“Yusuf Sinan için çok değerli olduğundan mı?” diye sordum, sesimde hem umut hem de korku vardı. Cevabını beklerken kalbim istemsizce hızlandı; hayır demesini umut ediyordum. O sevdi ama Yusuf Sinan hiç sevmedi demesini. “Hayır, sen duygusal insansın o mantık insanı. Üstelik asker. Psikolojik harp uzmanı. Seni yerle bir eder sana yazık.” Emre ’nin sesi soğuk gerçeklerle doluydu; bana acıyor, ama o acı içinde bir gerçekliği de gösteriyordu. Bu sözcükler iğne gibiydi; içimden geçenleri o kadar net söylüyordu ki sinirim daha da kabardı. “Beni basite alıyorsun. Kıskanınca içimden ne çıkacağını ben bile tahmin edemiyorum.” diye fırlattım kelimeleri. Kıskançlığın utancını taşıyordum ama inkar da edemiyordum; o duygu, gece yarıları yastığa döktüğüm sessiz ağlamalarımın kaynağıydı. “En çok bu y

