2. Bölüm Demir ağa

779 Kelimeler
Nazlı'dan Daha yedi yaşında ağıtlar içine babamı toprağa koydular. Daha çocuktum. Babamın bir daha gelmeyeceğini annemin kızarmış acı bakışlarından anlıyordum. Ya annem.. o neden beni bırakmıştı.... Diyar Dervişoğlu diye bir adamla babamın kırkı çıkmadan görüştüğü idda edilmiş. Ayşe anamın dediğine göre Narin hanım ağa öyle şey edecek bir kadın değil der. " Kız, nerdesin uğursuz..! " Zümrüt hanım ağanın sesi gelirken ağrıyan kemiklerime inat kalktım. Zümrüt hanımı sinirlendirmek istemiyordum. Kırık yatağımın gıcırtısı boş ve küflü odama yankı yaparken penceresiz oluşu sabahın olduğunu anlamamı engelliyordu. Kırık kapım sertçe açılırken ayağa kalkıp elimi önüme bağladım. " Ohhh....yatağına kahvaltı tepsisi getireyim istersen! Kalk hemen kızlara yerdım edesin..! " Korkuyla kafamı salladım. Dün sırf su bardağını yere düşürdüm diye dayak yemiştim. Zümrüt hanımın bana olan düşmanlığını anlayamıyordum bir türlü. Zümrüt hanım ağa yengemdi ama ya amcam. Cemal ağa.. onun öz yeğeniydim. Cemal ağa beni Zümrüt hanımın insafına bırakmıştı. " Hemen gidiyorum hanım ağam." dedim telaşla yanından geçip çıktım. Şimdiye beni ilk isteyen yaşlı maşlı demezler evlendirir kurtulurlardı. Tek beni kurtaran şey bana ait olan içinde yaşadıkları konaktı. Dedem konağı babamın üstüne yapmış. Eh haliyle babam ölünce direk konak benim üstüme geçti. Dedemin kesin talimatı vardı. Konağı kimseye vermeyeceksin. Bu konak senin. Ben kendi evimde hizmetçi olarak iş görürken. Bazen geceleri aç uyuyordum. Mutfağa girip arkası dönük tepsi hazırlayan Ayşe anaya seslendim. " Günaydın Ayşe ana." " Günaydın. Dedenin yemeği hazır kızım. Hadi götür." derken kulağıma doğru yaklaştı. " Fazla fazla koydum, sende onunla ye tammı" Kırık bir tebessüm edip tepsiyi elime aldım. Zümrüt hanım benim öyle her bişeyi yememe izin vermiyordu. Bazen peynir, zeytin.. bazen sadece bir kase çorbayla akşama kadar dururdum. Sinirlendiği zaman mutfağa girmemi yasaklardı. Dirseğimle kapıyı açıp yatakta yatan dedeme doğru yaklaştım. " Kaçe min. ( kızım! ) " Dedemin yorgun sesi ve zayıflamış bedeni beni üzüyordu. Bu evde tek rahat ve huzurlu yer burasıydı. " Dede bak sana yemek getirdim." " Sağol kızım, eksik olma." " Yemeğini ye. İlaçlarını vereceğim." Çekmeceye bakınca ilaçlarının çoğunun boşaldığını gördüm. " Dede ilaçların bitmiş. Ben Cihat abiyle alır gelirim az sonra. " Kafasını sallayıp yaşlılıktan ve hastalıktan buruşmuş ellerini yanağıma getirdi. " Gene mi kıydılar sana güzel kızım." Çenemin yanındaki ufak morluğu gösterirken elini tutup öptüm. " Boş ver sen dede.. bak bana da yemek koymuş Ayşe ana. Senin sayende bende doyacağım." " Ah güzel kızım.. bu hastalık ve yaşlılık olmasa seni bu hallere koymazdım. Kurt kocayınca itin köpeğin maskarası olurmuş." " Deme öyle dedem. Hadi yemeğini ye." Dedemin yemeğini yedirip onunla birlikte bende yedim. Aşağı avluya inerken damda oturup sohbet eden evin gelinlerini gördüm. Sohbet edip kahkaha atıyordu ikiside. Kendi evimde onlara hizmet ediyordum. Onları görmezden gelip aşağı indim. " Cihat abi.. " " Nazlı, ne oldu kızım? " " Dedemin ilacı bitmiş." demiştim ki arkamda hanım ağanın sesi geldi. " Cihat gider alır. Sen odaları temizliğe yardım et." Arkamı dönüp kafa sallarken Cihat abi hanım ağama doğru döndü. " Ben bilmem ne, hangi ilaç alınacak hanım ağam. Nazlı benimle gelsin." " Eyi eyi getsin. Ama oyalanmayın hemen gelin." Zümrüt hanım, Cihat abi ve Ayşe anaya çok bir şey demezdi. " Tamam hanım ağam." dedi Cihat abi. Üzerimi değiştireceğim değişik elbisem olmazdı. O yüzden değiştirmeden Cihat abinin yanına yerleştim. " Başka türlü seni o evden uzaklaştırmak mümkün değil Nazlı kızım." " Sağol Cihat abi." dedim sessizce. Çok geçmeden eczaneye girip dedemin ilaçlarını aldım. Dedem hasta olmadan önce beni okula gönderiyordu. Dedemden sonra anca ilk okul sekize kadar okudum. Yaklaşık beş yıldır dedemin hastalığı her geçen yıl kötüye gitti. Tarık ağam her şeyiyle ilgileniyor ama hastalığı yaşlılıkla birleşince öyşe kolay iyi olacağı yoktu. Ecazanenin kapısını aldığım poşete bakarak açarken geniş bir bedene çarpıp düşecekken adam beni tuttu. Gözlerimi kocaman açıp beni tutan adamla göz göze geldim. Mavi gözlerini kısmış kirli sakalları vardı. **** Demir DERVİŞOĞLU'dan Bir an kucağıma düşen kızla afallarken şaşırıp elini sıkıca tuttum. Üstü başı değişik. Saçları örülmüş, gözleri doğal sürmeli. Kızdan sabun kokusu yayılıyordu. " Kusura kalma ağam.. çıkarken seni görmedim." Telaşla elimden kurtulurken elini önde bağlayıp kafasını eğdi. Yüzüma bakmayan kıza dikkatle bakarken Polat aşiretinin kahyası Cihat kıza seslendi. " Nazlı..! " Kız kafasını kaldırıp hızla sesin geldiği yere giderken arakasından bakarak Hasan'a seslendim. " Hasan! " " Buyur Demir ağam." " Kim bu kız? " " Polat aşiretinden ağam. Ölen Nârin ve Eğit'in kızı. Berzan Polat'ın tek kız torunu. " Ne bu hali?" dedim kızın elbisesi eskimiş bazı yerlerinde hafif delikler vardı. " Babasının konağında hizmetçilik eder ağam." Hafif kafamı salladım. " Konak işini ne yaptın? " " Bitmek üzere ağam. Bir ay'a kalmaz biter." " Gidip Rusya'da işleri ayarla getir aileni diyorsun yani Hasan! " " Estağfurullah ağam. Ben bilgi veririm." Gözüm hâlâ giden arabada kalmıştı. " Şu kızı ben gelene kadar takip et. Geldiğimde bilgisini vereceksin."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE