7.BÖLÜM

2811 Kelimeler
Cihan oldukça dalgın görünüyordu. Kar yağışını hala devam ettiriyor, kuzenlerimin evinden görünen denizin kıyıya vuran hırçın dalgalarının sesi camlar kapalı olmasına rağmen duyuluyordu. Hazırladığım kahveyi eline tutuşturup sırtından kocama sarıldım. Hala ilk gün gördüğüm kadar tutkundum bu adama. Seneler görüntülerimizde azda olsa değişiklik yapmasına karşın, her ne olursa olsun ona karşı olan sevdamın bitmeyeceğinden emindim. Elindeki kahve fincanını camın kenarına bırakarak beni önüne kollarının arasına çekti. Sıkıca sarılıp başını saçlarıma yasladı… “Neyin var Cihan, dün geceden beri keyifsizsin” “Biraz keyfim kaçtığını inkâr edecek değilim, dün Fırat aradı” “Yan komşumuz Fırat seni niye aramış” Birden vücudumun buz kestiğini hissettim “Çocuklara bir şey mi olmuş, söylesene” Kollarında endişeyle döndüm, yüzüme baktı gülümsedi… “Yok, Firuzem çocuklarımız iyi.” “Bak doğruyu söyle” Kocaman elleriyle sevgiyle saçımı okşadı “Ben her zaman doğruyu söylerim bunu biliyorsun.” “Ay sen beni çatlatmaya karar verdin herhalde, bak saniyeler içinde yaşlandım.” “Sen hiçbir zaman yaşlanmayacaksın, hala ilk gördüğüm gibi güzelsin.” “Hadi ya, beni ilk gördüğünde, doğum günümdü ve beğenmeyip güzel vücut dilememi söylemiştin.” “Ben o zamanda seni beğenmiştim de, sadece yüzünü ve saçlarını beğendiğimi gizleyemem. Vücut denen bir şey yoktu. Ne göğüs ne kalça… Ne de bel… Sopa gibiydin, şimdi öylemi ya maşallahın var” “Popomu mıncıklamayı bırak, ne olduğunu anlat” “Fırat dün markette bizim kızı görmüş” “Eee ne var bunda alışveriş yapıyordur” “Yanında bir genç varmış oldukça samimi görünüyorlarmış” “Kimmiş ve kızımızın oldukça büyüdüğünü de unutma” “Farkındayım, kızımın aklı başında güvenilir özelliklere sahip olduğunu da biliyorum. Şimdiye kadar bizi üzecek hiç ters hareketi olmadı bundan sonrada olmaz. Karakteri kuvvetli kızımızın” “Korkun ne?” “Yanında ki çocuğu tarif etmesini istedim, mutlaka tanıdığım biridir dedim. Tarif etti, oldukça uzun boylu, esmer olduğunu hatta büyük evde oturan gence çok benzediğini, hatta onun olduğundan emin olduğunu söyledi” “Özgür” “Bende öyle düşündüm, kızımızın o kadın avcısının pençelerinin arasına düşüp üzülmesine dayanamam. Mutlaka konuşup aralarında ne tür bir ilişki olduğunu anlayıp önlem almaya çalışmalıyız. Benim kızım onun kadınlarının arasına katılıp elde ettiği biri asla olamaz” “Dereyi görmeden paçayı sıvamayalım, adam abartmış olabilir. Sonuçta komşumuz olan biri, markette karşılaşmışlardır. Hadi masa hazır, kuzenlerde kalktı, kahvaltıya Kuzey de gelecek” “Bak işte bu çocuğa bayılıyorum, çok aklı başında saygılı” “Senin bayılman, kızımızın bayılması anlamına gelmiyor” “Görünce beğenecektir, kızımın Kuzey gibi aklı başında efendi erkek arkadaşları olmasını tercih ederim. Bu çocuktan tehlike gelmez ama Özgür baştan ayağa tehlikeli” Cihan’ın aşırı korumacı ve kıskanç yapısı olduğunun farkındaydım, Özgür aslında kendisinin gençliğine benziyordu… Komaya girmeden önce az kalpler kırmadığını zaman içinde öğrenmiştim… Uzun süreli uyumasaydı çapkınlık konusunda Özgür’den aşağı kalacağını hiç düşünmüyordum. “Firuze kahvaltıya oturabiliriz Kuzey geldi” Kocamın kollarından sıyrıldım, Kuzey’in geldiğini duyduğunda yüzü aydınlanmıştı… “Geliyoruz Elif, Emre taze ekmek getirdi mi?” “Gitmesine bile gerek kalmadı, Kuzey fırında ne bulduysa yüklenmiş gelmiş” “Bak aferin çocuğa, düşünceli ve eli açık” “Cihan iyice abarttın yani, niye ikisini karşılaştırma yapmak zorunda hissediyorsun kendini. Kuzey ve Özgür eşitler benim gözümde. “ “Hah Özgür için söylenenleri duydum” “Ortak tanıdıklarınız varda ondan, Kuzey’i ailenin anlattığı kadar biliyoruz. Aile hiçbir zaman çocuğum şöyledir böyledir demez. Bu yüzden biraz adil olmanı istiyorum ve kızımızın Özgür’e iki günde kapılacağını hiç sanmam. Hoş, çekici bir genç olmasına karşın kızımız dikkatli olacaktır ben eminim” “Umarım sen haklı çıkarsın, ben ne olursa olsun ikisinin yakınlaşmasını istemiyorum. Kızımın canı yanarsa benimki yüz misli yanar” “Biliyorum sevgilim, hadi milleti bekletmeyelim” Salona geçtiğimizde Kuzey güler yüzle bizi karşıladı, Oldukça yakışıklı gençti, sarışın mavi gözlü… Kibarca sandalyemi çekerek oturmamı sağladı, Cihan bak gördün mü der gibi yüzüme baktı… Kuzeye gülümseyerek teşekkür ettim, tamam kibardı ama aşk denen duygu buna göre seçim yapmıyor genelde kafasına göre takılıyordu… Benim ruha âşık olmam bunun en güzel örneğiydi… Kahvaltı yapılmış, muhabbet kısmına geçilmişti. “Öğleden sonra yola çıkacağız, bizimle geliyorsun değil mi?” “Size zahmet olmazsa gelirim” “Ne zahmeti, araba kullanmaktan kurtulmuş olacağım. İlk bizim eve gider akşam yemeğini yeriz, sonra sen arabayla oteline gidersin” “Nerede oturuyorsunuz, otelim uzaksa siz beni yolda bıraksanız da olur” “Özellikle evimize yakın otelde yer ayırtmanı sağladım, hem çocuklarımızla da tanışmış olursun. Dağıstan Sitelerinde oturuyoruz” “Dağıstanlı inşaat ile bir ilgisi var mı bu sitenin?” “Evet onların şirketlerinin yaptığı site, tanıyormusun?” “Abim okurken bir süre onlarla birlikte çalışmıştı” Masada oluşan sessizlik hayra alamet değildi, bilmediğim bir şeyler dönüyordu “Pek hoş çalışmamış herhalde. “ “Eski mevzular, abim çok kısa süre çalıştı. Sonra çıkmak zorunda kaldı” “Neden?” “Bende tam bilmiyorum nedenini… Şimdi hazırlanmak için gideyim, birazdan gelirim” Cihan’ın yüzü iyice kararmıştı “Bir terslik var, Kuzey nerde oturduğumuzu öğrenince nasıl gerildi. Elif geçmiş hakkında bilgin var mı?” “Bende tam bilmesem de, Tahsin yani Kuzeyin abisi memlekete döndükten sonra. Kevser adında bir kızla nişanlandı. Kızı çok sevdiğini söylerdi ben iki kez anca görmüşümdür kız okuyor arada bir Bursa’ya geliyordu. Sonra birden bire kızdan ayrıldı neden olduğunu da anlamadık, Tahsin Bursa’yı terk etti.” “Ya kız” “Onu da bir daha hiç görmedik, ailesi bile burayı terk etti. Utandıklarından olsa gerek” Elif daha fazla bilmiyorum der gibi omuzlarını silkti. Birlikte masayı toplamaya başladık, erkekler geceden hazırladığım bavulu arabaya yerleştiriyorlardı. Evden hiç kıyafet almasak ta yolda olan alışveriş merkezlerinden çoğu seksi gecelikler olmak üzere rahat kıyafetler edinmiştik. Yakışıklı kocama hiçbir zaman dayanamamıştım, halada cazibesine dayanamıyordum. İkinci yarım gibiydi. Kendini seyrettiğimi hissetmiş gibi arkasını dönüp gülümsedi… “Hazırmısın hayatım?” Elifle, Emre’ye veda ederken Kuzey de, taksiyle geldi. Cihan arabasının anahtarlarını uzattı, kimselere kolaylıkla vermediği anahtarlar Kuzeyin elindeydi… Arkaya koltuğa geçtim, ikisi birbirlerinden çok memnun olarak sohbet etmeye başlamışlardı, Hale ses olayından hiç bahsetmiyordu. Hayatındaki garipliği oldukça kolay kabullenmiş olması hem beni rahatlatıyor hem de endişeye sürüklüyordu. Cihan’ın sesini ilk duyduğum zamanlarda çıldırdığımı devamında da kesin çıldıracağımı düşünmüştüm. Uyum sağlama sürecim oldukça zor geçmişti. Kabullenişim uzun seneler içinde olmuştu. Hale’nin tepkisizliği ters geliyordu… Kızımla enine boyuna konuşmam gerek bu umursamazlığının nedenini anlamak zorundaydım. Kış olduğundan, trafik oldukça seyrekti çok geçmeden İstanbul sınırlarına girmiş evimize yaklaşmıştık, kızıma gelmek üzere olduğumuzu bildirme zamanıydı… “Hale eve az kaldı canım, gelirken almam gerekenler var mı?” “Yok anneciğim, ben yemek hazırladım. Biraz yürümek için dışarı çıkmıştım hemen geri dönüyorum, fırından senin sevdiğin lavaşlardan alacağım” “Misafirimiz var, gerçi kalmayacak sadece yemek için davet ettik” “Biliyorum babam söylemişti, senin kadar olmasa bile kendimce bir şeyler hazırladım. Misafirimizde beğenir umarım”                                                         *********                                           Telefonu kapattığımda Özgür ellerini cebine sokmuş çatık kaşlarla bana bakıyordu. “Ne var yine kaşlarını çattın” “O herifin yemeklerini beğenip beğenmemesi neden bu kadar önemli?” “Misafir olduğu için” “Elin herifiyle aynı masada oturacaksın” “Ne var bunda, sadece misafir ve tanımadığımı sana söyledim” “Birazdan tanışacaksın, babanın bu kadar hoşuna gittiğine göre sende beğenirsin herhalde” “Senin canın kavgamı istiyor” “Evet istiyor” Telefon açıp ne yaptığımı sorduğunda, yemek hazırlamayı bitirmiş ekmek almak için dışarı çıkmak üzereydim. Kerem ders çalıştığından onun gitmesine razı olmamış, bembeyaz karlarda yürüme fırsatını da kaçırmak istememiştim. Fırına gideceğimi söylediğimde yanıma gelmeyi teklif etmiş, sitenin dışında buluşmuştuk. Fırından istediklerimi alıp, ağır adımlarla eve doğru yürüyor karın zevkini çıkarıyorduk. Oturduğumuz alan ve çevresi ağaçlar içindeydi. Çoğunluğu da çam ağaçları olunca yağan karlar manzarayı muhteşem kılıyordu… Elimde ki poşeti çam ağacının gövdesindeki küçük budağa astım.  “Ne yapıyorsun” “Canın kavga istiyor, etmek için ellerimi boşaltıyorum” “Ağızla kavga edilir, ellerinle ne işin var. Bana sarılmaya mı karar verdin” “Hı boynuna atlayacağım” Dememle yere eğilip karları avuçlayıp yüzüne attım. “Kızgınlığın geçmediyse çevrede çok fazla kar var, devam edebilirim istersen” İlk şaşkınlığı geçtikten sonra kocaman elleriyle avuçladığı karları atmaya başladı. Bir an sonra kaçmaya başlamıştım, peşimden koşup belimden yakaladı birlikte yumuşak karların içine düştük… İkimizin de kahkahaları çevrede yankılanıyordu. Yarı bedeni üstümdeydi, kahkahalar bitmiş birbirimizi hissetmeye başlamıştık. Yüzü o kadar yakındı ki… “Seninle kendimi çok rahat hissediyorum kar perisi” “Sinirin geçti mi?” “Her zaman sinirli, asabi adam oldum ama seninle birlikteyken bu hislerin hiç birisi devam etmiyor. Hadi kalk yoksa yine seni öpeceğim” Elinden tutup kaldırdım, sırtını çevirdim montu kar içinde kalmıştı.  “Biraz yavaş vur, beni temizleyeyim derken yine düşüreceksin” “Seni düşürmem… Hale…” Arkamda duruyordu, iki eliyle omuzlarımdan tuttu. Montumun üzerinden bile ellerinin gücünü sıcaklığını hisseder gibiydim… “Efendim” “Lütfen baban istiyor diye o adamla yaklaşma. Seni yeni buldum hemen kaybetmek istemem. Bir kadınla hem de çok güzel kadınla ilk arkadaşlık denemem. Hayal kırıklığı yaşamak istemiyorum” “Söz veriyorum yaşamayacaksın, ben her önüne gelenle birlikte olan kadınlardan değilim. Ailemin onayı olduğu kadar arkadaş seçiminde benimde onayım olmak zorunda” “Ben seni öptüm biz arkadaşlık sınırını bir adım ileriye taşıdık. Gelecek adamla da sakın böyle olmasın” Kollarında geriye döndüm, yüzü yine gergindi “Bana güvenmeyi öğrenmen gerek” Omuzlarını silkti, bir adım geriye çekilip tekrar ellerini cebine soktu… “Bir kadına güvenmek mi. Çok zor Hale ama senin için deneyeceğim… Neden bu sözü de verdiğimi bilmiyorum… Hadi git artık neredeyse gelmek üzeredirler” Yol sapağında ayrıldık, birkaç adım attım. Keyifsiz gitmesine izin vermek istemedim, geri döndüğümde hala peşimden bakıyordu. Hızla yürüdüm ellerimi göğsüne yaslayıp yanağına öpücük kondurdum… Yüzü aydınlandı… “Çorbanın hepsini ısıtma, yiyeceğin kadarını ısıt… Kalanı dolaba koy bozulmasın” Geriye döndüm koşmaya başladım, köşeyi dönerken yine dayanamayıp arkama baktım. Hala bana bakıyordu… Elimi sallayarak veda ettim. ***** Kapıdan içeri girip aceleyle montumu çıkardım. Masaya göz atıp ekmekleri kestim, işte şimdi masa kusursuz olmuştu. “Kerem hadi aşağı gel, annemler neredeyse gelirler” Kardeşim yanıma geldiğinde elindeki resimleri burnumun ucuna kadar uzattı “Abla bunlar kim, resim albümünde buldum” “Bende çok tanımıyorum, on yaşlarındayken Karadeniz gezisi yapmıştık. Orada tanıştığımız aile olmalı, ha bizden küçük kızları vardı. Babamlar aynı işi yapıyor olduklarını keşfedince samimiyet derecesi de ilerlemiş. Neredeyse bir ay boyunca birlikteydik” “Tamam, şimdi hatırladım cadı kız” “Ha ha, senin samandan bebeğini yapıp iğneler batırmıştı” “Of korkunçtu” “Sende hak etmiştin ama bir kız ne kadar çirkin olursa olsun yüzüne söylenmez” “Gerçekten çirkindi, ismi neydi. Eski isimlerdendi… “ “Öf Kerem seneler geçti, babamlar gelince sorarsın” Sözüm bitmeden kapı çaldı, ikimizde sevinçle koştuk, anne ve babamızı özlemiştik. Onlar olmadan evin neşesi yoktu, sevgiyle babamın kollarına atıldım… “Of ya senin büyüdüğünü unutuyorum, belimi ağrıttın” “İyi o zaman bir daha sana sarılmam” “Hemen de alınırmış benim güzel Halem, senden ne haber delikanlı” İkimizde babamın kolları arasındaydık. “Vallahi kıskandım” “Gel Firuzem ben üçünüze de sarılırım” Kapının önünde sevgi yumağı oluvermiştik, babamın kolunun altından bizden biraz uzakta duran genç adam gülümseyerek bizi izliyordu… Sarılma seansımız bittiğinde, bize doğru yürüdü… “Telefonda bahsettiğim Kuzey… Bir süreliğine bizlerle olacak, iyi arkadaş olacağınızı umuyorum ve karnım çok aç.” “Yemekler hazır babacığım, Hoş geldiniz Kuzey bey.” “Hoş buldum Kuzey demen yeterli, birbirimize bey veya hanım demeyecek kadar genciz, ailelerimizde tanıdığına göre resmiyete gerek yok.” “Ellerini yıkamak istersen banyo koridor un sonunda.” Hemen paltosunu çıkarttı, gösterdiğim yöne doğru yürüdü; Babamda annemde yüzüme bakıyorlar tepkimi görmeye çalışıyorlardı… “Niye öyle bakıyorsunuz yüzüme” “Hiç Kuzey’i sevdim, İstanbul’da çok arkadaşı olmadığını söyledi” “Ne yapabilirim, okulum var. Sen kendi işinin patronusun babacığım benden daha fazla boş vakit yaratabilirsin” (Sakın ağabeyimden vaz geçme) Damla’nın sesini uzunca süredir duymamıştım “Sonra gel, seninle konuşmamız gerek” Diye fısıldadım… İki kardeşin sorunsuz giden yaşamıma dâhil olmaları, kendimi dinlememe neden oluyordu. Annem babam mutlular. Maddi durumumuz gayet iyi ve rahattık… Gözü kapalı yetiştiğimi yeni algılayabilmiştim. Birçok aile mutsuzluğun pençesinde kıvranıyordu… Mutsuz ebeveyniler mutsuz çocuklar yetiştiriyor… Bu mutsuzluk ileriki hayatlarına yansıyordu. Mutluluk kabuğundan çıkmış gerçek dünyanın acılarını, yaşananları görmüştüm Özgür’ün kadınlara karşı olan güvensizliği, düşmanlığın altında yatan nedenler çok açıktı. Babamlarla birlikte gelen Kuzey, hoş gençti. Banyodan çıkıp salona doğru yürüdüğünde kendinden oldukça emin hali dikkatimi çekti. Hiç çekinmeden alıcı gözlerle bana bakışından rahatsız olduğumu hissettim. Kendine baktığımı görünce yüzünde gülümseme oluştu “Ailen, özellikle baban seni çok övdü” “Hep böyle yapar, tek kızı olmam beni özel yapıyor” “Bu kadar güzel olduğunu söylememişti” “Teşekkür ederim, buyurun yemek hazır içeri geçin” Teklifsiz konuşmasından haz etmemiştim, misafir olduğu evde bu tür samimi davranışı hoşuma gitmemişti… Telefonumun sesini duyunca rahatlayıp, elime aldığımda Özgür’ün numarasını görünce birden sevindim. Kuzey meraklı gözlerle bana bakıyor, hala yanımda dikiliyordu. Elimle salonu işaret ederek uzaklaştım… “Yeni ayrılmadık mı?” “Geldiler mi?” “Geldiler” “Yemeğe oturdunuz mu? Adam nasıl biri? Sizde kalacak mı?” “Özgür bir sus, bana çenesi düşük diyorsun benden betersin” Niyeyse sevinmiştim “Şimdi yemek yiyeceğiz, hatta masada beklenir haldeyim. Nasıl olduğunu umursamıyorum ve bizde kalmayacak, şimdi için rahatladı mı?” “Yanımda olmanı isterdim, yemek yer birlikte kardeşimi görmeye giderdik” Bir an sessiz kaldım, babamları ne kadar özlesem de bende onunla birlikte olmak istediğimi düşündüm. Keşke Kuzey burada olacağına Özür olsaydı… “Bende isterdim, hatta şu anda içerideki masada senin oturduğunu bilmek çok hoşuma giderdi. İmkân olmadığına göre yemeğini yemeyi unutma. İlk fırsatta sana yine kek yapacağım” “Yarın buluşalım, sabah kahvaltıya gideriz” “Dersim çok erken saatte” “Şimdiden ayrıldık desene” “Babam çağırıyor, yarın öğlene doğru ara. İşlerimiz olmazsa belki öğle yemeği yeriz” “Mutlaka arayacağım” Annemin nerede kaldın diye çağırmasıyla aceleyle telefonu kapattım, mutfağa gidip diğer yemekleri kontrol ettim. Salona geldiğimde ilk yemek servis edilmişti. Babam her zamanki yerine oturmuş, annemde tam karşısında yerini almıştı. Genelde Keremle ben karşılıklı otururduk, servis aynı şekilde konulunca mecburen Kuzey’in yanına oturmak zorunda kaldım.  Yemeklerim beğenilmiş, özellikle babamın övgüsü hoşuma gitmişti “ Annenin el tadını almışsın, boynuz kulağı geçer derler. Firuze kızımız senin kadar güzel yapmış” “Kimin kızı tabi bana çekecek, artık derdim yok. Senin yüzünden eve görevli alamadık, ben yetişemezsem kızımız yemekleri yapar” “Gerçekten şaşırdım, sizin statünüzde olan kişilerin evlerinde hizmetli olmaması ilginç geldi” “Şaşırmana gerek yok, Cihan evde yemekleri başkasının yapmasını istemedi. Baştan böyle alıştık devamı da böyle geldi. Gerçi bende yemek yapmayı seviyorum” “Bende evlendiğimde kendi yemeğimi kendim yapacağım. Eşimin beğenip te eline sağlık demesi hoş olur. Evimizde ne gördüysek, ileride de onu devam ettireceğiz. Hatta Kerem babamdan salata ve çorba konusunda ders alıyor” “Sizde erkeklerde mi mutfağa giriyor?” “Niye bu kadar şaşırdın, babam salata yapmaya anneme yardım etmeye bayılır.” “Ya mutfak işlerinden anlamayan eşin olursa ne yapacaksın? Ben hiç beceremem” “İstenirse her şey öğrenilir” Aklıma Özgür’ün yardım etmeye çalışması geldi, devasa adamın mutfağın içinde olması, onu hissetmem… Hatta teninin kokusunu duymam, öf sıcak mı basmıştı ne. “Niye kızardın kızım” “Çok sıcak oldu” Deyince, babam her zaman ki tiradına başladı… “Anasının kızı bu, anasının kızı” Yemek bitmiş, Kuzey vedalaşarak gitmişti… Babamın kahvesini yapıp getirdim… “Gel bakalım Hale, anlat senin ruhtan ne haberler var” Ne diyeceğimi bilemiyordum, babamın Özgür’e karşı olması gerçekleri anlatmamı engelliyordu. Hayatımda ilk kez ailemden gizlemek zorunda olduğum olayların olması beni oldukça rahatsız etse de şimdilik mecburdum. Zamanı gelip açıklama yaptığımda babamın kırılmaması için dua etmekten başka çarem yoktu… “Önemli bir şey yok babacığım, ses bir daha gelmedi” Çaktırmadan Kerem’e baktım, beni anladığını gösterir gibi başını öne eğdi… Babamın ne kadar korumacı olduğunu o da benim kadar biliyordu. “Özgür denen çocuğu bir daha gördün mü?” Babamın sesindeki değişik ifade, annemin birden koltukta dikilmesi uyarıcı oldu “Evet gördüm” Diye cevapladım, bizi görenler olduğu belliydi. İnşallah sarıldığını görmemişler diye umut etmekten başka çarem yoktu… Of Özgür of, niye düzgün bir adam olamadın ki… Babam devamı ne der gibi yüzüme bakıyordu. “Markette karşılaştık, daha önceden tanıştığımız içinde biraz konuştuk” “Bak kızım, aklı başında çocuk olduğunu bilsem de. Özgür oldukça tehlikeli, ne olduğunu fark etmeden seni ağına düşürüverir. Daha öncede söyledim o çocuk hakkında duyduklarım hiç hoş şeyler değil” “Cihan başkalarının sözüne bakarak hiç tanımadığın bir genci yargılamak haksızlık olmuyor mu?” “Bir kişiden değil, birçok kişiden duydum. Kızımın onun gibi çapkın adamla birlikte olup acı çekmesini istemem” “Gençliğini hatırlamanı tavsiye ederim, kaza geçirip uzun süreli komaya girmeseydin ondan beter olacağına eminim” “Ben hiçbir zaman kadınlara kötü davranmadım, kendileri geldiler ve yine kendileri gittiler” “Özgür’e gelen kadınların farklı olduğunu nereden biliyorsun? Kötü davranmak kişiye göre değişir eğer evleneceğim diye söz verip kızları yatağa atıyorsa… Bende seninle birlikteyim ama kadınlar kendi ayaklarıyla gelip sonrasında ondan ayrılmamak için bahaneler yaratıyorlarsa, kötülüyorlarsa bunda çocuğun ne suçu var” “Sevmeyi, bağlanmayı bilmeyen biri olduğu söylenen kişi hakkında kızımı uyarmam gayet doğal. İstediğim Kuzey gibi efendi, kibar arkadaşları olması” “Bu kadar Özgür konuşması yeterli, yarın hepimiz erken kalkacağız ve ben oldukça fazla yorgunum. İyi geceler çocuklar”
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE