6.Bölüm Bahattin enişte.

2046 Kelimeler
Tuncay'dan Yüreğim sanki rüyasını gördüğüm o alevlerin ortasında gibi kor ateşte yanıyordu. Demir abi, yengeyi hastaneye kucağında getirirken yüzünde gördüğüm acıyı yüreğimde hissedip titredim. Oylum'un annesini de böyle kucağında öldüğünü söylemişlerdi. Nazlı yengeme duyduğu aşk yoktu yüreğinde ama Oylum'un annesiydi. Oylum annesiz kalmasın diye kucağında ölmüş kadınla saatlerce yol yürümüş. Nazlı yengemi acil müdahalesi yapılırken kapıda boş bir çuval gibi. Çaresiz ve acizce kendini yere atıp öylece kapanan kapıyı izlemeye başladı. Bende aynı çaresiz bakışlarımla abiyi izliyordum. Yanına gitmeye bile cesaretim yoktu. Korktuğumdan değildi, utancımdan yanına varıp yengeyi bile soramıyordum. Çok geçmeden Asmin abla ve Lara hanımda koridoru inletir gibi koşar adım yanımıza geldi. Onların arkasından gelen Suat yanımda durup üzgün bir şekilde konuştu. " Yenge bebeğini kaybetti Tuncay." "Nee..! " derken sesimi kısık tutup bende Suat'a baktım. "Yani, doktor ne diyecek bilmiyorum tabii. Ama o kadar kanamadan bebeğin kurtulması biraz zor. Buraya gelmemiz de uzun sürdü." Acıyla yumruğumu ve hatta bütün bedenimi sıktım. "Benim beceriksizliğim yüzünden..!" "Saçmalama lan! Betül sizin arabanın plakasına varana kadar vermiş adamlara. Yengeyi hedef almıştı ama Ercan, Oylum'u da kullandı." "Şerefsiz herif..! Abi Ercan pisliğini öldürmeden buraya gelmezdi." dedim dişlerimin arasında. "Abi değil, yenge şakağından vurdu." "Ne..!" diyerek şaşırdığımı gösterdim. Yenge kendine bunca zaman eziyet eden Zümrüt karısına bile insaf etmiş. Ercan'ı öldürsün? Duyda inanma. "Valla lan. Hatta doktoru sadece enjektörle öldürdü. Üstüne Betül'ün ağzını burnuyla yer değiştirmiş." "Nazlı yengem..?" "Evet... valla abi bundan sonra ayağını denk alsa iyi olur. Yengemin sağı solu belli değil." "Sen, bence bu ara abinin yanında çok konuşma. Seni elinden alamam." Suat'ı uyarırken kapıdan çıkan doktorla bende bir adım yaklaşmak istedim. Ancak doktorun bebeği kaybettik demesi ile adımlarım durdu. Abi ayaklandığı yere aynı hızda geri çakılırken benim bile burada nefesim kesilmişti. Demir abinin hissettiği acıyı düşünmek bile zor geldi. "Belki dedim bir ihtimal. Ama.." dedi Suat acı çeker gibi. Asmin abla ve Lara hanım abinin başına toplanırken kapıdan Nazlı yengemin cansız gibi duran bedeni çıktı. Kendimi öldürmek istediğim nadir anlardan birini yaşıyordum. Nasıl öyle bir aptallık yapabildim. O kapıyı açmamalıydım. Tuzak olacağı aklımdayken nasıl olurda kapıyı açıp onlara fırsat sunardım. Hiç bu kadar aptallık ettiğim bir anım daha varsa çok hatırlamıyordum. Odaya alınan yengemle abinin çıkması bir oldu. Arkasından Asmin abla seslendi. "Demir nereye? Uyanınca ne diyeceğiz?" Abi hızlı bir şekilde kendini dışarı atarken Suat aceleyle bana dönüp konuştu. "Sen burada bekle, ben abiyi yanlız bırakmayayım." "Tamam." dedim çaresizce. Başka çaremde yoktu. Abinin yüzüne bakamıyordum. Önemli olan yengem uyandığında onun yüzüne nasıl bakardım. Derin bir nefes çekip kapının önünde duran bekleme sandalyelerinden birine oturdum. Söyleme işini doktor hanıma bıraksınlar. Sonuçta bu halimiz onun kardeşi yüzünden. Kadının kardeşi bizden bir can aldı. Fakat kadın hâlâ Nazlı yengenin etrafında dolaşıyordu. Değişik bir kadındı. Güçlü duruşuna yakışan yüzü ve gözleri vardı. Dik, kendinden emin. Hiç kimseye eyvallahı olmayan tiplerden. Hastane koridorunda nefesim kesilince kendimi dışarı attım. Az önce oturduğum banka geri oturdum. Bir anne için en kötü şey evladıyla sınanmaktı. Benim bir annem yada babam olmuş muydu hiç bilmiyorum. Ancak anne sevgisini bilmesem bile Nazlı yengenin yüreğinin nasıl yanacağını iyi biliyordum. Oturduğum bankta kaç dakika oturduğumun bile farkında değildim. Kaç saat yada kaç dakika olmuştu. Yanı başımda hareketlenme olunca sağıma döndüm. "Kafana yediğin darbe etkilemiyor anladık, soğukta mı etkilemiyor?" Derin bir iç çektim. Gelip yanıma oturdu. "Yenge nasıl..?" "İyi.. Oylum var yanında. Uyandı uyanmaz Oylum Nazlı'yı sormuştu, Nazlı'da Oylum'u sordu." Acı çeker gibi gözlerimi kapattım. "Söylediniz mi?" "Asmin doktoru bekliyordu. Tek başına söylemeye cesaret edemedi." Sadece kafamı sallayıp gözlerimi hastanenin bahçesine çevirdim. "Betül hanımın ne durumda olduğunu sormadınız" Benim gibi o da soğuk havayı içine çekti. Yandan yüzüne baktım. "Yaptığı şeyin cezasının ne olduğunu biliyorum." Bu kadın, gerçekten tanıdığım kadınlara benzemiyordu. Kardeşini Demir abi şimdiye çoktan öldürmüştür. Müdahale bile etmeyecek miydi? "Çok büyük bir hata yaptı, hatta hata da değil aptallık. Bir cana kıydı. Abi, bunu affetmez." "Demir'i bana anlatma, kim olduğunu da biliyorum ne yapacağını da. Hani sen benden de şüphe ettin ya. Demir, bana ima bile etmedi." Yani beni çok iyi tanıyor demek istiyor kadın Tuncay. Tabii normal, Lara hanım gibi bir kadını benim gibi adamlar tanıyacak değildi ya. Hoş tanımak falan da istemiyordum ya zaten. Neden benim ne düşündüğümü umursuyor onu da anlamış değilim. Konuşarak ayaklanınca bende onun gibi ayaklandım. Yengeden utansamda iyi olduğunu gözümle görmek istiyordum. "Ben, Nazlı'ya bakayım." "Bende geliyorum." dedim. Sadece kafasını sallayıp açtığım yoldan gözlerime dikkatli bakarak geçti. Hiç utanma sıkılma göstermeksizin insanlarla göz teması kuruyordu. Bense uzun göz teması kuramayanlardandım. Odanın kapısı daha biz kapıya yaklaşımadan açılınca kapıda Nazlı yengem ve onun arkasında Asmin abla ile karşılaştık. "Nazlı, güzelim sen neden ayaklandın?" Yengenin bitkin ve perişan haline bakamayıp başımı yere eğdim. Tarazlanmış sesini duyunca yüreğime iğneler saplanıyor gibi batıklar eşliğinde içime içime kanadı. "Götür beni buradan Lara." Yerde olan bakışlarımı hızla yengeye kaldırdım. Fakat o bana bakmıyordu. Bebeğini öldüren kadının kardeşine söylüyordu. "Tamam yenge, ben sana götürürüm." "Eve gitmek istemiyorum." Hâlâ Lara hanıma bakıyordu. Demir abi olmadan, ondan habersiz yengeyi hiç bir yere götüremezdim. "Yenge abi gelecek az sonra. O zaman gitsek." "Eve gitmek istemiyorum..!" Bu sefer bana bakmadan daha sert söyleyince sustum. "Tamam güzelim, gidelim hadi." Şaşırıp Lara hanıma baktım. Asmin abla bile sessizdi. Telaşla Asmin ablya baktım. Tamam der gibi gözlerini kapatıp açtı. "Asmin sen Nazlı'yı arabama götür. Ben eşyalarımı alıp geliyorum." "Tamam." Koridorda Nazlı yenge ve Asmin abla uzaklaşırken eşyalarını almak için merdivenlere doğru yürüyen kadının peşinden gittim. Kolundan tutup kendime doğru çektim. Hareketimi beklemediği için boş bulunup bedeni göğsüme çarptı. Yeşil elma gibi görünen iri gözleri kocaman açılırken ağzı şaşkınlıkla açık kaldı. "Sen delirdin mi? Demir abi gelmeden hiç bir yere gidemeyiz...!" Kolunu elimden kurtarırken işaret parmağını yüzüme tuttu. "Bir daha bu yaptığını yapma..! Çok istiyorsan arkamızdan gelirsin. Nereye gittiğimizi öğrenirsin." Sinirle yukarı çıkan kadına sinirlensem de yapacak bir şeyim yoktu. Yenge istemişti. Hızlı adımla dışarı çıktım. Arabama yerleşip abiyi aradım. dakikalarca çalan telefona cevap bile vermedi. Sıkıntılı bir nefesi dışıma üflerken çok bilmiş, korkusuz doktorda gelip arabaya oturdu. Asmin abla geri hastanenin içine girmişti. Oylum buradaydı. Onu bırakıp bir yere gidemezdi. Az sonra Şahin onları eve bırakırdı nasılsa. Giden arabanın peşine takıldım. "Kadının inadına bak!" kendi kendime söylenirken evin önüne gelmiş olacak ki. Duran arabadan yengeye yardım edip indirdi. Hızla koştum. Mahçup ve üzgün bakışlarımı yengenin bitkin ve kızarmış gözlerine değdirip hemen çektim. ""Yenge kucağıma alırım yürüyemeyeceksen" Feri solmuş siyah irisleri titriyordu. Daha yenge cevap vermeden Rus porseleni konuştu. ""Sen geç kalma abine haber ver Tuncay...!" Haber vermeyecek miydim? anlamamış bir şekilde imalı bakan kadına bakarken Yengenin bitkin sesi o kadar cılız çıkınca yutkundum. "Gerek yok Tuncay abi, yürürüm." Abinin bir an önce gelmesi gerekiyordu. Yengenin halini hiç beğenmiyordum. Bu kadın kaç kere kendini öldürmeye çalışmış, şimdi bebeğini kaybetmişti. Ya kendine yine bir şey yaparsa diye evin giriş kapısına kadar iki kadına eşlik ettim. "Yenge.. bir ihtiyacın olursa aşağıdayım." Yenge kızarmış gözlerini gözlerime kaldırınca çektiği acıyı ayna gibi yansımasını gördüm. Kadının acısından bile utanıp kafamı yere eğdim. "Ben bu sabah geldim Tuncay. O yüzden evde tek lokma yemek yok. Sana zahmet bize yiyecek bir şeyler al." Sadece kafamı sallayıp hızla çıktığım merdivenlerden inip arabaya yerleştim. Çok geçmeden ikisi için ekmek arası köfte yaptırdım. Bu saatte her yer kapalıydı. Yeniden kapıya gelip vurdum. Açılan kapıda Lara hanım görünürken üzerinde sadece ip askılı siyah bir atlet giymiş. Gözlerimi üzerinden çekip yemek paketini uzattım. "Teşekkür ederim Tuncay. Sanada zahmet verdik." "Ben yengeye zahmet vermiş olmam Lara hanım, teşekküre lüzum yok." "Eh iyi madem. Demir abine haber verdin mi? Söyle gelsin bir an önce." "Söyledim geliyor." diyerek üzerine hatta yüzüne bile bakmadan arkamı dönmüştüm ki. Tekrar yan dönüp konuştum. "Sizde adam gibi bir şey giyerseniz fena olmaz." Onun konuşmasını bile dinlemeden yenden aşağı indim. Sanane Tuncay kadından. Ne diye karışıyorsun? Hayır ama elin adamının önüne atletlede çıkılmaz ki canım. Utanması yok ki kadının.. Rus porseleni işte. Onlar için götünü başını açmak normal. Kendi içimde söylene söylene arabaya oturdum. Bana ne oluyordu acaba? Bir kere kadın özgür bir kadın. Bu yaşına kadar kimseye hesap vermemiş. Değişik bir havası vardı. Benim ilgi alanımda olan kadınlardan değildi tabii. Yani ben, Nazlı yengem gibi. Sessiz, sakin, kibar, kırılgan bir kadın isterdim hayatımda. Lara hanım gibi pençeleri parçalamak için hazırda açık bırakan kadınlar değil. Hoş Lara hanım gibi bir kadın da benim gibi soyu sopu belli olmayan bir adama bakmazdı. Çokda umrumdaydı. Bakmazsa bakmasın. Bir kere Lara hanım, benim tarzım değil. Ne diyorum ben yaaa.. iyice kendi içimde kavgaya başladım ha. Bu kadınlar başlı başına bir dertti insana. Demir abiyi şimdi daha iyi anlıyorum. Adam beş kadınla aynı evde yaşıyordu. *** Evin önünde ben sabahlarken Demir abi de benim gibi arabasında sabahladı. Sanırım onu eve almamışlardı. Arabadan inip abinin arabasına yaklaştım. Uykusuz ve yorgun gözlerini ne der gibi üzerimde tutunca bende onun kadar yorgun çıkan sesimle konuştum. "Abi, sen buradasın nasıl olsa. Ben gidip bir kahvaltı edeceğim. Dünde bir şey yemedim." Doğruydu, açlıktan artık midem isyan eder olmuştu. "Git nereye gideceksen Tuncay." Fazla uzatmadan kafamı sallayıp indiğim arabama geri bindim. Demir abi ve yengenin arasında ne geçti bilmiyorum ama Nazlı yengem abiyi güzel benzetmiş gibi görünüyordu. Allah'tan bizim baş edemediğimiz abiyi Nazlı yengem dize getiriyordu. Kahvaltımı yapıp tekrar Lara hanımın evinin önüne gelmiştim ki. Çıkış kapısında Lara hanımın sinirle aşağıya indiğini gördüm. Üstünde gri eşofmanı, ayağında köpekli ev terlikleriyle öfkesi yüzünden belli olurken hızla arabadan inip yanına yürüdüm. "Lara hanım..!" diye seslenip bu haliniz ne diye soracakken işaret parmağını yüzüme tutup beni tehdit etmeye başladı. Şu hali biraz gözüme tatlı gelince hızla kendime geldim. "Hepinizi şikayet edeceğim, hepinizi. Bu ne yaa adama bak.. ! Beni kendi evimden köpek yavrusu gibi tutup attı. Ama görürsünüz siz..!" diyerek önümden şu halde geçip gitmesine izin verir miydim? Cık.. vermezdim. Kolundan tutup tekrar sordum. "Ne oldu Lara hanım?" "Bırak kolumu, sinirimi senden çıkarmim.. !" Baya korkutucu bakıyordu. Hafif güldüm. En iyisi abiden haber alana kadar onu teskin etmekti. "Bu halde bir yere gidilmez Lara hanım. Hadi gelin." "Çek be elini kolumdan. O haydut Demir'i polisler alıp götürsün de görsün beni evden atmak nasıl oluyormuş." Kadın sanki komik bir şey söylüyor gibi gülmemek için kendimi sıkıp tek kolumla belinden kavradım. Ayakları yerden kesilirken sanki bisiklet pedalı çeviriyor gibi ayakları havada çırpınıyordu. Aslında boyu bana yakındı, kısa bir kadın değildi ancak fazla zayıf, beli incecik kırılır diye insan tutmaya korkardı. Boşuna Rus porseleni demiyorum ben bu kadına. "Bırak dedim sana..! Ne yapıyorsun indir beni çabuk..!" "İndireceğim Lara hanım. Az sakin olun, çırpınmayın düşebilirsiniz." "Bırak dedim sana manyak herif, bırak...senden de şikayetçi olacağım, senide sürüm sürüm süründüreceğim...!" "Tamam süründürürsünüz sonra. Bu halde üşür porselen bedeniniz." dedim gülerek. Hiç yemek yemiyor mu bu kadın tek kolumla bile beline iki tur atsam atabilirim. Tek elimle arabayı açıp onu ön koltuğa oturtum. "Bırak lan beni..!" "Lan mı?" Elim hâlâ onun belinde sarılıydı. Yüzü yüzüme çok yakın söylediği ile yüzüne baktım. "Evet lan.. ! Bırak beni yoksa kötü olacak Tuncay..!" "Hiç yakışmıyor ama sizin gibi elit bir kadına lanlı lunlu konuşmalar." "Daha ağzıma yakıştırdığım neler var bilsen aklın şaşar. Şimdi senin ağzına Bahattin'i sokmadan bırak beni. ..!" Kim lan bu Bahattin? İkidir adı geçiyor kendi yok. Hayır sevgilisi falansa çıksa ya ortaya. Anca adıyla tehdit yağdırıyor kadın. "Ağır gel Lara hanım. O Bahattin mi her ne yavşaksa. Onun... " diye devam edecekken sustum. "Tanışasın var her halde." "Valla bana uyar Lara hanım. Benim Allâh'tan başka kimseden korkum olmaz. Ha sizin Bahattin efendi götünden korkuyor ki. Ortalarda adı var kendisi yok...!" "O ben istemeden orataya çıkmaz canım..!" Hâlâ elim belinde olunca tek kaşım havada geri çekip kemerini bağladım. "Şimdi uslu olun Lara hanım. Az biraz misafirim olacaksınız. Abi haber verene kadar." Kapıyı kapatmadan tekrar eğildim. "Haa, bana canımlı cicimli konuşmayın, huylanıyorum sonra." "Huylanıyormuş.. ! Görürsün sen..!" Arabanın kapısını kaptıp kilitledim. Şöför koltuğunu anahtarla açıp oturdum. Derin derin solumak isteğimi bastırmaya çalışıyordum. Kadının kokusu sanki insanın tenine nüfus ediyor gibi her hücremde hissettim. "Adama bak yaa. Beni kendi evimden attı. Böyle sanki gereksiz bir eşya gibi attı kapının önüne." Hafif gülüp yüzümü cama döndürdüm. "Gülme, gülme bak sinirimi senden çıkaracağım...!" "Rahatlayacaksanız, buyrun çıkarın Lara hanım. Size engel olmam." Dişlerini sıkıp, dudağı tek çizgi oldu. Sinirden ve öfkeden göğsü inip inip kalkıyordu. Yan profilden uzun uzun kadına baktığımı farkedince hızla gözlerimi çektim. "Hayır, neden bu kadar taş kafalısınız? Hem kırıp döküyorsunuz, hemde hiç bir şey olmamış gibi devam etmek istiyorsunuz...!" Bu kadar siniri Demir abiye değil gibi gelince sordum. "Bahattin enişte de sinirlendirdi sizi galiba?" Soruma şaşırır gibi bakıp kaşlarını çattı. Hem ne biçim isim bu. Mafya babası falan mı acaba. Lara hanımın çok güvendiğine göre. "Ne eniştesi be..?"
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE