Zehir gibi tenimize işleyen cümlelerin panzehiri çoğu zaman yoktu. Yanan bir kibrit çöpü gibi çabuk alevlenip saniyesinde kül olacak insanlarken ayakta durmaya çalışıp güçlü gözükmeyi amaçlıyorduk. Neredeydim? Kiminleydim? Ne yapıyordum? Hiçbir fikrim yoktu. Sızlayan ciğerlerime tezat bir şekilde aldığım yoğun oksijen burun direğimi sızlatmıştı. Gözlerimi açmaya çalışsam da göz kapaklarımı çekeleyen bekçiler açmamam için büyük bir isyana girmiş gibiydiler. Lakin pes etmenin ne demek olduğunu bilmeyen ben yine inadım ile karşı karşıya gelmiş galibiyetin verdiği etkiyle göz kapaklarımı araladım ve kısık bakışlarımın odağının netleşmesini bekledim. Saniyeler sonra bulanık görüşüm netleşmiş ve gözlerim odayı taramaya başlamıştı. Beyaz renk tanıdık gelmişti. Hastanedeydim. Ağzımı ve burnu

