Öykü Arzu Çayır
Ben ne yapacağım mı bilmiyorum! Emre o kadar hızlı yürüyordu ki korktum. Ömer beni hemen arkasına aldı. Emre bunu görünce hemen yanıma gelip konumdan tutu.
Kendine çekti. Beni kendi arkasına aldı. " Sen niye benim karımın yanımdasın? Niye arkana alıyorsun?" dedi.
Ömer'' Karın mı" dedi hayal kırıklığına uğratim. Emre tam dalacaktı ki kolundan tutum. Anında bakışları bana döndü.
"Hadi gidelim" dedim ama dün geceyı unutmadım. Elif...
" Öykü arabaya geç gelecem şimdi!" deye bağırdı.
" Ne diye bağırıyorsun ya!?" dedim bağırarak. Benim bu halimi görünce evde yapalım kavgayı. Şu malın yanında yapmayalım. diye bana baktı.
Arbaya geçtim. O da şoför koltuğuna oturdu. Arabayı çalıştı. Tam sürecekken durdurdum.
" Ben sürecem, in!" dedim. Bana şaşırdı.
" Senin ehliyetin var mı?" dedi. Sanane gibisinden baktım. Arabayı indi. Yenine geçtim.
O da benim eski yerime geçti. Arabayı çalıştım. " Nereye gidiyoruz!" dedi. Umursamadım arbayı bizim yani Ömer'in kafesine gittim.
Arabayı aşağıdaki otoparka indim. '' Nereye geldik?" dedi. Umursamadım. Arabayı boş bırakılan yerelerden birine park ettim.
Emliyet kemerimi çıkardım. Anahtari aldım ve çantamı da aldım. Arabadan indim. O da indi.
Kapıları kilitledim. Çantama attım. asansöre geçtim. " Sen buraya daha önce geldin mi de her yeri biliyorsun?" dedi. Evet anlamında kafamı salladım. Merak attı.
Yukarıya çıktık. Masaya okurduk. Rastgele okurduğumu görünce açıklama gereği duydum. " Burası benim için yapıldı." dedim. Çünkü Ömer benim içen yapıştı burayı. Ben her geldiğimde buraya okururdum ve benden başkası da oturmazdi. Ben buraya geldiğimde para öremedim.
Emir bunu merak etti. Ama karşıma oturdu. Garson hemen yanıma geldi." Öykü seni burda görmek ne güzel... Ne zamandır gelmiyorsun üzülüyorum. Neyse ne istersin ne zamanki mı? Yoksa başka bir şey mi?" dedi Samet. Başımı salladım. Tatlım ve kavhem di.
Samet Emre'ye döndü." Beyefendi siz ne isterseniz?" dedi. Emre " Aynısı." dedi öfkeyle.
Samet yanımızdan ayrıldı." Bunlar seni nerden tanıyor?" Dedi. Ama şimdi söylersem tatlım giderdi. Ben tatlı ve kahve yı seviyordum. O yüzden buraya geliyordum. Sonuç olarak burda bedavaydi.
" Arkadaşımın!" dedim.
" Tamam," dedim.
Samet hemen getirdi. " Afiyet olsun!" dedi ve gitti. Gelince takımı yedim. O da yavaş yavaş yedi.
" Eee? Ne konuşcan?" dedim. Başını kaldırıp bana baktı.
" Öner'i nerden tanıyorsun?" dedi.
" Arkadaşım." dedim. Anlamadım anlamında bana baktı. Neyi anlamadın acaba?
" Erkek arkadaşın mı var? Sen benim karımsın, erkek bir sinek bile değmez, tamam mı Arzum?" dedi.
" Sen istedin kadınla birlikte olursan bende isdegim kişi ile birlikte olabilirim. Bunda anlaşalım. Ve kızlığım mı da o alır. Anlaşalım." dedim. Çünkü beni anlatsın istemiyorum... Helede Elif ile...
"Öykü beni deli etme. Kızlığını ben olacağım ve tüm ömründe ben olacağım! Burda anlaşalım! Ben seni aldatmadım,aldattmam da anla şunu! Ayrıca şuan sakın olmaya çalışıyorum! İnsanı deli ederler ya!" dedi kendi kendine söylenirken.
" Delisin zaten! Deli olsan böyle mi davranışırsin? " dedim
Emir Aktaş
(Akşam)
Arzu'nun söylediği şeye cavap vermedim ama o yanlış anlayıp gitmişti. Aslında hayır Elif'e böyle şeyler söylemedim. Aslında bir kadın haricinde söylemedim. Söyledim kişide zaten şuan beni yatakta bırakıp giden kadındı.
Ben ne yapacağımı bilmiyorum... Nereye girdiğini anlamam için sustum ama anlamadım.
Evden başka bir yere gidemiceni bildiğim için onun yatağinda onun kokusu vardı. Biraz acı gibi ama gül kokuyordu.
Hemen uykuya daldım. Onun yanında yastığına sarıldım. O gibi hayal ettim. Sabah kalkınca banyoya girdim. Kapı açılma sesi de gelince Arzu'nun geldiğini anladım. Dolaptan bir şeyler alma sesi geldi. Yani askılıklardan gelen seslerden anladım.
Kapının deliğinden baktım. Üzerini giydi ve gitti. Ama o giynirken ben sertleştim. Hemen duşa girdim. Önce kendimi rahatladım.
Duşumu anladım ve Arzu'nun havlusuna sarıldım. Onun gibi kokuyordu. Kendi odama gittim. Ürenimi giyip Arzu'yu takip ettim.
Okula geldi. Ömer diye biriyle tanıştım.Onu tam dövecektim ki Arzu bana baskı yaptı. Neyse diyerek gittim. Belki onun yanında yatarsam geçer dedim. Arabaya bindim ama yolda yani bindiğim gibi yer değiştirme işlemi yaptık. Arabayı çok güzel kullanıyordu.
Bir yere gettirdi beni. Arabayı park etmesi bile çok iyiydi. Her zaman geldiği yermiş. Yediği tatlıyı çok sevdiğini anladım.
Son bana sorduğu soru ise "Delisin zaten! Deli olsan böyle mi davranışırsin?" dedi.
" Ne demek istiyorsun?" dedi. Bir şey demeden tatlısına döndü. Tatlıyı yerken bile gözlerinde o parıldıyı görüyordum.
Ben de onu böyle tavlaya bilecektim. Tatlıyı yedik ve parayı ödemeden gitti. Ben mi ödecektim? Kasaya gittim.
" 12. masanın parasını ödicektim?" dedim.
Samet diye adlandırılan kişi" Öykünün masası orası para vermiceksiniz." dedi. Neden? der gibi baktım.
" Ömer Bey'in özel emri. Orası Öykü ye ait bir yer ve her geldiğinde oraya oturur. Ve kimsede oturmaz." dedi. Ömer'in ismini duyar duymaz siririm artı.
Dışardan korna sesiyle oraya dikkat verdim. Arzu arabayı çalıştırmış ve beni bekliyordu. Arabada olan güneş gözlüğümü almiş saçının arasında duruyordu.
Yanına gittim m " Burası o piçin mı?! " dedim.
" Evet ne olmuş?" dedim. Arabayı sürerken benimle ilgilenmedi. Arabayı bir markete durdurdu. " Sen kal ben bir şey alıp geleceğim!" deyip indi. Markete girdi. Galiba çikolata gibi bir şey alacaktır. Ya parası yoksa? dedim. İçemden ve arabadan indim.
Markette gerdiğimde elinde çikolata ve abur cubur vardı. En sonunda net bayaz bir şey aldı ama anlamadım. Uzakta olduğum için...
Kasaya ilerledi. Ve kartını çıkarıp ödedi. Sonra ise poşete koymaya başladı. ben hemen girdim kapıdan dışarı çıktım. Hemen arabaya bindim. Arzu marketten çıktı. Arkaya bırakti poşeti ve çantasını.
Şoför koltuğuna oturdu. Bir şey demeden arabayı çalıştı. Sürerken benimle hiç ilgilenmedi. Eve geldiğimizde " Nereye park edeyim? " deye sordu.
" Evin aşağısında otapark var. Oraya park et." dedim bende. Benim dediğim yere indi ve arabayı park etti.
Arabadan indi ve anahtarı bana verdi. Arkadan poşetini ve çantasını aldı. İçeriye geçtiği gibi içeri geçti.
Ben onun arkasından takip ettim. Hemen odasına geçti. Bende bir viski bardağı isterdim.
İçtim. Onun odasına gidesim geldi ve gittim. Aldığı çikolatalari birini yerken gördüm. Yatağa oturmuş telefonda ilgisi vardı.
Kapının açıldığını gördüğün de gözleri kapıya kaydı. Beni görünce hemen üzerini örtecek şekilde örtüyle örttü.
Ben bu haline güldüm. Hemen kapıyı kapatıp yanına gittim. Örtüyü açtım bacakları ortadaydı. Sutun gibi bacakları vardı.
Yanıma yattım. Başımı göğsüne koydum. Ellerinde saçlarımın arasına koydum. " Okşa!" dedim ama sesimde emir değil ihtiyaç vardı.
O da beni ikiletmedi okşadı... İnce parmaklarını saçlarımda gezindi.
Aslında sertleş miştim ama ne yapacam ki?! Bir anda üzerine çıktım. Kendimi ona sürtünme işlemini gerçekleştirdim.
Anında inledi. İnleyince ben de inledim. Beni ilk inleten kişiydi. Dudaklarını öpmeye başladım.
İnledim. Elimide göğüsüne koydum. Okşadım.
Eliyle beni durdurdu. Dudaklarını benden uzaklaştırmaya başladı.
Nefes nefese " Reglim..." dediği an da boşluk oluştu içimde...
Hayal kırıklığına uğradım. " Ne?" deye bağırdım. Olmazdı...