Bölüm 2 - Alışmak

200 Kelimeler
Annem, Neva, bana dünyanın nasıl işlediğini çok küçük yaşta öğretmişti. Bir sabah odamın kapısını açıp içeri girdiğinde daha uyanmamış olsam bile perdeleri aralar, ışığın yüzüme vurmasını isterdi. “Güzelliğin saklanacak bir şey değil,” derdi. “İnsanlar seni görmeli.” Onun yanında kendimi hiç sıradan hissetmedim. Buna izin vermezdi. Saçlarımı okşar, aynayı karşıma çevirir ve uzun uzun bakmamı sağlardı. “Bak,” derdi, “bu yüz kaybetmez. İnsanlar sana hayır diyemez.” Ben de inanırdım. Neden inanmayayım ki? Okulda da böyleydi. Davetlerde de. Gittiğimiz restoranlarda garsonların bile ses tonu değişirdi. Herkes daha nazik, daha dikkatli olurdu. Annem bunu fark ettiğimde hep aynı cümleyi kurardı: “Çünkü sen farklısın Karsu.” Farklı olmak güzel bir şeydi. İnsanı yukarıda tutuyordu. Şirkette durum daha da belirgindi. Babamın kurduğu düzenin içinde benim adım neredeyse bir imza gibiydi. Çalışanlar benimle konuşurken seçtikleri kelimelere dikkat eder, yanımda hata yapmamaya çalışırlardı. Bunu severdim. Bir toplantı çıkışında birkaç kişinin bana baktığını yakaladım. Fısıldaştılar. İçlerinden biri gözlerini kaçırdı, diğeri gülümsemeye çalıştı. Tanıdıktı bu tablo. Hayranlık. Buna alışmak insanı rahatlatıyor. Nerede duracağını, kim olduğunu biliyorsun. Dünyanın dengesi şaşmıyor. Annem haklıydı. Bana kimse karşı gelemezdi. Karşı gelmek için önce beni görmezden gelmek gerekir. Ve kim bunu yapacak kadar cesur olabilirdi ki?
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE