“Kör müsün oğlum? O kızın neresi çocuğa benziyor?!” “Abi yeter lütfen. Sabah sabah başlama. Daha geldiğime bir gün bile olmadı,” Batuhan çatalına bir salatalık alarak ağzına attı. “Günaydın ağalarım!” Alihan her zamanki enerjik haliyle uyanmıştı bu sabah. Sevinçle kahvaltı masasına gelmişti. “Günaydın oğlum.” “Günaydın amcasının aslanı.” Genç çocuk hemen masaya oturarak en sevdiği süzme peynirden yemeye başladı. “Oğlum yavaş ol. Kaçmıyor bir yere peynirler!” Kerim ağa oğlunun aç kurtlar gibi yemek yemesine gülmüştü. Bu çocuk hiç değişmiyordu. “Babam çabuk olmalıyım. Aşağıda Melek yengem bekliyor. Onu dışarıya yalnız gönderemem! Çok tehlikeli!” ağzı dolu bir halde hiç düşünmeden konuşuyordu Alihan. Batuhan kaşlarını çatarak ağabeyine baktı. Kerim de aynı onun gibi oğlu

