Ural, “kapının önünde karın, kontrolün bitsin hemen getireceğim” diye söz veren hemşireyi beklerken mıknatıslanmış gibi geri kapanmak isteyen gözlerine, canını dişine takarak direndi. Nihayet çilesi bitmiş, doktor geçmiş olsun deyip çıkmıştı ama ardından çıkan hemşire bir türlü verdiği sözü tutmamıştı. Kuruyan dudaklarını ıslatmaya çalıştı. Az evvel doktorun söylediği çatlak kaburga yüzünden olacak derin bir nefes alamıyordu. Elinden gelse “Ayşe” diye bağırır sesini duyururdu karısına ama şu an kısık sesle bile konuşurken fazlasıyla zorlanıyordu. Her geçen saniye bir seneye dönüşürken nihayet kapısı aralandı ama beklediği yâri değil ikinci bir hasta getiriliyordu odaya. Kandırıldığına dair uğursuz düşünceler ruhunu kuşatırken fersiz gözleri de artık açık kalmakta zorlanıyordu. “Ura

