Serdar'ın evinde ikinci sabahıydı Esma'nın. Birinci sabahı şehirde ki evinde onun bakışlarının karşısında geçirmişti, ikinci sabahı ise onun yatağında. Bunun böyle olacağını bilmiyordu Esma. Sanıyordu ki, Serdar yıkılmaz bir kale. Onu yıkacak patlayıcılar henüz icat edilmemiş, hiçbir savaşın türü onu yerle bir etmeye yetecek donanıma sahip olamazdı. Yanıldığını anlaması çok zamanını almadı. Hayatına giren onca kadına rağmen ondan daha fazlasını beklemediğini birlikte geçirdikleri günün sonunda, sadece sevgi sözleri, parmakların yüzüne ya da eline değen narin dokunuşlarından daha ötesini istemediğini gördüğünde anlamıştı. Bitişik odasında kalırken, eğer gece bir şeye ihtiyaç duyarsa onu uyandırmaktan çekinmemesini de tembihlemişti. Oysa Esma, ailevi değerlerinin getirdiği ketumluklarını anl

