Arnaldo Peri’yi İstanbul’a göndereli bir hafta olmuştu. Onu havalimanında bırakırken, içimdeki öfkeyi ve kırgınlığı bastırmak için her şeyi yapmıştım. Ama her şey o kadar kolay değildi. Onun gidişiyle birlikte içimdeki noksanlık hissi her geçen gün daha da büyüyordu. Her şey mahvolmuştu. Tek umudum vardı. O da karnındaki bebeğim. Aramızdaki tüm bağı koparıp atmak istese de görünmez iplerle ikimizi birbirimize bağlayacak olan tek şey varisimdi. En başında her şey planladığım gibi gitmişti. Planım tıkır tıkır işlemişti, öyle ki ailesine bile yalan söyleyip yanımda kalmaya mecbur hissetmişti. İsteseydim onu yine odaya kapatır, kendine zarar vermesine de engel olurdum. Ama bebek bu yüzden düşebilirdi. Stres üzüntü anneler için riskliydi. Kendi ailesinin yanında daha iyi hissedeceğine de em

