Konağın içi akşam olmadan dolup taşmıştı. Kadınlar mutfakta koşturuyor, erkekler salonda yerleşiyordu. Her yerde kahve kokusu, gümüş tepsiler, telaş vardı. Ben aynanın karşısında son kez kendime baktım. Deniz saçlarımı omuzlarımdan dalga dalga bırakmıştı. Beyaz elbise vücuduma tam oturuyordu. Beyaz topuklular bacaklarımı daha uzun gösteriyordu. Ve kırmızı ruj resmen meydan okuyordu. Deniz bana bakıp ellerini birbirine vurdu. — Boran bugün yaşayamayacak. İstemeden güldüm. — Amaç o zaten. Aşağıdan sesler yükselmeye başlamıştı. Misafirler geliyordu. Sonra birlikte aşağı indik. Salona girdiğimiz anda konuşmalar yavaşladı. Herkes bana döndü. Rıza Ağanın eşi Havin Hanım yanıma geldi. — Mahmut doğru söylemiş vallahi. Gülerek saçımı düzeltti. — Bu konağa ilk defa yakışır gelin geliyor. Su

