İyi Aile Çocuğu

2020 Kelimeler
"Olmuyor! Daha çok çalış." Ellerimi bugün bilmem kaç kere çalmaya çalıştığım piyanonun üzerinden indirdim. "Devam et!" Derin bir nefes aldım ve çalmaya çalıştım yeniden. Nota kaçırınca hoca beni durdurdu. Evet bu yaşlı ve egosunu beni azarlayarak tatmin eden adamdan yine bir şeyler işitecektim. "Beceriksiz!" Elimi piyanoya vurdum ve ayağa kalktım. Çok sıkmıştı artık. "Sizin bana böyle bir şey deme hakkınız yok." Göğsünü gerdi. "Defolup gider misiniz?" Elimle kapıyı gösterdim. "Hemen!" Salak salak bakmaya son verdi ve kapıdan çıktı. Kendimi koltuğa attım. Bir kaç dakika sonra kapı açıldı. Benim çocukluğumdan beri dadım diyebileceğim görevlimiz Suna teyzem girdi. "Anka yavrum yine kovmuşsun piyano hocasını. Niye hiçbiriyle anlaşamıyorsun kızım?" Suna teyze, ben küçüklüğümden beri bu evde yaşadığı için bu olanlara alışıktı. Bana emir vermeyen, kızmayan ve gerçekten iyiliğimi düşünen sayılı insanlardandı. "Bilmiyorum. Belki de bende sorun vardır. Ben biraz dışarı çıkacağım. Soran olursa söylersin olur mu Suna teyze?" Kafasıyla onayladı ve oradan dışarı çıktı. Derin bir şekilde nefes verdim. Yoruldum. Üstüme rahat bir şeyler giyinmeye çalıştım. Canım isterse koşacağıma emindim. Koşmak nedense her şeyden uzaklaşıyormuş hissi veriyordu ve ben bu hisse kapılmayı çok seviyordum. Giyindikten sonra telefon ve kulaklığımı da alıp çıktım. Müzik listemden şarkı beğenmeye çalıştım. En sonunda hareketli bir şarkı beğendim ve koşmaya başladım. Some legends are told Some turn to dust or to gold But you will remember me Remember me for centuries Just one mistake,is all it will take? We'll go down in history Remember me for centuries Hey-ya! Hey,hey-ya! Remember me for centuries! Fall Out Boy- Centuries Bir süre aynı şarkıyla koştum. Babam yine kızacaktı. Piyano hocam sürekli değişiyordu. Çünkü hepsi terbiyesiz ahlaksızın teki çıkıyordu. Babam da bana yeni hoca ayarlıyordu. Bu davranışıma şımarık diyorlardı. Şımarık mıydım? Bence hayır. Ama herkese göre evet. Kıymet bilmez kız diye bahsediyordu herkes benim hakkımda. Elimdekilerle yetinemiyormuşum. Çok şanslıymışım. Neden benmişim de onlar değilmiş. İnsanlar sadece bir şirketin varisi olduğumu duyunca özeniyorlardı. Ama küçüklüğümden beri aldığım eğitimleri bilmiyorlardı. Ve küçümsüyorlardı. Olabildiğince hızlı okulu bitirecek, eğer şirketin başına geçmem gerekirse uzaktan yönetecektim işleri. Yurt dışına çıkacaktım. Çünkü bu şehirde sevdiğim hiçbir şey yoktu. Her şey boğucu geliyordu. Şuanda da çıkabilirdim ama kendi ayaklarım üzerinde durunca, özgürken gitmek istiyordum. Baba parasını olabildiğince az kullanmak istiyordum. Almanya veya İspanya... Güzel şehirlerdi. Benim için idealdi. "Anka!" Bana koşarak gelen kıza baktım. Bu kim ya? "Evet sensin ya! Çok özledim seni!" Bana sarılmaya çalıştı bir adım geriledim. "Kimsiniz?" Biraz yüzü düştü ama belli etmemeye çalışmaya çalıştı. "İlkokuldan Aslı." İlkokulda Aslı diye biri mi varmış? "Şey... Diş telli, yanlardan ikili bağlayan, kırmızı gözlüklü kız." O kızla senin aranda evren kadar fark var ama ya! "Hatırladım da... Sen... Çok değişmişsin." Gerçi aradan nerdeyse 8 yıl geçti. Bir zahmet değişsin yani. Elini saçına götürdü ve kulağını arkasına sıkıştırdı. "Nasılsın?" Sorusuyla tekrar onu süzdüm. Benden yaklaşık 7 santim küçük boyu vardı. Ela gözlüydü ve sanırım artık gözlük kullanmıyordu. Belinin bitimine kadar uzanan kumral saçları vardı. Cidden çok güzelleşmişti. "S-sanırım rahatsız ettim. Kusura bakma. Ben gideyim en iyisi." Uzun süre cevap vermeyince endişelenmiş olmalıydı. Hala eskisi gibi ürkek bu kız. Hızla Aslıyı durdurdum. Bu tür insanları sevmesemde eski bir arkadaş belki şuan işe yarayabilirdi. "Yok rahatsız etmedin. Asıl sen kusura bakma dalmışım birden. Zamanım varsa bir kafeye gidelim." Gözlerinin içinin parladığında şahit oldum. Onaylayan mırıltılar çıkardı ve yürümeye başladı. Bende onu takip ettim. "Aslında seninle karşılaşmamıza çok sevindim. Geçen birkaç arkadaşla seni konuşmuştuk. Kimse neler yaptığını bilmiyor. Hangi okulda okuduğunu herkes biliyor ama... Sadece o kadar. Açıkçası şaşırttı beni. Sen ilkokulda bile herkes tarafından sevilen, gözde bir öğrenciydin. Ama şimdi adını bile bilmiyorlar." Konuşmaya devam ederken gökyüzüne baktım. Yağmur yağacaktı muhtemelen. Aslı bana bakınca bende ona baktım. "Bir aralar Emir ile gündemdeydiniz. Herkes sizin çok yakıştığınızı söylüyordu. Sonrasın da ne oldu hiç kimse anlamadı. Ayrıldınız mı?" Yüzünü incelemeye başladım. Ayaklı gazete bildiğin. Derin bir nefes verdim. "Ayrıldık." Kaşlarını havaya kaldırdı. Elini çenesine koydu. "Sakıncası yoksa niye ayrıldınız anlatır mısın?" Cevap vermedim ve yürümeye devam ettim. Kafeye gelince Aslı'nın arkamdan geldiğine emin olarak içeri girdim. Boş bir yer bulup oturduk. "Kusura bakma. Sanırım sormamam gereken bir soruydu." Önüme konan sıcak çikolatayı karıştırmaya başladım. "Aslında sadece merak etmiştim. Sanada dedikodu kadınlar gibi gözükmüşümdür kesin. Kusura bakma çenem açıldı. Yani zaten bana anlatmanı bekle-" Lafını kestim. Aaaahhh gerçekten çok konuşuyordu. Belki cevap versen bu kadar konuşmaz? "Aldattı." Sustu ve ağzı açık bir şekilde bana baktı. "İyide siz çok uzun zamandır sev-" Yine cümlesini bitirmesine fırsat vermeden konuştum. "4 yıl." Ağzı biraz daha açıldı. Sıcak çikolatayı karıştırmayı bıraktım ve bir yudum aldım. "Anladım." Ve sonunda susmuştu. Emir benden 2 yaş büyüktü. Ortaokula giderken çıkmaya başlamıştım. Lise 1'in sonlarına doğru ayrıldık. Beni çok güzel bir şekilde aldatmıştı. Lise sona geçecekken boş durmamıştı. Anlarsınız ya. Bana da küçük kız kardeşi ayrılmam için fotoğraflarını atmıştı. O günden sonra da bir daha sevgili yapmamıştım. Çünkü kimin ne bok çıkacağını bilmiyordum. "Sen neler yaptın?" Konuşmanın ilerlemesi için aklıma gelen ilk soruyu sordum. Zararsız bir kızdı en son. Belki hala öyledir. "Benim babam bir ihaleyi kaybedince şirketi onu kovdu. Bu yüzden buradan ayrılmak zorunda kaldık. Babam bir daha iş bulamayıca maddi durumumuz biraz çöktü. Annem de pek alışamadı bu yüzden evi terk etti. Babam şuan başka işte çalışıyor. Bende ona destek olmaya çalışıyorum işte. Okula burslu gidiyorum ama... Pek iyi insanlarla karşılaştığım söylenemez." Zor zamanlar geçirmiş anlaşılan. Her şeyi direk anlatması bir kabulleniş olarak adlandırabilirdim ama nedense bir çok insan bu hikaye yüzünden ondan ayrılmış gibi geldi. Belki de yargılayacaksam ilk başta yargılamamı istediği için anlatmıştı direk? "İstersen bundan sonra daha sık görüşürüz. Bu arada babana üzüldüm. Diğer insanları da kafaya takma. Ne zaman istersen benimle konuşabilirsin." Gülümsedim. Telefon numaramı kaydetmek için telefonunu aldım ve numaramı girdim. Sonra kendi numaramı çaldırdım. "Tamamdır. Bu numaradan arayabilirsin ne zaman istersen." Ağzı kulaklarına vardı. "Çok teşekkür ederim!" Sesi hafif yüksek çıkmıştı sevinçten. Bu kadar sevinecek bir şey yapmamıştım ama neyse "Teşekkür etmene ger-" Telefon sesimle konuşmam bölündü. Arayana baktım. Babam arıyor... "Bir dakika." Aramayı cevapladım. "Efendim baba." Derin bir nefes verme sesi geldi. "Anka napıyorsun sen yine!?" Sakinliğimi korudum. "Ne yapmışım yine baba?" Aslı'ya gülümsedim. Dinlememeye çalışıyordu. Bir ara kulağını tıkadı. Sonra çok tuhaf kaçtığını anlayınca geri açtı. "Anka! Piyano hocana defol git demişsin! Büyüğünle üstelik hocanla nasıl böyle saygısızca konuşursun!? Saygı derslerini ne çabuk unuttun! " Derin bir nefes aldım. Yine ve yine aynı zırvalıklar. "Bana hakaret etti ve zaten iyi bir hoca değildi." Bir süre ses gelmedi. "Her hafta piyano hocanı kovuyorsun Anka! Hepsi de işinde iyi olan kişiler!" Derin bir nefes verdim. "Hocaya gerek yok artık. Siz bir daha değerli zamanınızı harcamayın. Kendim de öğrenebilecek dereceye geldim. Ayrıca bence hocalara da hoşgörü eğitimi verilmeli. " Elim istemsizce yumruk olmuştu. "Eve git çabuk. Suna hanım evde olmadığınızı söyledi." Onayladım ve kapattım. Ayağa kalktım. "Üzgünüm eve gitmem gerekiyor." O da ayağa kalktı. Biraz üzülür gibi olsa da gülümsüyordu. "Tabii. Sonra görüşürüz değil mi?" Kafamla onayladım ve gülümsedim. Hızla kafeden ayrıldım. Yeni bir şarkı çalarken hızlı adımlar atıyordum. Yavaş yavaş yağmur çiselemeye başlıyordu. Görüş alanım iyice bulanıklaştı. Ve birden kendimi yerde buldum. "İyi misiniz?" Bana bakan yerdeki çocuğa kafamla onayladım. Yağmur altında yere düştüm ama kalkmaya üşeniyorum. Aman ne harika! "Çok özür dilerim. Hızlı ilerlieyeyim derken sizi fark etmemişim." O da düştüğü yerde hala oturuyordu. Sanırım ikimizinde kalkası yok. "Önemli değil. Bende sizi görmemişim." Oysaki görülmeyecek gibi de değil hani... Ayağa kalktım ve kalkması için elimi uzattım. Elimi tuttu ve kendini kaldırdı. Tam ayaklarının üstünde duracakken dengesi bozuldu. Düşmemek için şekilden şekile girerken bir iki adım geriledi. En sonunda kollarını saklamayı bıraktı ve su birikintisine düştü. Yüzüme sıçraya suyla elimle yüzümü kapatmaya çalıştım. İstemsizce güldüm. Komik adam. Sakar adam... "Ahhhh...! Sanırım bugün buradan gidemeyeceğim." Güldüm ve yanına gittim. Tekrar elimi uzattım ve kalkmasından yardımcı oldum. "Teşekkürler ve özür dilerim." Islandığı için bacaklarını ayrık tutuyordu. Kollarını da korkuluk gibi iki tarafa açmıştı. "Önemli değil." Bir süre salak salak bakmıştık. Adam yürümeye korkuyordu başına bir şey gelmesin diye muhtemelen. "Neyse ben daha fazla ıslanmadan ,gerçi daha fazla nasıl ıslanabilirsem gideyim. Onu başaracağımdan da şüpheliyim zaten." Kendi cümlesine düşüncesini de eklerken ortaya komik bu görüntü çıkmıştı. Tekrar özür diledi. Aramızda 3 adımlık mesafe vardı. Yanımdan geçerken ayağı kaydı ve üstüme düştü. Bende yere düştüm. Yemin ediyorum bu kadar sakarlık fazla. Bu ne kardeşim!? Milletin sakarlıklarını da mı sen yapıyorsun? "Sanırım bugün pek iyi değilim. Yine ve yine özür dilerim." Üstümden kalktı. Bende ayağa kalktım ve kafamı kontrol ettim. "Beyefendi siz nereye gideceksiniz?" Ta şehrin diğer ucundaki bir ilçeyi söyledi. Bu oraya gidene kadar sağ kalamaz ki. "İsterseniz benim evime gelin. Hem kurulanın. Hem hasta olmamış olursunuz. Yağmur dinince gidersiniz." Tereddüt etti. Yüzünü pek seçemiyordum. Hava sisliydi. Ama benden bayağı büyüktü muhtemelen. Bir süre daha düşündü. Biraz daha ısrar ettim ve en sonunda ikna ettim. Bizim eve doğru giderken iki kaza daha atlattık. Ayaklı felaket dedikleri bu olsa gerek. 5-10 dakika sonra evdeydik. Kapıdan içeri girince Suna abla karşıladı beni. Eve hiç tanımadığım adamla geldim. Mükemmel... "Bu kim Anka? Arkadaşın mı?" Hadi ama benden çok büyük kişilerle arkadaşlı- Arkamı döndüğümde 19 yaşında -yada bilmiyorum kaç yaşında olduğunu- genç bir erkek vardı. Daha yeniki amcaya noldu ya? "N'oldu kızım? İlk defa görüyor gibisin çocuğu?" Daha yeni amcayla konuşuyordum ben. Rüya mı gördüm acaba? "Immm... Şey... Beyefendiyle yolda küçük bir kaza, yok birkaç tane küçük kaza geçirdik. Beyefendi hasta olmasın diye çağırdım. Tanışmıyoruz yani." Suna abla anladığını belli ederek başını eğdi. "Suna abla aşağıda kıyafetler var mıydı?" Onayladı. Bende gülümsedim. Arkamdaki 19 yaşındaki amcaya döndüm. "Beni izleyin." Hızla aşağı kata indim. Odaya girdim. Burayı piyano dersi için kullanıyordum ama neden olduğunu bilmediğim kıyafetlerde vardı. "Şurada kıyafetler var. Hangisi size uygunsa alabilirsiniz." Arkamı döndüm. 19 yaşındaki amca piyanonun başında öylece bakıyordu. Gülümsedim ve yanına gittim. "Çalabiliyor musunuz?" Alt dudağını öne çıkardı. Çalıp çalmadığını bilmiyor mu? Ne tuhaf amca bu be! "Uzun süredir çalmıyorum." Dudağımı büzdüm. "Denemek ister misin?" Ciddi olup olmadığıma baktı. "Ama ilk önce üstünüzü giyinin. Islak ıslak oturmayın oraya." Kafasıyla onayladı. Kıyafetlerin olduğu yere gitti. Bende arkamı döndüm. Bir kaç dakika sonra geri geldi. Beyaz bir tişört giyinmişti. Hava soğuk bunun giyindiğine bak. Pehh... "Aslında aklımda bir şarkı var. Ünlü bir şarkı. Ama hala çalabiliyor muyum bilemem." Parmaklarını tuşlara koydu. Uzun parmakları var. " Havana, ooh na-na Half of my heart is in Havana, ooh-na-na He took me back to East Atlanta, na-na-na Oh, but my heart is in Havana There's somethin' 'bout his manners Havana, ooh na-na He didn't walk up with that "how you doin'?" He said there's a lot of girls I can do with I knew him forever in a minute And papa says he got malo in him He got me feelin' like Ooh-ooh-ooh, I knew it when I met him I loved him when I left him Got me feelin' like Ooh-ooh-ooh, and then I had to tell him I had to go, oh na-na-na-na-na Havana, ooh na-na Half of my heart is in Havana, ooh-na-na He took me back to East Atlanta, na-na-na Oh, but my heart is in Havana My heart is in Havana Havana, ooh na-na" ( Manu Riosun sesiyle düşünün. Youtube de var bu şarkıyı soylediği video.) Ağzım açık bir şekilde baktım. Uzun süredir çalmıyormuş bir de. "Nasıl?" Ağzım açık ona baktım. O da benden tepki beklemeye devam etti. "Biliyorum. Kötüydü. Ne olaca-" "Harikaydı!" Ani yükselmemle yerinde sıçradı. Gözleri şaşkınlıkla açıldı. " Ciddi misin?" Amca dedik neler çıktı. "Evet. Cidden harikaydı." Onun da gülümsemesi büyüdü. Aklıma gelen fikirle ona baktım. "Senden bir şey isteyebilir miyim?" Gülerken kaşını çattı. "Evet?" Boğazımı temizledim. "Bana piyano hocalığı yapar mısın?" Şaşkınlıkla kala kaldı. Bir dakika hemen nasıl teklif edebildim? Daha tanımadığım amcaya iş teklifinde bulundum. Delirmiş olmalıyım. "Sen aman siz emin misiniz?" Kafamla onayladım. Lan! Vücudum benden habersiz hareket ediyor. "Ayrıca sizli konuşmayalım. Biraz rahatsız edici." Kafasıyla onayladı. "Pekala. Ama daha yeni tanıştığın birine nasıl hemen güvenebiliyorsun?" Bende merak ediyorum. Nasıl güvenebiliyorum. Buyrun cevap verin hadi! Benden bağımsız çalışmakla olmuyor. "İyice delirdim. Vücudumla konuşuyorum." Amca kaşını çattı ve anlamadığını belli eden nidalarda bulundu. "En azından saygılısın. Ayrıca it kopuk biri olsan piyano bilmezdin." Benim beynim de iyi düşünüyormuş yani. "Haklısın. Kabul ediyorum." Eeee... Çok kolay oldu bu. Sen dünden hazırmışsın bildiğin. "O zaman hayırlı olsun." Elimi uzattım. Elimi tuttu. "Teşekkürler." Gülümsedim ve hafifçe elimi yukarı aşağı salladım. "Anka." Gülümsedi. "Tanıştığıma memnun oldum. Bende Ahmet." Elimi geri çektim. "Bende memnun oldum. Umarım iyi anlaşırız Ahmet."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE