KELEBEK

4942 Kelimeler
  24 YIL ÖNCE Gülseren kocasının kolunda düğüne katılıyordu.Bir kaç gün öncesine kadar ona acıyarak bakan gözler kocasının metresini bırakmasıyla yerini takdir ve övgüye bırakmıştı. Normalde Gülseren düğünlerden hoşlanmaz çok yakın bir akrabası olmadıkça düğünlere katılmazdı ama bu düğün o Gülizar denilen kadının arkadaşının düğünüydü eğer Gülseren'in ailesiyle beraber buraya geldiğini öğrenirse o kadının kocasına dahil bütün ümitleri tükenecekti. Düğünün onur konukları olarak Haşimoğullarına en önden bir masa ayarlanmıştı.Düğün sahipleri ise Haşimoğlu ailesini kapıda karşılayıp çocuklara birbirinden güzel iltifatlar edilmişti. Düğün olağanca seyrinde ilerken Gülseren hamilelikten dolayı her 10 dakika da bir tuvalete uğruyordu.Masada ise Ayhan arkadaşlarının yanına gitmiş çocukları düğüne getirilmiş olan palyonçolarla oynarken kayınpederi ortaklarıyla keyifli bir Sohbetin içindelerdi. Gülseren ayağa kalktığında kayınpederi bakışlarıyla nereye gittiğini sorduğunda Gülseren ağzını oynatarak"İçeriye"dedi.Kayınpederi ise palyonçoyla oynayan torununu göstererek"Berfin'i de yanına al"dedi. Gülseren,palyançoyla oynayan kızının neşesini kaçırmamak için"Gerek yok ben giderim"dedi. Gülseren tuvalete girdiğinde iki kadın kendisinden habersiz dedikodu yapıyorlardı."Gördün mü?"dedi sesi daha genç çıkan kadın"Kocasını koluna takmış nasıl da kibirli bir halde yürüyor"dedi. "Bence"dedi sesi daha yaşlı çıkan kadın"Bu düğüne bilerek geldi Gülseren" Gülseren adının geçmesiyle bütün dikkatini konuşan kadınlara verdi.İnsanların zaten hakkında konuştuklarını biliyordu. "Ama helal olsun kadına hem kocasını geri kazandı hem de kayınpederi kızından daha çok seviyor gelinini"dedi sesi daha genç olan. "Diğer kadın yüz vermiyormuş yoksa Ayhan kadının peşinden ayrılmıyormuş.Geçende benim kocam görmüş Ayhan kadının evinden çıkıyormuş"dedi sesi daha yaşlı olan. Gülizar dduydukları karşısında kurduğu hayaller bir cam vazosu gibi kırılmıştı.Ayhan'ın değiştiğini sanmıştı ama aslında Ayhan hep aynıydı,Gülseren sadece görmek istediklerini görmüştü. "Vallaha kocam beni sevmedikten sonra kayınpederim sevmiş mi sevmemiş mi hiç önemli değil yazık kadına"dedi sesi genç olan kadın acıma dolu sesle. Kadınlar,lavabodan çıktıktan sonra Gülseren'in karnına bir sancı girdi. Gülseren ilk önce bunu gaz sancısı zannetti ama ağrısı artmaya başlayınca Gülseren tuvaletin mermerine sessizce çöktü.Elleriyle sıkıca karnını tuttu.Bebeğini yaşatmak için ayağa kalkıp yardım çağırmalıydı ama ne sesi çıkıyordu ne de ayağa kalkabilecek bir gücü vardı. Tek yapabildiği aklına gelen duaları okuyup Allah'tan yardım dilemekti."Ne olur Allahım"dedi yalvarır bir sesle"Bebeğime bir şey olmasın." Bir anne için evlad hayatla eş anlamlıydı.Evladı mutlu olursa anne de mutlu olurdu.Evladı üzgünse anne de üzgün olurdu ve şimdi Gülseren'in hayatı ellerinden gidiyordu. Gülseren'in duası kabul olmuş gibi dışarıdan iki kadının konuşma sesleri geldi kulağına Gülseren cılız çeken sesiyle"Yardım edin"dedi ama iki kadın Gülseren'in cılız sesini duymamış gibi muhabbete devam ediyorlardı. Kadınlardan birinin"Benim işim bitti dışarda seni bekliyorum"dediğini işitti.Kadınların gitmesinden korkan Gülseren bir kez daha cılız sesiyle"Yardım edin"diye seslendi ama kadınlar yine duymadı. Kadınlardan diğeri"Benim işim birazdan biter beraber çıkalım"dediğini işitti.Gülseren kadınların onu burada tek başına bırakacak olmasının korkusuyla etrafına bakındığında ayağından çıkmış ayakkabılarını gördü eğer ayakkabıyı alıp kapıya vurursa belki Gülseren'in sesini duyabilirlerdi. Gülseren acının verdiği etkiyle kollarını kaldırmakta zorlanıyordu.Kolunu zorla kaldırdığında ağzından acı dolu bir inleme kaçtı. Kadınlardan birisi arkadaşına dönüp"Biraz önce bir ses duydun mu?"diye sordu korku dolu bir sesle. Kadının arkadaşı tedirgin bir sesle"Hayır"dedikten sonra arkadaşının şaka yaptığını zannedip"Beni korkutma zaten müzik yüzünden sağır oldum olacam"dedi kızgın bir sesle Gülseren sesinin duyulduğunu anlayınca zorla tuttuğu ayakkabı kapıya vurduktan sonra ayakkabı elinden yere düştü. Ayakkabı sesini duyan kadınlar tedirgin bir halde sesin geldiği yere ilerlediler.Kadınlardan daha cesur olanı"İçeride birisi mi var?"diye sordu. Gülseren son kalan gücüyle"Yardım edin"dedi. Gülseren'in cılız sesini duyan kadınlar kapıyı itip içeriye girdiklerinde tuvaletin mermerine oturmuş kanaması olan hamile bir kadın gördüler.Kadınlardan birisi Gülseren'in yanına eğilip endişe dolu bir sesle"İyi misiniz?Telefonunuz var mı?Arayıp yakınlarınıza haber verelim"dedi. Gülseren güçlükle çıkan sesiyle"Kocam ve kayınpederim düğündeler onlara haber verin"dedi. 2 genç kadında düğünde olmalarına rağmen Gülseren'i hiç görememişlerdi.Yukarıdan onları izleyen kadın"Siz kimlerdensiniz?"diye sordu. Gülseren zar zor çıkan sesiyle"Haşimoğulları"dedi. Haşimoğlu soyismini duyan kadınlar birbirine baktılar.Bu gece gelmek istemedikleri düğün sayesinde altın yumurtlayan tavuğu bulmuşlardı eğer bu gece kadına yardım ederlerse Haşimoğulları bu yardımın altında kalmaz karşılığını fazlaca öderlerdi. "Ben gidip bir an önce eşinize ve kayınpederinize haber vereeyim"dedi soyismini duyduktan sonra daha ilgili bir ses tonuyla. Kadın diğeri dışarıya çıktığında Haşimoğullarının masasına doğru ilerlerdi.Haşmet masaya gelen kadına korkutucu bakışlarını dikip"Kimsin sen?Niye masamıza geldin?"diye sordu. Haşmet'in korkutucu bakışlarından çekinen kadın alacağı parayı düşünerek lafa girdi."Gelininizin kanamsı olduğundan tuvaletteki mermere çökmüş kıpırdayamıyor.Bizden size haber vermemizi istedi." Gelinin başına gelenleri dinleyen Haşmet gür sesiyle"Ayhan"diye bağırdı.Haşmet'in bağırmasıyla müzik bir anda kesildi.Misafirler korku dolu bakışlarını Haşmet'e çevirdiler. Babasının sesini duyan Ayhan elindeki sigarayı yere atıp babasının yanına koştu.Nefes nefese bir sesle"Efendim baba"dedi. Haşim endişeli bir sesle"Gülseren"dedi. Ayhan,babasının kolay kolay endişelenmediğini bildiğinden karısının ve çocuğunun başına kötü bir şeylerin geldiğini anlamıştı. "Ne oldu Gülseren'e?"diye sordu Ayhan da babasına eşlik eden endişeli bir sesle. Para beklentisi içerisinde olan kadın"Beni takip edin"deyip geldiği yöne doğru koşmaya başladı.Ayhan ise ne olduğunu anlamaya çalışırken babası gür sesiyle"Kadını takip etsene"dedi.Ayhan kafasını sallatıp kadının peşinden koşmaya başladı.Kadın'ın bayan tuvaletine girdiğini gören Ayhan duraksadı.Ayhan'ın duraksadığını gören kadın"Karınız içerde hareket edemiyor onu kucağına almanız gerekebilir"dedi. Ayhan içeriye girmeden önce"Destur bayanlar içeriye erkek girecek"diye seslenip elini sol gözünün yanına yan bir şekilde koyup bayanlar tuvaletinden içeriye girdi.Tuvaletin boş olduğunu görünce hızlı bir şekilde kadının yanına ilerlediğinde karısının kanla kaplanmış olan elbisesini gördü. "Gülseren"dedi endişeli bir sesle. Kocasının sesini duyan Gülseren evladını kaybetmenin verdiği korkuyla"Ayhan çok korkuyorum"dedi zar zor çıkan sesiyle. Ayhan karısının yanına eğilip karısının yüzünü ellerinin arasına alıp şefkat dolu bir sesle"Korkma sana ve çocuğumuza hiçbir şey olmayacak"deyip karısının başına şefkat dolu bir buse kondurdu.Ayhan'ın desteği sayesinde korkusu biraz daha azaldı. Karısının biraz da olsa rahatladığını gören Ayhan şefkat dolu sesiyle konuşmaya devam etti."Şimdi bana sıkıca sarıl ve başını omzuma koy tamam mı?"dedi. "Tamam"dedi Gülseren kocasına duyduğu güvenle. Ayhan sağ elini karısının dizlerinin altına koyup sol elini sırtına koyup"Hadi"dedi.Gülseren kocasına sıkıca saralıp başını omzuna dayadı.Ayhan"Ya Allah"diyerek karısıyla beraber ayağa kalkıp elinden gelince hızlı bir şekilde karısını sarsmadan arabaya doğru ilerlediğinde babası ve çocukları arabanın önünde beklerken buldu. Ayhan şoför'e bağırarak"Kapıyı aç"dedi.Şoför kafasını sallayıp ön koltuğa geçti ve arabanın kapısını açtı.Annesinin babasının kucağında gören çocuklar ağlamaya başladı.Haşmet torunlarına sarılıp"Ağlamayın çocuklar dedeniz olarak size söz veriyorum ne annenize ne de kardeşine hiçbir şey olmayacak ama sizin sakin olmanız gerek"dedi. Oğuz yaşına göre daha olgun bir sesle"Biz ağlamayı kesersek annem iyileşecek mi?"diye sordu. Torunlarını susturmak isteyen Haşmet"Evet"dedi.Oğuz kardeşlerine dönüp"Annemizin ve kardeşimizin sağlık olabilmesi için ağlamayı kesmemiz lazım"dedi Oğuz çocukça bir saflıkla. Berfin gözyaşlarını silierken"Yeter ki annem ve kardeşime bir şey olmasın ben bir ömür ağlamam"dedi. Serhad'ın,abisinin ve ablasından farklı olarak gözyaşları daha da çoğalmıştı.Haşmet,torununun kucağına aldı.Serhad"Dede ben ağlamamı durduramıyorum ya benim yüzümden annem ve kardeşime bir şey olursa"dedi. Haşmet torununun bu saf kalbi karşısında torununa kendini sıkıca bastırıp"Senin gözyaşların dua yerine geçer o yüzden o güzel kalbini üzme"dedi. Ayhan,karısını arka koltuğa yatırdıktan sonra çocukların annelerinin kanla kaplanmış olan elbisesini görüp daha da üzülmesinler diye çocukların üstlerini örtmek için kullandıkları çocuk battaniyesiyle Gülseren'in karnını kapatıp yarı baygın olan Gülseren'in alnına şefkat dolu bir öpücük kondurup"Merak etme size bir şey olmasına asla izin vermeyeceğim"dedi. Ayhan dışarda çocuklarla bekleyen babasına"Baba arabaya geçin gidiyoruz"diye bağırdı can havliyle. Hastaneye geldiklerinde Ayhan oturduğu ön koltuktan kalkıp babasının açtığı kapıdan içeriye girip karısını kucağına aldı.Karısını kucağına aldığında karısının karnına örttüğü battaniye yere düşünce çocukların ağlamaları daha da şiddetlendi. Ayhan artık tamamen baygın olan karısını kucağına alıp hastanenin acil kapısına doğru elinden geldiğince hızlı bir şekilde yürümeye başladı.Hastaneden içeriye girince Ayhan birilerinin yardım edebilmesi için yüksek sesle bağırdı."Lütfen yardım edin.Karım hamile ve şuan da aşırı bir kanaması var" Ayhan'ın yardım isteyen sesinden sonra sedyeyle yanlarına koşan orta yaşlı doktoru gördü.Doktor ve hasta bakıcısı Ayhan'a yardım ederek Gülseren'i sedyeye yatırdılar.Gülseren'i sedyeye yatırdıktan sonra Ayhan dizlerindeki bütün gücü kaybederek yere düştü. Ayhan'ın yere düştüğünü gören orta yaşlı doktor endişeli bir sesle"Beyefendi iyi misiniz?"diye sordu. Ayhan ise daha fazla tutamadığı gözyaşlarını serbest bırakarak doktorun yakasına yapıştı."Ben iyiyim doktor bey siz karımla ilgilenin" Orta yaşlı doktor yakasını Ayhan'ın ellerinden kurtarıp"Sakin olun Beyefendi karınız ve çocuğunuz bize emanet. Size söz veriyorum elimizden gelen her şeyi yapacağız"dedi. Ayhan müşahade odasının kapısında karısından gelecek herhangi bir haber bekliyordu.O gün karısını hastaneye taşıdıktan sonra karısına ve kendisine bir söz vermiş karısını mutlu ve huzurlu bir hamilelik geçirmesi için çabalamasına rağmen karısını ve çocuğunu koruyamamıştı.Belki de babasının dedikleri doğruydu.Bu dünyada hiçbir işe yaramayan beceriksiz herifin tekiydi. "Bugün seninle ilk defa gurur duydum"dedi Haşmet oğlunun iç sesine cevap verircesine. "Bu lafları duymam için illa karımın ve çocuğumun hayatı tehlikede mi olması lazım?"diye sordu sitem eder bir sesle. "Neyi ne zaman duyacağımıza biz insanlar hareketlerimizle karar veririz"dedi Haşmet,oğlunun şimdiye kadar babasının gölgesinde yaşadığını belirtircesine. Ayhan,babasının kendisi hakkında söylediği sözlerde içten içe haklı olduğunu biliyordu.Şimdiye kadar ne çocuklarına babalık yapmıştı ne de sevdiği kadına sahip çıkabilmişti ama her ne kadar beceremese de değişmeye çalışıyordu. "Hayatım boyunca sana ve soyismimize layık olmaya çalıştım ama beceremedim baba."dedi Ayhan umutsuzluk dolu bir sesle. "Oğlum sen değişmek için hiçbir çaba harcamadın.Yoluna çıkan her zorlukta benim arkama saklanıp seni korumamı bekledin.Çocuklarına bile benim babalık yapmamı bekledin"dedi Haşmet gerçekleri oğlunun yüzüne bir tokat gibi vururken. Ayhan,babası söyleyinceye kadar çocukların varlığını unutmuştu.Gülseren uyanınca ilk birinci çocuklarını soracağını bildiği halde onları ihmal etmişti. "Çocuklar"dedi Ayhan telaşlı bir halde etrafına bakarak"Nerdeler?" "Şoförle beraber çocukları konağa gönderdim"dedi Haşmet az önce söylediklerinde ne kadar haklı olduğunu bir kez daha anlayarak. "Baba ben unuttum,Gülseren baygındı"Ayhan kendisinin bile inanmadığı bahanelerle babasını ikna etmeye çalışıyordu. "Sana son kez bir tavsiye vereyim mi?"dedi Haşmet oğluna sanki son kez ailesi ve kendisi için şansı verirken. "Evet"dedi Ayhan ailesi ve kendisi için son şansı isterken. "Kendini bile inandıramadığın bahanelerle başkasını kandırmaya çalışma insanlar senin sandığından daha da zeki"dedi Haşmet yaşının verdiği tecrübeyle."Bana her zaman nasıl bu kadar güçlü olduğumu soruyordun da oğlum ben asla ne kendimi kandırdım ne de karşımdakini kabul et oğlum sen o çocuklara hiçbir zaman evlat gözüyle bakmadın kendi eksiklerini doldurup senin hiç tatmadığın övünç duygusunu sana yaşatsınlar istedin" Ayhan babasının söyledikleri karşısında sustu.Haklı bir insana karşı kendini nasıl aklayabilirdi ki?Her çocuğu doğduğunda babasının ona tebrik edip pohpohlamasını o kadar sevmişti ki övgü ve tebrik bittiğinde Ayhan çocuğu karısına verip kendi dünyasına geri dönmüştü. Haşmet oğlunun susması üzerine daha fazla üzerine gitmedi.Düşünüp kendini toplaması için oğluna son kez o çok istediği şansı verdi.Ortadaki sessizliği ameliyathaneden çıkan doktorun görünmesiyle bozuldu. Baba ve oğul aynı anda kalkıp hızlı bir şekilde doktorun yanına vardılar.Ayhan endişe dolu sesiyle"Doktor karım ve çocuğum iyiler mi?"diye sordu. "Karınız iyi onu tedbir amacıyla yoğun bakım İodasına alacağız"dediğinde Ayhan derin bir nefes alıp"Allah'ım çok şükür"dedi. Haşmet ise doktorun torunundan bahsetmeyişinden şüphelenip oğlunun sorusunu tekrar etti."Torunum nasıl?" Doktorun Gülserenden bahsederken ki ses tonu neşeliyken çocuktan bahsedilmesi üzerine sesi sakin bir ifadeye büründü."Bebek beklediğinden erken doğduğu için bebeği yeni doğum ünitesi alıp oradan gelişimini izleyeceğiz"dedi. "Peki bebeğimizi ne zaman kucağımıza alacağız?"diye sordu Haşmet,torununa kavuşamanın sabırsızlığıyla. Doktor sakin sesiyle"Bakın sizinle açık konuşacağım Haşmet Bey bebek 26 haftalık olarak doğduğundan sizinle çok ümitli konuşamacağım size tek diyebileceğim tek umudumuzun bebeğin mücadeleci bir ruhu olup hayata sıkı sıkı tutunması"dedi. Haşmet kendinden emin bir sesle"O kuvette yatan bir Haşimoğlu doktor bey tabii ki de inatçı ve mücadeleci bir ruha sahip olacak"dedi. Doktor sakin sesiyle"İnşallah sizin dediğiniz gibi olur ama yine de siz dualarınızı eksik etmeyin"deyip ağır adımlarla asansöre doğru ilerledi. Doktor'un gözden kaybolmasından sonra Gülseren ameliyathaneden vucüduna bağlanmış aletlerle beraber çıktı.Ayhan,sedyede yatan karısının elini tutup dudaklarına götürdü ve karısının eline küçük öpücükler kondurup"Bu kadar inatçı olup hayata tutunmaya devam ettiğin için teşekkür ederim"dedi. Günler sanki Ayhan'ın canını yakarcasına yavaş geçiyordu.Kah yoğun bakım ünitesinin önünde bekliyordu kah da kızının yattığı kuvöz'ün önünde onun hayata tutunma mücadelesini izliyordu.Babası eve gidip dinlenmesini söylemiş olsada Ayhan yoğun bakım ünitesinin önünden bir adım bile atmımıştı.Gülseren uyanırsa ilk onu görsün ona sarılıp sıkıca destek alsın istiyordu. Karısının ve çocuğunun hastaneye yatışının 2.gününde yoğun bakımdan karısının uyandığında dahil haber geldiğinde Ayhan elllerini semaya açıp"Şükür"dedi.Konağa açılan telefondan sonra konaktaki hüzün gözyaşları sevince dönüşmüş Haşmet uyanan gelinin yanına gitmek için konaktan ayrılmış ayrılmadan önce konaktaki kahyalara adakların kesilip ŞanlıUrfa da ihtiyaç sahipleri insanlara dağıtılmasını emretmişti. Ayhan,karısının yanına girdiğinde Gülseren'in gözleri kapalıydı.Karısının uyuyor gören Ayhan'ın sevinç dolu gözlerini yine hayal kırıklığına bürünmüştü.Karısının başında bekleyen hemşireye"Bana karımın uyandığını söylenmişti"dedi. Hemşire Hanım,Ayhan'ı rahatlatmak için"Karınızın vücudu çok yorgun o yüzden direk uyanıp günlük hayata devam edemez.En az iki-üç gün daha uyanıp uyanacak"dedi. "Yeter ki iyileşsin ben her şeye kabulüm"dedi Ayhan,uyuyan karısını izlerken. Hemşire gittikten sonra Ayhan karısının yanına oturup,karısının saçlarını okşamaya başladı.Arada gözleri odadaki saate kayıyordu.Zaman ise Ayhan'ın,Gülseren'e yaptıklarının acısını çıkartmak için yavaş akmaya devam ediyordu. "Sen"dedi Ayhan"Beni bunca zaman nasıl bu kadar sabırla bekledin?Ben sadece iki günde kafayı yeme noktasına geldim"dedi Ayhan,karısına bir kez daha hayran olurken.Ayhan kendi iç hesaplaşmasını yaparken"Ayhan"diye ince cılız bir ses duydu. Ayhan duyduğu sesten sonra"Efendim gülüm"dedi karısının elini hiç tutmadığı kadar sıkıca tutarken. Gülseren cevap vermek yerine nefes alabilmesi için takılan oksijen maskesiyle mücadele etmeye başlamıştı.Karısının zorlandığını gören Ayhan karısının maskesini çıkartmasına yardım etti."Şimdi konuş gülüm" "Bebeğim..."dedi konuşmaya zorlanırken"Bebeğim nasıl?" "O da senin gibi güçlü çıktı hayatı için mücadele ediyor"dedi Ayhan kızyla duyduğu gurur gözleriyle okunurken. Gülseren'in gözlerinden gözyaşları bir inci tanesi halinde akmaya başlamıştı."Ben çok korktum Ayhan kızıma bir şey olacak diye hala da çok korkuyorum"dedi. Ayhan karısının vücuduna takılan aletlerin izin verdiği müddetçe karısına sıkıca sarılıp teselli etmeye çalıştı."Şşşt.Korkma hepsi geçip gitti.Bundan sonra ben de senin yannındayım.Kızımız için iki kişi olarak mücadele edeceğiz"dedi. Ayhan karısını teselli edip uyuduktan sonra hava alabilmek için dışarı çıktı.Dışarı çıktığında karısının yanındaki o güçlü halinden eser kalmamış bir halde yere çöktü ve gözyaşlarının akmasına izin verdi. "Ayhan Bey"diye telaşlı bir ses duydu. Ayhan ismini duyunca karısına ve çocuğuna bir şey olduğunu düşünüp hızlıca ayağa kalkıp sesin nereden geldiğini anlamaya çalıştı. "Ayhan Bey"telaşlı sesi ikinci defa duyduğunda Gülizar'ı gözetlemesi için peşine taktığı adamı Zekeriya'yı gördü. "Efendim Zekeriya"dedi adamının akan gözyaşlarını görmemesi için silerken. "Gülizar Hanım" Ayhan,sevdiği kadına da bir şey olmasından korktuğundan"Zekeriya kötü bir şeyse bana söyleme zira artık haberler taşıyamacağım kadar ağır"dedi. Zekeriya gülerek"Hayır,efendim aksine bu sabah saatlerinde Gülizar Hanım doğum yaptı ve çok sağlıklı bir kızınız oldu."dedi. Ayhan ne düşüneceğini bilmiyordu.Bir kızı hayata tutunmak için mücadele ederken diğer kızının doğumuna sevinemezdi. Patronun sevinmediğini gören Zekeriya,patronun moralini düzeltmek için"Adını Belfü koydular"dedi. Ayhan"Tamam"dedi."Eğer başka bir şey olursa beni bilgilendir" Ayhan'ın bu kadar umursamaz oluşuna üzelen Zekeriya"Kızınızı görmeye gitmeyecek misiniz?"diye sordu. "Karım ve kızım bu haldeyken hiçbir yere gidemem onun"dedi Gülizardan olma kızına hitaben"Bana ihtiyacı yok yanında annesi ve İbrahim var"deyip karısının odasına doğru ilerlemeye başladı.. Zekeriya ise yeni doğmuş bebeğe üzülerek"Allah'ım bu nasıl bir kader daha doğalı 2 saat oldu ama babası yüzüne bile bakmadan terk etti"dedi. Ayhan ise babasının ona verdiği son şansı haberi olmadan yine boşu boşuna harcamıştı.Bir kızına sahip çıkayım derken diğer çocuğundan vazgeçmişti. GÜNÜMÜZ Leyla ve Boran'ın kavgasından üzerinde bir hafta geçmişti.Bir hafta da Boran konağa her gün çiçek alarak gelmiş Leyla'ya yardımcı olabilmek için şirkette hakındaki bütün tecrübelerini Leyla'ya aktırırmış.Boran'ın değişimlerine sevinen Leyla doğal olarak Boran'la barışmıştı. Leyla sabah erkenden tatlı bir heyecanla uyandı.Bugün işteki ilk günü olduğu için içi içine sığmamış erken hazırlanmaya başlamıştı.Dolaptan iş için aldığı mavi düğme detaylı takımını üzerine geçirdikten sonra makyaj aynasının karşısına geçti.Açık bıraktığı sırma saçlarını tarayıp sade bir makyaj yaptı.Kendi işlerini hallettikten sonra yatakta uyuyan kocasını uyandırdı. "Günaydın"dedi Boran uyku sersemi bir sesle. "Günaydın"dedi Leyla saati göstererek"Hadi işe geç kalacaksın"dedi. Boran,Leyla'nın onu düşünüp uyandırmasının mutluluğuyla karısına sıkıca sarılıp"Kocasına da kıyamazmış"dedi. "Hadi kalk gene işe geç kalacaksın"dedi Boran'ın kollarından kurtulmak için. Boran kafasını sallayıp yarı uykulu gözlerle banyoyo girdi.Banyoda yüzünü yıkayıp ayıldıktan sonra takım elbiseli karısını gördü."Leyla"dedi büyülenmiş bir sesle"Çok güzel olmuşsun"dedi. Leyla,Boran'ın övgüsünden sonra kızaran yanaklarıyla"Teşekkürler,bugün iş için ilk günüm olduğundan çok heyecanlıyım"dedi. Boran ise bu kadar güzel görünen karısını başka adamların görmesi düşüncesiyle kalbinde bir öfke hissetti.Leyla'yı sadece kendisine saklamak istiyordu Boran bu güzelliği sadece o görmek o dokunmak istiyordu. "Bugün ilk iş gün olduğu seni işe ben bırakmak istiyorum"dedi Boran asıl niyetini gizlemeye çalışırken.Leyla onun aklından geçen düşüncenin çeyreğini bile duysa yanında bir dakika bile kalmaz korkuyla kaçar giderdi. "Tamam"dedi Boran'ın tavırlarının düzelmesinin verdiği mutlulukla. Boran da hazırlandıktan sonra beraber odadan çıktılar.Kahvaltı masasına oturduğunda kayınvalidesinin eşinin korkusundan saklamaya çalıştığı öfke dolu bakışlarını üzerinde hissediyordu Leyla. "Çok güzel olmuşsun Gelin Hanım"dedi Arslan bugün şirketteki %5'lik hissesine kavuşacak olmanın verdiği mutlulukla. "Teşekkür ederim Efendim"dedi Leyla sabahtan beri iltifat almanın verdiği mutlulukla. Boran,karısının güzelliğini herkesin fark etmesinden rahatsız olduğu halde kendini durdurmaya çalışıyordu ama Boran'ın memnuniyetsizliğini Avjin bir anne hassasiyetiyle fark etmişti.Gelinin çalışmasına kendi engel olamıyorsa oğlu üzerinden engel olmaya çalışırdı. "Bizim Hamdi'nin oğlu da orada çalışıyor değil mi?"diye sordu Avjin,oğlunun şüphelenmesini engellemek için konuya direk girmiyordu. "Evet,çok yetenekli bir genç aslında bizim şirkette çalışmasını sağlamak için çok çabaladım ama Nejdet benden daha hızlı çıktı"dedi Arslan yetenekli olan bir genci başka bir şirkete kaptırmanın verdiği rahatsızlık hissiyle. "İşte Allah bir yerden alıp bir yerden veriyor"dedi Avjin üzülmiş gibi yapıp konuyu kendi istediği tarafa çekmek için kurduğu oltayı balık yakalayabilmek için salmıştı ve Avjin'in oltasına yakalanan balık Arslan olmuştu.Merak dolu bir sesle"Ne olmuş Hamdi'nin oğluna?"diye sordu. "Ne olacak?"dedi"Eşinden boşanmış bir de 5 yaşında bir oğlu var"Avjin çocuğa üzülmüş gibi yapıp"Çocuk anne ve babası arasında gidip geliyor"dedi. Boran,Leyla'nın yanında bekar bir adamın çalışacak olmanın rahatsızlığıyla"Bu Hamdi'nin oğlu kaç yaşında?"diye sordu. "35 yaşında"dedi ne kadar üzgün bir sesle konuşmaya çalışsada oğlunu istediği noktaya çekmenin verdiği keyifle. Boran,adamın yaşını duyunca biraz da olsa rahatlamıştı ama yine de Leyla'nın bu güzellikle sabahtan akşama kadar bekar erkeklerle aynı yerde olma düşüncesi Boran'ı rahatsız ediyor,kalbinin en köşe noktasına sıkıştırdığı canavarın ayak seslerini duyuyordu. Arslan"Kahvaltınız bittiyse hadi çıkalım"dedi hissesine kavuşmanın verdiği sabırsızlıkla. Leyla heyecandan dokunamadığı tabağa bakıp"Ben hazırım efendim"dedi. Boran ise Leyla'yla aynı anda masadan kalkıp karısının elini sahiplenircesine tutup"Baba sen şirkete geç karımı ilk gününde işe ben bırakmak istiyorum"dedi. Arslan şirketteki hissesine kavuşmanın vereceği mutlulukla"Olur,Oğlum karını bugün işe sen bırak"dedi. Evden çıktıklarında Boran'ın aklında Hamdi Bey'in oğlu diye bahsettikleri adam vardı.Leyla'yı kaç kere kendi şirketlerinde işe başlatmak için ne kadar çabalasa da Leyla kendi yolundan gidip kimseye bağlı olmak istememişti.Boran'ı da içten içe kahreden de buydu.Leyla'nın onsuz bir hayat kurmak istemesiydi. "O sabah hakkında konuştukları adamdan dolayı yüzün böyle düşük değil mi?"diye sordu Leyla kızgınlık dolu bir sesle. "Leyla ben sana güveniyorum ama" Dedesinin,abilerinin sürekli söylediği cümleyi Leyla ezberden söyledi."Ama millete güvenmiyorum" Leyla'nın cümleyi tamamlamasından güven alan Boran"Bana anlıyorsun değil mi Leyla?"diye sordu. Leyla hayalkırıklığıyla dolu sesiyle"Anlamıyorum çünkü sen bana güvensen benim çevreme de güvenirsin çünkü bilirsin ki ben sana yanlış olan hiçbir şey yapmam"dedi. "Seni kırmak istemiyorum Leyla ama" "O zaman kırma Boran çünkü ben artık bahane dinlemekten çok sıkıldım"dedi Leyla eteğindeki taşları dökmenin verdiği rahatlıkla. Boran da Leyla'yı kırmak istemiyordu ama ağzını her açtığında kalbindeki o kıskanç varlık ortaya çıkıp Boran'ın ruhunu ele geçiriyordu."Söz veriyorum bundan sonra içimdeki canavarla savaşıp sana layık bir eş olacağım"dedi. Leyla,abisinin halasının mezarında verdiği söz aklına geldi.O gün abisi,Leyla'nın gözlerinin içine bakıp"Sana söz"demişti."Bu hayatta istemediğin hiçbir şeye zorlamayacağım"Leyla o günden sonra bu söze güvenip kendi istediği hayatı ve kendi sevdiği adamı seçmişti ama abileri sözlerinden vazgeçip onu sevmediği bir hayata ve sevmediği bir adamı seçmeye zorlamışlardı. Leyla yüzünde beliren hüzünlü bir gülümsemeyle"Ben artık kimsenin sözüne inanmıyorum Boran o yüzden söz verme"dedi. Leyla iş yerine geldiklerinde arabadan inmek istediğinde Boran Leyla'yı arabada yaptıkları tatsız konuşmaları unutmak için dışarı çıkmaya davet edecekti ama Leyla arbadan indiği için kolunu tutup onu durmak istedi ama Boran'ın bileğini morarttığı gerçeğini unutamayan Leyla bileğini hızla geri çekip sinirli bir sesle"Bir daha asla kolumu morartmana izin vermeyeceğim"dedi. "Ben sadece akşam seni alıp yemeğe çıkartmak istediğimi söyleyecektim"dedi Leyla'ya yaşattığı travmanın hala ilişkilerinin üzerinde kara bulut gibi gezdiğinin bilinciyle. Leyla gösterdiği tepkinin fazla olduğunun farkındaydı ama Boran bileğine her dokunduğunda korkmaktan bıkmıştı.Leyla,kocasından korktuğu bir evlilik istemiyordu.Sesini deminkine göre az da olsa inciltip"Bu akşam başka bir yere uğramam lazım ama yarın müsaidim"dedi. Boran,Leyla'nın nereye gideceğini deli gibi merak ettiği gibi sabah ki yaptığı kıskançlık krizinden dolayı ilişkilerini daha da mahvetmek istemediğinden dolayı"Tamam canım sen ne istersen onu yap"dedi. Leyla,Boran'ın cevabı karşısında ona güvendiğini zannedip seviceğine bu değişimin kaç gün süreceğini düşündü.Her kavgalarında Boran kalbini laflarıyla bir neşter gibi kesip 5 dakika sonra pişman bir halde gelip özür diliyordu. Leyla şirketten içeriye girdiğinde hayatının geri kalanın bugün başladığını hissediyordu.Bu şirket onun hayatındaki kararlarda en önemli etken olacaktı. Leyla,Boran'la yaşadıkları tartılmaya rağmen yüzüne kocaman bir gülümseme kondurdu.Bugünü kimsenin mahvetmesine izin vermeyecekti.Danışmaya doğru ilerleyip adını söylediğinde danışmandaki kadın mesafeli bir sesle"Aziz Bey sizin 2.kattaki odasında bekliyor"dedi. Leyla,şirkettekilerle aralarını iyi tutmak için kocaman gülümsemeyle"Teşekkür ederim"dedi. Asansöre bindiğinde bir sürü göz meraklı bakışlarla Leyla'yı inceliyordu.Herkesin aklında tek bir soru vardı."Şahkıranlar'ın gelinin bu şirkette ne işi olacağıydı." Leyla bakışlardan gizlenebilmek için asansördeki kalabalığın izin verdiği ölçüde arkalara ilerledi ama bu insanların ona bakmasına engel olamamış bu sefer insanlara arkalarına dönüp dönüp Leyla'ya bakıyorlardı.Leyla kendini ipteki cambazlara benzetti.şuan insanlar için ikisi arasında bir fark yoktu. Leyla asansörün ikinci kata gelmesiyle kendini asansörden dışarıya attı.Patronun adının yazdığı odaya girmeden önce son kez üstünü ve başını düzeltip derin bir nefes aldı.Kapıyı açıp içeriye girdiğinde telefonda konuşmakta olan sekreter ağzına oynatarak"Kimsiniz?"diye sordu. Leyla da kısık bir sesle"Leyla Şahkıran"dedi. Leyla'nın ismini duyan kadın telefonda konuştuğu kişiye"Bir saniye canım"deyip telefonu masaya bırakıp Leyla'nın yanına doğru ilerleyip Leyla'ya elini uzatıp"Hoşgeldiniz Leyla Hanım,Aziz Bey de sizi bekliyordu.Buyrun içeriye girebilirsiniz"dedi. Leyla,Aziz Bey'in kapısına vurduğunda içeriden"Gel"sesi geldi.Leyla içeriye girdiğinde Nejdet Bey ayağa kalkıp elini uzatıp"Hoşgeldin Leyla kızım"dedi ama sesi konaktaki konuşmlarına göre daha soğuk ve daha resmiydi. "Hoşbulduk Efendim"deyip Leyla kendisine uzatılan eli sıktı.Nejdet oturması için Leyla'ya karşı taraftaki siyah koltukları gösterdi.Leyla koltuklara oturduktan sonra Nejdet konuşmaya başladı."Bak Leyla seni bu işe Arslan istediği için aldım ama her kayınpederine veya ailene güvenip işini sarsaklarsan seni bu şirkette bir dakika bile tutmam" "Anlıyorum Efendim"dedi Leyla hayalindeki işi bulmanın verdiği sevinçle.İlk çalıştığı yer kendi şirketleriydi ordaki herkes babasından ve abilerinden çekindiğinden dolayı yaptığı hataları bile övüp desteklemişlerdi.Leyla böyle bir hayat istemiyordu.Ailesinden bağımsız kendi kararlarını verebileceği bir hayat istiyordu. Leyla'nın sevinmesine şaşıran Aziz"Normalde senin yerine başka biri olsa çoktan buradan uzaklaşırdı"dedi. Leyla küçülüğünden beri bu tepkileri alışmıştı.Lisedeyken kolejdeki hocası üniversite için kurs verdiğinde Leyla kursa başvuran ilk öğrenciydi ama hocası da aynı patronu gibi"Senin bu kursta ne işin var?Zaten sen özel üniversiteye gitmeyecek misin?"demişti. Leyla hüzünlü bir gülümsemeyle"Ben bu şirkete girdiğim andan itibaren ailemin ve eşimin soyisminin verdiği tüm yükümlülükleri ve gücü kapının önünde bıraktım ben bu şirkette sadece kendi hayatı çabalayan Leyla'yım"dedi. Leyla'nın verdiği cevaplardan etkilenen Nejdet"Hadi gel seni şirketteki diğer çalışma arkadaşlarınla tanıştıralım"dedi. Leyla ilk testi geçmenin verdiği özgüvenle kendi çalışacağı bölümlere emin adımlarla yürüdü ama patronu çalışacağı bölümün kapsını açıp içeriye girdiğinde o özgüvenin bir buhar gibi uçup gittiğini hissetti. Patronlarını gören çalışanlar ellerindeki işi bırakıp ayağa kalkmaya çalıştılar ama Nejdet elleriyle oturun işareti yaptı.Patronun geldiğini gören orta yaşlı bir kadın müdürlük yazan bir odadan çıkıp Nejdet Bey'in yanına doğru ilerleyip yapmacık olduğu çok belli bir gülümsemeyle"Hoş geldiniz efendim"dedikten sonra meraklı bakışlarını Leyla'ya çevirip"Efendim bu genç hanım efendi kimdir acaba?"diye sordu. Aziz çalışanlarının yanında mesafesini daha da çok artırarak"Bundan sonra bu bölümde sizinle beraber çalışacak olan bir arkadaşımız.Leyla İngilizce ve Almanca olmak üzere 4 dil bildiğinden size çeviri ve yabancı ortaklarımızla yaptığımız antlaşmalarda önemli bir yer oynayacak"dedi. Leyla'nın ismini duyan bakışlarını tekrardan Leyla'ya çevirip"Yoksa siz Arslan Bey'in gelini misiniz?"diye sorunca.Ofiste fısıldaşmalar başladı artık ofise ilk geldiğinde dinliyormuş gibi yapan adam bile kimmiş?kimmiş?diye etrafa soru sormaya başlamıştı. "Evet,kendisi benim de yakın arkadaşım olan Arslan Bey'in gelini Leyla Şahkıran ama"dedi otoriter bakışlarını Leyla'ya çevirip Leyla'nın ofisteki sözlerinden alıntı yapıp"Burada sadece Leyl anlaşıldı mı?"diye sordu ama sorudan daha çok emir veren bir tını vardı sesinde. "Elbette efendim"dedi orta yaşlı kadın yapmacık olduğu belli olan sesiyle. "O zaman bundan sonra sizin aranızda"deyip Leyla'yı hiç tanımadığı bir oda insanla yalnız bıraktı Aziz. Leyla eğer 7 yaşında bir çocuk olsa Aziz'in eline yapışıp beni burada yalnız bırakma diye ağlardı.Hoş şuan durumu pekte farklı değildi.Aziz'in eline yapışıp ağlamamak için kendini zor tutuyordu. Nejdet gittikten sonra o yapmacık gülümsemeli kadının yüzü korkutucu bir ifadeye bürünmüştü."Duydun değil mi Nejdet Bey'i?Burada asla torpil olmaz"dedi. Leyla,müdürünün bakışlarından korksada ofis arkadaşlarının gözünde iyi bir imaj çizmek için dik durmaya çalıştı."Duydum Efendim" Leyla işten çıktığında fiziksel olarak yorgun olmasa da mental açıdan kendini çok yorgun hissediyordu.Bütün gün insanların merak dolu bakışlarına katlanmış.öğle arasında çalışma arkadaşlarının gittiği restoranta gittiğinde müdürü alaycı bir ifadeyle"Şahkıranlar böyle restorantlara gelir mi?Biz sizi köşedeki otelin restorantına gidersiniz sanmıştık"dediğinde ise müdürün masasına oturan diğer çalışma arkadaşlarından bazıları müdüre yaranmak için bazıları da yeni gelen çömezi ezmek için sesli bir şekilde gülmüşlerdi. Leyla yaşananları hatırlayınca pes etmek yerine daha güçlü ayağa kalktı.Onlara Şahkıran ve Haşimoğullarından ne kadar farklı olduğunu ispatlayacaktı. Leyla aldığı çiçeklerle beraber mezarlığın Haşimoğlu tarafına geçti.Kerim bu ailenin nüfusuna kayıtlı olmasa bile abisi Oğuz,Kerim'in bir Haşimoğlu olduğunu söyleyip onu kendi aile mezarlıklarına kayıt ettirmişti. Leyla özlem dolu bir sesle"Ben geldim arkadaşım"dedi.Leyla,arkadaşının cevap vermeyeceğini bile bile sohbete devam etti."Bugün ne oldu biliyor musun?"Leyla yüzündeki sevinçli bir ifadeyle"Evet,tabii ki de bilirsin ama ben yine de söyleyeceğim ben bugün işe başladım.Biliyorum biliyorum aklım biraz geç başıma geldi ama bundan sonra kendim için daha çok çabalayacağım"dedi. Leyla,sevinçli haberlerini paylaştıktan sonra yere eğilip kurumuş çiçekleri koparıp toprağın üstüne bulunanları hem temizleyip hem de konuşmaya devam etti."Hem bugün bir karar verdim eğer Boran kıskançlarına devam ederse işten aldığım paraları biriktirken sonra ondan boşanmayı düşünüyorum"dedi.Leyla bu karar hakkında çok düşünmüştü ona güvenmeyen bir adamla bir ömür geçiremezdi.Leyla artık mutlu bir hayat istiyordu zaten ailesinin onun için yaptıklarını bu evllilikle ve sevdiği adamı kaybetmekle ödemişti.Artık bu dünya da Allah hariç kimseye borcu kalmamıştı. Leyla yeni aldığı çiçekleri toprağa diktikten sonra arkadaşının mezar taşına bir buse bırakıp"Çok yakında daha da iyi haberlerle geleceğim sana söz veriyor-"Leyla kendini susturdu.Hiç kimsenin ona söz vermemesini isterken kendisi şimdi oturmuş inanmadığı sözü en akın arkadaşına veriyordu."çabalayacağım en azından benim için yaptıklarının boşa gitmesine izin vermeyeceğim" Boran konağa geri geldiğinde konağın kapısındaki korumaların yemeğini getiren Mavi'nin yanına gidip insanı korkutan sert sesiyle"Leyla geldi mi?"diye sordu. Mavi telefon olayından sonra Boran'ın olduğu her yerden kaçıp gidiyor ya da Boran evdeyken odasından çıkmıyordu. "Daha gelmedi"dedi korkudan dolayı zor duyulan sesiyle. Leyla'nın gelmediğini öğrenen Boran'ın elini telefonuna gitti ama sabah yaptıkları kavgadan sonra onu ararsa Leyla'yla kavga edeceklerdi.Boran cebinden çıkarttığı telefonu tekrar cebine itti.Leyla'ya ne kadar güvendiğini ispatlayacaktı. "Tamam,Leyla gelirse direk odama gönder" "Peki Efendim"dedi Mavi ve Boran ona tekrar kızmasın diye kenara çekildi. Boran,konaktaki merdivenleri çıkıp avluya vardığında annesinin sesini duydu.Annesi"Boran"diye onu çağırıyordu. "Efendim Anne"dedi Boran,annesinin onu her konağa dönüşte odasına çağırıp karısını şikayet etmesinin verdiği bıkkınla. "Gelsene yanıma oğlum senle anne oğul dertleşelim"dedi sabahki konuşmadan sonra neler olduğunun meraklıyla. Kendisinin bu ana oğul sohbetinde istenmediğini anlayan Hatice"Benim mutfakta işim var anne ben gidip onu halledeyim"deyince kayınvalidesi onaylayan bakışlarını görünce ayağa kalkıp konağın içine girdi. Hatice'nin gittiğini gören Boran"Yengem nereye gidiyor?"diye sordu. "Mutfakta işleri varmış"dedi.Boran anladım anlamında kafasını sallayıp yanına oturduğunda"Ee oğlum karın hala çalışıyor mu?"diye sordu saati ima ederek. "Hayır,işi varmış işini halledince gelecek"dedi Boran annesinin imalarına canı sıkılarak. "Ne işi varmış ki yarın halledemedi de bu saatte dışarıda geziyor?"dedi Avjin merak dolu bir sesle. "Anne saat daha 18.30 gelir birazdan"dedi karısına olan güvenini belli eden bir sesle. Oğlunun,karısının ne işi olduğunu söylemeyeceğini anlayan Avjin saat konusu üzerine konuşmaya devam etti. "Bizim oralarda kadın kocasından önce evde olmalı ondan sonra değil" Annesinin imalarına dayanamayan Boran kızgın bir sesle"Anne neden böyle yapıyorsun?"diye sordu. "Çünkü evliliğinizle ilgili bütün ipleri onun eline verdin ama hanımefendi bunun kıymetini bilip sana bir çocuk vermeyi bırak gideceği yerleri bile sana söylemiyor.İlerde daha fazla üzülmeni istemiyorum"diyerek her ne kadar oğlunu düşünüyormuş gibi davransada Avjin asıl gayesi gelinine haddini bildirmekti. Annesiyle konuştuktan sonra kafası daha da karışan Boran cebinden telefonu çıkartıp numarayı tuşladı.Telefon bir kez çalındıktan sonra açıldı. "Efendim Beyim"dedi telefonun ucundaki diğer kişi. "Leyla'yı takip edip nerede olduğunu öğren ve beni ara"diye emir verdi. Annesi her ne kadar bir sürü konuda hatalı olsa da tek bir konuda haklıydı.Leyla evli bir kadındı ve nereye gideceğini ne yapacağını kocasına haber vermeliydi eğer Leyla haber vermiyorsa Boran zorla öğrenirdi. 5 dakika sonra telefonu çaldı.Boran telefonu açtığında Leyla'nın,Kerim'in mezarlığına gittiğini öğrenince kendi kendine"Hala mı Leyla?Unut artık Kerim'i unut ki ben de bu vicdan azabından kurtulayım"diye söylendi. Leyla konağa geri gördüğünde Mavi'den,Boran'ın odalarında kendisini beklediğini öğrenince yatak odasına çıkmıştı. Leyla,Boran'ın odada biriyle tartıştığını duyunca meraklı bir halde odaya girdi ama Boran,Leyla'yı görür görmez telefonu kapatıp demin hiç kimseyle tartışmamış gibi gülümsüyordu. "Demin kiminle konuşuyordun?"diye sordu Leyla merak dolu bir sesle. "Önemli değil işle ilgili"dedi Boran her ne kadar sakin görünmeye çalışmasına rağmen sesi gergin çıkıyordu. "Emin misin?"diye sordu Leyla,Boran'ın hareketlerinden şüphelenerek. "Eminim"dedi ama Leyla'nın hala ona inanmayan gözlerle baktığından konuyu değiştirmeye çalıştı. "Beni bırak sen ne yaptın bugün?"diye sordu Boran heyecanlı görünmeye çalışarak. "Merak ettiysen söyleyeyim Hamdi Bey'in oğlunu görmedim ve müdürüm kadın"dedi Leyla sabahki olayı hatırlatarak. Boran,Leyla'nın kendisini affetmesi için arkadan sıkıca sarılıp Leyla'nın saçlarına öpücük kondurdu."Ben sana güveniyorum Leyla"dedi. "Evet,bu sabah halinden belli bana ne kadar güvendiğin"dedi Leyla Boran'ın sarılmamalarını umursamayıp üstendeki takıları çıkartmaya başladı. "Ben sana seni çok sevdiğimden Leyla seni kaybetme düşüncesi bile beni delirtiriyor"dedi Boran,Leyla'ya daha sıkıp onu öpücüklere boğarken "Bu sevgi değil Boran sen beni kendi kurduğun dünyaya hapsetmeye çalışıyorsun"dedi Leyla en derindeki hisselerini açıklarken. "Özür dilerim bundan sonra seni sevgimle boğmayacağım hem"Boran,Leyla'dan kollarını kısa bir süre de olsa çekip cebine sakladığı kolyeyi çıkartıp Leyla'nın boynuna takıp kolyenin yanındaki açık kısma ufak bir buse kondurdu. Leyla,Boran'ın bu davranışlarının da kısa sonra yerini tekrar aynı davranışlara bırakacağını biliyordu ama inanmak istedi kocasına son kez bile olsa. Gecenin ilerleyen saatlerinde Boran,Leyla'ya söylediği yalanların artmasından dolayı aklında beliren sorulardan dolayı uyuyamıyordu.Leyla söylediği yalanları öğrenince onun yanında bir dakika bile kalmayacaktı ama Leyla'yı kontrol etmeden duramıyordu.Leyla onun ellerinde yaşayan bir kelebekti ve Boran o eli serbest bıraktığında Yavuz'a konacaktı. Boran,yanında mışıl mışıl uyayan karısına baktı.O kadar güzeldiki Boran karısına öpücükler kondurmaya başladı."Seni elimden kimsenin almasına izin vermeyeceğim kelebeğim" Boran hava almak için dışarıya çıktığında avludaki divanda dalgın bir halde oturmuş olan yengesini görünce onun yanına doğru yürüyüp"Seni de mi uyku tutmadı yenge?" Hatice senin geldiği tarafa boynunu çevirdiğinde Boran'ı görünce yüzüne bir gülümsemeye kondurmaya çalıştı ama Boran,yengesini durdurdu."Yenge sürekli gülümsemek zorunda değilsin ya da sürekli acı çekmek zorunda değilsin" "Öyleyim bu konakta bana çizilen rol bu"dedi konağa olan nefretini dile getirmenin verdiği hazzla. "Yenge bu konağa hiç sevmiyorsun değil mi?"diye sordu.Abisi ölmeden önceki son zamanlarında ,annesinin karşı çıkmalarına bu konaktan taşınmayı planlıyordu sırf Hatice'ye olan sevgisinden dolayı. "Boran bu konağın her tarafından ölüm,kan ve mutsuzluk akıyor.Sırf kendi gurur ve egolarını tatmin etmek için çocuklarının bile mutsuz olmasına izin veren bir var"dedi Hatice gerçekleri cesurca söylerken. Boran,Hatice'nin annesinden bahsettiğini biliyordu.Annesinin onu her odaya çekişinin akşamında Leyla'yla kavga ediyordu.Aslında her defasında annesinin odasından içeriye girerken kendine sözler veriyordu ama annesi her tarafında Boran'ın en zayıf noktasını yakalayıp kanına giriyordu. "Ne yapmam lazım yenge?"diye sordu Boran çaresiz bir sesle"Leyla'yla kavga etmekten ona yalan söylemekten çok bunaldım artık söylediğim yalanları taşıyamıyorum bile" "Al karını ve bu konaktan git yoksa Leyla senden gidecek"
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE