanım demesine karşılık bende ona inat "Görüşürüz yüzbaşı" dedim. Sonra ona gülümseyip el salladım.
Bir dakika el mi salladım!
Ah salak kafam ya sanki adamla kırk yıllık muhabbettin var daha dün bir bugün iki ne el sallaması offf Ben kendi içimde savaşırken bana karşılık el sallamış ve arkasını dönüp gitmişti. En azından oda bana el salladı tek taraflı olmadı sonuçta diye düşünerek kendimi avuttum.
Mehmet bey yaklaşık 5-6 dakika sonra gelmiş ve birlikte arabaya binmiş okula gidiyorduk. Yolda giderken bana merkeze gidebileceğim otobüs duraklarını göstermişti. Ve evet markettin yerini de öğrenmiştim. Olduğumuz yere 7 km uzaktaydı ve benim arabam yada kanatlarım olmadığına göre ben oraya pek gidemeyecektim.
Bu yüzden lojmanın girişinde ufak bir bakkal varmış yani işimi görecek şeyler satılıyormuş. Ama mecbur ayda bir markette gitmem gerekiyordu kişisel ihtiyaç ve ev için malzeme almalıydım.
"İşte okulunuz burası Nazlı hanım" Mehmet beyin işaret ettiği yere doğru bakmıştım. Okul oldukça eskiydi. Yada dış görünüşü nedeniyle böyle duruyordu.
Uzun süredir boya yapılmamış bahçe temizlenmemişti halbuki havalar sıcaktı ve yapılmaması için engel de yoktu. Demek ki buraya el atmak gerekiyordu. "Sanırım biraz bakımsız" Biraz değil hem de baya bakımsız Ama ne yapalım. Mehmet bey arabayı bahçeye park edince bende inmiştim.
"Evet bakımsız olduğu oldukça belli Ama mecbur herkes işinde herke eve ekmek getirmek derdinde olduğu için kimsenin vakti kalmıyor yada çıkıp demiyorlar hadi okulu boyayalım diye Ama askerler sağ olsun bahar gelmeden boyar toparlarlar burayı işte bu sene olmadı görevleri uzun sürdü. Onlardan başka da kimse yapmıyor."
"Dedikleriniz doğru Ama burası da bir eğitim yuvası çöplük değil. Neyse ki artık ben varım buraları öğrencilerim ile hallederiz çokta güzel olur." İkimizde birlikte okulun içine yürüdük. " Yani size kalmış nazlı hanım okulda çocuklarımız da size emanet"
"Şüpheniz olmasın onlara da buraya da çok iyi bakacağım inşallah" Konuşmayı kestikten sonra okula giriş yapmıştık. En azında içerisi biraz daha iyiydi. Ama yine de temizlenmesi şarttı yoksa çocuklar burada hasta olurdu. Okul iki katlıydı. Giriş katta 1.ve 2. Sınıflar vardı. Bir üst kata ise öğretmenler odası ve müdürün odası vardı. Gözüme sınıf sayısı çok az gelmişti. "Neden bu kadar az sınıf var."
"Aslında köyün nüfusuna göre oldukça normal çocuğu olan her aile okula gönderiyor tabi bazı istisnalar dışında" Köyün nüfusunun bu kadar az olması bile şaşırtıcı gelmişti bana "Hıım anladım. En azından çocukları gönderiyorlar okula"
"Aslında köyün nüfusun az olma sebebi savaştan kaçmaları. Fakir oldukları için geçinebilmeleri gerekiyor bu yüzden sınır yerlerinde değil de başka yerlere giderler. Hem iş bulmak için tehlikeden kaçmak için" Anladığım kadarıyla herkes canını ve ailesi koruyordu. "Kalanlar peki onlar nasıl geçiniyor yada korkmuyorlar mı?"
"Onlar her sabah merkeze minibüsler ile gider gündelik çalışıp gelirler. Tabi arlarında devamlı çalışanda var ama geneli böyle geçinir. Sen nasıl korkmadan geldin buralara onlarda evlerini vatanı bilir 1 km uzağa gitmezler aç kalacaklarını öleceklerini bilseler bile bir asker kadar cesaretlilerdir. Tabi kaç senedir buralar da yaşıyorlar bırakıp gitmek kolay mı? Ve işte müdürün odası"
"Çok sağ olun Mehmet bey anlattıklarınız için"
"Rica ederim eğer burada kalmaya niyetliyseniz burayı tanımak gerekir değil mi" Bana hafif ima da bulunarak cümlesini bitirmişti ne diyeyim beni gülümsetmişti. Kapıya vurmuş gel sesini duyunca Mehmet bey önden bende arkasından odaya girmiştim. "Merhaba Hacer hocam nasılsınız"
Hımm demek ki müdürümüzün ismi Hacer'di. "Merhaba Mehmet abi hoş geldin."
Arkalarındaki samimiyet çok iyiydi umarım bende iyi anlaşırım. Bende boş durmayıp elim uzattım. "Merhaba ben Nazlı"
"Ah biliyorum hoş geldiniz " Tokalaştıktan sonra eli ile oturmamızı işaret etmişti. "Öncelikle tanışalım isterseniz. Ben Hacer okulun müdürüyüm. Aynı zamanda bende öğretmenlik yapıyorum yani siz bir sınıfa ben bir sınıfa gireceğim. Böylelikle sizde yorulmamış olursunuz birlikte hallederiz."
"Ah aslında bana kalsa iki sınıfa da girerim çocukları çok severim. Yorulmak bana hiç koymaz"
"Bence bu lafınızı unutmayın çocukları gördükten sonra hatırlatırım sonra"
Nedense benimle dalga geçiyor gibi hissettim. "Kesinlikle unutmam size bizzat ben hatırlatırım bunu" samimi olmak istemediğim için ufaktan gülümsedim.
"Neyse konumuza dönelim. Önünüzdeki kağıtta okul ile ilgili her şey yazıyor. Ders programı, konular gibi birçok şey orada yazıyor. Saat 9 ders başlayıp 13.30 gibi bitiyor. Sizde kendinizi buna göre ayarlayın. İstisnalar dışında geç kalmanızı pek istemem. Düzeniniz zamanla kendiniz oturursunuz düşünüyorum."
"Merak etmeyin dakik bir insanımdır.
Ama benim başka bir sorum olacaktı okul ile ilgili dıştan bakınca bir okul gibi durmuyor bu yüz-''
"Siz bitirmeden söyleyeyim okulun bir geliri olmadığı için maalesef bir düzenleme yapmıyoruz. Ama diyorsanız ki ben kendi cebimden halledelim o zaman buyurun istediğinizi yapabilirsiniz."
"Merak etmeyin eğer burayı çöplük değil de okula benzeteceksem iki üç kuruşum hesabı olmaz."
"Ben evrakları getireyim de imzalansın" Ay sinir şey ilk başta Güler yüz gösterince iyi biri sanmıştı ama yanılmışım. Önüme koyulan kağıtları güzelce okudum. Hiç bir şeyi gözden kaçırmadan baktıktan sonra imzamı atmıştım. Her şey hallolunca birlikte sınıfları gezmiştik. Okulun bir kaç yerini de gezdikten sonra artık gitme vakti gelmişti.
Hacer hanım ile vedalaştıktan sonra gerçi ben sadece başımı sallamıştım. Elimi bile uzatmadım cimri kadına. Mehmet bey ile okulun bahçesinden çıktık. "Sanırım Hacer hanımı çok sevmediniz."
"O kadar belli oluyor mu ya." Mehmet bey dediğime kahkaha atmıştı. "Tabi ki belli oluyor ama merak etmeyin kendisini eşimde sevmez."
"Açıkçası arkasından da konuşmak istemem Ama ne bileyim hiç sevmedim. Okulu yenilmek için illa bir gelire gerek yok bunca zamandır o okulda çalışıyorsa bence ortaya bir şeyler koyabilirdi."
"Aslında Hacer hanımım babası yani Albay Kemal bey hiç böyle biri değildir aksine okula o yardım eder. Ama kendisi 5.5 aydır görevde olduğu içim kimse ilgilenmiyor"
Demek babası askerdi. Hiç tahmin etmemişti. "Hım umarım sağ Salim döner."
"İnşallah Ama bir haftaya kalmaz gelirler demişlerdi de işte bizde bekliyoruz."
"Mehmet bey sizden birş-"
"Öncelikle şu Mehmet bey lafını kaldıralım şeye neredesin Mehmet abi yada Mehmet amca ne istersen bey olmasında" Bu dediğine gülmüştüm çünkü amca denmeyecek kadar yaşlı değildi.
"Peki Mehmet abi senden bir şey isteyecektim. Okulların açılmasına 5 gün var ve ben bu süre içerisinde okulu yeniden düzenlemek istiyorum. Yani çocuklar geldiğinde eğitim yuvalarını gerçek bir okul gibi görsünler istiyorum. Bu yüzden benim tabi boya falan almam lazım Ama nereden alınacak pek bir bilgim yok bana yardımcı olur musun?"
"Tabi ki de olurum Ama şöyle bir sıkıntı var koca okulu ikimiz 5 günde halledebilir miyiz o şüpheli bu yüzden askerlerden yardım alabiliriz bence"
"İşlerinden etmeyelim şimdi onları koskoca askerlere okul mu boyatacağız."
"Merak etme ben Kadir yüzbaşı ile konuşurum o birilerini gönderir. Boya işini de bugün saat 5 gibi seni alırım çünkü bazı işlerim var."
"Aa sorun değil sen bana haber verirsin Mehmet abi bekliyorum ben"
Lojmana gelmiştik arabadan inmiş Mehmet abi ile vedalaşmıştım. O giderken bende içeriye iletmemiştim. Kapıdan geçecekken üzerimde gözler hissetim başımı yana çevirince dün valizlerimi taşımama yardımcı olan askerleri gördüm. İsimleri neydi aaa neydi Ahmet ve Oğuz aynen hatırladım. Yanlarıma doğru ilerledim. "Merhabalar"
"Merhaba" ikisi de bana gülümsemiş nazikçe karşılık vermişlerdi. Demek ki herkes Kadir gibi sert sesli değildi. "Dün için sağ olun ve biz tanışmadık ben Nazlı"
"Rica ederiz ben Ahmet"
"Bende Oğuz tanıştığıma memnun oldum."
"Bende öyle siz burada nöbet mi tutuyorsunuz"
"Evet güvenlik için şart mecbur buradayız." Anladım dercesine başımı sallamıştım. "Öğretmensiniz değil mi komutanım öyle söylemişti" Ne! Benim hakkımda askerlere bahsetmiş miydi? Yuh bu ne hız ben bile teyzeme ve Asya'ya daha anlatmadım olanları "Ah evet öğretmenim köy okulunda başlayacağım pazartesi günü başlayacağım inşallah."
"Hayırlı olsun da okul biraz eski sizin için sorun olmasın"
"Evet eski Ama benim için nasıl bir sorun olabilir ki" dediklerini anlamamıştım gerçekten. "Yani şöyle uyum konusunda demek istedim dimi Oğuz" lafı çeviremeyince hemen Oğuz'a postalamıştı. "Evet öyle demek istedi yani komutanım söylemedi"
"Komutanın ne söyledi ki benim hakkımda" işler iyice karışmıştı.
"Şöyle diyeyim bazı şeylerimiz buraya uyum sağlamamış Ama o da zamanla olur dimi Ahmet"
"Evet canım alışılır zaten her şey zamanla" Ay şimdi delireceğim ben de insanım nerem uyumadı benim buraya anlamadım ben şimdi!
"Arkadaşlar şimdi tekrarla soruyorum benim neyim buraya uyum sağlamamış" Oğuz ağzını açıp konuşacakken gözleri fal taşı gibi açılmış ve geri kapanmıştı. İkisi de saygı duruşuna geçip selam vermişlerdi. Ne olduğunu anlamak için arkamı dönmüştüm ki sert bir gövdeye çarptım yada pardon taşa
Bir adım geri çıkıp baktığım da bu yaş aslında Kadirdi. Oh iyi insan lafın üzerine gelirmiş. "Evet durum raporu" Ah sesi tamam sakin ol ve sakın düşme Nazlı şimdi düşemezsin adam arkandan konuşmuş senin kendini tut sonra düşersin bir ara. "Hiçbir sorun yok her şey normal komutanım"
"Size de merhaba öğretmen hanım nasılsınız"
"Gayet iyiyim komutan bey siz nasılsınız"
"Allah'a şükür çok iyiyim" Öyle mi dercesine başımı salladım. Demek ki artık bombayı patlatma zamanı "Komutan bey size bir şey soracaktım pardon da ben buraya neden uyum sağlayamayayım bende insanım yani değil mi?"
"Nereden çıktı bu soru şimdi"
"Bilmem askerlerinize buraya uyum sağlamadığımı söylemişsiniz bende merak ettim açıkçası"
Başını hızlıca Ahmet ve Oğuz'a çevirdi. İkisi de aynı anda birbirini göstermişti. "Komutanım bu salak söyledi ben demedim bir şey "
"Yok bende bir şey demdim aha bu söyledi komutanım"
"Kesin ve derhal görev yerlerinize çabuk!"
Ah iyi misiniz sanki yer sallandı gibi geldi de o nasıl bir bağırmadır ya bir an deprem zannettim. Ama Allahtan deprem değilmiş haberiniz olsun yanlış anlamayın benim gibi
"Evet sizi dinliyorum ayıptır söylemesi nerem uyum sağlamamış yada sağlayamazmış benim"
"Tövbe tövbe yok bir şey bizimkiler yine boş konuşmuş işte"
"Yo bence boş değil zaten sabah da ayakkabılarıma laf ettin şimdi neye laf ettin merak ettim de onda"
"Doğru ayakkabı olmamış kıyafeti de ele gitsin zaten ince bir şeysin buranın kışına da soğuna da dayanamazsın. O yüzden buraya uyumamışsın" benim mükemmel tarzıma, Harika topuklularıma laf etmişti.
"Bir kere ayakkabım çok güzel ve ben rahat ediyorsam her yerde giyerim dağda olsa bile ikincisi kıyafetim çok güzel pardon da ne giyeceğim şalvar mı açıkçası şalvarı aşağılamadım yanlış anlama giyerim De çünkü rahat Ama okulda yada resmî bir yerde giyemem. Üçüncü olarak da neden dayanamayayım soğuğa içime içliğimi giyer üşümemem yani neden sen bu kadar takıldın bana anladım yani tutturmuşsun bir buraya uyumam uyum sağlayamazmışım."
Ah çok uzun konuştum be nefesim tükendi. Ama yetti yani daha ilk günden postayı koymuştum adama Ama o da kusura bakmasın lafını bilip konuşsun yani.
"Sen susmak ne demek biliyor musun?" Bak şimdi de konuşmama laf etti nedir bu ya her şeyime laf yapıyor.
"He tüm işin bitti şimdi de konuşmama taktın yani" Ne diyecek diye bakarken kahkaha atmaya başladı. Ne olmuştu şimdi?
"Neden gülüyorsun sen şimdi"
"Çok komiksin öğretmen hanım ondan ve anladım buraya alışacaksın."
"Aferin demek ki onca laftan sonra anlamışsın."
"Ee hadi gitmiyor muyuz?" Nereye gidecektik ki biz ve bir yere gideceksek benim neden haberim yoktu. "Pardon nereye gideceğiz."
"Merkeze oradan da okul için malzeme alacağız geçe kalmadan gidelim."
''Sen nereden biliyorsun?''
''Mehmet abi söyledi okul için alacağın şeyler varmış.''
''Tamam da sen ne alaka Mehmet abi ile gidecektim ben.''
''Kendisinin işi var bu yüzden benden rica etti. Eğer başka sorun yoksa artık gidebilir miyiz?''
''Yok gidebiliriz.'' Nereye gideceğimiz bilmediğim için onu takip ediyordum. Yalnız onun üstündeki üniforması harika duruyordu. Ah sanırım artık üniforma fetişim başlamıştı. Ama bu sanırım sadece Kadir için geçerliydi.
Sonunda siyah bir jeepin yanında durduk. Cebinden anahtarı çıkardı ve kapıları açtı. Başı ile arabayı gösterip sürücü koltuğuna yürüdü. Bende biraz daha ilerleyip arabanın kapısını açıp bindim.
Kemerimi de takmıştım. Oda takınca yola çıkmıştı. Ne konuşacağımı bilmiyordum. Çünkü dün adamın üstüne düş, tanış akşamına sapık muamelesi yap sonra benim buraya uymadığımı söylesin bir dakika ben birde bu adamdan etkilendim değil mi? Evet hem benim mükemmel ayakkabıma da hakaret etmişti resmen Ama ben ne mi yapıyorum onunla birlikte okulu yenilmek için Nalbura gidiyoruz. Gerçekten müthiş ummadığım bir tanışma ve devamı harika ilerliyordu.
"Bu kadar derin derin ne düşünüyorsun"
"Okulun dışı ne renk olsun onu düşünüyorum"
"Buldun mu peki"
"Aslında beyaz ve mavi renkleri dışında istiyorum yani böyle cıvıl cıvıl olsun. Hayvan resimleri falan da olacaksa yani hayalimdeki gibi olursa çok güzel olur."
"Sen mi yapacaksın peki hepsini"
"Evet elim böyle çizme işlerinde yeteneklidir. Bu yüzden hem okul güzel durur hem de çocuklar da beğenir."
"Ya çocuklar seni sevmezse o zaman bu emeklerin boşa gitmeyecek mi?"
Ne bu şimdi kısaca sevilmeyeceksin demek miydi yoksa ben farklı yerlere mi çekiyordum. "Tabi herkesin beni sevmek gibi lüksü yok mesela sen beni sevmek zorunda değilsin yada kendimi sana sevdirmek zorunda da değilim Ama çocukların beni sevmesi için çabalarım. Çünkü onlar benim dünyam o yüzden elimden geldiğince çabalarım ve sonunda eminim kalplerini kazanacağım."
"İnadım inat diyorsun yani"
"Kısmen bu hayatta isteyip yapamadığım şey yok. Eğer bir şeyi çok istersem önümde dağlar olsa yine de istediğimi alırım." Araba yavaşlayınca başımı dışarı çevirdim. Gelmiştik. Yolun nasıl geçtiğini anlamamıştım. Onunla sohbet etmek gerçekten güzeldi.
"Hadi gidelim"
Arabadan inip birlikte Nalbura ilerledik. Kadir bana fırça alacağını söylemişti. Bende boyların olduğu tarafa ilerledim. İlk başta ana renkleri almıştım. Zaten her renkten almayacaktım. Aldığım renkleri karıştırıp tonları ayarlardım. Seçtiğim boyları yardımcı olan abiye söylemiştim. Ben kasa kısmında bekliyordum. Ama olası bir durama karşı yani Kadirin ödemesini önlemek için çantamdan cüzdanımı çıkardım. İçinden kredi kartımı çıkarıp yardımcı olan abiye uzattım. "Tüm hesap buradan ödenecek siz zaten ne aldığını biliyorsunuz. Buradan çekin."
Abi başını sallayıp büyük hesabı karttan çekmişti. Şifremi de girdikten sonra kartı geri almıştım. Kadir de sonunda gelmişti. "Bitti mi?" Ona yönelttiğim soru ile başını sallamıştı. Elini arkaya atıp cüzdanını çıkardı. Ona engel olmadan sadece yaptıklarını izliyordum.
"Başkan ne kadar tuttu burası" gülmemek için kendimi tutarken abi cevap vermişti.
"Komutanım yenge hesabı ödedi."
Neee!
Yenge mi? Ben mi? Yok canım bakayım evet bana yenge dedi yani Kadir'in elinde tuttuğu fırçaya yenge demeyecekti ya... Kadir bana dönmüştü. Bana tip tip bakıyordu. "Ne okulu ben yenilemek istedim tabi ki ben ödeyecektim. Ne o öyle yok sen ödeme lütfen ben ödeyim tartışmasına girmeye hiç gerek yok. Sen bana okulda yardım et o yeter."
"Peki öyle olsun."
"Yalnız komutanın yenge hanım dişli haberin olsun bu seni yer vallaha" Ah birde şu yenge mevzusu vardı. "Şimdi canım abim güzel abim bana yenge deme ben senin nereden yengen oluyorum!"
"Komutanım ile birlikte değil misiniz?"
"Değiliz abicim hem sen laf yapacağına boyaları arabaya taşımamıza yardım etsene"
"Tamam yeng- aman bacım edeyim yardım." Koskoca abiye de emir verdim ya yuh olsun Nazlı sana Ama ne yapayım o da yenge de yenge Kadire doğru döndüğümde gülüyordu.
"Gülme boyaları taşı arabaya"
Tüm her şey bagaja koyulmuştu. Şimdi ise lojmana gelmiştik. Arabadan indim. Seri adımlar ile Arabanın önüne yürüdüm. "Benimle geldiğin için teşekkür ederim. Ama sen teşekkür edilmesinden haz etmiyordun değil mi?"
"Neyse boş ver o konuyu boyalar ve eşyalar arabada dursun yarın sabah erkenden kalkar gideriz arabayla diğerleri de gelir." Ne yani birlikte mi gidecektik biz ay dur çok mutlu oldum ben şimdi ya dur o benim topuklu ayakkabıma laf etti.
"Tamam olur o zaman sabah 10 nasıl erkenden kalkıp gideriz."
"Tamam 10 iyi burada beklerim sabah seni"
"Tamamdır o zaman görüşürüz komutan bey"
"Görüşürüz öğretmen hanım ve yarın o muhteşem topuklularını giyme yoksa boya yapamazsın."
"Merak etme giymem ama bu diğer günler giymeyeceğim anlamına gelmez."
Artık gitme vaktim geldiği için arkamı dönüp binanın içine girdim. Günün böyle biteceğini hiç tahmin bile etmemiştim. Mehmet abi ile gideceğimi düşünürken Kadir ile birlikte gitmiştik ve ikinci gündem atışmamızı yapmış sonra hiçbir şey olmamış gibi devam etmiştik. Merdivenleri çıkmış. Kapıya gelmiştim.
Anahtarım ile kapıyı açtıktan sonra içeri girmiş köşede hemen ayakkabılarımı çıkarmıştım. Biraz ağrıtmışlardı ayaklarımı. Odaya geçip üzerime rahat pijamalarımı geçirdikten sonra teyzemi aramış ve ona günün özetini geçmiştim. Her şeyi anlatmıştım. Onlarla konuşurken kendime yine hızlıca yemek için sandviç hazırlamıştım.
Teyzemle neredeyse 2 saat konuştuktan sonra kapatmıştım. Ev sesiz olduğu için getirdiğim kitaplardan Çalı kuşunu aldım ve okumaya devam ettim. Günün sözü ise şu oldu...
"Belki bir gün kalbimi yormayan birine denk gelirim diye yaşıyorum..."
Bölüm Sonu...