7

943 Kelimeler
Ben bir adet namussuzmuşum bunu yeni keşfettim. Resmen adam öpmeyi bir kaç saniye çekti diye avına dilini fışık diye fırlatan kertenkele gibi tekrar yapıştım. Ben bitmişim, ben hayatımın orta yerine sıçmışım. Bu halimi gurular görse ustalığı bırakır senin yapacağın aydınlanmayı sikeyim der. Önde Asım Amca ve yarım saat önce emcürdüğüm oğlu Kutay arkada ben, aydınlanmaya giden bir yolculuğa çıkıyoruz. Ama nasıl aydınlanıyoruz. Götümde havai fişekler patlasa bu kadar aydınlanamazdım. Bir yıldır bu şehirdeyim ama hiç bu kadar sert bir duvara toslamamıştım. Gerçeklik duvarı hemde. Kutay'ın beni öpmesi bir devrim gibiydi. Islak dudakları, dilini ağzıma itmeye çalışan hamleleri ve benim öpüşmeyi bilmeyen Nihal acemiliğim. İnanılmaz bir kombinasyon. Önde onlar baba oğul sohbet ederken arkada ben hayatımın bir film şeridi gibi gözümün önünden geçmesinden mükemmel kesitler görmüştüm. İstanbul'da çalıştığım barlarda erkeklerin arada sırada üstümde şanslarını denemelerini hatırlıyorum ama ben istememiştim. Ya da bilinç altımın karanlık tünellerinden çıkarttığım düşlerimde bir erkeği hiç öpmemiştim. Erdinç'in onunla fark ettim dediği şey bu muydu? Birinin gelip tüm bildiklerini alt üst etmesi, heyecandan kusacak kadar midenin burkulması. Araba durduğunda komisyona verdiğim savunma yarım kalmıştı. Asım Amca'nın arabadan indiğini sonradan fark ettim. Çünkü Kutay arkasını dönmüş kaşlarını çatarak bakıyordu. Bu çocuğun kaş çatmasına da ayrı bitiyorum. Çakır gözleri zaten yeterince haşin duruyor, bir de kaş çatıyor. "Yavrum gelsen mi artık yanıma?" "Ha." "Ha değil, efendim." "Oha adabı muaşereti unuttum." Arabadan inip öne geçmek yerine önde ki koltukların arasından geçip öne oturdum. "Sevgilim olmasan şu hareketine arabadan fırlatıp atmıştım seni ama dua et kıyamıyorum." "Ateistim ben." "Ne?" "Diyorum ki ateistim ben dua et dedin ya." "Söylediğim cümleden bir tek bunu mu aldın canısı?" "Başka ne dedin ki?" "Boşver." dedi önüne dönüp arabayı çalıştırdı. Benim jeton paraşütlü abisi ya. Hızla kafamı ona çevirdim. "Anaa sevgilim dedin." "Sonunda." "Bir dakika abisi biz şimdi neyiz?" "O genelde sevişmeden sonra sorulurdu ama henüz o murada eremediğimize göre." "Çok ayıp ilk günden sevişme falan hiç yakıştı mı mahalle abisine?" "Onu karıştırma o mahallede kaldı." Mahalle deyince önüme döndüm. Lan biz benim evime gitmiyor muyduk? "Lan Kutay içmeden evin yolunu mu şaşırdın. Evi geçeli kilometreler oldu." Kutay boynunu kütletip yoldan gözünü ayırmadan konuşmaya devam etti. "Eve gitmiyoruz ki yavrum. Dedim ya birlikte akşam yemeği yiyelim diye." "Lan yağdanlık niyetine masana mı koyacaksın beni. Görmüyon mu elim yüzüm yağ içinde." "Bir şey olmaz yavrum ne olacak ki?" "Olum bari esnaf lokantasına gidelim. İşçisin sen işçi kal diye diye araya kaynarız." "Yakup." "Ha canısı?" "Canısı diyen dilini yerim, bi rahat ol." "Sülalem rahat benim ab...." Kutay kaşlarını çatınca "Bebeğim, yavrum, bitanem, canımın soğancığı." "Ha oraya gelene kadar iyiydi be yavrum niye don lastiği gibi gevşiyon sonunda." Gülerek Kutay'a döndüm. "Yav ciddi olamıyorum anla işte, ucundan dokunduruyorum sürekli." "Ben dokundurucam sana az kaldı." "Hössttt." Kutay elini uzatıp yanağımdan makas alıp parmağını öptü. "Kekoluğu da mahallede bıraksaydın be abicim." "Lan bana abi deyip durma. Sen abi dediğini öpüyordun bir saat önce haberin var mı?" "Ana doğru ya la. Hem de sömürdüm resmen." Kutay bir anda frene basıp durdu. Ben lokantaya geldik sanmıştım ama caddenin sağına çekmişti. Direksiyonu sıkıp tüm bedeniyle bana döndü. "Yakup sen nasıl bir ilişkinin içine girdiğimizin farkında mısın? Taşak geçip durma. Eğer istemiyorsan söyle seni zorlayacak halim yok. İstersen seni öptüğümü de unutabilirsin ama lütfen artık ciddi olur musun? Sevgilim dedim sana fark ettin mi? Ama umursamıyorsun, her zaman böyle biriyle sevgili olurmuşsun gibi bir halin var ya da sevgilin olarak göremiyorsan beni onu da anlarım. Ama.." Devam etmesine izin vermeden uzanıp dudaklarından öptüm. Bir süre sonra elini enseme atıp karşılık verdi. O üst dudağımı emerken bende kalın alt dudağını emdim. Bir süre sonra nefes alamayınca uzaklaştık. Bu kez de elini yüzüme koyup dudaklarımı okşadı. "Ha benim semt çocuğum. Sevgilin olayım mı?" O an bir erkekten utanabildiğimi de keşfettim. Yüzüm karıncalanırken dudaklarım hâlâ onu istiyordu. Bu normal ben değildim artık kabul etmiştim. Bu Kutay'ın bende görüp çok tatlısın dediği halimdi ve tatlı olmak onunla güzeldi. "Kutay ben patavatsız, gevşek, inatçı, kavgacı, ağzı bozuk, mutsuzluktan nefret eden biriyim. Eğer beni böyle kabul edeceksen sevgilim olmanı isterim." Eğdiğim başımı kaldırıp Kutay'ın gözlerinin içine baktım. Korktuğumu sandığım ama farkında olmadan ona doğru aktığım gözlerine. Yumruklarla başlayıp öpücüklerle devam eden bir ilişki bu artık farkındayım. Kutay yağlı olduğunu umursamadığı parmaklarımı dudaklarına götürüp öptü. Ellerimi bırakmadan ikimizin arasına koydu. "Senin her haline kabulüm yavrum. Her halin o kadar tatlı ki, seni görmek için sürekli kavga bahaneleri uydurdum. Aslında seni bir yıl önce ilk kez mahallede gördüm. Sonra da kendimi sürekli orda buldum. O kadar pervasız, deli dolu, tüm mahalleye gülücük saçan, mahalle teyzeleriyle oturup dedikodu yapan, işten yorgun argın gelsen bile mahallede top oynayan çocuklarla maç yapan, farklı biriydin." "Dedim bu adam benim yıllar önce bastırdığım o duyguları yeniden uyandırır. Sever hem de deli gibi sever. Tüm yargılamalara inat göğüste gerer." Derin bir nefes verdi. "Ama yanına gelip konuşmaya cesaret edemedim. Geldiğin mahallede böyle şeyler olmayacağını düşünürdün hâliyle. Ben de tek çarem en iyi bildiğim şeyi yapıp kavgaya çağırdım"dedi sonra gülerek "Ama mübarek sende de balyoz gibi yumruk varmış iflahım sikildi." Kavganın hararetiyle fark etmemiştim ama şimdi bi düşününce o bana bir vurduysa ben ona üç beş demeden geçirmiştim ve ondan başkasının bana vurmasına izin vermemişti. Ben sadece onunla boğuşmuştum. "Mahalle abileri sevgilerini döverek mi gösteriyor?" Söylediğime şaşırarak gülümsedi. "Ne yapsaydım elimde çiçekle kapına mı dayansaydım? Öyle yapsam kabul eder miydin beni?" "Yok, elindeki çiçek yemek olur mu diye Erdinç'e verirdim." Kutay kafasını çevirip güldü. Yüzünü ellerimin arasına alıp kendime çevirdim. "Ayrıca şu gülüşü de benden çevirip durma. Seni gülerken görmek hoşuma gidiyor. Ben kardeş sevgisinden başka bir sevgi bilmiyorum Kutay, nasıl sevilir onu da bilmiyorum, kardeşlerime davrandığım gibi davrandığımın da farkındayım. Ama ben bu sevgi şeklini tanımıyorum." Kutay dudaklarımdan öpüp geri çekildi. Sonra yüzündeki ellerimi tuttu. "Beraber öğrenelim mi?" Başımı salladım. "Hı hı."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE