Bileklerimdeki sargılara odaklanmış olan gözlerim sessizliği bölen Sude'nin sesiyle odağından uzaklaşıp ona dönüyor. Saçları şimdi bordo, kaşları da ona uyumla boyanmış. Dümdüz inen fönü yüzünün etrafını çevirmiş, siyah boğazlı kazak üzerine beyaz bir gömlek, siyah dar paça pantolon ve uzun çizmeler giyiniyordu. Öylesine bakımlı ve alımlıydı ki başka şartlar altında olsaydık görüntüm yüzünden sinir krizi geçirebilirdim ama şu an son düşündüğüm onun benden daha güzel olduğuydu. Parkede bıraktığı tok sesler eşliğinde bana doğru gelirken ellerim istemsizce kulağıma kapanmıştı. Duymak istemiyordum, topuk sesi duymak istemiyordum. Her 'tak' içimde yankılanıyordu. Koca bir cüsse üzerime doğru çökerken gölgesinin karanlığına bürünüyorum. "Kim aldı seni buraya?" Kimse almamıştı. Uyandığımda evin

