Meyra İtalyanlarla olan toplantımıza başlamıştık. Etrafı camla kaplı bir odaydık. Dışarıda katalog çekimleri devam ederken, biz de reklam kampanyası hakkındaki toplantımızı yapıyorduk. Doruk ayaktaydı. Ben toplantıya gidemediğim için yapamadığı sunumunu gerçekleştiriyordu. Sabahtan beri gözümün içine bakıyordu. Ona o gece hakkında bir şeyler söylememi ya da en azından ufak bir renk vermemi istiyordu; ama çok beklerdi. Çoktan silmiştim ben olanları. Unutmuştum. Unutacaktım. O da unutacaktı... İstanbul'a döndüğümüzde, aklındaki son şey omzunda ağlayan Meyra olacaktı; çünkü ona asla unutamayacağı bambaşka bir Meyra'yla tanıştıracaktım. Sonra da... Sonra da bitecekti işte. Her zaman olduğu gibi... Sabah olduğunda Doruk'ta bitecekti benim için. Biri bitecek, biri başlayacak ve hayatım kaldığ

