otuz bir

992 Kelimeler

"Tırnak etlerine zarar veriyorsun." Dimitri'nin uyarısıyla kafamı eğip elime baktım. Tıpkı bahsettiği gibi tırnak etlerime zarar vermiştim. Hatta bazılarını tırnaklarımla o kadar çok geriye itmiştim ki kan bütün çirkinliğiyle ortaya çıkmıştı. "Neden bu kadar streslisin?" "Stresli değilim," dedim, başımı onaylamaz anlamda sallarken, "Sana öyle geliyor." kafamı koltuğun başlığına yaslayıp içime derin derin soluklar aldım. Gözüme önünde durduğumuz evim çarptı. Geçen iki haftanın ardından içeri girip pasaportumu alma zamanım gelmişti. Dimitri işlerini hallettiğine göre evet o gün bugündü. Bebeğim geçen sürede beş aylık olmuştu. Birkaç kere bana dokunmuştu. Onunla tanışmıştık. Sevimli bir şeye benziyordu. Ne zaman üzülsem bana duyarsız kalmayıp iletişime geçmişti. Pekala, belki de ben öyle sa

Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE