BİRKAÇ AY...

1917 Kelimeler
"Jakuzi var mı?" Bunu sorarken çapkınca göz kırptı. Gider diye düşünmüştüm benimle işi bittikten sonra, ama o kalmak istiyor. İnat ediyor, ben cevap vermeyince de tekrar soruyordu. "Olur, var tabi. Evet, jakuzi var. Biraz oyalanıp uyuruz, sonuçta yarın ikimiz için de iş var." Arda doğruldu yerinden, daha sonra elini bana uzattı. "O zaman gel haydi, jakuziye geçelim. Daha sonra biraz keyif yapıp uyuruz." Bunu dedikten sonra ben de kalktım. Birlikte duşa girdik. Arda hâlâ durmuyordu, vücudumda gezinmeye duşta bile devam ediyor. Tabii ben de buna fırsat veriyordum onu etkilemek için. Jakuziye girdiğimizde kucağına çıktım sırtımı ona dayayarak. Altında penisinin sertliğini hissediyorum. Bu bir kadın olarak kendimi iyi hissettiriyordu ama düşmanının oğluyla seks yapmak bana ızdırap veriyor. Arda üzerine uzandığım için tahrik olmuş gibi duruyor, elini bacaklarımın arasına kaydırıp parmağını içimde gezdirdi. Jakuzinin köpükleri bedenimi sararken dayanamadım ve elini tutup parmağını içimden çekti. Bir anda bedenimi kendine çevirdi. Göğsüm onun göğsüne değdiğinde nefesim kesildi bir anlık. "Seni istiyorum hâlâ," diye fısıldadı kulağıma, sesi arzu dolu, fena haldeydik ikimizde. Kollarımla boynuna sarıldım, bacaklarımı beline doladım, tamamen ona teslimdim o an. Sertliği kasıklarımın arasında, beni mahvediyor bunu hissetmek. Dudaklarımız birbirine yapıştı; aç, vahşi bir öpücük vuku buldu. Dili ağzımın içinde dolaşırken inledim, sesim banyoda yankılandı. Arda beni jakuzinin kenarına yasladı altına alıp, sırtım serin mermere değdi. Elleri kalçalarımı avuçladı, beni hafifçe yukarı kaldırdı. Suyun içinde tek bir hamleyle içime girdi. Sıcak suyun ve onun sıcaklığının birleşimiyle başım dönmüştü. "Ahh… Arda…" diye inledim, tırnaklarım omuzlarına geçti. Yavaşça hareket etmeye başladı. Her girişinde su dalgalanıyor, köpükler göğüslerimin üzerinde patlıyordu. Gözlerimin içine bakıyor, dudakları aralıktı, nefesi yüzüme çarpıyordu. "Çok kasılıyorsun… suyun içinde bile sımsıkısın" dedi boğuk bir sesle. Hızlandı. Kalçalarım suyun içinde ona çarpıyordu, şapırtılar yankılanıyordu. Bir eliyle göğsümü avuçladı, başparmağıyla uçlarını okşadı; diğer eli kalçamı daha sert tuttu, beni kendine daha sert bastırdı. Suyun sıcaklığı, onun sertliği, her şey başımı döndürüyordu. "Bak bana" dedi emreder gibi. Gözlerimi açtım; o an içimde daha derinlere gömüldü, inleyerek kendimi onun bedenine bastırdım. İnlemem boğazımdan taştı, kontrol benden gitmişti, her şey Arda'nın elindeydi. Boşalmak üzereydim, bedenim bunun heyecanıyla kasıldı. "Boşalmak üzereyim… Arda, lütfen…" diye yalvardım, bacaklarım titriyordu. "Bende! Boşal, tutma kendini," dedi dişlerini göğsüme geçirerek. Ve o an patladık. Erkekliği içimde zonklarken sıcaklığı bir kez daha hissettim; suyun içinde titreyerek boşaldım, inlemelerim jakuzinin duvarlarında yankılandı. Arda da içimde sarsılarak boşaldı, adımı inledi, alnı alnıma değdi. Bir süre öyle kaldık; suyun içinde birbirimize sarılmış, nefes nefese. Elleri hâlâ tenimde geziniyor, boynumu öpüyordu. "Bu gece bitmeyecek" diye fısıldadı kulağıma, sesi hâlâ aç. Gülümsedim. İçimde hâlâ hareket ediyor organı. Ben aklımca planın içindeydim. Ama plan benim kontrolüm altından çıkmıştı, artık bu oyunu Arda ile beraber yönetiyorduk! Bütün gece Arda’nın kollarından çıkamadım, cehennemi bu dünyada yaşıyordum sanki! Tüm gece uyumadım, şu an onun uyanıp beni salmasını bekliyordum sadece. Her ne kadar tutkulu bir gece geçirmiş olsak da, buna bende karşılık vermiş olsam da canım yanıyordu işte. O an ayrı düşünüyordum, bugün ayrı. Hareketlendi biraz, böylece belki biraz ayılabilirdi, düşündüğüm gibi de oldu zaten, Arda benden ayrıldı, anında ona döndüm. "Günaydın yavrum," dedi dudağımdan öperken, zoraki bir şekilde gülümsedim. "Günaydın, güne seninle başlamak çok güzel!" Ah, onu öldüreceğim gün ilk söyleyeceğim sözleri düşününce gülümsedim, Arda buna memnun olup tekrar öptü. "Senden ayrılmak zor olacak ama yarın görüşeceğimiz için mutluyum. Benim hazırlanıp çıkmam gerek, anlaşma şartlarını iletirsin, bir an önce imzalayalım da başlayalım işimize." Saçlarımı okşadı, gözlerimi kapattım, bu his güzel olabilirdi belki, tabi sevdiğim kişiyle olsa. "Kolay gelsin sana, ben biraz daha uyuyup geçeceğim iş yerine, gece biraz ağrım olduğu için uyuyamadım da." Yanında rahat edemediğim için uyuyamadım diyemezdim, bu yüzden yalan söyledim. "Tamam, ben o halde çıkıyorum," bunu dedi ve yataktan kalktı. Dün gece indirip attığı şeyleri üzerine geçirmeye başladı, tamamen hazır olduğunda bana baktı. Ben uzanmış pozisyonda onu izliyordum. Yanıma oturdu. "Gece yaşadıklarımız çok özeldi ama yarın daha da güzelleri yaşansın istiyorum! Sana yarın güzel bir gün yaşatacağım!" "Yeterince yaşadık, tabi sen bilirsin," dedim. Bu laflarıyla midem bulanmıştı, adam için tek gecelik bir durum olmaması elbette iyi bir şey, ama bu kadarı da... Arda beni şimdiden fahişe gibi bellemişti ama bunu ona söyleyemezdim, sonuçta bu evliliğe gidecek bir ilişkiydi, sonunda onu kazanacaktım. Kaybeden sadece o olacak! "Görüşürüz," dedi Arda, beni alnımdan öpüp. Yerinden kalktı ve odadan çıktı hızlı adımlarla, yalnız kalınca derin bir nefes aldım. "Çok şükür gitti adi şerefsiz! Babası ne ki oğlu ne olsun, gece boyunca bir rahat vermedi." Bunu dedikten sonra yataktan çıktım ve banyoya geçtim. Dün gece duştan sonra bile giyinmeme engel olmuştu Arda, fazla seks düşkünü bir adamdı. Jakuziyi ayarladım, işi bittiğinde girdim jakuziye. Su neredeyse kaynardı ama arınmak istiyordum dün gecenin kirlerinden ve bu yüzden bu şarttı bana göre. Vücudumun her kısmını ovalıyordum, onun öptüğü, dokunduğu bu vücut midemi bulandırıyordu. Bu düşünceyle daha fazla ovalamaya başladım, bazı yerlerimin derisi soyuluyordu bu hırstan. Bunu fark edince durmam gerektiğini anladım, kendimi çirkin gösterecek hiçbir şey yapmamalıyım. Duştan çıktıktan sonra aynadan baktım kendime. Babamın katilinin oğluna ait olmuştum, bu bana verilecek en büyük cezaydı, intikam uğruna kendim de yanmıştım! Bu düşünceyle odadan çıktım, telefonumun çaldığını görünce sephadan aldım. Arayan amcamdı, hemen açtım. "Efendim amca?" "Nasıl geçti görüşmen, senden elektrik aldı mı?" Bu kadar ileri gittiğimi ona söyleyemezdim, detay vermeden anlattım. "Baya aldı, beni yarın bir davete götürmeyi teklif etti. Etkilendi benden, eğer böyle giderse evlenme teklifinin gelmesi pek uzun sürmez! Daha sonra onların ailesine girip hepsini tek tek öldüreceğim!" "İşte benim yeğenim, sana güveniyordum, yanıltmadın!" Amcamın bana pek güvenliğini sanmıyorum ama neyse. Şu an derdim amcam olmamalı. Ona da güvenmiyorum istemsiz, ama yine de deniyorum güvenmeyi. Eğer amcam bana yanlış yapacak olursa bende gerekeni yapardım, tabi sırasıyla. Öncelik Arda'nın ailesine ait, çocuklar ve kadınlar dışında kalan herkesi öldürmeye ant içmiştim, en son Arda kalacaktı. Gözlerinin içine bakarak öldürecektim onu! "Daha başlangıç, benim için yanacak, ben de o yangınla nefretimin ateşini harlayacağım. Merak etme amca, babamın canını yakan herkesin canı yanacak." Amcam bana karşı yanlış yapmadı şimdiye kadar. Ama kendisine körü körüne güvenmem de imkansız. Bu olay olduğu an beni ilerde Arda'nın koynuna itmeyi planlamıştı, tamam, başka çaremiz yok ama aklına direkt bu gelmesi de değişik gelmişti o an. Ondan bir saldırı görmeden, ya da kesinlikle şaşırtıcı bir hamle yapmadan onunla uğraşmayacağım! Yanlışı olursa amcamı dahi bitiririm. "Bu sayede kazanan sen olacaksın, abimin kemikleri sızlamasın. Seni böyle yapmak için elimden gelen eğitimi almanı sağladım, bunun karşılığı olarak o aileyi kurutacaksın!" dedi benim ne düşündüğümden habersiz. Umursamadım söylediğini, saçlarıma havlu sardım telefonu bir kenara bırakıp. "Benim şimdi kapatmam lazım amca, bugün belki sözleşme için şirkete giderim. Bu arada, ben sana başka bir numara vereceğim, beni artık oradan ara. Bu numarayı illa ki o eve sızdığımda araştırırlar!" Bunu dedikten sonra telefonu kapattım ve kenara koydum. "Bugün seni daha fazla etkileyeceğim," diye düşünüp gardıroba yöneldim. Kırmızı elbisemi yatağın üzerine fırlattım. Dekolteli ve kısa bir elbiseydi, bu onda yine aynı duyguları uyandıracaktı, eziyet çekiyor olsam bile intikam için bu oyunu sürdürecektim. Üzerimi giyinip odadan çıktım. Otelden çıkmadan önce Arda’yı aradım. "Alo, naber güzellik?" "İyilik Arda, senden naber," dedim sahte bir tavır takınarak. "Benden de iyilik, şirkete yeni geldim. Özledin mi beni, bu kadar erken aramanı beklemiyordum?" Ses tonundan çapkınlık akıyor, bu adam doyumsuz herifin teki! "Hem özledim, hem yolum oraya düşecek. Benim kuaför oralara yakın, işim bittikten sonra yanına geleyim. Hem birlikte zaman geçiririz, hem anlaşmayı konuşuruz." "Olur, seni çok özledim zaten, biraz zaman geçiririz," dediğinde hâlâ o çapkınlığı hissediyordum, pişman olmaktan korkuyordum oraya gideceğim için. "Özlemimizi dindiririz, ben kapatıyorum, bal dudaklarından büyük bir öpücük aldığımı sayıyorum!" Bunu dedikten sonra kapattım telefonu, anında yüz ifadem az önceki gibi sertleşti. Arabama bindim ve şirkete yakın olan kuaföre sürdüm. Bir an önce siktir olup gideyim buradan. ~~~~~~ Kuaförden çıkıp arabaya bindiğimde kasıklarımda o tuhaf ağrı hâlâ devam ediyordu. Normalde bu kadar sürer miydi bilmiyorum, hiç yaşamamıştım ki. Belki de tamamen psikolojikti, kendimi buna inandırmaya çalışıyorum resmen. Neyse, şu an tek düşünmem gereken şey, birazdan Arda’nın yanında nasıl davranmam gerektiğiydi. Şirkete vardım ve odasının yerini öğrendim, odasının hangi katta olduğunu öğrenip o kata çıktım, sora sora buldum odasını. Kapısını çaldım. İçeriden "Gir!" sesi gelince yavaşça açıp içeri süzüldüm. Arda bilgisayarın başındaydı, beni fark etmemişti bile. "Sanırım birileri beni görmedi," dedim buruk bir sesle. Rolümü iyi oynuyordum, kendimi takdir etmeliyim. Başını kaldırıp bana baktığında gülümsedi, hemen ayağa kalktı ve yanıma geldi. Baştan aşağı süzdü beni. "İşlere dalmışım, gel otursana! Çok güzel olmuşsun bu arada." derken fön çekilmiş siyah saçlarımı ima etti. Siyah saçlı, mavi gözlü bir kadındım. O da benim aksime kumral saçlı ve kahve gözlü bir adam. Birbirimize her konuda zıtız işte! Bana dokunmadığı için içim rahatlamıştı ama aynı zamanda içimde bir korku da vardı; ya gerçekten benden anında soğuduysa? Sonuçta bunu tek gecelik bir şey olarak düşünüyor olabilir, böyle düşünüp beni başından etmek isteyebilir. Bu korkuyla ben yaklaştım ve dudaklarına kısa bir öpücük kondurdum. Şaşkın şaşkın baktı bana. "İş yerinde rahatsız olursun diye öpmemiştim, iyi geldi," dedi gülerek. Ben de gülümsedim zor da olsa. Birkaç ay sonra her şey bitecekti, bunu düşünüp kendimi avutuyordum. O zamana kadar gerekirse ben onu darlayacağım. Birlikte karşılıklı koltuklara oturduk. Arda sekreterini arayıp iki kahve söyledi, sonra sözleşme dosyasını uzattı bana. "Seren, burada her iki şirket için de iyi olacak maddeler var. Okuyabilirsin, istersen avukatını da çağırıp inceletebilirsin. Ne zaman istersen imzalarsın." "Avukatımın incelemesi daha doğru olur," dedim. "Henüz bu işlerde yeniyim, yanlış bir işe girmek istemem." Yüzü bir an düştü. Belli ki ona güvenmediğimi düşünmüştü. Umrumda bile değildi. Böyle pislik bir adama asla güvenmezdim. Gerçi iş pek önemli değil ama... Sonra aklıma bir fikir geldi. İlişkimizi herkesin duymasını sağlayabilirdim. Bence bu batmamdan daha değerli, daha fazlası var işin sonunda sonuçta. Dosyayı alıp ayağa kalktım, Arda ne olduğunu anlamadan kucağına oturdum. Kollarımı boynuna doladım. Aklımda plan çoktan oluşmuştu. "Benim sana güvenim tam," dedim fısıldayarak. "İmzala dersen imzalarım." Eğilip dudaklarına yapıştım. Tam o anda kapı çaldı ama Arda çoktan kendinden geçmişti. Kapı açıldı ve sekreter içeri girdi. Şirketin CEO’sunun kucağında öpüşen kadını görünce haliyle kıpkırmızı oldu. Biz de döndük tabii. Ben hemen kalktım, utanmış gibi yaptım. Oysa tam istediğim buydu; herkes görsün, duysun. En azından bu dedikodu muhtemelen şirkete yayılacak. "Neden kapıyı çalmadan girdin?!" diye bağırdı Arda, üstünü başını düzelterek ayağa kalkarken. "Çaldım Arda Bey, sesinizi duyunca izin verdiğinizi düşündüm, çok özür dilerim!" "Koy kahveleri ve çık!" Kız bardakları bırakıp koşarak çıktı. Ben hiç sesimi çıkarmadım, yere bakıyordum. Arda beni de tersleyince kaşlarımı çattım. "İş yerinde yakınlaşmak bu yüzden doğru değil işte! Bak, yakalandık!" Öfkeyle baktım ona. "Az önce öptüğümde iyi geldi demiştin ama. Rahatsız olduysan itebilirdin! Neyse, sözleşmeyi avukata okutup yollarım sana. Gideyim ben." Çantamı kaptığım gibi kapıya yöneldim. Kolumdan tutup engel oldu anında. Yumuşamış gibi duruyor, ya da kendisinin de hata yaptığının farkında. "Bir an kızdım, özür dilerim yavrum. Affet beni güzelim." Hâlâ kaşlarım çatık duruyordum. Beni öpünce istemeye istemeye gülümsedim. Naz yapmalıyım elbette, ama fazla naz aşık usandırır derler. Şu an her şey yolundayken bu işi batıramam. "Pekâlâ, affediyorum," dedim. Arda belimden sarılıp bu sefer daha derin, daha tutkulu öptü. "Benim az sonra toplantım olduğu için gitmem gerekiyor ama canım, şimdi izninle odadan çıkacağım. İstersen iki saat bekle odada." Sanki bunu beni göndermek için söylüyor gibime gelmişti. Yine de şüphe etmeyeyim hiç, neden böyle bir niyeti olsun ki? Bu durumlar en çok onun hoşuna gidiyor sonuçta. "Ben gideyim, evet canım. Dediğim gibi, sözleşme işini en kısa sürede halledeceğim." "Bak ne diyeceğim, akşam seninle buluşalım mı? Yine güzel bir yemek yiyelim, seninle konuşmak istiyorum. Sende akşama kadar sözleşmeye baktır ve gel, hepsini akşam halledelim," dedi hızla. Böyle bir teklifte neden bulunduğunu bilmiyorum, ama bunu akşam elbette öğrenirim. Gülümseyerek başımı salladığımda saçlarımdan öptü ve odadan çıktı. Arkasından birkaç saniye baktıktan sonra oflayarak bende odadan çıktım. O an içimden tek bir şey geçti: Birkaç ay daha... sadece birkaç ay.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE