Sardığım, ateş gibi yanan elini kendime çekip nazik, uzun bi' öpücük bıraktım. Dolu gözlerimi tırmandırdım gözlerine. "Acıyor mu?" Güldü. "Böyle yaparsan, diğer elim için de bir şeyler düşüneceğim." Dolu gözlerimi kaçırdım mahcubiyetle. İşaret ve orta parmağının tersiyle gözlerimin kenarındaki ıslaklığı giderdi. Gözlerimin en içine bakarken gülümsemesi yerini ciddiyete bırakmıştı. "Sakın ağlama. Vur, kır, dağıt her şeyi, her yeri. Ne istersen yap, ama ağlama." Başımı kaldırdım. "İçimdeki ateşin sönmesi için, bir şeyler yapmam gerek Bora. Anlıyor musun?" Arkasındaki taşa yaslandı. "Anlıyorum ama-" "Nasıl anlayabilirsin ki? Kimsesiz büyüdüm ben, küçücük çocuktum..." Sesim kırçıllı ve ağlamaklı çıkıyordu. "Belki, beni çok seven bir ailem vardır diye hayaller kurarken, hiç tadamad

