dokuz

786 Kelimeler
Eda Seda: Selam tatlım.  Eda Seda: Kendimi tanıtmaya geldim, ben Eda. Eda Seda: Senin tabirinle "Amık" ●İletilmedi. Eda Seda: Gerçi öğrendim, Koray'mış beni öyle kaydeden. ●İletilmedi. Eda Seda: Utku'nun senin aklını karıştırdığını görünce o da gelip sana "Doruk'un telefonunda küfürle kaydedilen kişilere bak." demiş. ●İletilmedi. Eda Seda: Saçmalık.  ●İletilmedi. Eda Seda: Bana sorsaydınız, direkt söylerdim. ●İletilmedi. Eda Seda: Tabii o zaman sorsaydınız söylerdim. ●İletilmedi. Eda Seda: Hocanın grup ödevini birlikte yapacakmışız. Eda Seda: İsmimi ismimin yanında gördüm. Buğu Şirin: Senin numaran bana tanıdık geliyor... Buğu Şirin: Daha önce tanışmış mıydık? Eda Seda: Rehberden hangi ara sildin beni? ●İletilmedi. Eda Seda: Tanışsaydık hatırlardım. Buğu Şirin: Anladım... Buğu Şirin: Buğu ben. Buğu Şirin: Yalnız bu hafta sonunu herkes ilk buluşma diye almış, biz onlara uymasak olur mu? Eda Seda: Niye, başka bir planın mı var? Buğu Şirin: Evet, öyle. Eda Seda: Nasıl bir plan bu? Eda Seda: Yanlış anlama sadece ödevi ertlememize değecek mi merak ettim. Buğu Şirin: Arkadaşım çağırdı konuşmak için. Buğu Şirin: Hafta sonu dağ evinde olacağım. . Eray Dokuz: Benim pamık yanaklım nerelere gitmiş? Buğu Şirin: Aşkın çağırdı, dağ evlerine doğru taksiyle gidiyorum Eray. Eray Dokuz: Aşkın çağırdı? Eray Dokuz: Baran'ın kardeşi Aşkın?  Eray Dokuz: Şu an karşımda olan Aşkın? ●İletilmedi. Buğu Şirin: Evet, o. Buğu Şirin: Zaten başka Aşkın tanımıyorum. Buğu Şirin: Moralinin bozuk olduğunu söyledi, kendini dağ evlerine kapatmış. Buğu Şirin: Yanına gelirsem kız kıza konuşabileceğimizden bahsetti. Eray Dokuz: Gitme. Eray Dokuz: Geri dön. Eray Dokuz: BOŞ VER AŞKIN'I Eray Dokuz: Asıl benim moralim bozuk, bana gel! Eray Dokuz: Cips kola yaparız. Eray Dokuz: Hem söz veriyorum ben hazırlayacağım. Eray Dokuz: Hadi gel!  . Aptal Eray Dokuz: Sıçarım ağzına Doruk! Koray Merter: Eray, küfretti... Oha... Koray Merter: Ne oldu best kankam? Eray Dokuz: Bu Piç, dağ evine kaldırma planları yapıyor bizimkini. Koray Merter: Bizimkini? Koray Merter: Buğu'yu mu? Eray Dokuz: Buğu'yu. Koray Merter: Siktir! Koray Merter: Siktir! Koray Merter: Siktir! Koray Merter: Ben gidiyorum Buğu'ya fotoğrafları atmaya, böyle olmaz. Koray Merter: Bu it yumuşatarak anlatır olayı! Eray Dokuz: Buğu'nun telefonu çekmiyor. Eray Dokuz: Konuşurken bir anda sinyal gitti. Koray Merter: Lan nasıl bize haber vermedi? Koray Merter: Hiç değil "Doruk ile tatile gideceğim." demesi lazımdı. Eray Dokuz: Onunda haberi yokmuş ki. Eray Dokuz: Aşkın'ı aracı olarak kullanmış. Koray Merter: Baran... Koray Merter: Cidden kardeşini de olaya dahil mi etmiş, Doruk istedi diye? Eray Dokuz: Öyle olmuş sanırım. Eray Dokuz: Çocukluk arkadaşı oğlum onlar. Eray Dokuz: Ne beklersin ki? Koray Merter: Kendimi keseceğim. Koray Merter: Doruk'u aramaya gidiyorum. Koray Merter | Çevrim dışı Eray Dokuz: Ben şimdi aradım, çekmiyor onunda telefonu. Eray Dokuz: Hazırlan, dağ evine gidiyoruz.  . "Aslında iyi oldu biliyor musun Eda?" "İyi olan ne güzelim?" "Seninde gelmen, hem Aşkın böyle daha çok rahat eder. Belki ben onu anlayamam..." Ufak bir teklif sonucu yanımda getirdiğim Eda yürümeyi kesti. O durunca bende elimdeki valizle ilerlemeyi kesmiştim. Az ilerimdeydi. Başını çevirip bana baktı. Kaşlarını çatıp yüzümü incelemeye başlamıştı. "Sen gerçek misin ya?" "Anlamadım?"  Kendi kendine homurdanıp biraz daha yüzümü izledi. Şu an ona bakıyorum da ödevi birlikte yapacak olmasak kesinlikle muhabbetimiz olmazdı. O güzeldi. Çok güzel. Kumral saçları vardı, dümdüz ve gürdü. Onları bugün örmüştü, açık bir büstiyer ve tayt giyiniyordu. Büstiyerin üzerinde hırka vardı. Yüzünde ise az önce takside yaptığı makyaj vardı. Bana daha fazla bakmadı, arkasını döndü ve eve doğru yürümeye başladı. O güzeldi, ben de güzeldim. Ama benim güzelliğim daha çok sevimlilik üzerine kuruluydu... Birlikte dağ evinin kapısına ilerledik. Kendimi zor bela düşüncelerimden ayırabilmiştim. Onun hayata bakışıyla benimkisi aynı değildi, o yüzden daha fazla düşünmeye gerek yoktu. "Açıl susam açıl!" Kaşlarımı çatarak Eda'ya baktım. Bakışlarıyla bana kapıyı işaret ettiğinde istediği şeyi anlamıştım. Kendisi çalmaya çekindiği için benim çalmamı bekliyordu. Tam elimi havaya kaldırmıştım ki kapı açıldı. Bu duruma şaşkınlıkla bakarken kapının ardında gördüğüm kişiyle dişlerimi birbirine geçirmiştim. Doruk'un burada ne işi vardı? "Selam tatlım!" Eda bu şeye hiç şaşırmadan valizini kapıda bırakarak içeriye Doruk'un yanından süzülerek girdi. Doruk, Eda'nın arkasından bir süre bakmış, sonra bakışlarını bana çevirmişti. Onunda aynı ben gibi yüzü düşmüştü. Sonra bir şey oldu. İkimizde aynanda bakışlarımızı kaçırdık.  . Örgüsünü bozmuş, saçlarını açmıştı. Tekli koltuğa çökmeden hemen önce de hırkasını çıkarmıştı. Eda bulunduğumuz ortamda en rahat olanımızdı. Kafasını koltuğun başlığına yaslamış, elindeki telefonuyla oynuyordu.  "Burada internet çekmiyor..."  Kendi kendine konuşup sitem etti. Daha fazla ona bakmak istemediğim için bakışlarımı Doruk'a çevirmiştim. Bir dizini devamlı sallıyordu. Üçlü koltukta oturmasına rağmen rahat değildi. Gözleri tek bir noktaya bakarken o çoktan düşüncelere dalmıştı bile. Bu planı kurduysa ne diye şimdi bu kadar rahatsız oturuyordu? Yerimde huzursuzlukla kıpırdandım. Oturduğum koltuktan kalktığımda ikisininde bakışları beni bulmuştu. Eda umursamaz bir şekilde, Doruk ise korkuyla bakıyordu. Ondan ayrılacağımı filan mı düşünüyordu, ondan bu kadar korkuyordu? Çatık kaşlarımın ardından ikisine hitaben konuştum. "Mutfağa gidiyorum, bir şey ister misiniz?"
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE