İnsanın ruhuna batan kıymıkları tenine batan kıymıklardan daha çok acıtırmış, bunu en acı şekilde öğrendim. Haftalar birbirini takip ederken kendimi hayattan soyutlanmış gibi hissediyordum. Etrafımdaki insanlar üzülmesin diye verdiğim savaşta hep kendime mağlup oluyordum. Benim mutluluğum için çabalayan bu insanlara yapabildiğim tek şey ufak tebessüm den ibaretken bir türlü kendime engel olamıyor, hep bir karamsarlığın gölgesinde buluyordum kendimi. Bazen boğazıma sarılan ellerle uyanıyorum geceleri, Bora beni her gün öldürmeye çalışıyor babamı ise öldürmeyi başarıyordu. Boğazıma sarılan ellerden Araf sayesinde kurtuluyor olsam da benim için ölmemek bir kurtuluş değildi. Babamı göz ardı edemiyorum, onu yok sayamıyorum. O sıcaklığını hep arıyorum. Nasıl yüzüm gülecekti? Sanki artık gülmek

