28

1007 Kelimeler
Kutay burnundan soluya soluya arabanın torpido gözünü açıp içinde ki ıslak mendile uzandı. Viski şişesinin arkasındaki mendili alıp kanlı ellerini silerken sinirden kasılan çenesi bir saniye bile gevşemedi, dişlerini sıktığına emindim. Elinden mendili alıp elinden tutup kendime çevirdim. Kutay mahallede misketlerimi üttüler diye önüne geçeni döven bir çocuk suçluluğu ile başını önüne eğip ellerini silmemi izledi. Şu an gözüme o kadar tatlı geliyordu ki, sanki az önce pençelerini avının boynuna atmış bir aslan değil de, benden azar işitmeyi bekleyen bir çocuk gibiydi. Ellerini silmeyi bitirdiğimde mendili camı açıp dışarı attım. Kutay tekrar önüne dönüp kafasını koltuğa yaslayıp şakaklarını ovdu. Sinirden boynundaki damarları gerilmiş, yeni yeni eski haline dönüyordu. Alnındaki eli tekrar yumruk olurken öfke dalgasının yeniden geldiğini fark ettim. Şöyle bir sağıma soluma bakıp onayladıkladıktan sonra aman beee ne olacak deyip koltuktan destek alarak kalkıp Kutay'ın kucağına oturdum. Kutay ani hareketi beklemediği için refleksle ellerini belime attı. Kirpiklerini kırpıştırarak yüzüme baktı. Kollarımı omuzlarına koydum. "Bakma öyle çakır çakır, bi tatlı geldin gözüme, özledim." Kutay'ın şaşkın ve yarı öfkeli yüzü yavaş yavaş yumuşamaya başladı. Belimdeki kolu beni iyice sararken yüzünü boynuma gömüp kokumu içine çekti. Başı boynumun girintisindeyken fısıldadı. "Bende tuzlu tenini özledim yavrum. Deniz kokunu. Sensiz üç günüm, zehir oldu yeminle." Derin bir nefes verip geriye çekildim. Kutay boynumdan çıkınca yüzünü avuçlarımın arasına alıp dudaklarını derince öptüm. Kutay'ın belimdeki eli yukarı doğru okşayarak çıktı. Bir kez daha uzunca öpüp alt dudağını çekiştirerek emdim. Geri çekildiğimde Kutay dudaklarını yalayıp sırıttı. "Beni sakinleştirmek için mi bu?" Başımı bir sağa bir sola yatırıp "Yaniii. İşe yararsa diye." Kutay gülerek belimden çekip dudaklarımı öptü. Yaslandığı koltukta öne doğru yayılınca aleti kalçalarıma sürtündü. Muzip bir gülümsemeyle göz kırptı. "Bu da işe yarar." Eveett zaten bayır domuzunu da anca böyle sakinleştirirdim. Gülümsemesi düşerken dudaklarını büzdü. "Olmaz mı?"diye tatlı tatlı sordu. Cevap vermek yerine başımı yana eğip boynuna uzandım. Belirginliği henüz gitmemiş damarının olduğu yere ıslak bir öpücük koyup dilimin ucuyla yaladım. Kutay dudaklarını birbirine bastırıp burnundan nefes verdi. Belimdeki elleri kalçalarıma doğru inip sertçe sıktı. "Burda yapalım, eve kadar bekleyemem." Boynundan çıkmadan başımı sallayarak onayladım. Kollarımı boynuna doladığımda kalçalarımı avuçlayıp aletine sürtmeye başladı. Islak öpücüklerimi köprücük kemiğininde aşağı doğru devam ettirip adem elmasını hafifçe ısırdım. Bu Kutay'ı daha da tahrik edince beni aletine bastırdı. "Arkaya geçelim." Boynundan çıkıp omuzlarından destek alarak arka tarafa geçtim. Kapı kullanmama gerek yoktu. Kutay ise arabadan inip arka kapıyı açarak koltuğu ileri itip içeri girdi. Bende diğer kapalı kapıya yaslanarak bacaklarımı uzattım. Kutay bacaklarımdan tutup beline dolayarak arasına girdi. Dudaklarıma büyük bir istek ve özlemle uzanıp dudaklarını bastırdı. Dudaklarımı araladığımda hiç beklemeden dilini ağzıma itip diline dolayarak emip içine çekti. Dilimi hafif ısırıp çenemi elinin arasına alıp yukarı kaldırdı. Kalçalarımın arasında Kutay'ın sertleşen aletini hissettiğimde karıncalanan içim onu istiyordu. Kalçalarımı aletine doğru ittiğimi fark ettiğinde dudaklarımın üstünde gülümseyip doğruldu. Üstündeki kan sıçramış mavi gömleğinin düğmelerini hızlı hızlı açtı ve çıkarıp ön koltuğa attı. Sonra ince kazağımın bel kısmından tuturak yukarı kaldırdı. Biraz doğrulup kafamdan geçirmesine yardım ettim. Çıplak kalan gövdeme özlemle bakıp göğsüme uzanıp yalarak meme ucumu dişlerinin arasına aldı. Isırınca acıyla elimi saçına atıp çektim. Kutay ısırdığı yeri yalarak emdi. Ama benim ön sevişmeyi bekleyecek sabrım kalmamıştı, çünkü aletim pantolonumu zorluyordu. "Kutay" dediğimde başını kaldırıp sorar gibi baktı. "Hızlı ol, bir an önce içime girmeni istiyorum." Kutay bu isteğimle kaşlarını kaldırdı ve beklemeden elini pantolonumun düğmesine atıp açarak fermuarı indirdi. Kemer kısmından tutup baksırımla beraber indirip çıkarttı. Bacaklarımın arasında dizlerinin üstüne durdu. Seğiren penisimi görünce dudaklarını ısırdı, bu halim hoşuna gitmişti. Elinin arasına alıp yavaşça yukarı aşağı doğru çekince dişlerimi sıkıp kollarından tuttum. "Yanımızda malzeme yok ama yavrum, acımasın." Başımı iki yana sallayıp gözlerimi kapattım. "Umrumda değil çabuk ol." Kutay oflayarak derin bir nefes verdi. "Aklımı başımdan alacak şu lafların" deyip aletimde olan eli hızlandı. Sonra aletimi bırakıp kendi pantolonunun düğmesini açıp fermuarını indirdi. Baldırlarına kadar indirip aletini elinin arasına aldı. Damarları belirginleşen aletine bakarak iç çektim. Kutay, koyulaşan çakırlarıyla bana baktı. Sonra eline tükürüp kalçalarımı dikleştirerek arasını açtı. Deliğimin etrafını ıslatıp bir parmağını içime itti. Hissettiğim acıyla dudaklarımdan kısık bir inleme çıktı. Kutay'ın kolunu tutup sıktım. Kutay parmağını içimde git gel yaparak duvarlarımda daireler çizdi. Sonra ikinci parmağını da itip parmak bitimine kadar soktu. Makas hareketleri yaparken artık dişlerimi sıkıyordum. Acı hafif gözlerimi ıslatırken Kutay parmaklarını içimden çıkarttı. Bir bacağını arka koltukla ön koltuk arasına koyup diğeriyle sol bacağımın yanında dizinin üstünde doğruldu. Sağ bacağımı kaldırıp ön koltuğun üstüne koydu ve elini aletine atıp bir iki kere çektikten sonra deliğime dayayıp başını içime itti. Üstüme doğru uzanınca kollarımı boynuna dolayıp boynuna sindim. Kutay hiç beklemeden aletini yarısına kadar itti, sonra biraz geri çekip tamamını içime itti. Duvarlarım parçalanacak gibi genişleyerek Kutay'ın aletini aldı. Kutay bir iki kere yavaş gidip geldikten sonra koltuktaki bacağımı kolunun üstüne koyup başıma doğru kaldırdı. Ardından daha da hızlanarak git gel yapmaya başladı. Bağımlısı olduğumu kabul ettiğim Kutay'ın aletini zevkle içime alırken boynunda inleyerek uçuşan zihnimle kollarımı omuzlarına koydum. Kutay artık tamamen hızlanarak içimde sürekli hassas noktama vuruyordu. Karnına sürten aletim ve içimde ezilen duvarlarımla gelmenin eşiğine getirdi. Neredeyse sadece arkadan gelmemi sağlayacaktı. Kutay'da gelmek üzereydi, boğazından çıkan sesli hırlamalardan ve huhlayarak nefes almasından anlıyordum. Üstümde doğrulup ellerini başımın iki yanına koyup sertçe gidip gelirken arabanın ışığında parlayan koyu çakırlarına baktım. Aletimi elimin arasına alıp çekmeye başladım. Kutay dişlerini sıkarak artık sert vuruşlarından geriye doğru savurup gözlerimin içine vahşi bir hayvana benzeyen bakışlarıyla dibine kadar kökleyip çıkarttı. Elini aletine atıp karnımın üstüne boşaldı. Aynı anda bende titreyerek karnıma boşaldım. Derin soluklar alan Kutay kendini koltuğun üstüne attı. Bir süre bende kendime gelmek için uzanmaya devam ettim. "Yav yine yoruldum ama iyi geldi." Kutay gülerek büktüğüm diz kapağımı öptü. "Ama işe yaradı, sakinleştim." "Ohoo sen hep pantere dönünce böyle sakinleşeceksen vay kıçımın haline." Arabada ikimizin de kahkahası yankılandı. Kutay, pantolonu çekip ön tarafa doğru uzanıp ıslak mendil paketini alıp içinden fazla fazla çıkarıp karnımın üstündeki birbirine karışmış sıvılarımızı özenle sildi. Peçeteleri kapıyı aralayarak dışarı attı. Bu sırada bende pantolonumu alıp bacaklarıma geçirdim. Ben kazağımı giyerken o da gömleğini giydi. İkimizde giyinince Kutay koltuğa yaslandı. Bende açtığı kolu arasına girip göğsüne başımı koydum. Azgın boğa sakinleştiğine göre sorgu vaktiydi. Harf hatalarım varsa affola 😂😂😂😂
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE