Bilmediğin Şeyler
Olivia eve döndüğünde zihni hâlâ Noah’ın odasında izledikleri kayıttaydı.
Chronos.
Kayıt 2.
B-7.
Bu kelimeler sıradan kelimeler değildi. Her biri sanki görünmeyen bir kapının anahtarı gibiydi. Olivia ne kadar mantıklı düşünmeye çalışsa da artık bazı şeylerin açıklamasının normal olmadığını biliyordu.
Babası salondaydı.
Elinde tableti vardı. Her zamanki gibi sakin görünüyordu. Olivia içeri girdiğinde başını kaldırdı.
"Geç kaldın."
Olivia ayakkabılarını çıkarırken cevap verdi.
"Noah’larda biraz oturduk."
"Quart nasıldı?"
Olivia bir an durdu.
Eskiden bu soruya kolayca cevap verirdi. “İyiydi,” derdi. “Bugün şunu gördük,” diye anlatırdı. Ama artık Quart hakkında konuşmak bile garip geliyordu.
"Yoğundu," dedi.
Babası tableti kapattı.
"Staj böyle olur."
Olivia mutfağa doğru geçecek gibi yaptı ama durdu. Soruyu sormadan önce birkaç saniye düşündü. Bunu doğrudan sormak riskliydi ama dolaylı konuşacak sabrı kalmamıştı.
"Baba."
Babası ona baktı.
"Efendim?"
"Chronos nedir?"
Babası bir anda cevap vermedi.
Bu sessizlik çok kısa sürdü. Belki bir saniye. Belki daha az. Ama Olivia onu fark etti.
Babası tabletini masanın üzerine bıraktı.
"Nereden duydun bunu?"
Olivia’nın içi sıkıştı.
Bu, “bilmiyorum” diyen birinin vereceği ilk cevap değildi.
"Quart’ta geçti," dedi Olivia. "Eski bir kayıt adında gördüm."
Babası yüzünü fazla hızlı toparladı.
"Muhtemelen eski bir proje kodudur."
"Yani biliyor musun?"
"Hayır."
Cevap çok netti.
Fazla net.
Olivia babasının gözlerine baktı.
"Bilmiyorsan neden nereden duyduğumu sordun?"
Babası kısa bir süre sustu. Sonra sandalyesinde geriye yaslandı.
"Çünkü Quart’ta her duyduğun kelimeyi eve getirmeni istemiyorum."
"Bu ne demek?"
"Bu, bazı şeylerin senin alanın dışında olduğu anlamına geliyor."
Olivia kaşlarını çattı.
"Ben orada stajyerim."
"Evet. Stajyersin. Bu yüzden sana gösterilen şeylerle ilgilenmelisin. Sana gösterilmeyenlerle değil."
Olivia’nın kalbi daha hızlı atmaya başladı.
"Sana gösterilmeyen şeyler derken?"
Babası cevap vermeden önce derin bir nefes aldı.
"Olivia, Quart büyük bir yer. Orada eski projeler, kapatılmış dosyalar, artık kimsenin kullanmadığı isimler olabilir. Bunların hepsini anlamaya çalışma."
"Ben sadece Chronos’un ne olduğunu sordum."
"Ben de bilmiyorum dedim."
Olivia onun sesindeki gerginliği fark etti.
Babası genelde böyle konuşmazdı. Her şeyi kontrol altında tutan, sorulara dikkatli cevap veren biriydi. Ama şimdi kelimelerini seçerken zorlanıyordu.
Olivia bir adım yaklaştı.
"Baba, Chronos tehlikeli bir şey mi?"
Babası bu kez ona daha sert baktı.
"Bu ismi bir daha Quart’ta da burada da kullanma."
Odadaki hava ağırlaştı.
Olivia birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi.
"Demek biliyorsun," dedi sonunda.
Babası gözlerini kaçırdı.
"Ben sadece seni korumaya çalışıyorum."
"Neyden?"
"Bilmediğin şeylerden."
Olivia’nın sesi alçaldı.
"Bilmediğim şeyleri öğrenmemem için mi?"
"Bazı şeyleri bilmemek insanı güvende tutar."
Bu cümle Olivia’nın içine oturdu.
Çünkü bu bir cevap değildi.
Bir uyarıydı.
Olivia başını yavaşça salladı.
"Sen Chronos’u biliyorsun."
Babası ayağa kalktı.
"Bu konuşma burada bitiyor."
"Ben çocuk değilim."
"Hayır, değilsin. O yüzden söylediklerimi daha iyi anlamalısın."
Olivia birkaç saniye ona baktı. Babasının yüzünde öfke yoktu. Daha çok korku vardı. Bunu görmek, Olivia’yı öfkelendirmekten çok rahatsız etti.
Babası korkuyordu.
Chronos adından korkuyordu.
Olivia daha fazla konuşmadı. Merdivenlere yöneldi.
Arkasından babasının sesi geldi.
"Olivia."
Durdu ama dönmedi.
"Quart’ta bazı kapılar vardır. Açılmaması gerekir."
Olivia yavaşça başını çevirdi.
"Bunu nereden biliyorsun?"
Babası cevap vermedi.
Olivia artık emin olmuştu.
Babası yalan söylüyordu.
Odasına çıktığında kapıyı kapattı ama hemen yatağına gitmedi. Sessizce kapının yanında bekledi. Birkaç dakika sonra aşağıdan sandalye sesi geldi. Babasının çalışma odasına geçtiğini duydu.
Sonra bir çekmece açıldı.
Metal bir kilidin sesi geldi.
Olivia nefesini tuttu.
Birkaç saniye sonra babasının alçak sesi duyuldu. Telefonla konuşuyordu.
"Olivia Chronos adını duymuş."
Kısa bir sessizlik oldu.
"Hayır, ona bir şey söylemedim."
Olivia’nın eli kapı kolunda dondu.
Babası devam etti.
"Bilmiyorum. Ama B-7’ye yaklaşmış olabilirler."
Olivia’nın kalbi hızlandı.
Artık yalnızca şüphelenmiyordu.
Babası sadece Chronos’u bilmiyordu.
B-7’yi de biliyordu.