Burak ve içki. İçki ve gözyaşı. Gözyaşı ve Hande. Hande ve ölüm... Burak elindeki bira şişesinden bir yudum daha alıp, elini yanlışlıkla gevşeterek yere düşürdü. Cam şişe yerde parçalanırken, çıkan ses etraftakileri rahatsız etmişti. Burak dışında. Burak, deniz kenarında oturduğu yerden kalkıp tekleyerek yürümeye başladı. Elinde bir başka bira şişesinin kapağını açıp tekrar bir yudum aldı. İnsanların şaşkın bakışları arasından uzaklaşıp bir tane ara sokağa girdi. Duvara sürtünerek yürürken, gideceği yeri kendisi değil, ayakları belirliyordu. Elindeki dolu şişeyi yere bıraktı. Etrafına bilinçli bir şekilde bakıp ağzındaki sıvıyı sildi. Şimdi ne yapacaktı? Ya bir ya iki hafta sonra, belki daha kısa süre içersinde ölecekti. Hande ondan nefret edecekti. Hemde ölene kadar. Çünkü söz ve

