2- Çıplak hissetmek

966 Kelimeler
Bir kurşun sesi kulaklarımı tırmalatacak derecede büyük bir şiddetle duyulmuştu. Ellerim onun omzunu bulduğunda derin bir nefes alarak ona tutunmaya devam ettim. Belimde bulunan elleri sıklaştığında gözlerinin içindeki korkuyu gördüm. Sanki bir anda zaman durmuştu. Saat tam da akşamda kalmış gibiydi. ''Efsun...'' dediğinde sesinin gür çıkması, gözlerinde bulunan korkuyu fark ettim. ''İyi misin?'' Kafamı sallayarak kollarının arasından çıkmak için yeltendiğimde, bir kez daha belimi sıkarak beni göğsüne doğru çekti. ''İyiyim...'' dediğimde iyi olmadığımı biliyordum zira bacaklarımda küçük bir sızı bir hissettim. Elimi onun omzundan çekip bacağımın üzerine bıraktığımda kaşlarım çatıldı. ''Sanırım yaralandım...'' ''Ne?'' Hızlıca ayağa kalktığında bacağımda bulunan kırmızı sıvı fark etti. ''Sen burada kal...'' Onunla birlikte mutfağa giren korumaları gören Baran Bey hızlı hareketlerle mutfaktan çıktı. Arkasından onu izlediğimde kurşuna elimi bastırdım. Daha önce de birkaç kez bu ev kurşunlandığı için alışıktım fakat bu sefer yaralanan ben olmuştum. Baran Bey'in her zaman düşmanı vardı. Ailesinin soyu Mardin'e kadar dayanıyordu. Ezelden beri de İstanbul'da yaşıyordu fakat aslında o Mardin'in önden gelen ailelerinden Asilsoy'un büyük torunuydu. Bir ağaydı, aynı zamanda İstabul'da kirler işler yürüten bir mafya...Geçmişi karanlıktı. Bazen her ne kadar onun bu halinden şikayet etsem de büyüdüğü ailesi tarafından bu şekilde yetiştirildiğini biliyordum. İnsan ne yaparsa yapsın asla geçmişini değiştiremezdi. Elimi bacağıma götürdüğümde kırmızı sıvıya elimi bastırdım. Kafamı hafif yukarıya kaldırdığımda dışarıdaki gürültüye kulak kestim. Küçük bir sızı vardı sadece. Ağrıyı hissediyordum fakat çok fazla da ağrıdığını düşünmüyordum. Mutfağın kapısı açıldığında Baran Bey büyük bir öfkeyle içeriye girdi. Dudaklarından herhangi bir cümle dökülmedi. Sadece yanıma yaklaştı, ardından elini belime atıp beni yerden kaldırdı. Merdivenlerden yavaş yavaş yukarıya çıkardı. Odasının kapısını da ayağıyla açtıktan sonra kapıyı arkamızdan kapattı. ''Orospu çocuğunun birisi kurye kılığında içeriye girmiş ön taraftan...'' Beni nazikçe yatağın üzerine bıraktı ve elini bacağımın üzerine koyduktan sonra kurşunu daha detaylı incelemek için pijamamın alt kısmını dizime kadar çekti. Kurşun sanırım sekerek bileğimin tam üst tarafına girmişti. ''Kim olduğunu bilmiyoruz...Asıf hemen adamı etkisiz hale getirdi. Maalesef ki öldürüldü...'' Bacağımı incelemeye devam ettiğinde kaşları çatıldı. Sanırım bacağım kanadığı için biraz üzülmüştü. ''Kimin emri tarafından o adam bu şekilde içeriye girdi bilmiyorum ama şu yapılan olayı asla unutmayacağım. Kim varsa işin içinde bizzat öldüreceğim.'' İşte Baran Asilsoy böyle bir adamdı. Bu işe başlamadan önce aramızda bir gizlilik anlaşması imzalanmıştı. Aslında onun da diğerleri kadar temiz bir hayat sürmediğini biliyordum ve ben ise onun için basit bir hizmetçiydim. Sadece hizmetlisiydim. Aniden telefonuna bir mesaj gelmiş olacak ki elini cebine attı. Yavaşça telefonuna baktığında hafif gerildiğini hissettim. ''İyi misiniz?'' diye sordum hemen. Bacağımda hafif bir ağrı hissediyordum, ama bunun ne kadar ciddi olduğunu anlayacak durumda değildim. O kadar hızlı hareket etmiştim ki, kanamayı fark etmemiştim bile. ''Umarım kim yaptıysa bir an önce bulunur,'' dedim. Baran Bey bir şeyler yapacak gibi ama bir türlü başını kaldırıp bana bakmıyordu. Gözleri, her zaman olduğu gibi donuk. Yavaşça doğrulup bacağıma bakıyordum. Kanama hâlâ devam ediyor. O kadar dikkatli ve soğukkanlı hareket ediyor ki… İnsan bazen birinin hissetmediğini sanır ama Baran Bey… Hiçbir şey hissetmiyor gibi. O kadar rahat, o kadar soğuk ki. Bir an, dikkatlice gözlerini izliyorum. Bir şey demek istiyorum ama nedense cesaretim yok. Yavaşça başımı kaldırıp ona doğru konuşuyorum. ''Yardım ettiğiniz için teşekkür ederim Baran Bey.'' Gözlerimden kaçacak gibi bir şeyler var. Ama Baran Beyyine de cevapsız kalıyor. Yüzü hep aynı, hiçbir şey değişmiyor. Şu an bir fark var gibi ama tam ne olduğunu anlamıyordum. Bana baktığını hissediyorum, ama gözleri hala bana odaklanmıyor. Yavaşça bacağıma yaklaşıyor ve bandajı sararken, hiç telaş etmiyordu. Bütün bunlar bir şekilde garip. Normalde insanlar panikler, ama o, her zaman olduğu gibi donmuş bir yüzle, bir robot gibi çalışıyordu. ''Teşekkür ederim.'' Tekrarladım. O sırada, biraz da şaşkın, biraz da sinirli bir şekilde soruyorum: "İyi görünmüyorsunuz? Sanki bir şey oldu, kötü mü hissediyorsunuz? Lütfen üzülmeyin, ben gerçekten iyiyim.'' Baran, bandajı sıkıca sardıktan sonra ellerini yıkıyor, ardından yüzünü bana çevirmeden, soğuk bir şekilde cevap verdi. “Hisler bizleri kontrol etmemeli. Senin güvende olman gerek. Gerisi önemli değil.” Bir kez daha anlamıştım bu adam kesinlikle dengesizin tekiydi. Bu sözlerin, o kadar keskin ve soğuk olduğunu hissediyordum ki, içimden bir şeyler kırılıyor. Gerçekten mi? Hiç mi hissetmiyorsun? Bir şeyler olmuyor mu içinde? Bir insan hissetmeden insan olabilir miydi ki? Ona bakarken, bir an, aslında içimden bir şeyler kopuyor. Baran’ın yüzündeki o soğukluğu anlamaya çalışıyorum. Hiç mi korkmaz? Hiç mi endişelenmez? Yoksa sadece bunları hissedemeyen biri miydi? ''Mesajdan sonra aniden yüzünüz düştü. Tamam sinirliydiniz ama sanki yüzünüzde hafif donuk bir ifade gördüm.'' ''İyi bir haber almadım çünkü.'' ''Özel değilse eğer...'' dediğimde elini havaya kaldırdı. ''Özel,'' dedi. O anda sadece sustum. Dudaklarıma kilit vurup derin bir sessizliğe gömüldüm. Konuşmak, bir şeyler söylemek doğru gelmemişti. Konuşmak istemiyordum. Sadece sessizliği tercih ettim. Baran Bey kurşun yarasını sağlık malzemeleriyle temizlerken çok sessizdi, ama ben her hareketini izliyor, hissettiği acıyı paylaşıyordum. “Kurşun sıyırdı,” dedi sesinde bir titreme vardı. Canı çok yanıyordu ama hiç sızlanmadı. Ben de bir yandan ona yardımcı olmaya çalıştım, ellerim titrerken gözlerim ona bakıyordu yalnızca. Birden kapı açıldı ve Asıf içeri girdi. Baran Bey, Asıf'ın geldiğini görünce elini karnımın üzerine bırakıp yarısı açılmış üzerimi düzelttikten sonra dekolteyi tamamen kapatıp ayağa kalktı. Sanki o anda Asıf'ın beni dekolteyle görmesini istememişti. Asıf gözlerini üzerimizde gezdirdi, sonra derin bir nefes alarak, “Sizi vuran kişiyle ilgili bazı şeyler öğrendim,” dedi sesinde kararlılık vardı. Baran hızlı adımlarla dışarıya çıktığında Asıf da onu takip etti. albim bir anlığına durdu, çünkü Baran Bey'in hızla odadan çıkması, Asıf’ın bu bilgiyi verme şekli… her şey bir araya gelince aklıma tek bir soru geldi: Neler oluyordu? Hemen yataktan kalkıp üzerimi çıkarmaya başladım. Kan üst tarafıma bile sıçramıştı. Üstümü çıkarttığımda Baran Bey'in odasının diğer kapısından personel koridoruna çıkmayı düşünüyordum fakat birkaç saniye geçmeden kapı açılınca Baran Bey'i karşımda görmeyi beklemiyordum. Üzerimde siyah dantelli bir sutyen, altımda pijamam ile ona bakıyordum. Neredeyse herkesin dolgun dediği göğüslerimi gören Baran Bey ise kaşları çatılı bir halde bana doğru yaklaşınca nefesim kesilmeye başladı. Şimdi ne yapacaktım?
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE