KARDELEN Aileme veda etmenin bu kadar zor olacağından bana kimse bahsetmemişti. Onları yine görecek, yanlarına yine gidecek ve yine birçok anılarımız olacaktı ama Selim ile arabaya binerken, onları ardımda bırakmanın gerçeği bir tokat gibiydi. “Hadi ama, yola çıkalı yarım saat oldu. Daha ağlayacak mısın? Üzülüyorum ama.” “Sanırım telaş içinde zaman hızla geçerken bu ana kendimi hiç hazırlamamışım,” diye mırıldandım. Neden gelinler için hem ağlar hem gider dediklerini şimdi daha iyi anlıyordum. Ağlamam bile geriye adım atmamı sağlamamıştı sonuçta. Selim elini uzatıp bir elimi kavradı ve yumuşak bir dokunuşla destek olmak istercesine sıktı. “İki hafta sonra göreceksin zaten,” dedi beni, kendime getirmek istercesine. “El öpmeye gideceğiz ya.” “Haklısın,” diye mırıldandım. Haklıydı da…

