1.Bölüm: Beşiktaş

1930 Kelimeler
Haziran ayında San Francisco'da yaşamak başlı başına bir eziyetti.Şehir, yaz aylarını iklim olarak sıcak ve kuru geçiriyordu; ben ise bu ikisinden de nefret ediyordum. Belki de nefret ettiğim bu havada saatlerce prova yapıyor olmaktı. Haziran'ın sıcaklığından ötürü yüzüme yapışan saç tutamlarını geriye iteledim.Artık prova yapmaktan uyuşmuş bedenimin isyanına kulak vererek yere çöktüm. Saniyeler içerisinde başım dönerken aynadaki çirkin yansıma kısarak baktım ve huysuzluk modumu açarak söylenmeye başladım. "Nerede bu Berfu ya, bilen yok mu?" Berfu Roda Şahin, sarışın rus kasa... Kendisi grubumuzun yaramaz küçük kızı olur. Bacaklarını demirlere doğru uzatarak gerilen Hande, bir yandan söylendi. "Geliyorum dedi bir saat önce, Allah bilir nerede?" Dudaklarımı büzüp beklentiyle Bade'ye dönmemle her zaman ki bilindik sakinliğine rağmen yorgun ve aksiydi Kareografiyi tekrarlarken göze gelmemizle, "Bende bilmiyorum" dedi. Ellerimi parke zemine yaslayıp biraz olsun dinlenmek isterken kulağıma Bade'nin aksi sesi doldu. "Biz yaptık provamızı, Berfu'da gerisini kendisi düşünsün artık..". Bade'yi bile delirten Berfu'ya bir dünyaya saygısı.. Onu başımla onaylarken oturduğum yerden doğruldum. Başım ve bedenim sert parkeyle buluşurken biraz iyileşmek adına gözlerimi yumdum.Bütün bedenim adeta uyku! diye bağırıyordu.Aylardır süregelen yoğun tempodan dolayı fazla yorulmuştum. Bu nedenle gözlerimi kapatmam saniyeler sürdü, açılması da öyle.. Hemen yanıbaşımdan gelen topuk tıkırtısıyla araladım gözlerimi. Gözlerime çarpan sarı saçların ardındaki  Pelin beni memnuniyetsizce süzdü. "Ne bu hâl kızlar?" derken bakışları bende Bade ve Hande dolaştı. "Sekiz saattir yaptığımız provadan dolayı yorulmuş olabiliriz belki," diye küçük bir kinaye yaptı Hande. Onun bu kinayesine karşılık istemsizce sırıtırken dikkatleri üzerime çekmiştim. Pelin'in memnuniyetsiz bakışları dururken çalışkan görünmek için taktığına emin olduğum makyajlı gözlerinin ardındaki gözlüklerini düzeltmeti. "Doğrul Bensu." Yavaş hareketlerle uzandığım yerde doğrulurken ellerimi zemine yaslayıp destek alarak doğruldum.Aylardır süregelen koşuşturma hepimizi yormuş, benim gibi üşengeç birisine ise hiç iyi gelmemişti. Bundan sadece üç sene önce olan monoton hayatımı düşününce bu durum normaldi. Pelin prova odasındaki sandalyelerden birine otururken samimiyetten yoksun bir ifadeyle gülümsedi. "Evet kızlar. Biliyorsunuz ki turnenin son haftasındayız. Ülkemize gururla dönmek istiyorsak son zamanlarınızı lütfen iyi değerlendirin." Sorusu üzerine sertçe yutkundum. Kızlarla birbirimize baktığımızda, prova odasını derin bir sessizlik kapladı. Tam o an açık kapıda duyduğum ayak sesleriyle başım ümitle kapıya döndü, fakat içeriye giren kişiyi görmemle omuzlarım tekrar çöktü. Kareografi hocamız Alex bizi süzerken bakışları Pelin'de durdu. "Pardon, özel miydi?" İngilizce sorusuna karşılık Pelin gülümsedi. "Turneyle ilgili konuşuyorduk tatlım, zaten kızlar da biraz dinlensin. Akşam devam edersiniz. Tamam mıdır?" Alex başıyla onayladı.  Ama içinden sevinç naraları attığına emindim, zira sabahtan beri zaten ezbere bildiğimiz bütün kareografileri çalışmış ve ayakta duramayacak hâle gelmiştik. Alex bir baş selamı verip odadan çıkarken Pelin yüzündeki otoriter ifadeyle bize döndü. "Berfu'nun nerede olduğunu bilen yok mu?" diye sorusunu değiştirerek tekrar sorduğunda, kafamızı olumsuz anlamda salladık. Pelin sakin olmaya çalışarak derin bir nefes aldı. "Pekâlâ. Korumasının illaki haberi vardır." Cebinden telefonunu çıkarmaya yeltenirken araya girmeye ihtiyaç duydum. "Korumasız çıkmıştı," diye mırıldandım. "Ne?" Pelin'in gözleri şokla açıldı, sinirlendiğini kızaran yanaklarından anlıyordum.  Anında beyaz teni kıpkırmızı olurken boynundaki damar belirginleşti, elindeki telefonu sıkmaya başlarken beyazlaşan boğumları ne kadar sinirlendiğini ele veriyordu. "Sakin ol Pelin," diye araya girdi Bade. "Hep yaptığı şey zaten, gelir birazdan merak etme. " Bade'nin cümlesini tamamlamasıyla Pelin'in telefonu çaldı. Pelin sakin olmaya çalışarak telefonunu cevapladığında kızlarla aramızda kısa bir bakışma geçti. Ben endişeyle dudaklarımı ısırırken, Pelin telefondaki kişiyle İngilizce konuşmaya başladı. "Geldi mi?" diye telefondaki kişiye sorarken bakışları benimle kesişti. Gözlerini kısarak bana bakarken ona bomboş bakışlarımla karşılık verdim. Onaylayan mırıltılar çıkartırken telefonu kapattı ve kızlara döndü. "Kızlar Berfu gelmiş, gidip onunla ilgilenin. Ya da söyleyin mantıklı bir yalan bulsun yoksa bi dahaki konsere üç kişi çıkmak zorunda kalırsınız. " Ekledi. "Bizi Bensu'yla yalnız bırakın." Kızlar onaylayarak çıkarken bana acıyan bakışlar göndermişlerdi. Onlara aynı şekilde karşılık verirken kapanan kapının sesiyle Pelin oturduğu yerden kalktı ve bana doğru döndü. "Bensu, Bensu...." diye söylenerek üzerime doğru gelirken ona anlamsız bir bakış attım. Tam karşımda dikildiğinde tek kaşını kaldırdı. "Sen bu grubun liderisin, hatırladın mı? " Kaşlarımı sorar gibi kaldırdım. "Unuttuysan hatırlatayım dedim." Unutmama fırsat verilmiyordu. "Bu nerden çıktı şimdi?" "Sence Bensu?" dedi sorgular bir tonla. "Grup üyelerinden biri korumasız dışarı çıkıyor ve senin nerede olduğundan haberin bile yok." "Berfu küçük bir kız değil," dedim. "Yirmi üç yaşında kocaman bir kadın. Onları zaten yeterince uyarıyorum, ama bir noktadan sonrası kendi tercihleri oluyor." "Anlamıyorsun, değil mi?" dedi. Derin bir nefes alırken sakin konuşmaya çalıştığını anlıyordum. "Bak, çok iyi bir noktadasınız. Daha iyi bir noktaya da geleceksiniz. Eminim. Ama Berfu ve diğerlerinin bu gamsız tavırları sizi dibe çeker." Kaşlarını kaldırdı. "Ne zannediyorsun? Üç klip çektiniz diye Rihanna falan olduğunuzu mu?" "Pelin, ileri gidiyorsun!" dedim uyarır bir tonla araya girerek. Umursamadı. "Bunları alın diye değil, arkadaşlarını kendine getir diye söylüyorum. Müzik sektörü unutkandır. Sizin yerinizde olmak isteyen kaç kız var, farkında mısın? Çok kısa bir sürede dünya yıldızı oldunuz ama bulunduğunuz noktayı korumak çok zor. " Yüzüme baktı. "Üzgünüm ama bunu mahvetmenize ne ben, ne de Ömer Bey izin vermez." Konuşmak için ağzımı açmışken elini dostça bir tavırla omzuma koydu. "Sen aklı başında bir kızsın, bu yüzden MRN Şirketi tarafından lider seçildin. Lütfen arkadaşlarına yol göster. Senin aklına ihtiyaçları var." Cümlelerini bitirdikten sonra  sanki ağzıma sıçan o değilmiş gibi gülümsedi ve prova odasından çıktı. Beni ise iç muhasebemle yalnız bıraktı. Sabahtan beri olan beden yorgunluğuma zihin yorgunluğumda eklenmiş ve beni tam anlamıyla mahvetmişti. Telefonumu alıp yaklaşık bir aydır kaldığımız  otel odama çıkacakken telefonumun yanıp sönen ışığıyla sabahtan beri elime almadığımı fark ettim. Odadan çıkıp asansöre doğru yürürken telefonumun kilidini açtım ve Twitter bildirimlerine girdim. Twitter bildirim sayısını görmemle şaşkınca kalakalırken, asansörün sesini duydum ve açılan kapıdan içeri girdim. En üst kata basarken bir yandan anasayfamı yeniliyordum. Biz provadayken ifşa mı olmuştum? Pekâlâ. Eğer böyle bir durum olsaydı Pelin bunu bana söylerdi. Hatta beni mahvederdi. Anasayfadaki saçma tweetlere bir göz atıp Türkiye gündemine girdim. Yaklaşık altı aydır yurtdışındaydım, Türkiye gündemine fazla uzak kalmış olmalıydım. Türkiye gündeminde en üst sıradaki ismimi görmemle bu kadar bildirimin nedenini anlamıştım. İsmimle hashtag açılmıştı. #BensucometoBesiktas hashtagine birkaç saat içerisinde neredeyse yüz bin tweet atılmıştı. Ne? Beşiktaş'la tam olarak ne ilgim vardı? Altı aydır Türkiye'de olmamam bir yana, ondan öncesinde ise pek aktif değildim. Son senelerde sürekli grup işleriyle ilgilenmiş, onlarla yatıp kalkmıştım. Sosyal hayatımda da  Beşiktaş'ı bırak doğru düzgün bir Türk sanatçıyla yan yana gelmemiştim. Beşiktaş ve Rare Dancers'ın ve en başta benim alakamı düşünürken asansörün kapısı açıldı. Telefonuma gömülüp olayı çözme isteğimi zorla bastırarak kendimi otel odama attım. Telefonumu yatağıma atarken meraktan çatlasamda neredeyse kendimden tiksinmek  üzere olduğum için kıyafetlerimden kurtulup kısa bir duş aldım. Çıkar çıkmaz üzerime siyah bir şort ve askılı siyah body geçirdim. Siyaha dönük kısa saçlarımın yaz ayında olduğumuz için hemen kuruyacağını düşünerek kurutmakla uğraşmadım ve kendimi yatağa attım. Evet. Tam olarak şimdi magazin modundaydım. Hızlı hareketlerle ekranımı açtım ve zaten açık olan Twitter uygulamasından #BensucometoBesiktas hashtagine tıkladım. Sadece birkaç dakika içinde tweet sayısı daha da yükselmişti. Allah'ım noluyordu? Karşıma çıkan hashtage atılmış popüler tweetleri okumaya başladım. "Oof abi çok iyi değil miydi o gol ya? Peki golün ardından şarkıya giren Bensu'ya ne demeli? Bir efsane doğuyor! Arkandayız Sarp reis!" Kaşlarımı çattım. Sarp kimdi? Bizim grubun şarkısı ne alakaydı? Ekranı aşağı kaydırarak okumaya devam ettim. Futbola hiçbir ilgim yok ama fangirl olduğum Rare Dancers grubundan biri  çaldı ya... Orda bi yakınlaştık seninle... Abi düşünsenize... Sampiyonluk kutlamasına Bensu geliyor, rap söylerken yanında Sarp Karabulut.... Allah'ım var bir hayalimiz. Bensu Sonay.. Gerçekten come to Beşiktaş be kızım.. Gel şu turneden de elalem dansçı görsün! Abi alt tarafı Sarp'ın golünden sonra Yol Ver çaldı. Sırf Bensu'nun söylediği cover çaldı diye amma tatava yaptınız he. BensSarp sayfası açanları gördüm, Allah sizi kahretmesin! Okuduğum yorumla gülmeye başlarken olayı yavaş yavaş anlamaya başlamıştım. Tekrar ekranı kaydırdığımda bu sefer bir video çıktı karşıma. @futbolmagazin: Ateş olmayan yerden duman çıkmaz arkadaşlar. Neden Bensu Sonay'ın söylediği cover çaldı durduk yere? Hangi maçta cover çalmış ki Sarp  Karabulut'un golünden sonra çalıyor? Hem Sarp'ın şarkı çalınca ki yüz ifadesine bakın, kesin aralarında bir şey var. Beşiktaş'lılara söylüyorum, hazır olun takıma yeni yenge geliyor!" Kaşlarımı çattım ve söylediğim coverları düşündüm. Yukarıdaki tweetlerden birinde rap gördüğümü hatırlıyorum. Tam o an dank etti. Kadın rap sanatçısı Ayben'in Yol Ver şarkısını geçen hafta konserde solo söylemiştim, daha sonra gelen yoğun istek üzerine stüdyo kaydına alıp YouTube'a yüklemiştik. Çok beğenilmiş, hatta milyonlarca dinlenmişti. Ama bize ait bir şarkı değildi en nihayetinde. Aslına bakarsanız ünlü olduğumuzdan beri neredeyse her ünlüyle adımız geçmişti. Bu duruma alışmış bile sayılırdım. Yalan yok, dört kız bir gruptaysanız ve hepiniz de güzelseniz magazinde hep erkeklerle anılmak zorunda kalıyordunuz. Bir süre sonra asılsız olduğu anlaşılıyor ve unutulup gidiyordu. Ama ilk defa bir futbolcuyla adım geçiyordu. Anlamsızdı. Şarkım çalmış olabilirdi ki bu son zamanlarda oldukça popüler olan bir durumdu. Gomis'in golünden sonra defalarca Aleyna Tilki çalmıştı.  Ne vardı ki bunda? Onları da mı shiplemislerdi? On saniyelik videoya dokunup açılmasını izlerken futbol hakkında hiçbir bilgim olmadığı için önce boş boş ekrana baktım. Daha sonra formasında 1 KARABULUT yazan adam kadraja girdi, derken spikerin  sesi sayesinde 1 numaranın Sarp olduğunu anladım.  1 numaralar normalde kaleci olmaz mıydı? "Caner'den Sarp'a bir  ara pas, evet Sarp. Sarp'tan bir şut ve Sarp gole koşuyor! AMAN ALLAHIM! GOOOL! GOL!" Kaşlarımı çattım ve tüketmek kapakları düşünmek. Yukarıdaki tweetlerden rap ürünlerinden. Tam o an kafama dank etti. Türk kadın rap şarkısı Ayben'in Yol Ver şarkısını hafta ki konserde solo olarak söylemiştim, daha sonra gelen yoğun istek üzerine prodüksiyon şirketimiz albümünden satın almak YouTube'a yüklenmişti. Çok beğenilmiş, denenmiş ve hala trendlerdeydi. Yine de de ait bir şarkı en bize. Aslına geçmiş bu durum biraz alışkındım çünkü yaklaşık ben değil, diğer üç kız da ünlü olduğundan beri ünlüyle adıdır. Bu duruma alışmış biledım, ellerinde delil göstermek için asparagas haber olarak unutulup geçti. Yani dörtte bir kızacaksınız ve gidecekseniz de görece güzel magazinde devam etmek zorundaydınız. Neden böyle bir şey hakkında bir bilgim yoktu, isteğe bağlı olarak asparagas haberlerini umursamaması ise bizi bu biraz da olsa kurtarıyordu. Ama şöyle ki.. İlk defa bir futbolla geçiyordu. Anlamsızdı. Şarkım çalmış olabilirdi ki bu son derece popüler olan bir durumdu. Gomis'in golünden sonra böyle çalmıştı Aleyna Tilki... Ne vardı ki bunda? Onları da mı shiplemişlerdi? On saniyelik videoya dokunup açılmasını izlerken futbol hakkında hiçbir bilgim olmadığı için önce boş boş ekrana baktım. Daha sonra formasında 1 KARABULUT yazan adam kadraja girdi, derken spikerin  sesi sayesinde 1 numaranın Sarp olduğunu anladım.  1 numaralar normalde kaleci olmaz mıydı? "Caner'den Sarp'a bir  ara pas, evet Sarp. Sarp'tan bir şut ve Sarp gole koşuyor! AMAN ALLAHIM! GOOOL! GOL!" Gol sevinciyle Sarp tribünlere doğru koşup iki elini yukarı kaldırdı, kartal işareti yaparken  takım arkadaşlarının üzerine atladığını gördüm. Sarp onlardan güçlükle kurtuldu. Ve... Kameraya döndü, şarkı çalarken kadraja doğru çarpık bir ifadeyle güldü. Hâlâ kameradan bakışlarını çekmezken serseri bir edayla göz kırptı. Videoyu üst üste izlemekten kendimi alıkoyamadım. Sarp Karabulut... 1 numara. Beşiktaş'lı Türk futbolcu. Adını ilk defa duymuştum, kadrajdan dönmesiyle ise yüzünü görmüştüm. Siyah saçlı, buğday tenli, uzun boylu ve yapılır bir adamdı. Kameradan seçebildiğim sadece bu kadardı. Videoyu izlerken ülkeme olan derin hasretimle kasıldı midem. Ailemi görmeyeli uzun zaman olmuştu.. Bu video bana fanatik Göztepeli erkek kardeşimi hatırlattı. Futbol ile ilgili hiçbir bilgim olmasa da Türkiye ile ilgilli her şeye tam destektim. Maçta bile olsa şarkımızın çalması beni gurulandırmıştı. Sadece bir sene  içinde bütün dünyanın dinlediği bir grup olmuştuk,  dünya listelerinde bir numaraya oynuyorduk ama insanın kendi ülkesinden takdir görmesi apayrı bir şeydi. Kilometreler olsa bile evinizde gibi hissederdiniz. Beşiktaş resmi Twitter hesabının golü ve şarkıyı paylaştığını görmemle gülümsedim ve tweeti retweetledim. Bu yaptığım belki de yanlış anlaşılmalara yol açacaktı, ama pek umrumda değildi. Hiçbir şey yapmasam da adım birileriyle anılıyordu, en azından  milyonluk twitter hesabımdan onlara destek vermek istemiştim. Eklemlerimden gelen ağrıya daha fazla kayıtsız kalamayıp telefonumu kilitleyerek komodinin üzerine bıraktım. Gözümün  önünde az önce ki video,  kalbimde ülkeme dair koca bir özlem.. Gözlerim kapalı. Çok yakında Türkiye'ye gidecektim ve bu hasrette böyle bitecekti.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE