Sevgi Ve Nefret

4210 Kelimeler
24 YIL ÖNCE Gülizar,kadın doğumun önünde sırasının gelmesini bekliyordu.Bugün bebeğinin cinsiyetini öğrenmenin sevinci de üzerindeydi.Gülizar aslında bebeği 4 aylıkken cinsiyetini öğrenmek için hastaneye gitmek istemişti ama Ayhan babasının korkusundan hastaneye gitmeyi sürekli erteliyordu .Gülizar ise bebeğinin cinsiyetini sevdiği adamla beraber öğrenmek bu sevinci onunla beraber yaşamak istiyordu. İbrahim elindeki suyu Gülizar'a uzatıp"Yine ne düşünüyorsun böyle?"dedi. Gülizar,İbrahim'in elindeki su şişesini alıp"Beni bu kadar iyi tanımak zorunda mısın?"dedi İbrahim'in kendi hakında her şeyi bilmesinin verdiği rahatsızlıkla. "Evet,seni iyi tanımam zorundayım"dedi İbrahim,Gülizarla uğraşmanın verdiği keyifli bir gülümsemeyle. Aralarında geçen kısa konuşmadan sonra İbrahim bakkaldan aldığı gazeteyi okurken Gülizar,İbrahim'e kaçamak gözlerle bakıyordu. İbrahim gazeteye indirdiğinde Leyla bakışlarını İbrahimden kaçırıp etrafa bakmaya başlamıştı ama İbrahim sıkkın bir sesle"Ne söyleyeceksen söyle artık yoksa bakkışlarınla beni yiyeceksin diye korkuyorum"dedi. İbrahim'in kendisiyle alay dolu konuşmasına kızsa da bugün onun sayesinde bebeğinin cinsiyetini öğrenecek olmasının verdiği minnettarlıkla"Ben teşekkür etmek istiyorum bugün sen beni alıp buraya gelmeseydin belki de doğuma kadar bebeğimin cinsiyetini öğrenemeyecektim"dedi. 24 SAAT ÖNCE İbrahim kapısına geleli 1 ay olmuştu.O günden sonra bir daha İbrahim'i görmemişti ama kapısına her hafta birbirinden taze sebze ve meyve geliyordu. Evin sahibine kira ve faturaları sorduğunda merak etmemesini söylüyordu.Evin sahibinin hanımı ise hafta da 2 veya 3 gün evin işini ve yemeğini yapsın diye bir kadın ayarlamışdı. İlk başta bunların Ayhan'dan olmasını diledi Gülizar ama Ayhan geçen hafta aramış bir ihtiyacın var mı? diye sormuştu o an gerçekler bir kez daha Gülizar'ın yüzüne vurmuştu.Ayhan ne onu ne de çocuğunu önemsiyordu. Gülizar,bebeğini merak etmeyen sevgilisine kırılmış bir sesle"Yok"demişti. Ayhan bir şeyler geveleyip ardından telefonu kapatmıştı. Gülizar elinde tuttuğu telefon avizesiyle saatlerce beklemişti belki tekrar arar diye ama aramamıştı.Elini karnına koyup şefkatli bir sesle"Bundan sonra ikimizden başka kimsemiz yok"deyip kanepeye uzanmıştı. Hanımının bu haline üzülen Şermin morali düzelsin diye"Bebeğin gelmesine iki ay geldi odasını ne zaman hazırlamaya başlayacağız?"diye sordu. "Bilmem"dedi Gülizar karnını okşayarak. "Hanımım geçen de bir bebek odası takımı gördüm bizim Kasım Amcanın odasında görsen beşiğinden dolabına kadar hepsi pespembe"diye ballandıra ballandıra anlatıyordu. "Onlar çok pahalıdır"dedi Gülizar endişeli bir sesle.Her ne kadar bütün ihtiyaçlarını İbrahim karşılasa da ona başka bir adamın çocuğunun maasraflarını karşılatmak istemiyordu. "Sen merak etme yarın gideriz Kasım amcaya gideriz bizim bebeğin cinsiyetine göre her şeyi alırız"dedi alışverişe çıkmanın verdiği heyecenla Şermin. "Ama daha ben bebeğimin cinseyetini bilmiyorum ki"dedi Gülizar,Ayhan'a her hastaneye gitmek istediğinde ertelemek için söylediği bahaneleri hatırladıkça yüzü tekrar çöktü. Hanımının tekrar üzüldüğünü gören Şermin neşeli bir sesle"Öğreniriz hanımım benim daha önce çalıştığım yerin beyi hastane de doktordu söylemesi ayıp beni de çok severdi ben onu eve gidince ararım bizi bir yere sıkıştırır yarın veya öbür gün"dedi. Gülizar orada eşleriyle beraber gelen kadınlar arasında tek başına olmaktan duyacağı rahatsızlıktan dolayı"Sağol ama doğuma iki ay kaldı zaten yakında öğrenirim"dedi. "Ama hanımım" Şermin'in ısrarından kurtulamayacağını bilen Gülizar"Lütfen Şermin zaten başım ağrıyor daha fazla ısrar etme"dedi. "Peki Hanımım"dedi Gülizar,hanımının bebeğinin cinsini öğrendiği zaman ne kadar mutlu olacağını bile bile. Gülizar,Şermin'in ona acıma dolu bakışlarına daha fazla katlanamadı.Aslında Şermin sadece basit bir yardımcıydı ama o bakışlar sürekli kendi hatalarını sorgulamaya itiyordu ama Gülizar hatalarını sorgulamak için çok yordundu.Başını ağrıdığını söyleyerek odasına çekildi.Hanımının odasına çekilmesinden sonra Şermin,İbrahim'in ona aldığı cep telefonunu çantasından aldı.İbrahim'i arayabilmek için telefonun antenini uzattı. "Efendim"diye açtı telefonu İbrahim. "Efendim benim Şermin,Gülizar'la ilgili önemli bir şey olduğunda beni ara demiştiniz"dedi Gülizar,İbrahim'den çekinen bir sesle.+ "Gülizar'a bir şey mi oldu?"dedi İbrahim insanı korkudan titreten sesiyle. "Bugün Ayhan Bey aradı Gülizar Hanım'ı" İbrahim,Ayhan'ın Gülizar'ı üzdüğünü zannettiğinden sinirli bir sesle"Ne dedi Gülizar'a"dedi. Şermin,mutfak kapısının arkasından dinlediği kadarını anlattı."Duyabildiğim kadarıyla Ayhan Bey"Bir şeye ihtiyacın var mı?"diye sordu Hanımıma"Hanımının üzgün yüzü aklına geldiğinden Şermin sesi hüzne boğulmuştu."Hanımım bir şeye ihtiyacım yok deyip telefonu kapadı ama bebeği sormamasına çok üzüldü"dedi. Günün önemli olaylarını öğrenen İbrahim"Tamam başka bir şey yoksa işine dön"dedi Gülizar'ın üzüldüğünü öğrenince daha da sinirli bir sesle. "Efendim"dedi Şermin,efendisine duyduğu korkudan dolayı cılız çıkan sesiyle. "Şermin"dedi İbrahim konuş anlamında. "Efendim şey" İbrahim bıkkın bir sesle"Şermin 5 dakika içinde konuştun konuştun yoksa telefonu kapatıyorum"dedi. "Efendim ben bugün Gülizar Hanımıma bebeğin odası için alışverişe çıkalım dedim" Şermin'in konuyu uzatmasından bunalan İbrahim bıkkın sesiyle"Para mı lazım yarın göderirim"dedi. "Para da lazımda Gülizar Hanım daha önce hiç bebeği için bir doktora gitmemiş bebeğin cinsiyeti öğrenmek için doğumu bekliyormuş"deyip azar işiteceğini düşündüğünden telefonu kulağından uzaklaştırdı ama İbrahim,Şermin'in beklemediği bir sakinlikle"Tamam"dedi. "Efendim durum hakkında ne yapacaksınız?"İbrahim'in cevabıyla yetinmeyen Şermin meraklı bir sesle ile sordu. İbrahim ise bıkkınlık dolu bir sesle"Kapatıyorum Şermin işsiz kalmak istemiyorsan sen de telefonu kapat"dedi. Şermin,İbrahim'in kendisini kovmayacağını adı gibi biliyordu ama yine de İbrahim'i sinirlendirmek istemediğinden"Peki efendim"deyip telefonu kapatıp anteni indirmişti. Şermin,İbrahim'in bu meseleyi önemsemesine kızgındı ama en çok da kendine kızgındı elektrik süpürgesini çalıştırıp bir yerden evi süpürüyor bir yandan da kendi kendine söyleniyordu"Sanane sen niye milletin işine karışıyorsun?Ah benim akılsız kafam ah". Bugün ise sabahın 08.00'de kapıya vurulmuştu.Şermin,Gülizar uyanmasın diye yatağından kalkıp hızlıca kapının önüne gelmişti.İbrahim,Şermin'e tembih ettiği gibi önce kapının dürbününden kimin geldiğine baktığında İbrahim Beyi sanki Şermin'in kapının dürbününden ona baktığını hissetmiş gibi sinirli gözlerle bakıyordu. Dün akşam yatağında efendisine söylediği laflar aklına geldi.Kendine bir kez daha kızdı Şermin nasıl olurda efendisinin Gülizar Hanımla ilgili herhangi bir meseleyi umursamayacağını düşünebilmişti ki? "Kapıyı açmak için daha neyi bekliyorsun Şermin?"dedi sinirli bir sesle. Şermin panik dolu bir sesle"Özür dilerim efendim hemen açıyorum"deyip panikten titreyen ellerle kapıyı açmaya çalışıyordu. "Panik yapma sakin ol Şermin "dedi İbrahim, Şermin'i iyi tanıdığından. "Tamam efendim"demesine rağmen elleri titreye titreye kapıyı açtı Şermin. Gülizar,koridordan gelen seslerden uyanıp uykulu bir halde kapının önüne geldi.Karşısında İbrahim'i gören Gülizar şaşkın bir sesle Şermin'e dönüp"Ben hala rüya mı görüyorum?"diye sordu. "Beni rüyalarında görmeye mi başladın?"dedi sordu İbrahim sadece Gülizar'ın yanında ortaya çıkardığı haylaz bir tınıyla. İbrahim'in kanlı canlı karşısında olduğunu anlayan Leyla üzerindeki sabahlığını sıkıca bağladı ama koridardaki aynadan ne kadar perişan olduğunu görebiliyordu.Dün gece bebeğinin dahi cinsiyetini bilmediğine ağlamış.Onu önemsemeyen çocuğunu dahi merak etmeyen adamı hala canından çok sevdiği için kendinden nefret etmiş bütün gece bebeğinden özür dilemişti bunun sonucunda uykusuzluktan gözlerinin altı mosmor olmuştu. "Evet,kabuslarım da sürekli sen varsın"dedi Gülizar,İbrahim'in ağzına laf vermenin verdiği kızgınlıkla. İbrahim hiç üstüne alınmadan haylaz bir tınıyla"Bir yerden başlamak lazım"dedi. İbrahim'in yüzündeki o haylaz ifadeye daha fazla katlanamayan Gülizar"Neden bir anda geri geldin?Haftalardır ortada gözükmüyordun"dedi. "Seni almaya geldim gidiyoruz"dedi İbrahim nereye gideceklerine dair herhangibi bir ipucu vermeden onunla gelmesini istiyordu Gülizar'dan. GÜNÜMÜZ İbrahim,sevdiği kadının ona bir yabancı gibi teşekkür etmesine içten içe üzülmüştü.Bazen aklının en saklı köşelerine sakladığı hayallerde Gülizar onun bebeğini taşıyordu.Kayınpederinden izin alıp Yavuz'uda yanlarına alıp pikniğe giyorlardı.Gülizar'ı kollarının arasına alıp kardeşiyle oynayan Yavuz'u izliyorlardı.Bu hayalleri elinden alıp başka bir erkeğe teslim eden kadına kızgındı ama sevgisi öfkesinden daha büyüktü. "Bana teşekkür etmene gerek yok senle tanıştığım gün sana bir söz vermiştim hatırlıyor musun?" Gülizar,hamilelik hormanlarından mı yoksa bu adamın sevgisine layık olamamanın verdiği üzüntüden dolayı duyulması zor bir sesle"Ben hayatta olduğum sürece asla yalnız kalmayacaksın"dedi. "Ben sadece sözümü tutuyorum"dedi İbrahim bütün kurduğu hayallere inat aralarında bir şey olmayacağını belli edercesine. Gülizar,İbrahim'in kendisine karşı hala içten içe duygular beslediğini biliyordu ama İbrahim'in kendisine ihanet eden kimseyi affetmeyeceğini bilecek kadar iyi tanıyordu.Belki de canını en çok yakacak şey günün birinde İbrahim'in sevgisini başka bir kadının alabilme ihtimaliydi.Kulağa bencilce geldiğini biliyordu ama İbrahim'in hayatındaki tek kadın olarak kalmak istiyordu. "Ben,Ayhan'ın tuttuğu evden taşınmayı planlıyorum."dedi Gülizar,İbrahim'in onay dolu bakışlarını görebilme ümidiyle ama İbrahim'in tek yaptığı şey"Peki,sen nasıl istersen öyle olsun"dedi. Aldığı cevap karşısında Gülizar içten içe kızgın bir şekilde söylenmeye başladı.Ne demesini bekliyordun Gülizar,onu başka bir adam için terk ettikten sonra hiçbir şey olmamış gibi seninle tekrar bir araya gelebilir mi zannettin?diye söylensede içinden bir şeylerin koptuğunu hissetti. "Benim için yaptığın her şeyi borç olarak kabul ediyorum ve zamanı geldiğinde ödeyeceğim"dedi Gülizar alıngan bir sesle. "Gerek yok sen kendi hayatına sahip çık bana yeter"dedi İbrahim,Gülizar'ın alınganlığının farkına varmadığını belli edercesine umursamaz bir sesle. "Bir daha bana asla eskisi gibi bakmayacaksın değil mi?" İbrahim'in umursamazlığına rağmen birazcık da olsa ümit aradı ona eskiden aşk dolu gözlerle bakan adamda. "Evet"dedi İbrahim kalbinin yerinden sökülmesinin verdiği acıya rağmen soğuk ve keskin bir sesle. "O zaman senden bir şey isteyebilir miyim?"dediğinde kaçamak bakışlarla İbrahim'e baktığında İbrahim devam et anlamında ona bakıyordu. "Ben ölünceye kadar lütfen başka bir kadını sevme.Ben seni başka bir kadınla görmeye katlanamam en azından ben ölünceye kadar başka bir kadına aşık olma"dedi kulağa ne kadar bencilce geldiğini bilsede İbrahim'in ona söz vermesini istiyordu sadece onu seveceğine dahil. İbrahim ağzını açtığı sırada odadan kapası açıldı ve içerden"Gülizar Mermerci"diye seslenildi. Gülizar,isminin anons edilmesine rağmen İbrahim'in cevabını bekliyordu.İbrahim ise yüzüne kondurduğu gülümsemeyle Gülizar'a bakıp"Ben çoktan sana cevabımı söyledim Gülizar ama sen duymadın"dedi. Gülizar cevabı duyamamanın verdiği üzüntüyle"Tekrar eder misin?Hemşirenin sesinden sesinkini duyamadım"dedi. "Maalesef şansını kaçırdın"dedi İbrahim alaycı bir gülümsemeyle. İçerden bu sefer daha yüksek bir sesle "Gülizar Mermerci"diye bağırdılar. "Hadi gir içeri yoksa randevu sıranı kaybedeceksin"dedi İbrahim yanlarındaki kadının içeriye girmek için hazırlandığını görünce. "Bir daha benimle bu konu hakkında konuşmayacaksın değil mi?"dedi İbrahim'i duymamanın verdiği üzüntüyle. "Evet"dedi İbrahim kesin ve net çıkan bir sesle. Gülizar,İbrahim'e ısrar etmenin hiçbir faydası olmayacağını biliyordu.İbrahim'e öfkesini göstermek için oflayarak içeriye girdi. İbrahim ise Gülizar'ın ardından kapanan kapıya bakarak hüzünlü bir sesle"Sen zaten beni hiçbir zaman duymadın ki Gülizar.Artık biliyorum ki senin yanında bağırsam bile duyamayacaksın"dedi. Gülizar,İbrahim'in arabasının arkasında dokorun ona verdiği ultrason fotoğrafına bakıyordu.Bugün kızıyla ilk defa tanışmıştı.Onun o zayıf ama güçlü kalp atışlarını dinlediğinde hep kurmak istediği ailenin yanında olduğunu fark etti.Bundan sonra kızından başka kimseye ihtiyacı yoktu. Araba durduğunda Gülizar,ultrason fotoğraflarını çantasına koydu eve gittiğinde Şermin'in bunları çerçeveletçeğinden adı emindi ama bu yoğun ilgi Gülizar'ı bunaltmak yerine hiç sahip olmadığı kız kardeşine sahip olmanın verdiği mutlulukla günleri daha güzel geçiyordu. Gülizar arabadan inince yabancı bir yerde olmanın verdiği şaşkınlıkla"Neredeyiz?"diye sordu. "Şermin ,bebeğin odasını hazırlamam konusunda beynimi yiyip durdu onun çenesini daha fazla çekmek istemiyorum.Bebeğin ne ihtiyacı varsa hepsini al"dedi sesi ne kadar şikayet eder gibi çıksa da gözleri aksini söylüyordu. "Ben artık kimseden ödemeyeceğim hiçbir şeyi kabul etmek istemiyorum"dedi Gülizar bebeğinden aldığı güçle. "Bebeğinin ihtiyaçlarını nasıl karşılamayı düşünüyorsun?"dedi İbrahim gerçekleri yüzüne vururcasına. "Çalışırım"dedi Gülizar,bebeğin aldığı güçle İbrahim'in karşısında dururken. "Hamilesin ağır yük kaldıramıyorsun,doktorun dediği gibi her an doğum yapma tehliken var,bu özelliklerinle kim seni işe almak ister ki"dedi İbrahim acımasız bir sesle. Gülizar,İbrahim'in gerçekleri yüzüne vuruşu karşısında gözyaşlarını tutamadı.İbrahim'in gözünde kim bilir ne kadar acınası ve çaresiz görünüyordu. "Bu yaşıma kadar başımın çaresine hep kendim baktım.Ne anam vardı bana destek olan ne de babam ben bu hayatta hep yapayalnızdım." İbrahim yapayalnız değilsin ben varım diye bağırmak istiyordu ama bugün konuştuklarından sonra ona ümit veremezdi. "Çocuk doğduktan sonra kendi ayaklarının üstünde durmaya başladığında hayatından çıkacağım"dedi İbrahim,Gülizar'ı korkutup yanından kaçırmamak için. Gülizar aldığı cevaptan mutlu olacağına daha da üzüldü.İbrahim'in hayatından çıkmasını istemiyordu onun bir daha kendisine asla eskisi gibi bakmayacağını bildiği halde biri tarafından sevildiğini bilmek istiyordu. Dükkandan içeri girdiklerinde birbirinden güzel bebek odası takımları vardı.Gülizar,Ayhan'ın bebeğiyle ilgilenmediğinden bebeğinin her şeyden mahrum kalacağını düşünerek üzülüyordu ama İbrahim yine bir kurtarıcı gibi ortaya çıkıp bebeğinin bütün ihtiyaçlarını karşılamıştı. Gülizar bembeyaz sade ve şık bebek takımı beğendi fiyatını sormak için Hasan'a döndüğünde Hasan babacan bir gülümsemeyle"Her şeyin ödendiğini istediğini seçebileceğini"söyledi. Gülizar,dükkanın dışında elinde sigarayla takım elbiseli adamlarla konuşan İbrahim'e baktı ve bir kez daha ne kaçırdığının farkına vardı.Elini karnına koyup pişmanlık dolu bir sesle"Seni böyle bir babadan mahrum ettiğim için çok üzgünüm kızım"dedi. Arabaya bindiklerinde İbrahim'in yüzünde kızgın bir ifade vardı.Gülizar merak dolu bir sesle"Bir şey mi oldu?"diye sordu. "Hayır"dedi İbrahim kızgın bir ses tonuyla. Gülizar,İbrahim'inn cevabıyla ikna olmamıştı ama İbrahim konuşmak istemediği zaman ne yaparsan yap ağzından bir kelime alamayacağını gayet iyi bilen Gülizar karnını okşayarak güzel günlerin hayalini kurarak camdan dışarıya izlemeye başladı. Evin önüne geldiklerinde Gülizar arabadan inip eve doru yürümeye başladı ama İbrahim'in arkasından gelmediğini görünce geriye İbrahim'in yanına döndü."Sen gelmiyor musun içeriye?"diye sordu. "Hayır"dedi İbrahim kızgınlığı yol boyunca geçmediğini belli edercesine baktığı kızgın gözleriyle. "Peki"dedi Gülizar,İbrahimle olan yolculuğunun bitmesinin verdiği üzüntüyle. Hamileliklen dolayı merdivenlerden yavaş yavaş çıktığı halde yine de nefes nefese kalmıştı.Son gücüyle kapıya vurduğunda Gülizar endişe dolu bir yüzle kapıyı açmıştı. "Hoşgeldiniz Hanımım"dedi Gülizar ne kadar gülümseyerek konuşsada yüzünden ne kadar tedirgin olduğu anlaşılıyordu. "Hoşbulduk Şermin,Bir şey mi oldu?"dedi Gülizar ayakkabılarını çıkarttırken. "Korkma Gülizar,ben geldim"diye bir ses geldi içeriden. Gülizar'ın kapıda bir kuş gibi titrediğini gören Şermin bebeğe bir şey olmasından korktuğundan ağzını oynatarak"İbrahim Bey'i çağırmamı ister misiniz?"diye sordu. Gülizar,İbrahim'in neden bu kadar kızdığını şimdi anlıyordu.Ayhan'a olan düşmanlığını azalacağına gün ve gün artıyordu ve eğer Şermin,İbrahim'i çağırırsa İbrahim ortak falan dinlemez Ayhan'ı buracıkta gebertirdi. "Gerek yok"dedi Gülizar kısık bir sesle. Gülizar odaya girdiğinde elini karnına koyup"Bana güç ver bebeğim"diye geçirdi içinden. Ayhan,Gülizar'a sarılmak için kollarını açtığında Gülizar kendini geri çekip"Burada ne işin var?"diye sordu. Ayhan,Şermin'in duyması için yüksek sesle"Sevgilimin yanına gelmek için bir sebebe mi ihtiyacım var?"diye sordu. Gülizar ise 1 aydır nadiren arayan bebeğini merak etmeyen bir adamın ona sevgilim demesi Gülizar'ın midesini bulandırdı. "1 aydır arayıp sormadığın bir kadına nasıl sevgilim diyebilirsin?"diye sordu Gülizar,kendisine sevgilim diyen adama iğrenti dolu gözlerle bakarak. "Biraz düşünmeye ihtiyacım vardı.Herkes ve her şey üstüme doğru gelmeye başlamıştı."dedi Ayhan,babasının üzerinde kurduğu baskıdan dolayı yıpranmış bir sesle. "Demek düşünmeye ihtiyacın vardı.Ben seninle beraber olduğum günden beri arkadaşlarım tarafından çevrem tarafından dışlandım ama sana duyduğum sevgiden dolayı hepsine katlandım"dedi Gülizar toplum tarafından dışlanmasına rağmen Ayhan'ı her gördüğünde endişelerini unutup onun sevgisinde huzur buluyordu. "Geldim işte artık burdayım.Babam torundan dolayı yumuşamaya başladı.Erkek torununu kucağına aldığında artık Haşimoğlu konağının bir gelini olarak kabul edileceksin"dedi Ayhan ümit dolu gözlerle. "Ben hiçbir zaman Haşimoğlunun gelini olamayacağım çünkü bebeğim bir kız olacak"dedi Gülizar verdiği karardan ne kadar mutlu olduğunu belli edercesine. "Olsun ben yine bir yolunu bulurum"dedi Ayhan bebeğinin cinsiyetinden memnun olmadığını belli edercesine. Gülizar,Ayhan'ın bebeğinin cinsiyetini öğrendiğinde sanki kötü bir haber almış gibi davranmasına sinirlendi."Çık dışarı bir daha asla buraya gelme" Gülizar'dan beklemediği bir tepki alan Ayhan şaşkın bir sesle"Gülizar"dedi. "Duymadın beni bir daha senin ne yüzünü görmek istiyorum ne de senini duymak istiyorum"dedi karşısında durmaya devam eden adama. "İbrahim yüzünden mi?"diye sordu Ayhan ima dolu bir sesle. Gülizar,hayalkırıklığıyla dolu gözlerle sevdiği adama baktı."Sen beni ne zannediyorsun?Beni beş parasız millete muhtaç halde bırakıp giden sendin.Bir kere bile bebeğini merak etmeyen sendin. Bebeğin cinsiyetini öğrendiğinde sevinmek yerine kötü haber almış gibi davranan sendin ama yine ben suçluyum öyle mi?" Ayhan bir anlık öfkeyle ağzından çıkan kelimeden pişman olmuştu."Gülizar ben" "Defol git bir daha da asla buraya gelme.Ha bu arada çok yakında bu evden de taşınıyorum"dedi Gülizar hayalkırıklığıyla dolup taşan bir sesle. "Gülizar bir anlık kızgınlıkla ömür boyu pişman olacağın sözler söyleme"dedi Ayhan,Gülizar'ı uyaran bir sesle. "Ben zaten İbrahim'i bırakıp seninle olmayı seçtim seçtiğim zaman hataların en büyüğünü yapmışım"dedi Gülizar günlerdir içinde sakladığı gerçeği söylemenin verdiği rahatlamayla. "Hiçbir zaman seninle beraber olmayacak"dedi Ayhan,Gülizar'ın onun canını yaktığı gibi o da Gülizar'ın canını yakmak istedi. "Biliyorum"dedi Gülizar,Ayhan'ın gözlerinin en derinine bakarak"Benim de bu dünyamda cezam bu." Ayhan sinirli bir halde evden çıktı.Oysa Gülizar'ı kendisine muhtaç edip,onun ona tamamen teslim olmasını sağlayacaktı böylece Gülizar bir daha onun sözünden çıkmayacaktı ama İbrahim araya girerek onun planını mahvetmişti. Ayhan,İbrahim'in arabasını kapının önünde görünce arabanın camına vurdu.İbrahim arabanın camını indirip"Ne var?"diye sordu sert bir sesle. "Boşuna Gülizar'ın kapısında bekleme.Onunla beraber olmana asla izin vermeyeceğim"dedi İbrahim'in canını yakmak için. "Ben Gülizar'la beraber olmak için kapısında beklemiyorum.Onun mutlu ve huzurlu olması bana yeter ama sen bunu hiçbir zaman anlayamacaksın o yüzden zorlama." Ayhan öfke dolu bir sesle"Doğru konuş senin karşında bir Haşimoğlu var bir lafımla ayyaş babanın evine geri dönersin."dedi. "O laf ağzından çıkmadan senin bütün kirli çamaşırlarını babanın önüne serdiğim zaman benim babamın ayyaş evinden daha kötü yerlere düşersin"dedi İbrahim tehditkar bir sesle. "Yapamazsın"dedi Ayhan. "Ayhan beni iyi tanıyorsun bu dünyada kaybedecek hiçbir şeyim yok ama senin kaybedecek çok şeyin var.Özellikle babanın Oğuz'a olan sevgisi herkesçe bilinirken"dedi İbrahim tehditkar ses tonuyla konuşmaya devam ederken. "Allah seni kahretsin"diyerek arabasına doğru sinirli bir şekilde yürümeye başladı Ayhan. GÜNÜMÜZ Aylar bir takvim yaprağı gibi hızlı ve hüzünlü bir şekilde geçip gidiyordu.Kerim'i kaybedeli 3 ay koca ay olmuştu.Leyla bulduğu her fırsatta Kerim'in mezarına ziyaretine gidiyordu.Bazen Kerim'in annesiyle karşılaşıyordu o zaman iki dert ortağı birbirlerinden güç alıp Kerim'in acısına katlanmaya çalışıyorlardı. Haftada 2 gün Oğuz abisini arıyordu.Her telefonu açtığında sorduğu ilk şey Kerim'in katilinin bulunup bulunmadığıydı ama abisi her seferinde hayır diyordu.Leyla her hayır cümlesini duyduğunda neden diyordu kamera kayıtları var diyordunuz adamların yüzü de görünüyor diyordunuz o zaman neden bulanamıyor bu katil? diye hesap sorduğunda abisi o nefret ettiği cümleleri tekrar ediyordu."Bilmiyorum Gülüm"diyordu. Böyle zamanlarda onun yanında olan tek kişi Boran'dı küçük bir kız çocuğu gibi Leyla'nın moralinin yerine gelmesi için uğraşıyordu.Bu geçen zamanda Boranla yakınlaşmaya başlamıştı Leyla ama ona asla Yavuz' a baktığı gibi bakamıyor onu sevdiği gibi bir sevgi barındırmıyordu içinde. Kayınvalidesi Avjin Hanım ise Leyla'yı her gördüğünde çocuk konusunu ortaya açıyordu.Ne zaman çocuk konusu açılsa Hatice mahzunlaşıp bir kenara çekiliyordu.Leyla,Hatice'nin bebek hasretiyle yandığını görüyordu ama ailesinin ve kayınvalidesinden dolayı bu konuyu kimseye açamayıp günden güne mahzunlaşıyordu. Leyla tam ağzını açıp kayınvalidesine biz şuan da çocuk düşünmüyoruz diyeceği sırada Boran,Leyla yerine cevap veriyordu.Kayınvalidesi her ne kadar aldığı cevaptan memnun olmasa da"Siz bilirsiniz ama sonradan Hatice'nin durumuna düşerseniz o zaman gelip bana yakınmayın"diyordu. Leyla kayınvalidesinin çocuk baskısından da konaktaki hapis hayatından oldukça sıkılmaya başlamıştı.İş için şirketlere başvurmak istediğini söylediğinde başta Boran olmak üzere herkes şirkette işinin hazır olduğunu söylüyordu ama Leyla sıfır bir iş bilgisiyle şirkette üst düzey bir pozisyona geçmek istemiyordu her şeye sıfırdan başlayıp o üst düzey pozisyona kendi emekleriyle gelmek istiyordu. Bu hayalini Boran'a anlattığı zaman Boran alınmış bir sesle"Ben de okuldan mezun olup şirkette müdür olarak işe başladım sence ben o pozisyonu hak etmiyor muyum?"diye sormuştu. Leyla öyle demek istemediğini söylesede Boran bu konu açıldığında Leyla'yı iğnelemekten geri durmuyordu.Oysa bu hayalini Yavuz'a anlattığında Yavuz destekleyici bir sesle"Ben her zaman yanındayım."demiş Leyla'ya yurtdışından bile staj proglamları ayarlamıştı. Leyla staj programlarını görünce Yavuz'un boynuna atlayıp"Bana bu kadar çok destek olduğun için teşekkür ederim"demişti.Yavuz ise Leyla'nın saçlarına şefkat dolu bir buse bırakıp"Sen yeter ki mutlu ol gerisi önemli değil"demişti. Leyla böyle zamanlarda Yavuz'u daha da çok özleyip yıldızlarına Yavuz'unu soruyordu.Ondan kalan hatıralara sığınıp özlemini yatıştırmaya çalışıyordu ama her hatıralara sarıldığında Yavuz'a olan özlemi kat be kat daha da arttırıyordu. Kayınpederi Arslan Bey ise Leyla'yı şaşırtarak ona beklemesi gerektiğini çok yakında müjdeli haberlerle geleceğini söylemişti. Kayınpederiyle yaptığı görüşmeden 2 hafta sonra kayınpederi,kayınvalidesini arayarak akşam konağa çok önemli bir misafirle geleceğini söyleyip her şeyin kusursuz olmasını istemişti. Avjin Hanım eşini rahatlatmak için merak etmemesini ve Şahkıran konağına gelen her misafirin en iyi şekilde ağırlanacağını söylese de telefonu kapatır kapatmaz gelinleri de dahil olmak üzere evdeki bütün kadınları yanına çağırıp akşama Arslan Bey'in çok önemli bir misafirinin geleceğini konakta her şeyin ve herkesin kusursuz olması gerektiğini söylemişti.Herkes yapacağı görevleri öğrenip dışarı çıkacakken"Leyla sen kal"dedi Avjin soğuk bir sesle. "Peki Avjin Teyze"dedi Leyla resmi bir sesle. Hatice odadan çıkarken endişeli gözlerle Leyla'ya bakıyordu.Eltisine bir problem olmadığını göstermek için gülümsedi.Şahkıran konağında aynı dertle yaralı olan iki kadın birbirlerini teselli edip yakınlaşmaya başlamışlardı. Hatice de odadan çıktıktan sonra Avjin insanı korkutan gözlerini Leyla'ya çevirip"Sana aldığımız altınları az mı buluyorsun?"diye sordu. "Hayır,aksine bana aldığınız altınlar artık odadaki kasaya sığmamaya başladı."dedi Leyla okulu bitirdiği zaman hediye olarak takılan altınlar odadaki kasasına sığmadığı için çalışma odasındaki kasaya koymuşlardı. "O zaman niye takmıyorsun?"diye sordu kızgın bir sesle. Leyla kendi konağında yaşarken bile dedesinin aldığı altınları takmazdı.Çünkü o altınları her taktığında kendini zincirlemiş gibi hissediyordu."Ben altın sevmiyorum kendimi bildim bileli de ne taktım ne de aldım"dedi. "Babanın konağında ne yaptığın bizi ilgilendirmez ama burası Şahkıran konağı bu konakta yaşayan kadınlar soyadımızın azemetini ve gücünü göstermek için altın takarlar."dedi Leyla'nın misafirlerin yanında altın takmayıp Şahkıranların azametini dile düşürmesinin verdiği kızgınlıkla. "Eğer konağımıza gelen konuklarımıza Şahkıran ailesinin gücünü ve azametini göstermek istiyorsak bunu bilgimizle ve misafirperverliğimizle de sağlayabiliriz"dedi Leyla,Avjin'in aksine sakin bir sesle. Avjin kurallarına uymayan ve otoritesine tehdit oluşturan gelinine bakıp"Benim evimde yaşıyorsan benim kurallarıma uymak zorundasın"dedi. "O zaman biz de kendi evimize tanışırız"dedi Leyla,Haşimoğlu soyadına yakışır bir vakurlukla. "Bu evden ben istemediğim sürece kimse ayrılamaz oğlumda dahil ama sen gitmek istiyorsan kapı orada"dedi Avjin tehditkar bir sesle. "Ben gitmek isterim ama Boran benim bu evden dışarıya doğru onsuz bir adım atmama bile izin vermez"dedi Boran'ın kendisine duyduğu sevgiye olan güvenle. "Tam bir Haşimoğlu'sun sen.Kibriniz gözlerinizi o kadar doldurmuş ki gözünüz kibir dışında hiçbir şey görmüyor"dedi Haşimoğlu'na duyduğu nefreti Leyla'ya iliklerine kadar hissettirerek. "Sözleriniz için teşekkür ederim efendim"dedi gülümseyen bir yüzle. Avjin,haraket olarak söylediği lafı iltifat olarak algılayan bu terbiyesiz kızla aynı odada kalmak istemediğinden sinirli bir şekilde odadan çıktı.Avjin odadan çıktığında Leyla güçlü durmak için tuttuğu nefesini geri saldığında rahatlamanın verdiği etkiyle vücudu kontrolünü kaypedip odadaki tek kişilik koltuğa düştü. "Leyla"dedi Hatice endişeli bir sesle"İyi misin?Sana kötü bir şey demedi değil mi?" "Merak etme Hatice Abla unuttuysan ben bir Haşimoğluyum kendimi kimseye ezdirmem"dedi Leyla güven dolu bir sesle. Hatice,Leyla'nın ailesiyle araları düzelmeye başladığından beri daha da özgüvenli bir şekilde hareket ettiğini gözlemlemişti.Anneannesinin bir zamanla ona verdiği öğütler tekrar kulağına geldi."Bir kızın ailesi kızına sahip çıkar onun arkasında durursa hiçbir eloğlu o kızı alt edemez"demişti.Bir kez daha anneannesinin ne kadar haklı olduğunu anlamıştı. Leyla hazırlanmak için odasına çekildiğinde Hatice annesini aradı.Annesi özlem dolu bir sesle"Hatice'm"dedi. Hatice,annesinin sesini duyduktan sonra ağlamamak için boşta kalan sol elini sıkıca sıktı."Annem benim nasılsın?"diye sordu özlem dolu sesle. "İyiyim kızım,İyiyim yavrum"dedi Hatice'nin annesi de özlem dolu bir sesle. "Kızlar nasıl?"dedi kardeşlerini en sondan gördüğünden beri 2 ay olmuştu.Kayınvalidesi her dışarı çıktığında küçümseyici bir sesle"Dul kadının sokaklarda ne işi var?"diye Hatice'nin duyabileceği bir sesle söylenirken Hatice bu laflara gücenip kendini konağa kapatıyordu. "Onlarda iyi kuzum ikiside seni çok özledi.Evin içinde sürekli ablam ne zaman gelecek diye söyleniyorlar"dedi. "Ben de onları çok özledim.Cimcimeleri benim için öp"dedi Hatice burnunda tutan kızkardeşlerinin özlemiyle. "Gel evine yavrum sen öp sarıl kardeşlerine"dedi Hatice'nin annesi özlem dolu sesiyle. "İnşaallah annecim şu sıralar konak çok yoğun işler azaldığında geliceğim"dedi annesini üzmemek için söylediği bahanelere kendi de kanarak. Bir anne kızının sesinden onun doğru mu?yoksa yalan mı?söylediğini anlardı.Hatice'nin annesi de anlamıştı kızının yalan konuştuğunu ama kızını daha fazla üzmemek için kandı"Tamam kızım"dedi"İşler bitince gelirsin o zaman yavrum"dedi. "Tamam annecim en yakın zamanda geleceğim"dedi kendisi de Hatice söylediği yalana inanırken buldu kendini. Hatice telefonu kapattıktan sonra Yakub'unun fotoğrafına sıkıca sarıldı.Yakup hayattayken Hatice'yi her hafta 2 veya 3 kez annesine götürür.Ayda bir kez de annesinde kalmasına izin veriyordu."Seni çok özledi Yakub'um"dedi. Boran akşam olduğu zaman annesi tarafından odaya çekilmişti.İstanbuldan döndüklerinden beri annesi neredeyse her gün odaya çekip çocuk hakkında Leyla'nın kendisine anne dememesi hakkında şikayetlerini sıralıyordu. "Bugün bana Leyla hakkında neyi şikayet edeceksin anne?"diye sordu Boran bıkkın bir sesle. "Ben sadece senin mutu olman için uğraşıyorum oğlum"dedi Avjin oğlunun laflarına alınmış bir sesle. "Eminim öyledir anne"dedi Boran alaycı bir sesle. "Sen bana inanma gün gelipte o kız seni bıraktığında geleceğin yer annenin şefkat dolu kolları"Avjin gücenmiş bir sesle. "Kim nereye gidiyor anne?"dedi Boran sinirli bir sesle. "Sana aldığımız altınlardan tak dedim demediği kalmadı.Babasının evinde böyle değilmişte bu evden gitmek istiyormuş da"dedi Avjin göz ucuyla oğlunun tepkisini izlerken. "Kimse hiçbir yere gitmeyecek"dedi Boran,Leyla'yla beraber olabilmek için en yakın arkadaşına ihanet etmiş hatta bir insanın canının alınmasına bile yol açmıştı.Bütün bu emeklerinin boşa gitmesine izin veremezdi. Boran annesinin odasından çıkar çıkmaz Leyla'nın yanına gitti.Odaya girdiğinde Leyla gülümseyen bir yüzle"Hoşgeldin akşama babanın çok önemli bir misafiri gelecekmiş ben de siyah takımını çıkardım duş aldıktan sonra giy"dedi Leyla siyah takımı yatağın üzerine bırakırken. Boran,Leyla'ya hiçbir cevap vermeden arkadan sarıldı.Leyla,Boran'ın eve geldiğinde kendisine sıkıca sarılmasına alıştığından bir tuhaflık hissetmedi."Hadi üstünü giyin birazdan Avjin Teyze söylenmeye başlar"dedi Leyla çocuğunu ikna etmeye çalışan bir anne edasıyla. "Neden Leyla neden beni bu kadar bırakmak istiyorsun?Benden bu kadar çok mu nefret ediyorsun?"dedi Boran sitem dolu bir sesle "Annen yine ne anlattı Boran?"diye sordu Leyla,Annesi'nin akşam Boran eve gelir gelmez odasına çektiğini biliyordu. "Bu evden gideceğini söylemişsin.Ben artık yoruldum Leyla sürekli olarak beni sevmen için çabalamaktan sana anlayış göstermekten"dedi Boran sitem dolu sesiyle. Leyla,Boran'ın kollarından kurtulup öfkeli bir sesle"Çabalama Boran anlayışta gösterme çünkü annen altın takmamı istedi ben de takı takmak istemediğimi söyleyince bana ya onun kurallarına uyucağımı ya da bu evden gitmem gerektiğini söyledi" "Leyla"dedi Boran duyduklarından dolayı pişmanlık dolu bir sesle"Bilmiyordum" "Bilme ama ben annene eğer bu evden gidersem seninle beraber gideceğimi söyledim ama o eğer bu evden kapısından ancak tek başıma çıkacabileceğimi söyledi"dedi Leyla öfkeli sesiyle. Boran duyduklarından dolayı ne kadar söylediklerinden dolayı pişman olsa da kendisini de yanında götürmek istediğini öğrenince mutlu oldu. "Leyla" "Ama şimdi senin söylediklerini dinleyince belki de annenin teklifini kabul edip alıp başımı bu evden gitmem gerekiyordu"dedi Leyla acımasız ve öfkeli bir sesle. "Leyla ben"diye kendini açıklamak istedi ama Leyla,Boran'ın söylemek istediklerini dinlemek istemediğinden odayı terk etti. Boran sinirli bir halde ellerini saçlarına geçirip"Allah kahretsin neden yolunda giden her şeyi mahvediyorum"diye sinirli bir halde söylendi. Leyla dışarı çıktığında kayınvalidesi oturduğu divandan Leyla'yı izliyordu.Leyla kayınvalidesinin istediğini vermemek için yüzüne bir gülümseme yerleştirip kayınvalidesinin yanına ilerlerdi. Hatice,Leyla'nın yanına oturabilmesi çayların olduğu tepsiyi masanın üzerine koydu.Leyla,Hatice'nin yanında oturduğunda kayınvalidesi altınları göremeyince ekşimiş bir suratla"Aferim Hatice böyle kayınvalide sözü dinlemeye devam et asla pişman olmazsın"dedi. Hatice,babasının zorlaması olmasa bu hapishanede yaşamaya devam etmezdi ama kardeşleri yüzünden sesini çıkaramıyordu. Leyla,kayınvalidesinin bu sözleri kendisine söylediği biliyordu ama ona istediğini vermeyecekti.O yüzden yüzündeki gülümsemeyle"Elbette büyükler her zaman küçüklerini dinlemeli"dedi. Avjin,Leyla'nın pişkin pişkin gülümseyerek konuşmasına gittikçe daha da çok sinirleniyordu ama oğlunun gözünde haksız çıkmamak için sustu.Elbet onunda konuşacağı günler gelecekti. Akşam ezanının okunmasıyla beraber Arslan yanında kendisi gibi orta yaşlı bir adamla içeriye girdi.Adam elinde tuttuğu çiçekleri Avjin'e uzatıp espirili bir sesle"Kusura bakmayın evdeki diğer güzellere çiçek getirmeyi unutmuşum""dedi. Arslan espirili bir sesle"Sen bu konağın en güzel kadınına çiçekler almışsın gerisi de kocaları alsın çiçekleri."dedi. Boran,Leyla'nın elini tutuarak"Ben en güzel çiçeği bulmuşum gerisi önemli değil"dedi.Leyla ise insanların dikkati başka bir yöne çekildiğinde elini sertçe çekti.Boran'ın bakışlarına aldırmayıp Boran'dan uzak bir köşeye oturdu.Ne zaman eş konusu olsa Hatice'nin mahzunlaştığını bilen Leyla bakışlarını Haticeye çevirdiğinde mahzunlaşmış bir halde köşede oturduğunu gördü. "Sebebi ziyaretimi Arslan açıkladı mı? bilmiyorum"dediğinde ev halisini bakışlarını Arslan'a çevirdi.Arslan"Hayır,sürpriz yapmak istedim"dedi heyecanlı bir sesle. Avjin Hanım meraklı bir sesle"Sürpriz ne peki söyleyecek misiniz?"dedi. Arslan heyecanlı bir ifadeyle Leyla'ya bakıp"Leyla'nın patronu olacak kendisi çok yakın bir zamanda"dedi.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE