artık babanı tanıyamaz olmuştum.
bildiğin avereler gibiydi , öyle çaresiz öyle hissiz, sanki yıllardır tanıdığım adam gitmiş yerine yaşama sevinci kalmamış bir adam gelmişti.
sonra bir sabah cezaevinden acı haberini aldık annenin ...soğuk bir Mart sabahı hayata gözlerini yummuştu.O gün ondan kalan tek emanete sana adadım kendimi
bir gece sadece bir günlüğüne babamızdan annen ve bana kalan köydeki araziyi satmak için memlekete gelmek zorunda kaldım , O gece türlü aksiliklerle memlekete gidemedim gece yarısı eve geldiğimde babanı Bodrum'da buldum ... Bu bilmecenin bütün çözümü sendeydi Ceylin ...Sense olanları anlamayacak kadar küçüktün kızım. babanı evin bodrumunda ölü buldular senide kömürlüğün Bodrum'a açılan kapının ardındaki mahzende... o gece ne olmuştu kimler babanın canına kastetmişti kimlerle ne alıp veremediği vardı,bu sorulara o zamanlar bir cevap bulamadım. o an yapabildiğim tek şey senide alıp buralardan gitmek oldu.
Seni kendimden bile sakladım kızım , bir gecede hayatımızın altını üstüne getirmişlerdi ..bende senin için sen bütün bunlardan uzak büyü diye hayatımı sana adadım...
yıllarca kardeşimin acısıyla yanarken bağrıma güldenim diye seni bastım...
İçimdeki acının tarifi yoktu teyzemin suratına şok geçirmiş bir ifadeyle bakıyordum..
Peki teyze neden! kim niye böyle birşeye sebep oldu ? annemden babamdan kim ne istedi ? babamın ortakları aile dostları şimdi nerdeler ? bizim için hiç mi bir şey yapmadılar ?
Onların hepsi anlamsız bir şekilde annenin sevcanı öldürmüş olduğuna inandılar kızım. Sefa yani babanın iş ortağı babanla olan bütün ortaklığını bitirdi annen cezaevine girince , onları en son babanın cezanesinde gördüm sonrada seni alıp buralardan gittim zaten kızım.
Fakat bu resim bu resimdeki adamı tanıyorum babanın ortağı Sefa nın adamı bu Mustafa..
Teyzem elleri titreyerek bakıyordu ona verdiğim fotoğrafa , herşeye her sıkıntıya hatta annemin acısına karşı bile dim dik ayakta kalan kadın benim için bıkmadan usanmadan hayatını adayan kadın sanki konuşmaya başladığımız o bir saatte çökmüştü.
gözleri öylece uzaklara dalmış sanki içinde yılların muhasebesini yaparmışcasına gözlerini kısarak olan biteni anlamaya çalışıyordu.
birden bana dönerek !
Hatırla kızım ! o geceyi anlat bana , aklında kalan , her gece kabus görmene neden olan o geceyi anlat bana !
Hatırlamalısın kızım düşün yavrum o gece neler oldu ? diye sordu.
Tek hatırladığım babamın beni gece yarısı uykumdan uyandırıp , hadi kızım kalk seninle her zamanki gibi saklambaç oynayacağız , ama bu sefer ben sana çık diyene kadar saklanacaksın dediği teyze ..
sonra kömürlüğün mahsene açılan kapının arkasına beni bıraktığı.. Duyduğum sesleri tam olarak hatırlayamıyorum uğultular babamın bir kaç tane adamla bağrışma sesleri , o an gözlerim şok içinde kocaman açılıyor başım iki elimin arasında teyzem heyecanla yüzüme bakıyor , sanki yıllardır bildiği bir şeyi benim itiraf etmemi bekler gibi ...
Teyze o adam işte bu fotoğraftaki boynunda kurt dövmeli bu adam ! o gece oda bodrumdaydı ! hatırlıyorum teyze ! bu o adam !
sonrası yok Allah kahretsin! sonra hatırladığım tek şey ordudaki köy evinde senin kucağında gözümü açtığım an !
Tamam kızım tamam benim ceylan gözlüm sakin ol , geçecek hepsi geçecek ben yanındayım , teyzen burda korkma dedi teyzem.
Ertesi sabah kalktığımda teyzemi evde bulamadım sanırım yürüyüşe çıkmıştı.
kendime bir kahve hazırlayıp içtikten sonra bende adliyeye geçmiştim.
Arkamdan seslenen berk'in sesiyle olduğum yerde geri döndüm.
Berk ağır cezada avukat arkadaşımdı koşarak yanıma geldi ve bana
ne bu halin gece beşik mi salladın diye sordu?
Gülerek evet Küçükken biriktirdiğim bütün oyuncak bebeklerim , sabaha kadar susmadılar diye cevap verdim... gülerek birbirimize baktık.Müsaitsen öğle yemeğini beraber yiyelimmi diye sordu .
hiç canım istemesede Berk'i kırmak istemedim ve öğle yemeği için sözleştik.
Gittiğimiz restorant boğazda muaazzam bir balık restorantıydı siparişlerimizi söyleyip sohbet eşliğinde yemeğimize başladığımızda gözlerim restorantın kapısından giren adama takıldı...
o mavi gözler kaşının üstündeki belli belirsiz dikiş izi!
o gözler benim çocukluğumda geçirdiğim en masum , en güzel günlerin tek hatırası ve ben o gözleri nerde olsa tanırdım...!
Aman Allahım kalbimin çarpıntısından nefes alamaz hale gelmiştim müsade isteyip lavaboya koşar adımlarla ilerledim .
Burdaydı ! o burdaydı ! Yaman Yöreoğlu...
lavabodan geri döndüğümde Berk ile Yamanı ayaküstü konuşurken gördüğümde baya şaşırmıştım . Berk beni görünce ;
işte Savcı hanımda geldi... Savcı hanım tanıştırayım Yöreoğlu holding grup başkanı Yaman Efe yöreoğlu ...
Yaman bey ! buda adliyemizin en güzel Savcısı Ceylin Karadağlı...
Memnun oldum diyerek uzattığı elini sıktım , bir ışık bekliyordum acaba oda benim onu tanıdığım gibi beni tanıyacak mıydı ? benim çocukluğum ,çocukluk aşkım o küçücük çocuk kalbimle bile hala unutamadığım aşkım ,
bir an gözlerinden bir hüzün dalgası geçer gibi oldu sanki , gözlerimde birini arıyordu. öyle masum öyle hüzünlü...
İsminiz çok güzel aynı sizin gibi bana yıllardır unutamadığım birini hatırlattı dediği an , gözlerim şok içinde ona kitlendi
öylemi? diyebildim sadece , heyecandan titrekçe çıkan sesimle ...sonra Berkin konuşmasıyla anılardan çıkıp ikimizde Berke döndük ...
Yaman bey benim müvekkilim Ceylin hanım dilerseniz kahvelerimizi beraber içelim..
Tabiki neden olmasın diyerek heyecandan titreyen dizlerime hakim olmaya çalısarak masaya oturduk...
kahvelerimiz gelene kadar ağzımızı bıçak açmamış sadece Berkin karıştırdığı çantasından çıkardığı evraklara odaklanmıştık.
Sessizliği bozan Yaman oldu..
Berk bey ne oldu bizim Mustafa abinin olayı ? hala kimin öldürdüğü hakkında yapılan araştırmalardan bir sonuç çıkmadımı ? diye sordu...
Berk elindeki kağıtlara bakarak sanki bir şey ariyormuşcasına dalgın ve düşünceli olarak , emniyetteki yetkililerle görüştüm Yaman bey ! hayatımda hiç böyle birşeyle karşılaşmamıştım sanki Mustafa bey görülmeyen bir varlık tarafından öldürülmüş gibi ne cesetin üzerinde , ne bırakıldığı yerde en ufak bir maddi delil bulunamamış... işte olay günü teşhise giden , olay yerini gören savcımız da burda ! sanırım faili meçhul olarak rafa kaldırılacak bu dosya ...diye sözlerini sonlandırmıştı.
O an Yaman'ın gözlerindeki öfke ve korkuya şahit olduğuma yemin edebilirim..
Ya öylemi yazık oldu çok severdik Mustafa abiyi , katilini bulmak adalete teslim etmek ailesine olan borcumuzdu dedi. Kafamda deli gibi dönen sorularla öylece durmuş ikisinin arasında geçen konuşmaları dinlerken daldığım yerden ,
Yamanın , tanıştığımıza çok memnun oldum savcı hanım tekrar görüşürüz umarım sözleriyle irkilerek kendime geldim...
Bende tanıştığımıza memnun oldum Yaman bey görüşmek üzere dedikten sonra yanımızdan ayrıldı.
adliyeye geldiğimde görevliden Gülden değirmencioğlunun arşivlerdeki dosyasını istedim.Ben zavallı annemi hastalıktan kaybettiğimi sanırken meğer benim can parçam cezaevlerinde kahır çekerek ölmüş , görevliden dosyanın en geç yarın sabah masamda olmasını istedikten sonra , işlerimi bitirip eve doğru yola çıktım.
Eve geldiğimde Teyzemi bahçedeki salıncakta oturmuş çayını yudumlarken buldum... koşup arkasından sarıldım kokusunu içime çekip öptüm de öptüm...
teyzemle aramızda nedenini bilmediğim garip bir bağ vardı .
Beni doğursa ancak bu kadar sevebilirdi. yanına oturdum ve bugün yemekte Yaman la karşılaştığımızı anlattım
gözleri dehşet içinde bana baktı ve
sakın Ceylin sakın bana kim olduğunu açık ettiğini söyleme kızım ! sakın diye acı acı baktı .
Korkma benim güzel teyzem o beni tanımadı ama ben o gözleri nerde olsa tanırdım dedim , ve olan biteni anlattım
teyzem Yaman ın Mustafa denilen o adamın katilinin peşine düşmesine çok takılmıştı.
Akşam yemeği için masaya oturduğumuzda teyzemin yine uzaklara dalıp gittiğini farkettim ...
teyzecim ne oldu yine gemilerin mi battı diye alayla sormuştum ..
kara kara düşünüyordu sanki elinde bir terazi bütün olan biteni tartmaya uğraşıyordu,
Tatlım iki gün şehir dışına çıkmam lazım ! köydeki eve tadilat için bir kaç kişiyi ayarlamıştım , adamlar evin tamiratı için gelecekler işçi takımının başında olmak lazım dedi...
tamam teyzecim sen nasıl istersen dedim sonra birden !
Ya teyze yıllardır baba yadigarı diyip şu köye gider gelirsin , bir kerede gel tatlım bi orman havası alalım diyip şu kızını götürmezsin !diyerek sitem ettim.
Hafifçe tebessüm ederek orası annen ve benim mabedimiz , zamanı geldiğinde elbet sende gideceksin diyip konuyu kapattı.
Bazen evladım gibi büyüttüğüm kızıma nasıl cevap vereceğimi bilemiyordum. bir yalan yanında sürekli başka bir yalanı doğuruyordu . hayatımın son 20 senesi sırf ceylini korumak uğruna yalanlarla acılarla , sırlarla geçmişti ama artık sona yaklaştığıma emindim...
sabahın ilk ışıklarında memlekete doğru yola düşmüştüm . araba toprak yolda ses çıkararak ilerlerken yıllar sonra karşılaşacağım manzara benide ürkütüyordu .
gece karanlığında nihayet ordunun ücra köşesinde kalmış önce dedemden babama , sonra babam ölünce Gülden'im ve bana kalan baba yadigarı evime usul usul ilerlemeye başladım evin içinde loş bir ışık yanıyordu sadece ...
o an kapıda benim can dostum , kardeşim sırdaşım Elif'in silüetini gördüm kapıda verandada beni bekliyordu ,..
gözlerim dolu dolu maziye dalarken kollarımı uzattım ona, başımı omzuna gömdüğümde sadece ağla bitanem dök içinde ne varsa yeterki tutma ! diyerek oda benimle beraber hıçkırarak ağlamaya başladı.
daha sonra ikimiz için kahve yapmaya eve girdiğinde yıllar öncesine daldı gözlerim ... sanki daha dün gibi benim ilk aşkım ömrümce unutamadığım tek adam cengiz , elim istemsizce kalbime gitti elifle cengizin bir arkadaş ortamında tanışmış sonrasında resmen farklı annelerden doğan iki kardeş olmuştuk.. malesef hayat ikimizede hiç acımamıştı.
Elif o yıllarda mesleğinin en güzel dönemlerinde olan bir fizyoterapist , bense fakültesi bitmek üzere olan bir eczacıydım.o cengizin en yakın arkadaşı selçukla nişanlıydı , birbirlerine deli gibi aşıklardı.. bu küçük sevgililer gurubunda o kadar mutluyduk ki ! cengiz mesleğinde başarılı bir Genel Cerrah selçuk ise aynı hastanede Kardiyoloji uzmanıydı...
Zavallı Selçuk elifle geçirdiği o trafik kazasında ölünce , zaten kimsesi olmayan elif kendini güldenimle bizim olan mabedimize kapatmıştı .günlerce bu ev bize hem bir çatı , hem bir mezar hem bir kurtuluş kapısı olarak hizmet etmişti.
Cengiz le ben ne mi olduk? o kara gece ben ceylini alıp burdan kaçarken ona bir vedayı bile çok görüp izimi kaybettirmiştim ....
Bize bu kötülüğü yapanlar sadece eniştem ve kardeşimin değil , benimde hayatımı mahvetmişlerdi.
Ama artık yolun sonuna gelmiştik hissediyordum Gülden için kızım için kaybolup giden yıllarım için taş üstünde taş bırakmamaya yemin ederek bu yola çıkmıştım...
Artık geçmişin bütün sırlarını aralama vakti gelmişti......