21. Bölüm / Firari Gelin! Girne’nin sabah güneşi odaya sızmış, saatin dokuzu geçtiğini müjdelercesine Celal’in yüzüne vuruyordu. Ama Celal için zaman, dün gece bıraktığı o karanlık ve yorgun noktada asılı kalmıştı. Hayatında ilk kez bedeni zihnine darbe yapmıştı. İki gecelik uykusuzluk ve Hazel’in yastığa sinmiş o ağır yasemin kokusu, birleşip üzerine ölü toprağı serpmişti. Koltukta, boynu yana düşmüş, gömleğinin üst düğmeleri açık halde sızıp kalmıştı. Uzaklardan gelen bir tıkırtı, zihnindeki o dumanlı rüyayı bıçak gibi kesti. Celal, bir baskın varmışçasına yerinden fırladı. Şakakları zonkluyor, sırtı koltuğun sertliğinden kütürdüyordu. Refleksle kolundaki saate baktı ve olduğu yere çivilendi. 09:12. "Dokuz mu?" diye inledi sesi boğuklaşarak. “Ulan Celal, emniyet amiri değil,

