adrenaline doyan Cansu

2408 Kelimeler
Önceden üç saniye gecikmeli kavrayan ben, şuan nedense daha geç algılamıştım... Furkan'ın işine geleni anlıyorsun dediği doğru muydu acaba... Furkan'ın eli pantolunumun düğmesine gittiğinde panik olup elini tuttum... Bu panik, aslında daha çok altımdaki tedbir amaçlı konan bezi görmesini istemediğim içindi... Elini tutup, engel olduğum elimi, diğer eliyle tuturak oda bana engel oldu. "Furkann!" "Şşşşşhh! Çek şu elini." "Furkan! Yyy...ap...mm.aa!" "Büyüde gel canım büyüde gel..." Eli ayağı tutan birini bile alt edebilecek kadar güçlü birine ne kadar karşı koyabilirdim ki, bedenim zayıf ve güçsüz olduğu için onu durdurmanın tek yolu ikna ile olacaksa olabilirdi ama Furkan, beni dinlemediği gibi her seferinde elimi iterek mani oluyordu. Furkan'ın karşısında ikinci defa bu kadar çıplak kaldığımda, başkasına hissettiğim utanmayı hissetmediğimi farkettim... Bu Furkan'a hastı galiba... Anneme, kardeşlerime bile bu kadar rahat değildim... Şimdi de bunu sorgulamaya başlamıştım... Furkan, neden bana birinci derece yakınımdan daha yakın gibi hissettiriyordu... Yutkundumm... Furkan, üzerimi çıkartmıştı ama ben üşümüyordum, bunun sebebi arabanın klimasıyla birlikte Furkan'ın sıcaklığıydı, yorgan gibi üzerime serilip, gözlerime baktığında yine yutkundum... "Ulan şimdi seni bi s.kesim var, realitenin taa dibine dibine sokmak istiyorum ama..." _"Ama?" "Bakma öyle... Ben seni böyle görüp, bu kadar sabırlı olabileceğimi hayatta tahmin etmezdim." _"Bir şey yapmayacaktın madem, neden tüyleri yolunmuş kaza çevirdin beni?" "Ne bıdır bıdır konuşuyorsun nee, zorla kendini biraz!" "Nnn..de...nnn?" deyip üzerine boylu boyunca yattığı yarı çıplak vücuduma baktım. "Neden!.. Neden mi üzerini çıkarttım." "Hııııı hııııı." "Seni bize götüreceğim." derken üzerimden kalktı ve yanındaki krem rengi elbise kılıfına uzandı. "Kendime bir söz verdim, gülden güzelim... Ben seni o kapıdan kucağımda beyazlar içinde girdireceğim diye... Bugün de mecburen kucağımda gireceksin ama ben seni söz verdiğim gibi beyazlar içinde götüreceğim." Kılıfın içindeki abiye benzeri beyaz elbiseyi çıkartıp, "Bunu giydirmek için çıkarttım." deyip sorumu cevapladı. Belimi doğrultup, elbiseyi başımdan geçirdiğinde tekrar göz göze geldik, "Bakma öyle kız, pişman olup geri soyarım realiteyi görürsün haa!" "Ggü..zee...ll." "Elbiseyi mi beğendin, realiteyi mi?" Furkan'a gülüp, bebeklerin cici yapması gibi şifon elbiseyi sıvazlarken, "Gösterme a.k... Söyle... Üşenmee... Konuşmaya çalış... Sen harfleri çıkarttıkça alışacaksın, biz de duya duya... Anladın?" deyip elimi bileğimden tutunca yüzüne dokundum... "Ggü...zee...lll." "Aferin, bak böyle, gel bakalım, çekelim şu fermuarını." Beni biraz daha kendine çekip fermuarımı çekerken bu seferde kendine kızıyordu. "A.k... Millet aşağı indirip soyar, ben yukarı çekip giydiriyorum, bahtsız bedeviden daha bahtsızmışım..." Furkan'ın kendine kızması komiğime gitmiş, nefesimle gülmüştüm... "Gülme bak senin de a. k.rum, ben burada ne kadar zor şartlar altındayım sen biliyor musun?" _"Tahmin edebiliyorum, senin inç yine büyümüş... Koluma değiyor." "Bundan sonra böyle konuştuğunda seninle dalga geçeceğim, bıd bıd bıd..." _"Geeeeççç, bazen işime geliyor." "Bıd bıd bıd bıd bıd." "Seni seviyorum." "Neee?" deyip beni kendinden ayırınca, anlaşılacak kadar açık söylediğimi farkettim... ooofff!.. Ben bunu da açıktan söylemiştim... Kendimi kontrol altına almam lazımdı, yoksa çok pot kıracaktım... "Bir daha söyle!" "Sse..nii seee..vi.yoruumm." "Kız biraz önce bir çırpıda söyledin, şimdi neden kekeliyorsun?" _"Biraz önce düşünüyorum zannettim." "Döndük yine başa, bıd da bıd, bıd da bıd." Furkan, elbisemi düzeltip, buz mavisi şalı kolye takar gibi bağladıktan sonra çıkarttığı kıyafetlerimi katlayıp, kenarda duran çantaya koydu... Üzerime beyaz peluş pançoyu giydirirken, "Hazır mısın gönül bahçemin dört yapraklı goncası." deyip alnımdan öptükten sonra bagajı açıp beni kucağına aldı. Beyaz elbisemin astarı da üzerindeki tül gibi bol olduğu için ayak tarafım Furkan'ın dizlerine kadar iniyordu... Bu elbiseyi ileride tekrar giymek için saklayacaktım... Bu sefer yerim ön koltuktu, kapıyı açıp beni bindirdikten sonra, "Ooohhh hanımefendi, hadi yine iyisin, bak bunu da ben yapıyorum." deyince "ne demek istiyorsun" der gibi baktım. Kemerin tokasını çekerken, "Bunu diyorum bunuuu, dün gece eliniz baya işliyordu... Bunu neden yapamıyorsun?" dedi. _"Daha ne kadar başıma kakacaksın acaba?" "Bıd bıd bıd..." _"Gıcık gıcık gıcık." "Bıd bıd bıd bıd." "Üüü.sü.düümm." "S.ktir... Araba fırın gibi... Seni öpmeyeyim diye söylüyorsun ama yemezler, her fırsatta öpeceğim kusura bakma." Kaçacak yerim yoktu, olsaydı bile şuan bundan kaçacak değildim... Furkan söylediğini yapıp dudaklarını dudaklarımda buluşturunca, teşekkürümü sol elimi başına koyup kendisine karşılık vererek gösterdim... Mabadı dışarıda olduğu için üşümüş müydü, yoksa önümde iki büklüm durduğu için beli mi ağrımıştı kim bilir, kendini bir sebepten dolayı yavaşça geriye çekti. Yutkunduk... "Biraz daha devam edersem boşalacağım." deyince çekilme sebebini öğrenip şok oldum. _"Neee, bu mu? Bu kadarcıkla mı?" "Bıd bıd bıd?" "Nnee..çç..aa..bbbu..kkk..." "Haa, çabuk değil mi?.. Çabuuukk... Ben toyum yavrum, ne sandın... Suyunun tadına bakmadı ki uzun olsun, beni alıştırana kadar sabredeceksin güzelim..." Kendini büyütmem yetmiyor gibi ereksiyonunu da ben oturtacaktım... Kaç kıza nasip olurdu, evleneceği kişiyi büyütüp her türlü olgunlaştıracağı... Şanslı mıydım... Yoksa kendi şansımı kendim mi yapmıştım... Furkan, koltuğuna oturup, iki üç defa kendini düzeltme hareketi yapınca, acaba ne zaman sürmeye hazır olacak diye düşündüm... "Büüürrrsss, oğlum... Tamam anladık... Görmedin de, bu kadar da yeter a.k... Kendine gel artık..." Furkan, kendinden bir parçayla kavga ederken bana bakmamaya çalışıyordu... Kendi camını açıp kolunu dışarı çıkartmış, yüzünü de eline dayamış karşıyı izliyordu, konsantrasyonunu başka yöne çekmek istediğini anlayabiliyordum ama ben yanındayken mümkün müydü? Ona, onlara, yardımcı olmak için sesimi çıkartmayıp bende karşı tarafı izlemeye başladım... Biraz daha sakinleşmeye ihtiyacı varmış gibi radyoya davrandı... Ayriluk ateşinde Yakma bi' daha, yakma Yüreğum ellerunde Sakın daha bırakma... ...Ayriluk ateşinde Yakma bi' daha, yakma Yüreğum ellerunde Sakın daha bırakma... ...Umudumsun, yolumsun Kanadumsun, kolumsun Sevdan huzurdur bana, Sen benum en sonumsun... ...Umudumsun, yolumsun Kanadumsun, kolumsun Sevdan huzurdur bana, Sen benum en sonumsun... Furkan, başarılı olmuş, algıyı başka tarafa çekmeyi başarmıştı... Ama bu sefer de kollarını direksiyonda bağlayıp, yüzünü kapattıktan sonra hıçkırarak ağlamaya başlamıştı... Bu şarkılar banaydı ve benim o hâlimi asla unutmayacak gibiydi... ...Ben sensuz edemedum Uzağa gidemedum Kendumden vazgeçtum da Senden vazgeçemedum... ...Ben sensuz edemedum Uzağa gidemedum Kendumden vazgeçtum da Senden vazgeçemedum... ...Umudumsun, yolumsun Kanadumsun, kolumsun Sevdan huzurdur bana, Sen benum en sonumsun... Şarkı bitene kadar ağlamış bense sadece üzülerek izlemiştim... Sonraki şarkının onu susturup rahatlatması için hareketli bir şey olmasını diliyordum... Yokluğun içimde bir ateş gibi Tutuşmuş bedenim yanıyor sanki N'olur terk etme seven kalbimi Gidersen sevgilim yaşayamam... N'olur terk etme seven kalbimi Gidersen sevgilim yaşayamam... ...Ayrılamam Ayrılamam sensizliğe katlanamam Yaşayamam Yaşayamam sen olmazsan yaşayamam... Elimi kullanmanın zamanı gelmişti, şarkıyı değiştirmek için radyoya uzandım... ...Seni öyle Sevdim ki Değişti tüm mevsimler Alsınlar her şeyimi Seni bana versinler... ...Aşkla bir ömür boyu Yürüyelim bu yolu Görenler ikimizden Sevmeyi öğrensinler... ...Sevda yüklü gönlümün Senle dolu ömrümün Yarınımın dünümün Adı sensin bilsinler... ....Senden sonra yıkıldı Kurduğum tüm hayaller Sabretmeyi öğretti Yarım kalan cümleler... ...Gel de bir ömür boyu Yürüyelim bu yolu Gidenler ikimizden Dönmeyi öğrensinler... Bu da hüzünlüydü ama Furkan artık hıçkırmıyor, hastane odasındaki gibi burnunu yukarı çekiyordu... Kаrаdir kаşlаri dа, çok hoştur huylаri Dilleri bal olur dа, bitmeyi nаzlаri Kаrаdir kаşlаri dа, çok hoştur huylаri Dilleri bal olur dа, bitmeyi nаzlаri... ...Gecenin bir vаkti gördüm onu Hаyаl gibi kаrşımdа selvi boyu Yüce dаğlаr şаhittur sevdаluğа Allаh'um аlnumа yаzsа onu... Kаrаdir kаşlаri dа, çok hoştur huylаri Dilleri bal olur dа, bitmeyi nаzlаri Kаrаdir kаşlаri dа, çok hoştur huylаri Dilleri bal olur dа, bitmeyi nаzlаri... ...Yârun dilinde sevdа sözü Oh, ne hoştur kаşı gözü Kаyip olsа gözlerimun dumаni İstemem yâr sensuz bu hаyаti... ...Kаrаdir kаşlаri dа, çok hoştur huylаri Dilleri bal olur dа, bitmeyi nаzlаri Kаrаdir kаşlаri dа, çok hoştur huylаri Dilleri bal olur dа, bitmeyi nаzlаri... Neyse ki şarkılar slovluktan çıkmış sadece beni, bizi anlatıyordu... Bu çalan şarkıyla Furkan, göz pınarlarını ve yüzünü kurulayıp geriye yaslandı. Elini vitese koyup bire attıktan sonra, burnunu son defa çekti ve el frenini indirerek sürmeye başladı... ...Sırа sırа аşklаr vаrdur, bu bаşkаdur yâr Ben bаğırsаm burdаn sаnа dаğlаr dа duyаr Sırа sırа аşklаr vаrdur, bu bаşkаdur yâr Ben bаğırsаm burdаn sаnа dаğlаr dа duyаr... ...At desem аtmа, sаt desem sаtmа Bаşkа аşk bаkmа sonsuzа kаdаr Sevdаmı yаkmа, hâlimi аnlа Bаşkа аşk bаkmа sonsuzа kаdаr... ....Gel yаnumа tut elumi, bilmez misun kıymetumi? Bаktuğum her yerde seni görüyorum yâr, Gel yаnumа tut elumi, çıktum yolа dönmem geri, İstаnbul'dаn memlekete geliyorum yâr, İstаnbul'dаn memlekete geliyorum yâr... ... Meriç'in beni Furkan'a verdiği yere geldiğimizde Meriç'in araba yoktu. Arabayı aynı yere çekip telefonunu çıkartınca arayacağı kişiyi tahmin ettim... "Alo, abi neredesin?" "Geldiniz mi?" Arabada ses olmayınca Meriç'in sesi hoparlördeymiş gibi duyuluyordu. "Geldik?!" "Kargo geldi, köyün girişten onu aldım, boşuna oraya gelmiym, harmanda buluşalım." "Olur... Geçiyorum." "İyi misiniz?" "Evet evet... Sorun yok." Furkan, bana bakmamaya çalışıyor, bende ona saygı duyuyordum... Harmanlarına geldiğimizde Meriç gelmiş, bagajdan bi kutu kucaklıyordu... Furkan, dediğini yapıp beni kucağına alarak eve doğru yürüdü... "O kadar da küçük ve hafif değilmiş laann." "Ben gördüm abi, biliyorum." "Bu tembel yapabilecek mi peki?" Furkan, "Yapmasında göreyim." derken avuçlarının içindeki belimle bacağımı sıkınca kutunun bana ait olduğunu anladım... Yavuz abinin kasdettiği tablet bu kadar büyük olamazdı herhalde diye düşünürken, kapının önüne gelmiştik ve Furkan bana bakıp, "Nefes alıp verecek misin yine?" diyerek yaptığım egzersizleri kasdetti... _"Sen yanımdasın egzersize gerek var mı sence?" F: "Bıd bıd bıd bıd bıd." M: "Homur homur yine ne söylüyor acaba?.." F: "Kim bilir?" M: "Bazen diyorum kii, nasılsa anlaşılmıyor diye, ana bacı düz bas git sövüyor mudur?" "HHHa...yyy...rrr!" F: "Oohh iyi, sövmüyormuş abiii." M: "Yürü hadi yürü, bu sövmez ama hasta olursa anası söver." Avludan içeri girince, Rasim amcanın kış brandasını kapattığını gördüm. Etraf sessizdi ve kimseler yoktu. Muhtemelen üst kattaydılar...Her daim açık olan alt mutfak kapısı da kış gelince kapanmıştı... Bu evin iki girişinden biri avlu içine, diğeri direk eve açılıyordu. Diğer merdivenlerin kayma ihtimaline karşı Furkan beni buradan getirmiş olmalıydı... Bir zamanlar düştüğüm merdivenlerden yukarı çıkıp içeri girdiğimizde büyük odadakiler ayağa kalkıp bana bakmaya başladılar... Rasim amca, "Hoşgeldin kızım." deyince tebessüm ederek, "Hhh..oss... bu..ll..duk." dedim. Rasim amca, "Maşaallah maşaallah." diyerek bende ki yavaş gelişmeye hamd ediyordu... Neriman teyze, "Hakan, koş... Yardım et... Düşmesin." diyerek yanıma koşarken, Hakan da annesini dinlemek üzere kollarını hazırlayıp yaklaştı... Furkan, kendini sola çevirip beni, annesi ve Hakan'dan kaçırarak, "Dur abi, gerek yok düşürmem." dedi... Furkan, sadece boyunun değil kütlesinin de abisini geçtiğini gösteriyor gibiydi... "Hazır mı?" deyip odasına yönelince heyecandan titremeye başladım... Furkan, Neriman teyzenin görmediğinden emin olup merak eder gibi bakınca, titrediğimi hissettiğini anladım... Başımı, "Bir şey yok" anlamında sağa sola sallayıp kollarımı boynuna daha çok doladım. Odaya başım arkada girdiğimde bir hıçkırıkta oradan duyup döndüm... Türkan, elinde yastığa sarılmış ağlıyordu. Yutkundum... Gözlerimden akan yaşlar kontrolümden çıkmış pıt pıt damlıyorlardı... Neriman teyze bizi öyle görünce, "Yapma dedim sana, ben dayanamıyorum, dedim." deyip, Türkân'a kızarak kendini dışarı attığında, ellerimi yüzüme kapatıp ağlamaya başladım... Furkan, "Ablaa, lütfen..." diyerek beni yatağa oturturken oda ablasına kızıyordu. Türkân, yastığı arkama koyduktan sonra Furkan'ı yanımdan iterek, "Çekil aptal, senin yüzünden, seni görmek için gelmeseydi böyle olmazdı." deyip boynuma sarıldı... "Cansu, çok korktum, sana bir şey olacak diye çok korktum." Kendimi çocukluk arkadaşımın kollarına bırakıp, omuzunda ağlamaya başladım... İkimiz de hıçkırıklara boğulmuş ağlarken, arkadan Erkan'ın sesini duydum... "Ooo, ablam 'ben güçlüyüm' dediği hâlde böyle olduysa Nalan ablayı hiç düşünemiyorum?" Meriç: "Erkaaann!.. Sussan mı canım." Furkan: "Çık lan dışarı... Biz susturmaya çalışıyoruz sen ne yapıyorsun?" Erkan: "Tamam yaa, sustum... Cansu ablayı özlemişim... Biraz kalayım." Meriç: "O zaman çenen işlemesin, al şu kutuyu aç da bir işe yara." Türkân, hıçkırıklarının arasında, "Elbiseni beğendin mi?" deyince onun zevki olduğunu anladım... "Hııııı hııııı." deyip ağlamaya devam ederken, "Sen iyi ol, iyileş, gelinliğini de birlikte alırız." dedi kulağıma fısıldayarak... "Abla! Yeter..." "Çek elini Furkan... Neredesin sen?.. Seher teyze kaç defa aradı..." "Geldik işte yaa, Allah Allah." Abla kardeş benim yüzümden bir birine bağırırken, Türkân tekrar kulağıma eğilip, "Tuvaletin geldi mi?" diye sordu. Babamın, "Gideceği yerde yaptıracak kişi var." dediği Türkân'dan başkası değildi... Furkan, yanımdayken unutmuştum ama evet benim tuvaletim gelmişti... Göz yaşlarımı silip boşluğa baktım, acaba ne kadar sıkışmıştım, düşünmeye başladım.. Bu raddede anneme, "Annee?" deyip utanarak bakınca annem anlıyordu... Furkan'dan utanmadığım gibi Türkân'da da rahattım ve, "hııııı hııııı!" diyerek olumlu yönde cevapladım... "Furkan, tut götürelim." dediğinde Türkan'ın yüzüne baktım... Gözlerim yine yuvasından taşmış olacak ki, Furkan, kucağına alırken, "Bakma öyle kız." diyerek bana kızmıştı. Beni tuvalete getirip, klozetin önüne geldiğinde kollarımı boynuna dolayıp, inmek istemediğimi göstermeye çalıştım... Furkan, o hâlimi Türkân'a gösterip, "Abla sen çık, benim yaptırmamı istiyor." deyince bu seferde inmek için kendimi uzaklaştırdım... Dengesini bozmamdan korkan Furkan, "Kız dur, düşeceksin." deyip beni kucağında zıplatarak kendine uygun pozisyona getirdi... Türkân, kapının arkasında katlı bir şekilde duran walker'ı alıp, "Sus salak, annem kapıda duyacak." diyerek beni indirtip, kendinde sabitlemeye çalışan kardeşine kızdı. Türkân, bol elbisemin altından iç çamaşırımı aşağı indirip, "Tamam... Oturt, yavaş..." dedi... Elbisem, klozetin etrafına sarkmış beni büs bütün örtmüştü. Furkan, bana göz kırpıp çıkarken, Neriman teyze içeri girip, "Bakayım, kızım... Düşmesin..." diyerek walker'ı önümde sabitleyip sağımı solumu korumaya aldı. T: "Tamamsınnn?!. Çıkalım mı?" "Hııııı hııııı." "Hadi anne..." "Bekleseydik, ya düşerse." "Anne ben Seher teyzeye sordum. Bu şekilde yapabiliyormuş." "Hııııı hııııı." "Ben kapıdayım kızım tamam mı?" İşte şimdi utanmış ve başımı önüme eğip, "Hııııı hııııı." demiştim... Bu ne biçim bir histi böyle... Ben neden bu ikiliden değil de başkasından utanıyordum, Pekii Nalan, onda nasıl olurdum acaba. Tuvaletimi yapıp, taharetimi aldıktan sonra, sifonu çekerken, "Tt..ur..kaann." diyerek yine utanmadığım kişiyi çağırdım... Türkân ile Neriman teyze yanıma gelince Türkân, "Anne, kolunun altından tut sarıl, ben hallederim." deyip, "Biz biraz önce Furkan'la bunu yaptık." demeye çalışıyor gibiydi. Türkân, aynı şekilde bana bakmadan çamaşırımı çektikten sonra, ıslak kağıt havlu ile ellerimi yıkadı... Tamam olduğumu gören Neriman teyze, "Hakan!" deyince Türkân, "Anne!.. Abim odada, Furkan buradayken götürsün işte." dedi. Furkan, annesinin, "Hakan" dediğini duyar duymaz içeri girmiş burnundan soluyarak beni kucaklayıp, tuvaletten çıkartmıştı... ...Odaya geldiğimde Hakan ve Meriç bisiklete benzer bir pedalla oynuyordu... Yanlarından geçerken, "Çocukları pistten alalım." diyen Furkan'a Hakan sert sert bakıp, "Ben seni ayağımın altına bi alırım görürsün çocuğu." diyerek gayrı ciddi azarlamıştı. Meriç, "Şimdi bunun hangi bacakta ne kadar his var bi görelim." diyerek plastikten bir çekiçle Furkan'a bakıyordu... Furkan, yanıma oturup, çekici aldıktan sonra, "Nereye vuracaktık." deyince Meriç, dizimde bir yeri işaret ederek, "Burayaydı galiba." dedi. Furkan'ın bir iki denemesi ile bacağımda ufak bir kıpırtı olmuş ama Furkan, ikna olmamış gibi bakıyordu... Daha sert bir şekilde dizime vurunca, ayağım birden havalanıp karşımda merakla bakan Meriç'in çenesine vurmuştu... "Aaahhh!" "Hiiii'... Ö...zz...ürr.. ddd...iii.lll...ee...riii...mmm." F: "Abi pardon yaa, o kadar atacağını bilemedim." M: "O ne biçim tekmeydi kız, kanguru musun seeenn?" "ııı ııııııhhh... Ggg..ooo.rrr..iii...lll!" M: "Hadi oradan, gorilde bile bu kadar güç yoktur..." H: "Meriç, iyi misin lan?" M: "Oğlum, bu kızın oldum olası bana bir garezi var ama ne olduğunu anlamadım." "Iıı ıııııııhhh... Yyyy...ooo...ookk, yyy.ooo..kk ddd..iii...lll." "Kırdın çenemi kız." "Ööö..zz..rrr!" F: "Benim yüzümden oldu abi yaa, kusura bakma." T: "Ben gideyim de buz getireyim." E: "Dur abla ben getireyim, ben gelmeden başlamayın haaa?" "Bbb.uu... nn..nee?" H: "Sen küçükken bisiklete binmeyi çok severdin yaa, yine binmen için mini bisiklet, bu pedalları çevirip daha çabuk ayaklanacaksın." "NNN..aa..ss..lll... yyy...ap...ccc..aamm." H: "Meriç yine sana öğretir." dediğinde Meriç uyarı ateşi gibi öksürüp Furkan'a bakmıştı... Bu öksürük ile birlikte bana bisiklet sürmeyi de Meriç'in öğrettiğini, benimle birlikte odadaki herkes anlamış oldu... Furkan, "Gel bakalım. Ben gitmeden bu pedal ayakta sürülecek." diyerek ilk çalışmalara başlamak üzere yanımdan kalkıp önüme oturdu...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE