James kızı aynen tahmin ettiği gibi bulmayı beklediği yerde bulmuştu. Aslında kızı sevgilisiyle kaçarken yakalayacağını düşünmüştü fakat kızın kulübeden yalnız çıkması şaşırmasına sebep oldu.
Atından hızlı bir şekilde inerek kızın yanına geldi. Kendisine ürkek gözlerle bakan kıza karşı içinde kesinlikle merhamet duygusu uyanmadı.Sertçe kolunu tuttuğu kızın gözlerinin içine bakarak öfkeyle konuştu.
-beni beklemiyordun sanırım..
-Ben..ben.. akan gözyaşları ve ne diyeceğini bilememe çaresizliği içinde cümlesinin devamını getiremedi.
-Aşığın nerede? Onunla buluşmayacak mıydın burada ?
Atına doğru sürükleyerek götürdüğü kıza dönük bakarak aniden durdu. Kendisine cevap verilmemesinden ayrıca hoşlanmazdı. Sorularının her zaman bir yanıtı olmalıydı.
-Konuşana Lanet olası, dilini mi yuttun !
Kızın kolunu bırakarak atının yanına gitti.Yere oturması için bacağına dokunduğu hayvan bu emre itaat ederek toprak zemine diz çöktü.
Arkasını dönmeden kıza aynı şekilde öfkeyle cevabını alamadığı soruları sormaya devam etti.
-Aşığın nerede dedim ? Birlikte kaçmayacak mıydınız, onun için gelmedin mi buraya? Bu sefer bana cevap verirsen senin için daha iyi olur.
-Gelmedi.. sanırım çok aptalım ve bunun cezasını çekiyorum.
James kızın fısıltıyla çıkan sesini zar zor duymuştu. Öfkesinin sakinleşmesini bekleyerek bir kaç saniye cevap vermemeyi tercih etti. Aptal kız, evli olan birisiyle kim kaçmak ister ki diye mırıldandı.
-Evet aptalsın Olivia, Sevdiğini sandığın adam korkak davranıp gelmediği için aptalsın. Seninle kaçacağına nasıl inandın bilmiyorum ama kandırılmışsın .
Kıza yüzünü dönerek gelmesi için yüzüne baktı.Gözleri boşluğa bakar gibi dalmıştı. Daha sonra kızın kendi kendine konuşur gibi dudaklarının oynadığını gördü.
-Borçlarını kapatmak için beni kullandı.Tanrım nasıl bu kadar saf olabildim. Beni sevdiğini söylüyordu.
-Nasıl ?
Aklına gelen düşünceyle kızın yanına gelerek sertçe kızın kolunu tuttu.
-Kolye, nerede o ? Şu an boynunda olmayan lanet takı nerede ?
Kızdan cevap gelmeyince bağırmaya devam etti.
-Cevap ver diyorum sana, yoksa çok daha kötüsü olacak.
Bu kadar öfkelenmesi yersizdi biliyordu eğer başka pahalı bir mücevher olsa belki umursamazdı fakat o kolyenin kendisi için anlamı vardı. Sessizce gözyaşlarını döken kıza bakarak kolunu bıraktı. Ellerini kafasının iki yanında birleştirdi. Düşünmeliydi. Ya peşini bırakacaktı buna göz yumacaktı ya da kendisinden çalınan şeyin peşine düşecekti.
Bu zamana kadar asla böyle bir şeye göz yummayacağının farkındaydı fakat şuan bu kızın üzerine gitmek istemiyordu. Yeterince aldatılmış hissettiği bariz ortadaydı.Gözyaşları durmak bilmeyen kıza nefretle baktı. Ağlayan kadınlara dayanamıyordu.
-Lütfen sus artık ağlaman sevdiğin adamı geri getirmeyecek !
Olivia ilk defa başını kaldırarak kendisinin chris yüzünden ağladığını sanan adama baktı. Gözyaşları kesinlikle chris için değildi. O, Kendisi için ağlıyordu. Hiç düşünmeden insanlara inanabilecek kadar saf olduğu için babasını hayal kırıklığına uğratacaktı.Ayrıca Lordun aile yadigarı mücevherlerinin artık kendisinde olmadığı gerçeği yüzüne acı bir şekilde çarpmıştı. Ve bu tamamen kendisi yüzündendi.
Tamamen utanıyordu. Yaptıklarından dolayı adamın yüzüne bakacak hali kalmamıştı.
-Gerçekten özür dilerim, başka çarem yoktu.. olsaydı emin ol beni kandırmasına izin vermezdim.
James kızın yüzüne bakarak söylediklerinde gerçekten samimi olup olmadığını anlamaya çalıştı.Kızın titreyen dudaklarının dolgun pembeliğinden gözlerini çekerek elini saçlarının arasından geçirdi.Şuan hiç yapmayacağı bir şey yapacaktı.
-Neyse, gitti artık sorun değil.Umarım bir daha böyle bir şeye kalkışmazsın. İkinci bir seferde bu kadar iyi davranamayabilirim sana.
Atın üzerine bindikten sonra kıza biraz daha iyimser bir şekilde bakarak yanına gelmesini bekledi.
-Gel hadi gidelim hava kararıyor, ayrıca bu elbiseyle üşüyeceksin. Kaçıyorsun bari üzerine pelerinini falan alsaydın.
James kıza birde akıl mı vermişti. Ağzından çıkan sözler karşısında kendisine hayret ederek bu anı bulunduğu durumun garipliğine bağladı. Neden bu şekilde davrandığına dair tek açıklaması buydu.Olivia adamın önünde yerini alırken gerçekten de üşüdüğünü hissederek kollarıyla bedenini ısıtmaya çalıştı. At oturduğu yerden kalkarken Olivia düşmemek için anında kollarını adamın bedenine sarınca James istemsiz bir şekilde kasıldığını hissetti.
Bu kız ne yaptığını bilmiyordu belli ki.Bu şekilde bir adamın vücuduna sarılmaması gerektiğini daha sonra söyleyecekti.Fakat şimdi kızı kendi haline bırakacaktı. Ata binmekten korkuyor olmalıydı james'a göre. Ya da öyle düşünmeyi tercih etti.
At bu sefer yavaş bir şekilde ilerlerken ikiside konuşmamayı tercih etmişti. Olivia hala adama kollarını dolamış vaziyette otururken istemeden de olsa başı adamın göğsüne değiyordu.Gerçekten de atın üzerine bu şekilde oturmaya alışık değildi ve üzerinde ki kıyafet de kendisine hiç yardımcı olmuyordu.Doğal olarak düşmekten korkuyordu ve adama tutunabileceği kadar sıkı tutunmuştu.
James da kızla aynı durumu yaşıyordu öyle ki bedenine sıkıca tutunan kollardan rahatsız olmak yerine bu durum ona daha önce adını koyamayacağı şeyleri hissetmesine sebep olmuştu.Aşk, sevgi hayır bunlar değildi.James'in bu tarz saçma hislerle asla işi olmazdı.Tamamen vakit kaybıydı bunlar ona göre. Farkına vardığı duygular sadece iyi hissetmesine sebep oluyordu.
Üzerinde bulunan kalın pelerinini kıza sararak üşümesine engel olmak için kendi sıcak göğsüne doğru çekti. James için bu havaların bir önemi yoktu. Gemide geçirdiği yıllar boyunca soğuğu da sıcağı da en ağır koşullar da yaşamıştı.Düşüncelerini kızdan uzaklaştırarak atın hızlanması için ayaklarıyla komut verdi. Biraz daha böyle yavaş gitmeye devam ederlerse kendi evine ancak geceye doğru varacaklardı.
Bu halde kızın peşinden geldiği için iki saat boyunca at üzerinde birlikte gitmek zorundaydılar .Tekrar kiliseye ya da kızın evine dönmek gibi bir seçenekleri yoktu, bu hem kız hem de kendisi için kötü bir durumdu.
Olivia burnuna dolan erkeksi kokuyla gözlerini açarken bu kokunun kendisine tanıdık geldiğini farketti. Belki çok aşina değildi fakat bu hissi iyi biliyormuş gibi hissetmekten de geri kalamadı. Başını yasladığı yer yumuşak olsa da adamın göğsünün sert olduğunu biliyordu. Oldukça yapılı diye düşünerek kendisine kızdı. Böyle şeylere dikkat etmemeli ve bunlar hakkında düşünmemeliydi.
Peki ya bu gece yaşanacaklar.Adam farketmeden gözlerini tekrar kapayarak içinde ki utanç ve korkuyla baş etmeye çalıştı. Tanrım nasıl olacak, ne yapacağım lütfen bana yardım et lütfen diye sessizce dua ederken adamın adını söylemesi ile aniden nefesini tuttu.Uyandığını farketmiş olabilir miydi yoksa.
-Olivia, neden gözlerini açmamayı tercih ediyorsun bilmiyorum ama uyandığının farkındayım. Ayrıca neredeyse geldik, bu yüzden bana sarılmayı bırakabilirsen eğer mutlu olurum. Senin yüzünden rahatsız iki saat geçirmek zorunda kaldım..
Olivia adamın sözleri ile gözlerini açtı ve sıkıca sarıldığı bedenden kollarını çekerek adamdan uzaklaşmaya çalıştı. Gerçekten de farketmeden adama oldukça yakınlaşmıştı. Neredeyse sıcaklığını hissedecek kadar diye düşündü.
-Ben özür dilerim farketmedim..
Tanrım neden sürekli özür diliyorsun, sanki büyük bir suç işlemiş gibi.James homurdanarak düşüncelerini kendine sakladı.Önlerinde beliren büyük yapıdan süzülen ışıkları gören Olivia buranın alışılagelmişin dışında bir yer olduğunu farkederek tereddütle adama baktı.
-Neredeyiz, burası çok farklı görünüyor.Londranın dışındamıyız.?
James kızın sorusuna inanamayarak kendisine dikmiş olduğu gözlerini görmezden gelerek eve doğru baktı.
-Hayır londradayız, galiba farketmedin ama şehrin dışında yaşayan sensin..
Tanrım, gerçekten cahil olmalı şehrin göbeğindeyken londranın dışında olduğumuzu nasıl düşünür. Okula bile gitmediğini düşüneceğim bu gidişle...James gerçekten de aptal ve hiçbir şey bilmeyen bir kızla evlendiğini düşünüyordu fakat kız gerçekten de karısı olmayacağı için bu durum onu pek de rahatsız etmedi. Bir süre sonra onu şehrin dışında ki mülklerinden birine yaşaması için gönderecekti.Kızın kendi evinde sürekli olarak kalması kendisine ayak bağı olması demekti ve james bu gibi şeylerle uğraşmayı sevmezdi. Yalnızlığından memnundu ve onu rahatsız edecek herşeye karşıydı.
Kızın atdan inmesine yardım etmek için kendisi indikten sonra kollarını kaldırarak kızı tutmak için elini uzattı. Olivia atdan kendisi de inebilirdi fakat adama karşı daha fazla olumsuz anlamda konuşmak istemiyordu. Bedenini öne iterek adamın omuzlarına iki eliyle tutundu. Neredeyse başarıyordu ki atın hareket etmesiyle Olivia vücudunun aşağı doğru kaydığını hissetti.Dudaklarından küçük bir çığlık koparken yere düşmeden tekrar havalandığını hissetti.
James kızı iki kolunun üzerinde tutuyordu ve bundan bir gram bile zorluk çekiyormuş gibi görünmüyordu. Olivia bakışlarını adamın yüzüne doğru kaydırırken koyu yeşil gözlerine bakmamak için özellikle çabalasa da o gözlerde kendisini çeken bir şeyler olduğunu biliyordu. Sadece evden yansıyan ışıklar ortamı hafif aydınlatırken James kızın yüzüne garip bir şekilde bakarak gözlerini kollarında tuttuğu kızdan uzaklaştırmaya çalıştı. James uzak durmaya çalıştıkça bir şekilde yakınlaşıyorlardı. Ve bu durum onu rahatsız etmeye başlamıştı.Kızın kendisi ile ilgili bir beklentiye girmesini kesinlikle istemiyordu.Peki ya kendisi neden gözlerini kızdan uzaklaştıramıyordu. Sinirlenerek kollarında tuttuğu kızı kendisine daha da yakınlaştırdı.
-Gerçekten becerebildiğin bir şey var mı yoksa her zaman böyle sakar mısın Olivia Cyristal Clayton..