ÇÜNKÜ-1

2083 Kelimeler
BU AKŞAM Sevdiğini kaybetmek sadece bir anlık öfke krizine bakardı ve Boran bugün,Leyla'yla olan kavgasından sonra bunu kendisine de ispatlamıştı.Bu sefer kendisini Leyla'ya affetirmek çok daha zor olacaktı ama boşanma kelimesini duyar duymaz kan beynine sıçramıştı.Evlendiklerinden bu yana neredeyse 1 yıl geçmesine rağmen Leyla onu bir kere bile sevmemişti. Boran bu aralar bilinçsizce aynanın karşısına geçip kendini incelerken avuz'la kıyaslıyorken buluyordu ve her seferinde"Neden Allah'ım beni sevmiyor?"diye aklından onu boğan düşüncelerle allak bullak oluyordu. Yavuz'u ele geçirdiği zaman onu öldürseydi şuan Leyla tamamen onun olurdu ama İbrahim olacak adam yüzden elindeki fırsatı değerlendirememişti. Boran sinirlerini yatıştırmak için dosyalara odaklandığı sırada telefonu çaldı.Telefonun sesini duyan Boran bir umutla arayan kişinin Leyla olmasını umdu ama arayan annesiydi.Annesinin karısyla arasına açmasına daha fazla katlanamıyordu.Hem annesine karısıyla arasına girmemesi konusunda uyarırsa belki Leyla'yla barışma adına ilk adımı atardı. Boran telefonu açıp bıkkın bir sesle"Efendim Anne"dedi. "Oğlum"dedi Avjin sesinde Boran'ın anlamdıramadığı bir neşe tınısı vardı.Annesinin bu kadar mutlu eden şeyi merak ederek"Hayırdır,Avjin sultan seni bu kadar yıl sonra mutlu edecek ne olmuş olabilir?"diye sordu. "Aşk olsun oğlum"dedi Avjin sesine sahte bir hüzün yerleştirerek"Gelinim evden ayrıldı diye mutlu olacak bir kadın mıyım ben?" Annesinin sürekli Hatice yengesinin üstüne gidiyordu kadın sonunda bıkmış olmaydı.Oysa Hatice yengesi çok sabırlı bir kadındı ve babası onu konaktan göndermediği sürece kimse onu konaktan göndermezdi. "Anne yengeme yine ne yaptın bilmiyorum ama babam duyarsa ama büyük bir kavga çıkarır gt hemen yengemden özür dileyip eve geri getir." Oğlunun lafları üzerine gücenmişlik dolu bir sesle"Ben ne yengene ne yapıyormuşum acaba?Ben sadece dul bir kadın olarak nasıl davranması gerektiğini öğretiyorum"dedi ve kısa bir duraksamanın ardından "Sen benim kafamı niye karıştırıyorsun ki konaktan ayrılan Hatice değil ki Leyla" "Leyla mı?"dedi Boran,Leyla'nın onu terk ettiği ni öğrenediği an başından aşağı dökülen kaynar sular tarafından haşlanmış gibi acı dolu bir sesle"Ne zaman gitti?" "Bilmiyoum oğlum,teyzene geçmiştim biliyorsun hastalıktan yeni kalkmıştı geri döndüğümde ise Leyla gitmiş Hatice Hanım da kendini odasına kitlemişti." "Ben geliyorum eve yengemle bizzat ben konuşacağım"dedi Boran can acısından kavrulan bir sesle. Boran eve nasıl döndüğünü yengesinin odasına nasıl çıktığını hatırlamıyordu.Aklında kalan tek görüntü yengesinin kapısını yumrukladıydı. "Yenge"dedi acıdan kavrulan bir sesle"Aç şu kapıyı konuşmamız lazım"diye ard arda 3 kez yumrukladı.Bir yerden sonra kapıda kan izleri belirlemeye başladı. Annesi oğlunun elinin kanadığını görünce dayanamayıp"Yeter oğlum parmakların ne hale geldi görmüyor musun?" Boran acıdan kavrulan bir sesle"Umrumda değil anne Leyla'yı bulmam lazım yoksa kalbimdeki bu ateş beni yakıp kavrulacak"dedikten sonra kapının kilidinin açılma sesini duydu. Yengesinin ona acıdığını düşünürken Hatice öfke dolu gözleriyle"Madem bu kızı bu kadar çok seviyordun o zaman neden dudağını patlattın?"diye sordu. Boran şaşkın bir sesle"Dudağı mı patlamış?Nasıl omuş ki ben sade sinirlenip ittim onu."dedi. "Kim kimi itmiş neler oluyor?"diye sordu babası konağın merdivenlerinde dikilip sorgulayıcı bakışlarla oğluna ve gelinine bakıyordu. "Ben sana anlatayım baba"dedi Haticekayınvalidesinin sus diye işaret etmesine rağmen bugün susmayacaktı."Bugün Leyla'nın işe gitmediğini fark ettiğimde odasına gittim ve bana kapıyı açtığında dudağı patlamıştı ve yatak odasındaki yerler kan olmuştu." Gelinin laflarından sonra Arslan sesini yükselterek oğlunun üstüne yürüdü."Ulan Şerefsiz Hayvan utanmıyor musun bir kadına el kaldırmaya" Arslan'ın oğluna vereceği tepkiden korkan Avjin araya girip"Dur,Arslan bey bir de oğlanı dinle.Belki o yapmamıştır" Avjin'in bu durumda bile oğlunu savunmasına kızan Arslan sesini yükselterek"Ne diyorsun sen Avjin?Kız durup dururken dudağını niye patlatsın ki"dedi. "Baba ben Leyla'nın canını yakacak hiçbir şey yapmam.Bugün işe gitmeden önce Leyla'yla kıskançlığım için kavga ettik o dda boşanmak istediğini söyleyince ben de kolunu tutup boşanamayacağımı söyleyip onu ittim belki o zaman dudağını çarpmış olabilir ama sana yemin ederim ona bilerek zarar vermem"dedi acıdan kavrulan bir sesle. "Oğlum sen bana söz vermedin mi bu kız seni sevmezse boşanacaktın hani"dedi Oğlunun kendine verdiği sözü hatırlatarak. "Hayır,Leyla istese de istemese de bu eve geri dönecek"dedi Boran takıntı dolu sesiyle ve yengesine dönüp"Şimdi söyle bana Leyla nerede?" "Bilmiyorum ama kıza bugün yaptıklarını gördükten sonra beni öldürsen bile sana söylemem"dedi Hatice nefret dolu bir söylemle. "Ben onu seviyorum"dedi Boran,Leyla'sız geçen her dakikanın verdiği acı dolu bir sesle. "Yalan söyleme"diye bağırdı Hatice"Sen onu sevmiyorsun sen ona sahip olup bu konak görünümlü hapishaneye kapatmak istiyorsun" Oğlu ve gelinin arasındaki artan gerilimi durdurmak isteyen Arslan"İkinizde susun.Haitce sen odan geri dön Boran sen ise Leyla'dan birkaç gün uzak dur.Kız kafasını dinlesin ben arar konuşur meseleyi halletmeye çalışırım" "Ama baba"diye itiraz etmeye çalıştı Boran ama babası ismine yakışır bir kükremeyle"Sus ve odana geç ve ben söyleyinceye kadar odandan çıkma yoksa Leyla'yı sadece rüyanda görürsün"dedi. Boran,babasının kararından memnun olmadığından hırslı bir halde odasına gitti.Odaya girdiğinde yengesinin dediği gibi halıda kan damlaları vardı.Kan damlarlarını görmeye dayanamayan Boran"Mavi"diye bağırdı. Mavi yanına geldiğinde öfkesini ona yöneltip"Nasıl iş yapıyorsun sen?Yatııp duracağınıza şurayı temizle de en azından annen aldığı paranın yarısını bile hak etsin"deyip odayı terk etti. Babası yanılıyordu Leyla ondan uzaklaşırsa onu tamamen kaybederdi ve aklının köşesine sakladığı Yavuz ve Leyla'nın bir araya geldiği en büyük kabusu tekrar canlandı ve buna izin veremezdi. Leyla'tı takip etsin diye peşine taktığı adamı aradı ve emir veren bir sesle"Ne pahasına olursa olsun Leyla'yı konağa geri getir"deyip cevabu bile duymadan telefonu kapattı. Biraz sonra telefonu çaldığında aceleyle telefonu açtı ve heyecan dolu bir sesle"Ne oldu?Geliyor musunuz?"diye sordu. Koruma ,Dervanların yüzünden görevin başarasız olduğunu söyleyince Boran öfke dolu bir sesle"Beceriksiz herif bir haltı beceremedin"dedi ve öfkeden deli omuş bir halde telefonu duvara atıp parçalamıştı. Boranla kavgasından sonra odasına kapanan Hatice artık bu konağın bir tımarhaneden farksız olduğunu bugün kendi gözleriyle şahit olmuş ve bu delilerle dolu tımarhaneden ayrılma vakti geldiğini anlamıştı. Telefonunu eline alan Hatice annesini aradı.Telefonu uzun bir çalıştan sonra açan annesi özlem dolu bir sesle"Oy benim kurban olduğum kuzum nasılsın iyi misin?" "İyiyim anne"dedikten sonra lafı uzatmadan konuya girdi Hatice"Anne,babama söyle teklifini kabul ettiğimi söyle" Annesi,kızının Yakuba olan aşkının hala ilk gün gibi bir alev gibi kızını yaktığını bildiğinden"Emin misin kızım?"diye sordu. Bugün yaşanan sonra bir kez daha doğru karar verdiğini düşünen Hatice"Eminim anne artık kendi yoluma bakma zamanı geldi." Arslan çalışma odasında şirketten getirttirdiği dosyaları inceliyordu.Oğlunun yaptıklarından sonra Haşimoğulları ortalıklarını bozmak isterse bu işten en az zararla kurtulmanın yollarını arıyordu.Kızının evliliğinin de zarar görmesinden korktuğundan olayı öğrenir öğrenmez kızını arayıp Yasinle aralarının nasıl olduğunu sorduğunda kızı endişeli bir sesle Haşimoğullarıyla bir problem mi yaşandı diye sormuştu. Kızının yaşanan olaylardan habersiz olduğunu anlayan Arslan,kızına endişelenmemesini sadece onu merak ettiğini söyleyip rahatlamıştı. Endişesi azalan kızı,kocasıyla arasının gayet iyi olduğunu yaz tatilinde aileler olan buzları biraz daha kırabilmek için 2 haftalığına ŞanlıUrfa'ya geleceklerini söylemişti. En azından kızının mutlu olduğunu duymasıyla kafası biraz da olsa rahatlamıştı ama şimdi belgelere bakmaktan başı tekrar ağrımaya başlamıştı.Tam evdeki yardımcılarından birine kahve yapmasını ssöylecekken kapıya vuruldu.Arslan sert ve otoriter sesiyle"Girin"dedi. Hatice elindeki kahve fincanıyla içeriye girdi.Gelinin elindeki kahve fincanını gören Arslan'ın aklına eski mutlu ve huzurlu günler geldi.Yakup yaşarken bu odaya saatlerce kapanıp iş hakkında konuşup,tartışırlardı.Baba ve oğlun kahveye olan düşkünlüklerini iyi bilen Hatice her tartışmanın ortasında birbirine kırgın bakan baba ve oğula kahve getirip odadaki gerginliği başka konular açarak dağıtırdı. Eski günlere duyduğu özlemi sesini de yansıtan Arslan"Unutmamışsın"dedi. "Nasıl unatabilirim ki?"Kocasının her zaman oturduğu tek kişilik koltuğa özlem dolu gözlerle bakarak"Benim için hayatımın en güzel günleriydi." "Onu çok özlüyorum"dedi Arslan bakışlarını gelininin baktığı tek kişilik koltuğa bakarak özlem dolu bir sesle"ev ve işle ilgili problemleri onun halletmesine o kadar alışmışım ki şimdi elime attığım her mesele elimde kalıyor" "Ben eskiden öldüğüne çok üzülüyordum ama bugün yaşananlardan sonra iyki ölmüş diyorum ölmüş ki bugün kardeşinin ve annesinin yaptıklarını görmedi.Eğer görseydi o naif kalbi üzüntüden mahvalurdu"dedi kayınpederine açık sözlülükle içinden gelenleri söylemişti Hatice. "Haklısın"dedi kayınpederi,Hatice'nin beklediği tepkiden farklı olarak.Gelinin şaşkın yüz ifadesi fark eden Arslan'ın yüüznde yorgun bir gülümseme belirdi."Kızım evde olmamam oğlum ve karımın yaptıklarından habersiz olduğum anlamına gelmez.Ben bu evden onların kararmış kalplerini görmemek için sizi onlara yem edercesine kaçtım" "Baba"dedi kendi öz babasına bile söylemediği kelimeyi kayınbabasına gayet rahat söylüyordu."Baba ben sana asla kırgın olmadım aksine sana minnettarım.Sen olmasan Yakub'umla evlenemez,kızkardeşlerimi okutamazdım" Gelinin lafları karşısında utanan Arslan ,güzel kalpli gelinine minnettar bakışlarıyla bakarak"Asıl benim sana teşekkür etmem lazım.Evliliğiniz boyunca oğlumu sürekli mutlu ettin onu ve bu ailedeki herkesi ne kırdın ne de incettin.Biz kendi acımıza odaklanıp konağı ve çocuklarımızı ihmal ettiğimizde bile sen kendi acını bile yaşamadan bu konak için çabalayıp durdun." "Baba ben bu evi kendi evim gibi gördüm.Seni babam gibi gördüm ve ölünceye kadar da öyle göreceğim"dedi. "Ben de seni hep kızım göreceğim ve ben yaşadığım sürece bu ev senin evin olacak"dedi Arslan sanki Hatice'nin söyleceklerini hissetmiş gibi ona ilerde başına geleceklere karşı güvence veriyordu. "Baba"dedi Hatice asıl konuya geçmek için kendinde az evvel kaybolan cesareti ararken. "Biliyorum kızım"dedi babacan bir ifadeyle Arslan"Bugün baban aradı ve sana görücü gelmek isteyen birileri olduğunu söyledi." Bu sefer utanma sırası Haticeydi.Babasına ben konağa haber vermedikçe kimseye söyleme demişti ama babası yine çenesi tutamayıp konuyu herkese yetiştirmişti. Hatice kalbinin olduğu yeri sıkıca sıkarak"Sana yemin ederim ki bu kalp hala Yakup için atıyor"dedi. "Biliyorum"dedi Arslan, gelininin hala daha Yakub'un ismi geçince gözlerini kaplayan hüzünlü bir parıltıya şahit olduğundan. "Ama"dedi Hatice,hayaline karşı duyduğu özlemle"Ben anne olmak istiyorum.Etrafımda anne diye koşuşturan çocuklarımı görmek istiyorum baba" Arslan bundan haberdardı.Oğlu öldükten sonra konağa gelen misafirlerin çocuklarıyla her zaman Hatice ilgilenir konaktan ayrılırken annesinin kucağına yaslanmış olan çocuklara özlem dolu gözlerle bakardı.Belki de bu yüzden gelinin evlemesine ses çıkartmıyordu.Aileden birinin daha mutlu olup bu konaktan kurtulmasını istiyordu. "Yalan değil ben senin ve Yakub'un çocuğu olmasını çok istedim fakat Rabbim bana oğlumdan geriye kalan bir torun nasip etmedi ama yine de üzgün değilim çünkü senin çocuğun da artık benim torunumdur" Kayınpederinden duyduğu laflar karşısında gözyaşlarını daha fazla tutamayan Hatice minnet dolu bir ifadeyle kayınpederinin elini öpüp başına koydu.Kayınpederine ilk kocasını kaybettiği zaman sarılmıştı bu da ikinciydi. "Hakkını helal et baba"dedi kısa bir sarılmanın ardından engel olamadığı hüzünlü bir sesle. Arslan ortamdaki duygusal havayı dağıtmamak için sesini şakacı bir tona büründürmek istese de senindeki hüzne engel olamıyordu."Ne oluyor böyle vedalaşır gibi hem ben çocuğu daha görmedim belki de izin vermem" Kayınpederi'nin lafı karşısında Hatice'nin ağlaması biraz da olsa durmuştu ve söz verir gibi bir sesle"Sen izin vermediğin sürece evlenmeyeceğim baba"dedi. Kendisine bu kadar değer veren gelinine bencil olmak istemediğinden"İzin veriyorum kızım.Git ve kendi hayallerini yaşa" Berfin kocasını ve kardeşini işe göndermiş Günnür gelmesiyle ev işlerinden de kurtulmanı verdiği rahatlıkla çardağa kurulmuş eline aldığı el işiyle oyalanırken bir yandan da göz ucuyla çocuklarını kontrol ederken dış kapının açıldığını duydu.Kimin geldiğini görmek için çardaktan başını eğdiğinde annesini gördü. "Hoşgeldin Anne"diye seslendikten sonra Berfin çardaktan kalkıp ayakkabılarını giyindi ve annesini karşılamaya gitti. "Hoşbuldum kızım"dedi ve etrafına bakınarak "Leyla nerede onu göremiyorum" "Anne"dedi Berfin şaşkınlık dolu bir sesle"Senin nasıl haberin oldu Leyla'nın bizde kaldığından " Annesi sitemkar bir sesle"Sağolsun hala bizi büyük kabul edip çocuklarımız hakkında bilgi verenler var"dedi. "Annem"dedi Berfin gönül almak için "Ben sana orta şekerli bir kahve yapayım sen de dinlen" Çardağa oturan Annesi"Hadi yap bakalım kahveni nasıl olsa bugün buradayım ben elbet bir yerde sıkıştıracağım seni"dedi. Berfin annesine elleriyle yaptığı türk kahvesini ikram ederken dikkatini ablasıyla oynayan Kumru çektı.Kumru bileğini tutup ablasına"Dokunma acıyor"diyordu. Kızının yine düşüp kendini yaraladığını düşünen Berfin,annesine kahve ikram ettikten sonra kızını yanına çağırdı.Ablasıyla oyun oynayan Kumru hayır kafasını iki yana salladı.Birkaç çağırmanın da işe yaramadağını gören Berfin kızını zorla kucağını alıp çardağa oturttu. Oyunundan alıkoyan Kumru çığlık çığlığa"Bırak beni"diye bağıyordu. "Kızım bir dakika bileğini bakıcağım ondan sonra oyun oynayacaksın,bebeğine elbise mi giydireceksin sana kalmış"dedi Berfin,Kurmu'yu susturmak için. "Kızım" dur çocuğun üstüne gitme"dedi Gülseren ama torununun yaralanmış olma ihtimaline karşı endişeli bir sesle"Bir şey mi oldu Yavruğucuğum sana?" "Bilmiyorum"dedi Berfin bileğini açtırmayan kızıyla uğraşmanın verdiği sıkıntı dolu bir sesle"Ablası ne zaman bileğine dokunsa,dokunma acıyor diyor" "Yavrum"dedi Gülseren şefkat dolu bir sesle"Bileğini bir yere mi vurdun?" "Hayır"dedi Kumru oyundan alıkoymanın verdiği hoşnutsuzlukla. Kızının yalan söyleyip söylemdiğini anlamak isteyen Berfin,Kumru'yu ters çevirip kucağnı oturttu ve gözlerinin içine bakarak"Kızım o zaman neden bileğinin acını söyledin?" Çocuklara yaklaşan masumlukla Kumru sabah ki gördüğü manzarayı annesine anlatmaya başladı."Çünkü teyzemin"bileğini göstererek"Burasında ve"elini,kolunun dirseğinin biraz üsütne koyarak"Burasında morluklar var.Bu sabah beni kucağına aldığım zaman o morluklara dokundum ve teyzem acıdığını bu yüzden de morluklara dokunmamı söyledi." Gülseren,torunun beklenmedik cevabı karşısında afallamıştı.Ne diyeceğini ne düşüneceğini bilmiyordu?Bu sabah,Berfin'in eltisinden Leyla'nın,Berfin de kaldığını duyunca kocasıyla aralarında ufak bir tartışma yaşandığını düşünmüştü ama torunun anlattıkları işi bambaşka boyutlara sürüklüyordu. "Leyla'nın kollarındaki morluklardan senin haberin var mıydı?"diye sordu Gülseren sorgulaycı bir sesle. "Hayır"dedi Berfin hala kızından duyduğu kelimelerin şaşkınlığıyla"Ben sadece dudağını gördüm"dedi. "Leyla'nın dudağına ne olmuş?"diye sordu Gülseren sorgulayıcı bir sesle. Annesinin hiçbir şeyden haberi olmadığını anlayan Berfin masum ayağına yatarak"Yok bir şey"dedi ve kucağında mızmızlanan kızını bahane ederek"Sen acıktın mı?Dur ben sana yemek hazırlayayım" Annesinin kucağından kurtulan Kumru oyun oynamak için ablasının yanına geri dönmüştü.Kızgınlık dolu bakışlarıyla kızını takip eden Berfin,annesinin kızgın ve otoriter bir sesle"Otur yerine"diye demesiyle yerine geri oturmak zorunda kaldı. Kızının ondan hala bir şey saklamasına dayanamayan Gülseren kızgın ve otoriter sesiyle"Konuş"dedi. "Anne bunu Leyla'yla konuşsan daha doğrusu görsen daha iyi olur"dedi Berfin,kardeşiyle daha yeni düzelttiği arasının bozulmasını engellemek için.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE