Bölüm 2

1305 Kelimeler
İş yerime geldiğimde herkes toplantı salonuna geçmiş beni bekliyordu. En fazla iki saat ertelenebilmiş olsada toplantı er yada geç yapılacaktı. -Herkes hazır mı? -Evet Şila hanım. Siz iyi misiniz başınıza gelenlere üzüldüm. Umarım Casper bian önce iyileşir. -Bende aynı şeyi düşünüyorum canım. Umarım bunuda atlatacağız. Toplantı salonuna girdiğimde herkes ayağa kalmıştı. Oturmalarını söyledikten sonra hızlı bir şekilde toplantıya giriş yaptık. Önümüzdeki iki saat boyunca partilerin nerede yapılacağı, hangi mankenlerin seçileceği, ilk ve son ürünün ne olacağı, şarkı seçimleri, davetli listeleri, ışıklandırmalar vs.. vs.. ile geçti. Herşeyi konuşmamıza rağmen hala hali hazırda olmayan yedi eksik parçanın yerine ne konulanacağına karar verilemedi. Başım zonklamaya başlamıştı kahvaltı bile yapmadığımı farkettiğimde ofisimde bir saat önce yazılmış bir dergi makalesi okuyordum. Telefondan Aslı'ya bağlandım. -Yemeğe beraber gidelim açlıktan bayılacağım. -Size katılıyorum. İstediğiniz özel bir yer var mı yoksa ben her zamanki yerden rezarvasyon yaptırayım ister misiniz? -En kolay en yakın ihtimal hangisi ise onu değerlendirelim lütfen .Bügün tercih yapacak durumda değilim. -İstediğiniz herhangi birşey var mı eski menüye mi uyalım? -Bugünkü tercihlerimi sana bırakıyorum küçük hanım. Sen ne seçersen ona kabulüm. -Peki efendim hallediyorum. On dakikaya çıkmış oluruz size haber vereceğim. -Bekliyor olacağım. Telefonu kapattığımda sandalyemde geriye yaslanıp sağa sola sallanmaya başladım.İlkay dan gelicek bir mesaj bir telefon varmı diye cep telefonuma yöneldim. Doğru tahmin etmiştim hemen bana mesaj atmış köpeğimin gereğinden fazla uyku ilacına maruz kalarak bilincinin kapandığını bu yüzden miğdesinin yıkanarak entübe edildiğini, kan değerleri düzeldiğinde yeniden uyandırılabileceğini yazmıştı. okuduklarım karşısında şok olmuştum. Benim evimden uyku ilacı olmamasına rağmen bu ilacın nereden geldiğini anlamaya çalışıyordum. Köpek maması ile uyku ilacı arasındaki bağlantıyı kurmaya çalışıyordum. İki birbirinden farklı ürün aynı tesisde üretilemeyecek birbirlerinden kadar uzaklardı. Buna rağmen o ilaçlar torbaya nasıl girmişti? Aklımı yitirmek üzereymişim gini hissetmeye başladım ve kağımın çalmasıyla irkildim. -Hazırsanız çıkalım efendim.Araba bizi beklioyor.Hava yağmurlu olduğu için bugün otoparktan bineceğiz. -Çantama alıp geliyorum. Ayağa kalktığımda başım döndü bir terlik vardı. bütün gün böyleydim. Normalde ne kadar ağır bir durum yaşarsam yaşayayım bu kadar sarsılmazdım. Hala uykumu almamışım gibi halsiz hasta oluyormuşum gibi hissizdim. Otogara gidip arabaya bindiğimizde şöför güvenliğe kapıyı açması için telsiz ihbarı geçti.Kapıya geldiğimizde güvenlik klubesinden elinde beş altı torba ile bize doğru geldi. Camı çtığımda bana gülümsüyordu. -İyi günler efendim.Bunların bir kısmı sizin bir kısmı aslı hanım için gelen paketler.Benim mesaim birazdan biticek size hemen teslim etmek istedim. -Teşekkürler kolay gelsin. -Teşekkürler efendim. Camı kapatırken dışarında rüzgarla beraber toprak kokusu arabanın içine dolmuştu. Bu kokuyu o kadar seviyordum ki bana verdiği his köklerine inmek gibi bir histi. Temiz, ılık ve eğlenceli çocuk yıllarına inmek gibi.Zarfları aramızda ayırmya çalışırken ikimizede gönderilmiş aynı zarfların olduğunu gördük.Ne üzerlerinde bir adres nede başka bir şey yazıyordu.Sadece benim ve Aslı'nın isimleri vardı. -Bu saçmalıkda ne böyle ? -En ufak bir fikrim yok ama yapan her kimse böyle çocukça bir oyun oynarken kendini çok zeki sanıyor. -Ya da gerçekten zeki birisi. Zarfı açmaya çalışırken restorana yaklaştığımı farkettim ve katlayıp çantama koymaya karar verdi. Bu her ne ise yemekten sonra da ilgilenebilirdim.Restorana girdiğimizde her zamanki garson bizi karşılamış her zamanki masamızı hazırlamıştı. Oturdukdan sadece iki dakika sonra yemekler masaya gelmişti. O kadar açtım ki bütün tabaklara saldırmak istiyordum ama bu şekilde midemin bulanacağını bildiğim için olabildiğince çok çiğnemeye çalışıyordum. Ağzıma giren her lokma mideme gidene kadar beynim adeta dans ediyordu. Yavaş yavaş kendime gelmeye, tansiyonumu düzeltmeye başladım. İkimizde o kadar açtık ki konuşmadans adece yemkelerimizi yiyorduk. Yemeğimiz bittiğinde İkimizde birer sade türk kahvesi söyleyip gün içindeki programlarımızı gözden geçirdik. Buradan başka bir şirkete iş görüşmesine gitmemiz gerekiyordu. Ardında şirket için yeni alınacak bir kaç stajyer seçmemiz gerekiyordu. Her sene düzenli olarak birkaç üniversiteden mezun olan dereceli öğrencilereden Ar-Ge ekipize eklemeler yapıyorduk. Aldığımız stajyerleri birkaç yıl sonra yurt dışlarındaki işlerimizde kullanıyor dünyaya açılıyorduk. Bu onlarında işine geliyordu. Her sene alınan stajyerler özel birkaç sınavdan geçiyordu.Bu markayı ilk kurduğumda her sene ne kadar zorlanmış, ağlamış, uykusuz kalmış, birçok şirketi tarafında reddedilmiş ve zor zor kredilerle açmıştım. İlk birkaç yılımda sadece banka borçlarını ödemiş internet ve pazarşarda satışlar yapmıştım. Restorandan çıktığımızda hava açılmış yağan yağmur yerini sakin bir havaya bırakmıştı. Arabamıza doğru yürümeye başladık. -Bugün olanlar beni çok yordu sanırım kendimi çok halsiz hissediyorum. -İnanın bende anlamadım Şila Hanım bu sabah her zamankinden geç kalktım ve kendimi hasta hissediyordum.Yedi yıllık iş hayatım boyunca hiç böyle birşey hissettiğimi hatırlamıyorum. -Anlaşılan ikimizde yorucu bir gün geçirdik.Bugün iyi dinlensek iyi olur yarın seçme günü olucak.Bu günden daha da yoğun olucak. -Biliyorum şimdiden yüz altmış adayımız var ve biz sadece üç kişiyi alacağız yorucu olmasada zorlu bir süreç olucak. -Kalite bunu gerektiriyor.Biliyorsun güzel olan hiçbirşey kolay ulaşılabilir değildir. -Doğru söylüyorsunuz. Hiçbir başarı kolay gelmiyor. Konuşmamız bittiğinde şirkete geri dönmüştük. Stajler cvleri bize önveden bildirildiği için günün geri kalanını inceleyerek geçirdim.Aralarında gayet yetenekli, başarılı bireyler vardı.Aralarından birkaç tanesini baya dikkatimi çekmişti. Hele aralarında biri vardı ki formunu ne kadar süre inceledim bilmiyorum.Gerçekten yazıldığı gibiyse bu çocuk gerçekten yetenekli ve olağan üstü zekiydi.Ayrıca fotoğrafında göründüğü gibiysede gayet yakışıklıydı. Kemikli, karakteristik bir yüzü belirgin elmacık kemiklerı vardı burnu Roma dönemi insanını andıran kemerli uzun inceydi.Gözleri ela gib görünsede bakışları adeta bir kurdun bakışları kadar keskindi.Biraz merhamet barındırıyor gibi görünsede arkasında çok ateşli gizli bir güç vardı. Fotoğraf yarım boy bi vesikalık olduğu için çok ciddi duruyordu.Üzerinde siyah balıkçı yaka bir kazak vardı.Vücudu yapıı omuzları genişti.Kollarını dirseklerine kadar sıvadığı için kollarını görebiliordum.Kalın kolları beyaz bir teni vardı. Kollarından ağaç dalları gibi uzayan damarlarını görebliyordum.Anlaşılan çocuğumuz sadece okumamış vücut geliştirme gibi olaylarlada ilgilendirmişti.Çok tanıdık gelen bir yüzü olsada bir yabancı kadar da uzaktı.O kadar onu incelemeye dalmıştım ki kapım çalınınca irkildim. Aslı kapıda dikilmiş çıkış vaktinin geldiğini bildiriyordu.Camdan dışarıya baktığımda havanın karardığını farkettim.Her yanım tutulmuş başıma ağrı girmişti.Otoparktan çıkarken havanın bozduğunu yeniden yağmur yağmaya başlamıştı. Akşam trafiğini hiç sevmiyordum.İçten dönenle, geziden dönenler, işçi servisleri, okul servisleri, büyük şehir içi servisleri ve dolmuşlar derken bir sürü kalabalık oluyordu.Böyle zamanlarda beynim uzun sürekleyici hayallere dalar ve eve gidene kadar da devam ettirirdim. Bugün ise düşünebildiğim tek şey köpeğim ve hali hazırda devam eden yorucu lansmanımdı.Acaba son durumu ne diye İlkay'ı aradım.Hala entübe olduğunu değerlerine bir değişiklik olmadığını söyledi. -Bak üzülmeni istemiyorum hatta bunu nasıl söyleyeceğim bilmiyorum ama sanırım...Sanırım Casper bu durumu atlatamayacak gibi. -Anlıyorum. Belkide başka bir çözüm düşünmenin zamanı geldi. -Biliyorum karar vermek çok zor. Ama o komada ve uyanmasını beklemekten başka hiçbirşey yapamayacağız onu şuan uyandıramam. -Anlıyorum. Şuan trafikteyim ve seni daha sonra arasam iyi olucak.Görüşürüz. Cevabını bile beklemeden telefonu yüzüne kapattım.Benim ne kadar üzüldüğümü ve şuan kimseye katlanamayacağımı gayet iyi biliyordu.Bu herzaman böyledi ve böylede olmaya devam edicekti.Her zor zamanımda küçük bir kız çocuğu gibi ağlayıp zırlayan benken hep alttan alan ve anlayış gösteren İlkay olmuştu. Bir durum ve ya olay olsa ben ilk İlkay'ı ararken o sessizliğini her zmana korurdu.Gene böyle durumlardan birindeydik ve İlkay'ın babalık rolunü üstlenip beni mde çocuklar gibi ağlamam gereken zamandaydık.Garaj kapısından içeriye girdim.Ağır adımlarla eve çıktım. Ayakkabılarımı her zaman yerden kaldırmama rağmen bu sefer kapının önünde bıraktım.Çok bitkin hissediyordum.Birşeyler yemek ve sadece uyumak istiyordum.Belki sıcak bir duş da alabilirdim.Kendimi salondaki koltuğa bir poşet fırlatır gibi bıraktım.Heryerim ağrıyordu. Büyük bir evim ve popüler bir şirketim olmasına rağmen yanlız yaşıyordum.Ailem başka şehirde yaşıyordu. Ben işim gereği üniversite okuduğum şehirde kalmış işimi burda kurup büyütmüştüm.İnsanlara çok fazla güvenim olmadığı için ve asosyal olduğum için evimde bir çalışanımda yoktu. Arada bir evimi temizlemeye gelenler oluyordu o kadar.Ayaklarımı soğuk fayansın üzerinde sürükleyerek mutfağa yöneldim.Buzdolabının önünde beş dakika boyunca dolap raflarıyla aşk yaşadıktan sonra en pratiğin makarna yapmak olduğuna karar verdim. Suyunu ocağın üzerine koyup üzerimi değiştirmek için giyinme odasına gittim.Duş alamayacak kadar yorgun hissediyordum Hemen üzerime pijamalarımı giydim mutfağa geri döndüm.Suyunun kaydığını farkedip elde kalan ne kadar parça makarna varsa içine boşalttım. Makarnayı kaseye koyup salona yöneldim.Belki biraz televizyon izleyebilir kafamı dağıtabilirdim.Koltuğa oturduğumda çantamı kaldırmayı unuttuğum aklıma geldi.Kalkmak istemediğim için yatarken kaldırırm dedim. Tam televizyonu kurcalarken bian aklıma sabah aldığım paketler geldi. Sahi neydi şu gizemli zarf yada kimdi diye düşündüm. Tek elimle çantamı kurcalıyor bir yandanda ağzıma makarna tıkıştırıyordum. Zarfı bulup açtım.İçinden kısa kısa notlar ve birkaç fotoğraf çıktı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE